Reklam
Bugun...


CHP’LİLER ARDAHAN'DA KAVILCA TOHUMU EKTİLER!
13 bin yıldır hiçbir değişime uğramayan, yüksek besin değerine sahip, Anadolu'nun “Kavılca'sını” yeniden teşvik edip, ektirmek ve bu yönde acil desteğe ve teşviklere ihtiyaç olduğunu belirten CHP'liler Ardahan'da Kavılca tohumunu bir tarlaya ekip, karların erimesiyle, tarlalarında herge başlayan bölge çiftçisine örnek oldular.

CHP’LİLER ARDAHAN'DA KAVILCA TOHUMU EKTİLER!

SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..

Gazeteci Fakir Yılmaz Cumartesi Günü Saat: 17.45'de de TEMPO TV'de Programa Başlıyor..

Her Cumartesi günü saat:17.15'te ekranlarınızda..

Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..
Konu hakkında bir açıklama yapan CHP Merkez İlçe Başkanı Sinan Onay çalışma ile ilgili şöyle dedi:
“İl Başkanımızla birlikte Hanak Belediye Başkanımız Ayhan Büyükkaya'nın ev sahipliğinde Bursa Milletvekilimiz Orhan SARIBAL, Fındıklı Belediye Başkanımız Ercüment ÇERVATOĞLU, Borçka Belediye Başkanımız Ercan ORHAN, Şavşat Belediye Başkanımız Nihat ACAR, Hanak İlçe Başkanımız ve Kadın Kooperatifinin katılımıyla, yaklaşık 30 dönümlük araziye Kavılca Buğdayı ekimi yaptık,”dedi.
Bir şiirin anlattıkları..

Evet her insan gemi misali onca hafif, çalkantılı, zaman, zamanda tsunamiye dönüşen dalgalar arasında bilinmeze yol alırken, zaman, zaman da Titanik misali buzlara, kayalıklara ya da kanalı kapatıp, tüm dünyanın gidişatını olumsuz etkileyen korona virüsü ile karşılaşır...

Ve bir umut diyerek Karadeniz'de, Akdeniz, Ege'de yer altı kaynakları arıyoruz deyip taaa Libyalara kadar uzanıp, durduk yerde uluslararası sorun ve sıkıntılara neden olan gemiler gibi yeniden yanaştığı limanlarda da karşılaşır yeni sorun ve sıkıntılarla, hatta çek git diye tepkilerle karşılaşır, sevinçle yeni attığını düşündüğü çapanın elinde kaldığını anlayıp, kala kaldığı yerde göğüste bulunan çatlağın verdiği ağrıyı hissederken.
İşte duyguların insanı şairleştirip, şiirler yazdırdığı bir anda o büyük bir umutla yanaşıp, ama beklenmedik bir anda gelen fırtına ile yıkıldığı limana attığı çıpayı çekmeye çalışan kolların koptuğunu, şiirleri yazan parmakların ağrıdığını ve “haydi diren, kalk, yürü, git yeni bilinmeyen bir limana” demek isteyip, gidemeyen ayakların adım atamaz halde kala kaldığı bir andır basitçe, “yaşandı bitti” denen o anlar...
Ve o dağları delip, tüm gücü ile homurdayıp, içindekileri ateşe çevirip hem kendisini hem de limanı, çevresini yakıp, yıkıp, geçtiği andır lav adını alan limanın dirençsizliği, zavallılığı oraya çıkar sarı ışıkların açtığı yoldan kendisine çektiği gemiyi param parça edip, kenara attığını düşünüp, kendisini kandırır, kanattığı yaraların nasıl kapanacağını bilmeden...
Evetle başlayıp, hayırla biten anların insanı şairleştirip, şiirler yazdırdığını bir kez daha anlarken, en güzeli olanın limanın ve gemiyi ona çeken fenerin değil, severek çıktığın bu yolda kendi bildiğinden vazgeçmemek ve tüm tsusinamilere, hatta köpek balıklarına karşın yazmaya, yaşamaya ve şairleşmeye devam demeli insan attığı çıpanın o kadar basit olmadığını ve kopmayacağını hissettirmektir asıl yaşam ve şiirler...


İşte, “benden de bir şiir” diyerek bugünü sakin, yarını fırtınalarla karşılamak adına mücadeleye devam duygularlada son bir yıldır koronanın bagane edilip getirilen tüm yasaklara karşın o yasakları, saçma duyguların esiri olup, “olmaz, buraya kadarmış,” denenleri, yani ufukta da ola, serapta görsen o limanı, adayı ya da volkanlar gibi yanan içini soğutacak suya ulaşmak için umut, sevgi, saygı ve arzu deyip yeniden çıktığın yolda adım atmaya devam etmeli insan...
Hem de yelkenleri yırtılmış, kürekleri kırılmış olsa da, devam diyerek aşağıdaki şiirin yazdırdığı bu yazı gibi yazmaya, yaşamaya, yaşanılması gerekenleri görmeye kalbin bulunduğu göğsü gererek vazgeçmedim demektir, 'limanı terk etmeyen insanın kendi kıyısında acı çekmeye mecburdur' densede yaşamın diğer bir adıda limandır... 

Limandan Ayrılmak...

 

Hiç görmediği Zonguldak'ın
hep o ısıtan kara kömürle
anarken umudun diğer adı olan
mavi denizin yanı başında
bulunan limana ışık veren
ve güneş sarılığı ile
geniye
-Yorgunsun yaklaş şu limana
derken aslında zaten birçok
yara almış, yüreği, kalbi
çatlamış durumda olan
gemiyi karaya oturtup, parçalamak
ve köpek balıklarına yem yapmak
olduğunu nereden bilecekti ki
kendisini usta Kaptan sanan
ve limandan ayrılmak zorunda
bırakılan yara, bere içinde
olan limanı çok seven GEMİ..

 

ki...

MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle.. 

arşiv haberler 24/06/2018 tarihli haberler/yorum

Ardahan Başkanlığı Onayladı!
AK Parti: Prof. Dr. Orhan Atalay CHP: Öztürk Yılmaz

Ardahan'da seçim sonuçları açıklandı. Ardahan'da AK Parti önceki döneme göre oyunu yüzde 2 arttırarak yüzde %38'e yükseltti.

CHP Öztürk Yılmaz'la %24 alırken, HDP Taşkın Aktaş'la %22'de kaldı.

Bu sonuçla Ardahan'da AK Parti ve CHP birer Milletvekili çıkarmış oldu.

Ardahan'da Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise Recep Tayyip Erdoğan yüzde %43'le Ardahan'da büyük zafer elde ederken, Muharrem İnce yüzde %35'te kaldı.

ARDAHAN İL GENEL OY DAĞILIMI

AK PARTİ Orhan Atalay 21 Bin 350 oy 
CHP Öztürk Yılmaz 14 Bin 282 OY 
HDP Taşkın Aktaş 11 Bin 750 OY 

 

2018 ARDAHAN SEÇİM SONUÇLARI

Açılan Sandık %97,32

CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ

Açılan sandık %97,3

Recep Tayyip Erdoğan

%43,62

 Muharrem İnce

%35,37

Selahattin Demirtaş

%15,49

 

Meral Akşener

%4,64

Temel Karamollaoğlu

%0,62

Doğu Perinçek

%0,26

MİLLETVEKİLİ SEÇİMİ

Açılan sandık %97,3

Cumhur İttifakı

%44,41

AK Parti

%37,00

MHP

%6,71

Millet İttifakı

%30,64

CHP

%24,50

İyi Parti

%4,98

Saadet Partisi

%0,93

HDP

%21,99

Vatan Partisi

%0,30

HÜDA PAR

%0,22

Ve Seçim Bitti, Sıra Sorunları Aşmak..

Başta demokrasi olmak üzere birçok konuda büyük beklentileri olan ülkem hüiradenin rahatça hareket ettiğini gördüğümüzbir seçimi daha geri de bıraktı.

Bu yazının yazıldığı sırada başta ülkenin en kuzey vilayetlerinden olan Serhat Ardahan'dan olmak üzere oy kullanımının huzur için devam ettiği ülkemin seçileceklerden beklentilerini sıralamak gerekirse Eren Doğan adlı arkadaşın yaptığı tespitlerle karşımıza şu tablo çıkmakta.

Demokrasinin olmazsa olmazına dikkat çeken Doğan'ın beklentilerinin hemen hepsinin hepimizin olduğunu ve seçileceklerin bu beklentileri kendilerine anayasa etmesi gerektiğini düşünüyorum.

İlk resmi Başkanın kuracağı kadrosuyla parlamento ile birlikte uyum içinde çalıştığı bir yönetim anlayışının ilk adımının atılacağı bugünden itibaren ya yeni bir seçimin yada yerel seçimlerinde tartışılacağını belirtip, Doğan'ın biz vatandaşın beklentilerine geçelim..

İşte bir seçimi daha geride bıraktığımız ülkede seçileceklerden beklentiler, seçenlerin seçilenlerden istediği Türkiye..

*Çalışan Milletvekili..

Biz, milletvekillerini bu ülkeye hizmet etsinler diye seçiyoruz. Ancak pek çoğumuz biliyoruz ki görevini yerine getirmeyen, maaşı alıp keyfine bakan milletvekilleri var.

Bu sorunun en temel nedeni, oy toplamak amacıyla alakasız kişilerin milletvekilliğine aday gösterilmesidir. Örneğin Doğu’daki bir ilden milletvekili adayı gösterilirken, oy toplamak amacıyla, o bölgede etkisi olan bir kişi veya o kişinin bir akrabası seçiliyor. Bölge halkı da bu etkili kişiye veya akrabasına oy veriyor.

Normal şartlar altında milletvekili seçilmesine imkân olmayan bu kişi, milletvekili seçildikten sonra fazladan bir çaba sarf etmiyor. Partisi kendisine elini kaldır dediğinde kaldırıyor, indir dediğinde indiriyor.

Bu durum nedeniyle meclisimiz oldukça yavaş çalışıyor. Özellikle, yaşanan gelişmeler üzerine yapılması gereken anayasal düzenlemelerde geç kalınıyor.

*Çalışmayan Akademisyenler

 Ülkelerin 2014 yılındaki akademisyen sayıları.

Soldaki iki grafiğe baktığınızda akademisyenlerin gerçekten çalışmadığını anlayabilirsiniz. Türkiye’deki akademisyen sayısı (yerli ve yabancı), 2014 verilerine göre, 181.544. Nüfusumuz diğer Avrupa ülkelerinin çoğundan fazla olduğu için en çok akademisyenin bizde olması oldukça normal gelebilir.

 Ülkelerin 2014 yılında yazdıkları bilimsel ve teknik makale sayıları.Ancak 2014 yılında yazılan bilimsel ve teknik makalelerin sayısına baktığımızda akademisyenlerimizin pek de çalışmadığını görebiliyoruz.

2014 yılında Türkiye’de toplam 33.673 adet bilimsel ve teknik makale yazılmışken, akademisyen sayısı bizden biraz daha az olan Almanya’da, 2014yılında 109.262 bilimsel ve teknik makale yazılmış.

Farklı ülkelerden örnekler vermek gerekirse; Fransa’da 75.017, İtalya’da 70.780, Rusya’da 44.994, İran’da 36.310, Finlandiya’da 11.220, Birleşik Krallık’ta 102.970 ve İspanya’da 57.075 bilimsel ve teknik makale yazılmış. 

Buradan anlaşılacağı üzere Türkiye’nin akademisyen sayısı nüfusla doğru orantılı olarak yüksek ve bu durum oldukça normal. Ancak Türkiye’deki akademisyen sayısı ile yazılan bilimsel ve teknik makale sayısı kıyaslandığımızda, her 5 akademisyenden sadece 1 tanesinin makale yazdığını fark ediyoruz.

Yetersiz Ceza Kanunu

Cezalar, insanları suç işlemekten caydırmak için var. Ancak ülkemizdeki kanunlar artık caydırıcılığını yitirmiş durumda. Vatana ihanet eden teröristleri besleyen, tecavüzcüye iyi hal indirimi uygulayan, kısacası adaleti sağlayamayan bir ceza kanunumuz var.

 

Son dönemde yaşadığımız olaylar, Türkiye’deki hukuk sisteminin eksiklerini daha fazla dile getirmemize neden oldu. Sanki Türkiye’nin mahkemelerinde “Adalet mülkün temelidir” yazmıyormuş gibi hakimler, görece yanlış kararlar veriyor.

Peki, bir ülkenin adaletinde sorun olup olmadığını nasıl anlarız?

Özgecan Aslan örneği üzerinden gidelim. Mersin’de yaşanan olayda Özgecan Aslan tecavüze uğradı ve katledildi. Özgecan’ın katili Ahmet Suphi Altındöken, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Mersin’deki hapishanedeyken silahlı saldırıya uğradı ve öldürüldü. 

Eğer bir ülkenin mahkemelerinde adalet sağlanmıyorsa insanlar adaleti kendileri sağlamaya çalışır. Bir tecavüzcü hapishanede öldürülüyorsa bu toplumun tepkisidir ve buradan adaletin yerini bulmadığı anlaşılmalıdır.

*Türkiye’ye Özgü Trafik Kuralları

Hepimizin bildiği üzere Türkiye’de trafik kuralları çoğu zaman göz ardı ediliyor. Tüm ülkede diğer ülkelerden farklı bir trafik kuralı anlayışı var. Yaya geçidinde durulmaması, emniyet şeridinin izinsiz kullanılması, otobüs ve taksi şoförlerinin kuralları ihlal etmesi, seyir esnasında telefonla konuşulması, emniyet kemerinin takılmaması, üst ve alt geçitleri kullanmayarak orta refüjden geçilmesi…

Bunların hiçbirisi normal olmamasına rağmen Türkiye’de bunlar sanki trafik kuralıymış gibi uygulanıyor. Bu davranışların yanlış olduğunu söyleyenlere ise garip gözlerle bakılıyor.

*Eğitim Sistemindeki Belirsizlik

Son 15 yılda eğitim sistemi sürekli değişti ve değişmeye de devam ediyor. 2007'de OKSyerine SBS geldi. Ardından 2010'da ÖSS değiştirilerek YGSve LYS uygulaması başladı. Aynı yıl 6, 7 ve 8'inci sınıflara uygulanan SBS değiştirildi ve yalnızca 8'inci sınıflara uygulanmaya başladı. 2012'de 8 yıllık İlköğretim sistemi sona erdi ve 4+4+4 modeline geçiş yapıldı. Yine 2012'de dershanelerin kapatılmasına karar verildi. 2013'te 6 yıl önce getirilen SBS kaldırıldı ve TEOG uygulanmaya başladı. 2017'de ise 4 sene önce getirilen TEOG kaldırıldı. Aynı yıl, 7 sene önce değiştirilen üniversite sınavı yeniden değiştirildi. 

Sürekli değişen sınav sistemleri ve müfredat, velileri ve öğrencileri tedirgin ediyor. PISA sınavında ortalamanın çok altındaki sonuçlar da sistemin pek de sağlam olmadığını doğrular nitelikte.

*İnternet Sansürleri

Son 5–6 yıldır en çok konuşulan konulardan birisi de internetteki, sosyal medyadaki ve basındaki sansürler. İlk başlarda pek de ciddi gözükmeyen bu durumun son açıklamalarla beraber oldukça önemli olduğu ortada.

Daha önce pek çok kez erişime kapatılan sosyal medya sitelerinin çoğunun sansürleri kısa sürmüştü. Ancak oldukça uzun süren sansürler bulunuyor. Örneğin 29 Nisan 2017'de, Türkiye’yi terörle bağdaşlaştıran içerikleri nedeniyle Vikipedi’ye erişim endellendi.

Oldukça mantıksız olan bu sansür, Türkiye’nin bir işine yaramadığı gibi ülkeye zararı da dokundu ve dokunmaya devam ediyor. Pek çok Batı ülkesi ve bu ülkelerdeki insanlar, Türkiye’nin giderek daha kapalı bir ülke haline geldiğini düşünüyor.

Sonuç olarak bu sansür nedeniyle Vikipedi’nin ilgili içerikleri değişmedi. Çünkü içerikleri Vikipedi sitesi değil siteyi ziyaret eden kullanıcılar yazıyor ve düzenliyor.

Pek çok kişi bu durumdan rahatsız, bu nedenle teknolojiden anlayan gençler VPN (Sanal Özel Ağ) kullanarak bu sitelerin engelini aşabiliyordu. Ancak BTK’nın (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) son açıklamalarına göre VPN servislerinin kullanımı da engellenecek. Böylece insanlar yasaklanan sitelere girmek için farklı yollar arayacak (tamamen engellenmesi pek mümkün değil, bypass ile erişim sağlanabilir).

VPN kullanımının tüm dünyada bir sorun olduğunu iddi eden BTK’nın söyledikleri de pek gerçeği yansıtmıyor. Dünyanın pek çok ülkesinde VPN kullanımı serbest  çünkü VPN’ler insanların takip edilmeden internette dolaşmasına az da olsa olanak sağlıyor.




Kaynak: ardahan haber

Editör: Ardahan Haberleri

Bu haber 4373 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI