Reklam
Bugun...


VALİLİK: 20 KÖYDE YAŞANAN FIRTINA SONUCU MAĞDUR OLANLARA KATKI SUNULACAK!
JANDARMA BU KEZ ODUN YAKALADI!.. Geçtiğimiz gün yaşanan ve bir çok evin çatıları olmak üzere bir çok mağduriyete yo açan fırtına dolaysıyla zarar görenlerin mağdur edilemeyeceğini belirten Ardahan Valiliği bu konuda yaptığımız bir habere yönelik yaptığı açıklamada köylülere gerekli katkının sunulacağını ve devlet olarak yanlarında olduğunu açıkladı. Haberimiz ardından yapılan yazılı açıklama şöyle;

VALİLİK: 20 KÖYDE YAŞANAN FIRTINA SONUCU MAĞDUR OLANLARA KATKI SUNULACAK!

SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..

Gazeteci Fakir Yılmaz Cumartesi Günü Saat: 17.45'de de TEMPO TV'de Programa Başlıyor..

Her Cumartesi günü saat:17.15'te ekranlarınızda..

Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..

T.C ARDAHAN VALİLİĞİ İL AFET VE ACİL DURUM MÜDÜRLÜĞÜ (AFAD)

CEVAP VE DÜZELTME METNİ (05.05.2021)

Ardahan’da yayın yapan www.kuzeyanadolugazetesi.com internet sitesinde “Fırtınaya tutulan köylüler AFAD’ı bekliyor” başlığıyla asılsız bir habere yer verilmiştir.

Valiliğimizce yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde;

1) 21.04.2021 Çarşamba günü ilimizde meydana gelen şiddetli fırtına sebebiyle çatı uçması ihbarları alınmış, Ardahan Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ekipleri hemen harekete geçmiş ve Ardahan il merkezine bağlı Hoçvan bölgesindeki köyler ile Göle ilçesine bağlı köylerde çatısı hasar gören 20 ikamette hasar tespit çalışması yapılmıştır.

2) Tutulan hasar tespit raporları doğrultusunda İçişleri Bakanlığımız Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı tarafından il merkezi ve Göle ilçesinde toplam 18 ikamet için nakdi yardım ödeneği ayrılmış, nakdi yardım tahsis edilen ikamet sahiplerinin ödemeleri için işlemler başlatılmış olup, ikamet sahiplerinin banka hesaplarına aktarılacaktır

1- Söz konusu haberde yer alan, AFAD’ın hasar tespit çalışması için köylere gitmediği ve hasar tespit çalışması yapmadığı şeklinde ki ifadeler gerçek dışıdır.

2- Devletimiz, her türlü afetler karşısında vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edecektir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

JANDARMA BU KEZ ODUN YAKALADI!
Ardahan’da jandarma ekipleri tarafından yapılan operasyonda kaçak ağaç kesimi yaptığı tespit edilen 2 kişi yakalandı. Şüpheli şahıslara sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal etmesi nedeniyle kişi başı 3.150 TL idari para cezası uygulanırken, haklarında soruşturma başlatıldı.
Konu ile ilgili Ardahan İl jandarma Komutanlığından yapılan açıklamada, “Ardahan Göle ve Merkez İlçe Jandarma Komutanlıklarımızca sokağa çıkma yasağı kısıtlamaları döneminde önleyici kolluk devriyeleri esnasında; Göle İlçe Jandarma Komutanlığı sorumluluk alanındaki Yeniköy Tekirin Deresi mevkiinde bir şahsın ormanda kaçak kesim yaptığı görülmüş ve şüpheli yapılan “DUR” ihtarına uymayarak kendisine ait traktörü ile olay yerinden kaçmıştır. Şüpheli şahıs Yeniköy’de 5 adet sarıçam ağacı ile yakalanmış olup, Orman emvalleri Göle Orman İşletme Şefliğine teslim edilmiştir.

Ardahan Merkez Jandarma Komutanlığı sorumluluk alanındaki Bağdeşen Köyü bölgesinde bir şahsın ormanda kaçak kesim yaptığı görülmüş ve 2 siter sarıçam ağacı ile birlikte yakalanmış olup, ele geçirilen kaçak kesilmiş Orman emvalleri Orman İşletme Şefliğine teslim edilmiştir. Ayrıca her iki şüpheli şahsın sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal etmesi nedeniyle kişi başı 3.150 TL olmak üzere toplamda 6.300 TL idari para cezası uygulanmak üzere tutanak tanzim edilmiş olup, Cumhuriyet Savcısının talimatı ile şüpheliler hakkında soruşturma başlatılmıştır.”
FIRTINAYA TUTULAN KÖYLÜLER AFAD'I BEKLİYOR..
Geçtiğimiz günlerde yaşanan ve başta Ardahan merkeze bağlı Otbiçen (Kımılı) köyü olmak üzere bir çok köyde ev ahırları yıkan fırtınadan zarar gören vatandaşlar bugüne kadar köylere gidip, hasar tespiti yapmayan Afet ve Acil Durum yetiklerini bekliyorlar. Corona yasakları dolaysıyla zaten zorda olan vatandaşla Ardahan Valisinin bu konuda duyarlı olup, yaşadıkları mağduriyeti gidermeleri ve yardım yapmalarını beklediği AFAD'ı harekete geçirmesini istemekteler.
İnişli çıkışlı hayat...

Sosyal hayatın korona ile birlikte sanallaştığını sanıp, televizyonların çıktığından bu yana okumayı unuttuğumuz kitapların, şu yasaklı günlerde yeniden ellerimize aldığımız kitapların anlattıkları onca yaşanmışlıkların başını aşkın çektiğini bir kez daha görürken, bu aşkın iki insan arasında olduğu gibi, her canlının yaşamında var olduğunu da anlıyorum, “Martı Jonathan Livingston’un tüm alışkanlıkları aşma arzusunu anlatan kitaba göz atıp, kısa sürede yarısına geldiğimi anlarken..

Ve Richard Bach'ın yazdığı bu romanın aslında martının üzerinde kendisini, beni, seni, insanı anlatmaya çalıştığını da anılıyordum hızla bitirp, çeviridiğim kitabın bitme aşamasına geldiğini görürken..
Ve dönüp okunmayı bekleyen bir kitabı daha elime alıp, baktığımda ondada yeni bir yaşanmışlık ve birilerince çizilen çizgileri aşıp, kartal misali olma aşkını yaşayan olduğunu Martı Jonathan Livingston'un aşkının diğer bir formatla yazılmış olan ve bir romana, kitaba dönmüş olduğunu anlayıp, hepimizin yaşadıklarını yüzümüze çarparcasına devam eden satırları hızla bitirip, içimi sıkan bir duygu ile kapağını kapatıp, incitmeden kenara bırakmaya çalışırken, karşımdaki tv de  diziye takılıyor gözüm...
Aslında “Atımı getir” diye bağıranın, yani yaşadıklarından kaçıp, gitmek isteyen gibi sıkıştığında içindekilerini anlatacak birilerini arayanların,sosyal hayatın sanallaşıp, değiştiği gibi değişip bugün adıyla “Menajerini ara” başlığını aldığını da anlıyordum, her yerde yaşanmışlar karşına mı çıkar, çıkacak deyip, boğulmamak için yaktığım bir sigara ile kendimi balkona atarken...
Ama dayanamıyor aşağıdaki satırlarla başlayıp, “seni seviyorum” diye biten “Bir yaşanmışlık” adlı kitabın anlatmak istediklerini size bırakırken, sızlayan kalbinizin atışının durmaması için duacı olmak istiyorum, kuruyan dudaklarıma yapışan sigaramın bittiğini ve yaktığını hissederken...
Evet birlikte okuyalım mı hepimizin yaşadığı o anları anlatan kimilerini üzen, kimilerinin içindekilerini yazıya döktüğü için suçlandığı o satırları...
Ve sıkı durun diyerek başlıyoruz;

“BİR YAŞANMIŞLIK...

Seni tanıdığım günden bugüne kadar seni çok ama çok sevdim... Ve limanım diye sığınıp çok güzel anlar yaşadım... Bu anların en güzeli seviyor diye bakan gülüşündü...
En önemlisi de ben aradığım hazzı sende buldum ve var olan sorunlar, sorumluluklar ne kadar, ne olursa olsun, seninle olacağım deyişindi beni sana bağlayan, beni sana aşık eden ve aşkı bir kez daha tatmama neden olandı...
Ve bende, “evet aradığım aşkı geçte olsa buldum” diye seninle geçen her saniye de sana daha çok aşık olmuş, güzelliğinin yanında kalbinin, gönlünün yumuşaklığına ve bereketliliğine esir düşmüş, elimden geldikçe tüm kalbimle, yüreğimle adeta batmak üzere olan ve bir liman arayan bir gemi misali sana sığınmıştım...
Bunu yaparken de “ikimizin de çevresi” yani örf, adet ve en önemlisi baskıcı bir toplumun fertleri olarak birilerini üzmemek, bunu yaparken de onlarında beni ve seni üzmemesi için tüm gücümü ortaya koymuş ve bunu başaramamamın bedelinin seni kaybedeceğimi anladıysam da, yine de senin o her zamanki güzel gülüşünle tüm zorluklara rağmen “hep birlikte olacağız” demene güvenmiştim...
Ve çok uzatmadan diyeceğim o ki; Sen dahil çevremdekilerin sert, güçlü diye sandıkları, benim aslında hiçte göründüğü gibi olmadığım, kalbimle, gönlümle, vicdanımla hep üzülenin ben olduğumu, çünkü inandıklarımın hatta aşklarımın yıktığını bilmeni isterken, bu aşkı senin yıkmayacağına hala güvenim ve umudum devam etmekte...
Sevgilim sensiz, seni düşünmekten uykusuz geçen bir geceyi daha geride bırakırken senden tek bir ricam var...
O da; senin de sevdiğini düşündüğün bu insanın sevgisinin geçici olmadığını ve seni çok sevdiğini bilmeni, çevre denen çembere rağmen bu aşka, ilişkiye “yok olamaz bu saatten sonra böyle bir aşk” deyip, bizi kıskanan AKİLlerin akılarına ya da anlamsız ve saçma inada son vermemen ve vicdan derken o vicdanın sende olduğu kadar bende de olduğunu unutmamanı kısa bir süre önce başlamasına rağmen tarih yazan aşkımızın hatırı ve lütfen “yaşandı, bitti” demeden kendin, gibi benide anlamanı önemle, özenle rica ediyor, bir kez daha şans vermeni istiyorum...
Ve yazımı okuyup, beni anlatan şarkıları, türküleri, şiirleri dinlerken uzun uzun bir kez daha düşünüp, aldığını sandığın saçma ve beni olduğu gibi, ikimizi de öldüren anlamsız kararından vazgeçip, severek, enerji alarak tuttuğum o ellerini bir daha tutmama ve bundan sonra çok gizli kalacağına söz verdiğim aşkımıza izin ver ve beni bırakma lütfen...
Evet sonuç nedir diye baktığımda seni sevdiğimi ve “seni seviyorum” dememe izin ver dediğimi anlıyorum...” 
diyor her şarkı, her türkü ve yasakların yeniden okumamızı hatırlattığı aslında biz ve bizlerin yaşadıkları olan onca kitaplar..
Neyse sıkıldıysan ya varsa atını al, bin git uzaklara ya da menarjeni ara belki biraz rahatlarsın, kalbin ve gönlündeki volkana dönmüş olan duyguların sağı, solu yakacak hale gelmeden, seni boğan atmosferi dağıtır, rahatlarsın yasaklı günlerin aslında hep yasak denenlerle bitip, iniş, çıkışlı bir hayaın tükendiğini anlamadan...

