Bugun...
BUNLAR BİR O KADAR DA KORKAKLAR!..


Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var
fakiryilmaz323@hotmail.com
 
 

Gazeteci kızımla birlikte hazırlayıp, TEMPO TV'de canlı olarak sunduğumuz 'Gazetecilerle Gündem' adlı yayınımızın son anlarında önümde bulunan bilgisayarıma düşen bir haberin içeriğine bakmadan başlığını okurken 'Hükümet istifa' diye sloganların atıldığı stadyumlardan birin de yine bir şeyler olduğunu görüyor ve sanki kalbime bir bıçak saplanmışçasına biranda geriliyor, bu gerginliğimi anlayan ama diyeceklerimle kanala zarar gelecek telaşı içinde paniklenen genel yayın yönetmenin el işareti ile 'yayın saatimiz bitiyor..' deyince kendimi zor tutup, üstü kapalı kısa bir mesajla yayına geçip, bu son mesajımla yayını kapatıyorum.
Çünkü geçtiğimiz günlerde 4 büyük takımın karşı karşıya geldiği futbol sahalarından bir yenisi son dakikalara düşmüş ve TFF 2’nci Lig’deki Bursaspor-Amedspor maçında konuk takım Amedspor’un futbolcuları ve teknik ekibi önce insanların yakıldığı Sivas'ta ki gibi kaldıkları otelin önünde sonrada saha da  saldırıya uğramış, Bursaspor tribünlerinde 1990’lı yıllardaki faili meçhul cinayetlerin sembolü ‘Beyaz Toros’ ve ‘Yeşil’ posterleri açılmıştı.
Konumuz doğal ve siyasi depremler olan ve 12 Eylül mağduru, ülkede göç eden beyinler arasında olduğunu yayında anladığım Lüksenburg'tan telefonumuza katılan Erzurum Tekman'lı Prof. Dr. Ümit Yazıcıoğulu'nun gerek kendisini tanıtırken okuduğu şiiri gerekse diplomatik güzel bir dille başta derin devlet olmak üzere siyasi arenada yaşananları anlatan bilgileri dinlerken, bir anda taaa 12 Eylül darbesi ve öncesine gidiyor bir diğer yandan da beni de alan O beyaz torosta nasıl kurtulduğumu hatırlıyordum.
Ve programda göz ucuyla bakabildiğim o son dakika habere yayın bittikten hemen sonra konuklarımı nasıl yolcu ettiğimi hatırlamadan geniş bakıp, yaşananları tam ve anlayarak okuyarak, uzun süredir ablamda olan anamı evime getirmek için gittiğim Esenyurt'ta ki ablamın bizi yolcu ederken 'Al ananı da git' diyerek bana takılırken gülümsüyor ama acı  acı o sözlerin yarattığı atmosferin bugün nasıl olup insanları gerdiğini ve yıllardır akan kanla ağlayan halkları karşı karşıya getirdiğini de yol boyu konuşmayarak, oynanan yeni oyunun ne olabileceğini düşünüyorum.
Evet pandemi yetmedi ekonomik kriz ve 50 binden fazla can aldığı söylenen, onca insanın evsiz, barksız, işsiz kaldığı depremin yaratığı olumsuz atmosferlere tuz, biber olan siyasi alandaki depremlerle sarsılmış bir halde bu kez Bursa'da gelen bir haberle yeniden stres içinde kalmış bir halde yanıma aldığım anamla konuşmadan geldiğim evdekilerle doğru dürüst selamlaşmadan hemen odama geçip, uyumayı tercih ettim.
Çünkü haberde sonra bir çocuğun eline verilen Bursaspor atkısı eşliğin de baskı altında ki yüz hattını gördüğüm twitterde yapılan bir paylaşımla iyiden iyiye gerilmiş ve o gerginlikle kendimi tutamayıp, yanlış bir şey yapmaktan çekinmiş, sakinleşmenin diğer bir yolu olan kısa bir uykuyu tercih etmiştim.
Uyandığımda ve 'sakinleştim mi acaba?' diye düşünürken başına geçip, yeniden baktığım bilgisayarımda sanal ortamda ve basın yayında hatta tv kanallarında konunun birinci gündem olduğu ve doğal depremi unutturan Akşener'in siyasi arena da yarattığı depremi gölgede bıraktığını görüyordum.
Ve hala niye tutuklu olduğu gerek ülke kamuoyuna gerekse AİHM'e ve dünyaya bir türlü anlatılamayan Demirtaş'ın, Twitter’dan yayınladığı mesajına da rastlıyorum. 
Demirtaş'ın Akşener gibi eski içişleri bakanı olan Mehmet Ağar’a göndermeyle yazdığı: “Sen başını her zamanki gibi dik tut @amedskofficial ve muhteşem futbolunu oyna. Beyaz torosçuların siyasi uzantılarını bize bırak. Bunların ağa(r)babalarına teslim olmadık, artıklarına mı boyun eğeceğiz!” mesajını okuyup, biraz daha sakinleşirken yıllar önce beni de alan O beyaz torusların birinde yaşadıklarımı bir kez daha yazıp, anlatmam gerekir diye düşündüm.
Çünkü Öcalan'ı yakalandığı dönemlerde, Tansu Çiller ile birlikte giydiği Özel Hareket Polis parkalı Akşener'i yakından tanıdığım Kocaeli'nde Siyah/Beyaz isimli günlük Kocaeli Gazetesini çıkardığım sırada meydan gelen 99 depremi ardından geri döndüğüm memleketim Ardahan'da kentin ilk ofset, renkli, günlük gazetesini çıkardığım sırada matbaamın karşısında durup, içinde inen sarkık bıyıklı sivillerin benim kendileriyle birlikte gelmem için beni davet ettiği beyaz toroslara haber ve yorumlarımla nefes vermediğim ve  beyaz toros cinayeti olmayan tek İl olarak Ardahanlı günlere beni götürmüştü.
Ahmed sporlu taraftarın sahaya neden alınmadığının sorgulanması gereken Yeşil ve Beyaz Toros arabaların pankartlarının açılmasına izin verildiği ve küçük bir çocuğun eline verilen atkının küfürler eşliğinde zorla kaldırtılıp, 'Yüzümüzü göstermeyin' korkusuyla görüntüye alındıktan sonra sanalda paylaşan alçakların bana hatırlattığı o anlar gibi zorla bindirildiğim beyaz torosta sağımda solumda oturan sarkık bıyıklıların Bursa'da ki çocuğa ettikleri küfürler eşliğinde beni bilmediğim bir yere götürüyorlardı.
Ve Ardahan-Şavşat yolu üzerinde ki bir zamanlar Malakanların yaşadığı Sarzep köyü yakınlarında tarlalara uzanmış, beni oraya getirenleri beklerken ellerinden büyük silahlarla kendini buğday başakları içine saklayanlar ve beni götürenlerle birlikte en az 10 kişi olduklarını gördüklerim şimdi nerde bilemiyorum ama hala ben buradayım ve aynı şekilde taviz vermeden hala yazıyorum.
Ve bugün timsah göz yaşlarını hatırlatan slogana sahip Bursa stadında açılan o beyaz toros ve yeşil renginin adını taşıyan toruscuların posterleri ile tehdit edenlerin aynısını yapan o torosculara verdiğim tek cevap 'yapmayın, bu ilke sadece sizin değil, hepimizin ben giderim binler gelir, siz gidersiniz aynıları gelir ama olan bu ülkeye olur..' 
Bu cevabım karşında donup kalan sarkık bıyıklı resmililerin o donuşlarını verdiği imkanla yoldan geçerken beni görüp, tanıyıp duran köy minibüsünün, 'Gel gazeteci yolda mı kaldın, götürelim' demeleri karşında da şok oluşları hala gözlerimin önünde..
Çünkü onlar gibi bugün Amedspor futbolcularına, yöneticilerine, O belik de hiçbir şeyden haberi olmayan çocuğu dövüp, tehdit edip, küfür eden alçakların çekim yaparlarken, 'Yüzümüzü göstermeyin' dediği gibi onlarda adeta imdadıma yetişen halkın karşısında donup, kalıp, korkmuşturlar..
Ve ben iyi biliyorum, bunların o devlet, resmiyet ve vatan-millet-sakarya edebiyatı ile iki devlet bir millet dedikleri Azeri'nin oteline çöken ağarlarının başını çektiği derin işlerin gazına gelip, yaptıkları kabadayılıkları kadar bir o kadar da korkak olduklarını..
Bunun en son örneği masayı yıktığını sanıp, giden ve dönemin özel timin parkası dönemi olmadığını anlamayan Akşener değil mi?



Bu yazı 1378 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

BUGÜN ULUSAL VE YEREL GÜNLÜK BİR GAZETE ALDINIZ MI?


YUKARI