 

..

 

ki...

MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle.. 

arşiv haberler 08/06/2020 tarihli haberler/yorum

 
AFAD ile 112 İstanbul'da Gelenleri Kurtardı!
BİR ÇOCUK BOĞULARAK ÖLDÜ!.. Geçtiğimiz gün meydana gelen ve emekli bir bekçinin belinin kırılması ile sonuçlanan kaza ardından Göle'de yine trafik kazası.. 

Alınan bilgilere göre geçtiğimiz günlere İstanbul'dan Ardahan'ın Göle İlçesine bağlı Tellioğlu köyüne gelen gurbetçi aile Kars Kalesine geziye giderlerken Göle-Kars Yolu üzerinde bulunan Balçeşme (Lelevarginis) köyü yakınlarında trafik kazası kurbanı oldular.

Sürücünün aracın direksiyonunun kontrolünü kayıp etmesi sonucu meydana geldiği öğrenilen kaza ardında 4'ü çocuk olmak üzere 7 kişinin kaza geçiren araçta mahsur kalmaları üzerine Ardahan AFAD ve Acil 112 ekiplerinin olay yerine gitmesiyle kurtarılıp, hastaneye sevk edildikleri öğrenildi.

**DEREYE DÜŞEN ÇOCUK KURTARILAMADI!

Yunus'Emre Şen Hayata Tutunamadı..

Öte yandan yien Göle'ye bağlı Dengeli (Babur) köyünde dere kenarında oyun oynarken çaya düşen Yunus Emre Şen sevk edildiği Erzurum'da hayata tutunamadı.

Alınan  bilgilere göre çaya düşen çocuğu komşular tarafından sudan çıkartılıp, önce Göle Devlet Hastanesine ardından tırnağı kanayan bir çokArdahanlı hasta gibi  Erzurum Araştırma Hastanesine sevk edildi. 15 gündür yoğun bakımda yatan Yunus Emre Şen'im burda da kurtarılamayarak hayata tutunamadığı öğrenildi.

Göle Dengeli (Abur) köyünde Kazım şenin in üç yaşındaki oğlu yunun emre şen yaşam mücadelesini kaybetti dere kanarın da oyun oynarken dengesini kaybeden yunus emre şen çaya düştü komşu kadın tarafından suda çıkartıldığı şen yaşam mücadelesini kaybett. Haber Kaynak: Kurbani DEMİR

*Sıra Esenyurt ve İBB'de!

Milletvekillikleri düşürülen, kaç milletvekili ve belediye başkanının tutuklandığı, ne kadarının yerine kayyum atandığını artık sayamadığımız bir süreçte biri CHP'li, ikisi HDP'li olmak üzere 3 milletvekilinin vekilliklerinin düşürülmesi ardından yaşananları izlerken MHP ortaklı iktidara ve Corona'yı bitiren, gelen tepkiler ardından pandemi önlemlerini hatırlatıp, bu hafta sonu yapılacağı söylenen yasakları gelen tepkiler ardından kaldırdığını ilan eden başkan Erdoğan'a kızmak yerine HDP ve CHP'lilere ne diyeceğimi bilemiyorum..

Tabi HDP ve CHP'ye diyeceklerimizi demeden önce yaklaşık 3 aydır süren Corona yasaklarına ses çıkarmayıp, iki günlük son yasağa homurdayan halkımın özgürlüklere karşı sessiz kalıp, cırtık atacağı hafta sonunun yasaklanmasına karşı homurdamasının bile işe yaradığını da görmek, anlamak gerekir..

Çünkü bu homurdanmayı gören Başkan Erdoğan 2 saat sonra yasakların kaldırıldığını ilan etmesi başta kendimize olduğu gibi demokrasiye, halkın oylarına rağmen despotluk yapanlara karşı homurdanmanın bile yettiğini ortaya koyarken aynı halkın bu homurdanmayı tüm yaşananlara karşı da ortaya koyması gerekmez mi diye sormak geliyor..

Yani halk denen toplumun iki günlük tatillerine, cırtık atmalarına getirilmek istenen tepkiyi Corona denen komedinin başından bu yana ortaya koysaydı zaten zorda olan kendimizin ve ülkenin ekonomisini iyiden iyiye zorda bırakan bugünleride yaşamazdık..

Neyse konumuza dönecek olursak eğer mecliste yaşananlara ve CHP'lilerin, ulusalcıların son yerel seçimlerde oylarını aldıkları HDP'lileri görmezden gelip Berberoğlu üzerinden yaptıkları siyasete bakıp, attığım twiwtter, facebook mesajımı ve sıranın kimlerde olduğuna bakalım derim..

Çünkü; 'Bugünün yaşanacağını hesaba katmayıp, Demirtaş ile diğer HDP'lilerin tutuklanmasına neden olan CHP'nin, Milletin vekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasına oy verdiğini unutup, şow eşliğinde ayağı ile tıpış, tıpış mahkemeye giden Berberoğlu'nun 'olur ya kısa sürede olsa serbest kalırsa' eğer gidip, CHP Genel Merkezine kendisini atıp orada kalmalı.. Bakalım meclisi basıp, HDP'li Orhanları alan polis CHP Genel Merkezini basıp, Berberoğlu'nu da alır mı.. Ve muhalefet neye hala mecliste durur. sineyi millete gitmez.. Bunları tartışmanın demokrasi adına daha etkili olacağı düşüncesindeyim' diye mesaj atan benim ve bir çok insanın düşündüğü ve hissettiği şey sıranın CHP Genel Başkanının dediği gibi 'Sıranın bir ilçede ve büyükşehirde, asıl amaç bizi sokağa çekmek' dediği olayda..

O olayda Kılıçdaroğlu'nun dediği bir ilçe belediyesi Esenyurt'tur, büyükşehirde İstanbul İBB'dir..

Çünkü 3 vekilin vekilliklerinin düşürülmesi bir kez daha nabız ölçümüdür ve Covid-19 dolayısıyla hafta sonu uygulanması düşünülen ama demokraside yaşananlara değil cırtık atma istemine karşı yaşanan homurdanmalar ardından kaldırılan yasaklar kadar vekillerin vekilliklerinin düşürülmesi olayı karşısında kamuoyu denen toplumun yani kimse o beklenen, istenen ve iktidarı ya da 'vatan-millet-sakarya' edebiyatı ile siyaset yapan ortağını korkutacak bir tepkiyi koymamıştır..

Nokta..

 

ESKİ  HABERLERİMİZ İÇİN TIKlayın.. 

http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php

KAZAN REKTÖR ADAYLIĞINI AÇIKLADI

arşiv haber 04/05/2016 tarihli haberler

Devam Etmesi İstenen Rektör Korkmaz'ın Yerine Göz Koyan Çok

Bir dönem daha devam etmesi istenen Ardahan Üniversitesi Rektörü Dr. Ramazan Korkmaz'ın yerine göz dikenlerin sayısı artmaya başladı.
Bir dönem daha kalması için imza kampanyası başlatılan Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz'ın kurduğu üniversiteye bir Ardahanlı daha aday oldu.
İstanbul Üniversitesi İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İşletme Bölümü Başkanı Prof. Dr. Halim Kazan, Ardahan Üniversitesinde Haziran ayında yapılacak rektörlük seçimlerinde aday olduğunu açıkladı

Kazan yaptığı açıklamada, Her şeyden önce bir Ardahanlı olarak kendi memleketime bir vefa borcum olduğuna inanıyorum. Vefa borcumu ödeyebilmek için bugüne kadar edinmiş olduğumeğitimim, bilgi birikimim ve tecrübelerimi hizmet şeklinde Ardahan’ın hizmetine sunmakla mümkün olabileceğini düşünüyorum dedi.
Kazan, ’’Ardahan Üniversitesinin bugüne kadar göstermiş olduğu gelişmişlik ve başarılarını daha ilerilere götürerek Türkiye’nin ve Dünyanın saygın üniversiteleri arasına taşımak, Ardahan Üniversitesini bölgenin lokomotifi haline getirerek Ardahan’ı bölgenin ulusal ve uluslar arası arenada ciddi eğitim ve öğretim veren üniversite merkezi haline getirmek. Girişimci üniversite ve girişimci kent özelliklerini kazandırarak bir eko sistem haline dönüştürmek, Yüksek içerikli eğitim ve uygulamalara önem vererek, küresel rekabetin her alanda görüldüğü lokal, bölgesel, ulusal ve uluslararası bilim ve teknoloji temelli yeni ticari etkinliklerin kuluçka merkezi haline getirerek, endüstriyel ve diğer araştırma kuruluşlarıyla kaynaşarak know-how merkezleri haline getirmek, Herşeyi devletten bekleyen değil kendi finansman kaynaklarını kendisi yaratan, yarattığı kaynaklarla topluma, ülkeye ve insanlığa değer üreten bir eğitim vererek başarılı insanlar yetiştirmek, Bölgemizde başarı ile uygulanabilecek sanayi ve sektörlerin mevcut ihtiyaçlarını tespit ederek, bu sanayi ve sektörlerin başarılı olabilmesi için üniversite dışında bulunan bölge halkına uygun eğitim programları düzenleyerek bu sanayi ve sektörler için kalifiye elemanlar yetiştirmek,
Bölgenin coğrafi ve iklim şartları göz önüne alınarak uygun bilimsel projeler ve programlar geliştirerek bölgeye teknoloji ve kültürel alanlarda katkı sağlamak, Çeşitli lisans, Yüksek Lisans ve Doktora dersleri veren, laboratuvar kuran, Projeler üreten, Ulusal ve uluslararası Kongreler düzenleyen, bilimsel danışmanlık yapan iç ve dış dinamikleri çok iyi analiz eden akademisyenler ve çalışanları üniversitemize kazandırmak, Ardahan Üniversitesine katkıda bulunmak ve dördüncü nesil üniversite yolculuğuna öncülük etmek, Kentsel dönüşüm, milli eğitim, sağlık, ulaşım ve Ülkemiz için hayati önem taşıyan benzeri konularda projeler üretecek çalışma grupları oluşturmak, projelerde sorumluluk almak ve aktif rol oynamak istiyorum.’’ şeklinde konuştu
Kazan, kısaca ifade ettiğim bu birikim ve görüşler ışığında, Ardahan Üniversitesinin yeniden bilimsel, teknolojik ve kültürel temelde yapılanma sürecinde aktif olarak rol alma kararı almış bulunmaktayım' dedi.

**REKTÖR BİR DÖNEM DAHA KALMALI..

Öte yandan mevcut rektörün başlattığı çalışmalarını tamamlaması için bir dönem daha görevde kalması gerektiğini düşünen Ardahanlılar Çıldırlı hemşehrileri olan Ardahan Üniversitesinin kurucu rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz'ın bir dönem daha bu görevde kalıp, başlattığı çalışmalarını tamamlaması gerektiğine işaret ederek, 'Rektör bir dönem daha kalsın' adında bir imza kampanyası başlattıkları alınan bilgiler arasında oldu.




Kaynak: ardahan haber

Editör: ardahan haberleri

Bu haber 5084 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI