Reklam
Bugun...


10 yataklı hastane bitmezken, 300 kişilik cami için bağış isteniyor!
Başta camilerde topluca namaz kılmaları olmak üzere sosyal yaşamı sanallaştırıp, ekonomiyi durduran ve sokağa çıkma yasaklarını devam ettiren Corona vakalarının devam ettiği şu günlerde 10 yataklı hastanesi bir türlü bitirilemeyen ilçede büyük bütçesi ve başkanının 1 Milyonluk makam aracı sahibi olmasıyla ile sıkça tartışılan Diyanet İşleri Başkanlığı 2 bin 450 nüfuslu yoksul ilçede bağış derdine düştü.

10 yataklı hastane bitmezken, 300 kişilik cami için bağış isteniyor!

SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..

Gazeteci Fakir Yılmaz Cumartesi Günü Saat: 17.45'de de TEMPO TV'de Programa Başlıyor..

Her Cumartesi günü saat:17.15'te ekranlarınızda..

Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..
MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 
 
Yaklaşık 3 yıldır inşaatı devam eden 10 yataklı Ardahan'ın Gürcistan ve Ermenistan'a sınır ilçesi, 37 köylü Çıldır Devlet Hastanesi'nin ne zaman açılacağı merak konusu olurken Diyanet İşleri Başkanlığı yayınladığı mesajla, aynı ilçe de inşası devam eden ancak yüklenici firmaların işi yarıda bırakması sebebiyle bir türlü bitirilemeyen 10 yataklı hastanenin tam karşında bulunan 6 katlı, dev kubbeli, 300 kişilik cami için 'BAŞLAMAK BİTİRMENİN YARISIDIR. ÇILDIR YENİ CAMİİ İNŞAATI DEVAM EDİYOR. Çıldır Yeni Camii Hayırsever vatandaşlarımızın yardımlarını bekliyor. Türkiye Diyanet Vakfı Çıldır Yeni Camii Hesap Numarası :TR 6600 0100 0349 0000 1975 5084. Çıldır Yeni Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği : TR 4000 0100 0349 6419 6938 5001' diyerek vatandaşlardan yardım istedi.
Bittiğinde ilçe genelinde 38 caminin olacağı ilçede yeni yaptırılan ve 300 kişilik olduğu belirtilen Merkez Cami isimli yeni cami için bağış isteyen ve bu yönde hesap numaralarının yanı sıra ilçe müftülüğüne ait banka hesap numarasını ilan eden Diyanet işler Başkanlığı bağış toplamaya çalıştığı ilçede bulunan bir çok camide imam olmadığı konusunda bir çaba göstermemesi de dikkat çekerken Çıldırlı vatandaşlar, 'resmi kurumlar arasında bulunan ve 11 Milyon 520 Bin TL.'lik bütçeli Diyanetin corona dolayısıyla doğru dürüst camiye gitmeyen bizlerden bağış isteyeceğine önce imamı olmayan ve kendi bağışları ile yapılan camilere imam atasın sonra da bir kez de olsa kendi bütçesinden yeni camilerini yaptırsın' demekteler.

Aynı durumun Ardahan merkezde yaşandığı ve 29 bin merkez nüfusu ile Kura Nehri manzaralı Ardahan'da da bizzat Recep Tayip Erdoğan'ın emri ile 7 bin kişilik bir caminin yanında yeni 3 cami daha yapılıyor.
Erdoğan'ın bir cuma günü ziyaret ettiği Ardahan'da mevcut merkez camisinde namaz kılıp, çıktığında caminin küçük olduğunu belirtip, yetkililerden yeni ve daha büyük bir cami istemesi ardından çevre düzeni hala bitmeyen ve inşası yıllardır hala süren 7 bin kişi kapasiteli yeni bir merkez camisi yapılmakta.
ONCA YENİ CAMİ YAPILAN ARDAHAN'DA CEMEVİ YOK!..
Pandemi başta olmak üzere birçok nedenle gün geçtikçe cemaatleri azalmasına karşın Karadeniz Sahil Yolunda ki Deniz Manzaralı camilerin benzerlerinin yapılmaya devam ettiği Ardahan kent merkezinde hala Cem Evi yok.
Bir ilçesinin (Damal) tümünün, bir ilçesinin (Hanak) yarısının bir ilçesinin bir diğer bir ilçesinde 4 alevi köyünün olduğu bölümünün Alevi inancıyla yoğrulmuş insanların yaşadığı Ardahan'da neden Cem Evi yok diye sorulmaya devam ederken Maraş katliamının 42. yıldönümü dolayısıyla Alevi örgütlerinin bu yönde çağrıları devam etti.
Bir şiirin anlattıkları..

Evet her insan gemi misali onca hafif, çalkantılı, zaman, zamanda tsunamiye dönüşen dalgalar arasında bilinmeze yol alırken, zaman, zaman da Titanik misali buzlara, kayalıklara ya da kanalı kapatıp, tüm dünyanın gidişatını olumsuz etkileyen korona virüsü ile karşılaşır...

Ve bir umut diyerek Karadeniz'de, Akdeniz, Ege'de yer altı kaynakları arıyoruz deyip taaa Libyalara kadar uzanıp, durduk yerde uluslararası sorun ve sıkıntılara neden olan gemiler gibi yeniden yanaştığı limanlarda da karşılaşır yeni sorun ve sıkıntılarla, hatta çek git diye tepkilerle karşılaşır, sevinçle yeni attığını düşündüğü çapanın elinde kaldığını anlayıp, kala kaldığı yerde göğüste bulunan çatlağın verdiği ağrıyı hissederken.
İşte duyguların insanı şairleştirip, şiirler yazdırdığı bir anda o büyük bir umutla yanaşıp, ama beklenmedik bir anda gelen fırtına ile yıkıldığı limana attığı çıpayı çekmeye çalışan kolların koptuğunu, şiirleri yazan parmakların ağrıdığını ve “haydi diren, kalk, yürü, git yeni bilinmeyen bir limana” demek isteyip, gidemeyen ayakların adım atamaz halde kala kaldığı bir andır basitçe, “yaşandı bitti” denen o anlar...
Ve o dağları delip, tüm gücü ile homurdayıp, içindekileri ateşe çevirip hem kendisini hem de limanı, çevresini yakıp, yıkıp, geçtiği andır lav adını alan limanın dirençsizliği, zavallılığı oraya çıkar sarı ışıkların açtığı yoldan kendisine çektiği gemiyi param parça edip, kenara attığını düşünüp, kendisini kandırır, kanattığı yaraların nasıl kapanacağını bilmeden...
Evetle başlayıp, hayırla biten anların insanı şairleştirip, şiirler yazdırdığını bir kez daha anlarken, en güzeli olanın limanın ve gemiyi ona çeken fenerin değil, severek çıktığın bu yolda kendi bildiğinden vazgeçmemek ve tüm tsusinamilere, hatta köpek balıklarına karşın yazmaya, yaşamaya ve şairleşmeye devam demeli insan attığı çıpanın o kadar basit olmadığını ve kopmayacağını hissettirmektir asıl yaşam ve şiirler...


İşte, “benden de bir şiir” diyerek bugünü sakin, yarını fırtınalarla karşılamak adına mücadeleye devam duygularlada son bir yıldır koronanın bagane edilip getirilen tüm yasaklara karşın o yasakları, saçma duyguların esiri olup, “olmaz, buraya kadarmış,” denenleri, yani ufukta da ola, serapta görsen o limanı, adayı ya da volkanlar gibi yanan içini soğutacak suya ulaşmak için umut, sevgi, saygı ve arzu deyip yeniden çıktığın yolda adım atmaya devam etmeli insan...
Hem de yelkenleri yırtılmış, kürekleri kırılmış olsa da, devam diyerek aşağıdaki şiirin yazdırdığı bu yazı gibi yazmaya, yaşamaya, yaşanılması gerekenleri görmeye kalbin bulunduğu göğsü gererek vazgeçmedim demektir, 'limanı terk etmeyen insanın kendi kıyısında acı çekmeye mecburdur' densede yaşamın diğer bir adıda limandır... 

Limandan Ayrılmak...

 

Hiç görmediği Zonguldak'ın
hep o ısıtan kara kömürle
anarken umudun diğer adı olan
mavi denizin yanı başında
bulunan limana ışık veren
ve güneş sarılığı ile
geniye
-Yorgunsun yaklaş şu limana
derken aslında zaten birçok
yara almış, yüreği, kalbi
çatlamış durumda olan
gemiyi karaya oturtup, parçalamak
ve köpek balıklarına yem yapmak
olduğunu nereden bilecekti ki
kendisini usta Kaptan sanan
ve limandan ayrılmak zorunda
bırakılan yara, bere içinde
olan limanı çok seven GEMİ..

ki...

MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle.. 

arşiv haberler 19/12/2020 tarihli haberler/yorum

Kahramanmaraş'ta 1978'de yaşanan ve 100'den fazla kişinin hayatını kaybetmesine, yüzlerce kişininse yaralanmasına sebep olan 'Maraş katliamının' üzerinden 42 yıl geçti.

12 Eylül darbesine yol açan olaylardan biri olarak görülen Maraş katliamında genellikle Alevi kökenliler hedef alındı. Yıllarca süren yargılamalarda 29 idam ve 7 müebbet kararı verildi. Bundan tam 42 yıl önce 19 Aralık 1978'de başlayan ve 7 gün süren Maraş olaylarında neler yaşandı?

**Maraş Katliamı'nda neler olmuştu?

1978'de Maraş'ta yaşanan olaylarda resmi rakamlara göre 100'den fazla kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı, 210 ev, 70 işyeri tahrip edildi. Resmi olmayan beyanlara göre ise hayatını kaybedenlerin sayısı 500’ün üzerindeydi. Katliamla ilgili 804 kişi hakkında dava açıldı; sanıklardan 29’u idam, 7’si müebbet hapisle, 321 kişi de 1-24 yıl arasında hapisle cezalandırıldı.

Maraş Katliamı, 19 Aralık ile 26 Aralık 1978'de Kahramanmaraş'ta vuku bulmuş ve saldırılar genel itibariyle Alevilere yönelik yapılmıştır.

Olaylarda Alevilere ait 200'ün üzerinde ev yakıldı, Yüze yakın işyeri tahrip edildi. Yirmi üç yıl süren davalar sonunda 22 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi de 1–24 yıl arasında ceza aldı. Katliamda önemli rol oynayan 68 kişiye ise ulaşılamadı.

Maraş'ta yaşanan katliam 12 Eylül darbesine sebep olan olaylardan biri olarak görüldü. Millî İstihbarat Teşkilatı'na göre olayların başlamasında "Türk-Kürt meselesi" de etken olmuştur.

**Olaylar nasıl başladı?

Siyasi nedenlerle körüklenen Alevi-Sünni tartışmasının Kahramanmaraş'ta gerginliği tırmandırdığı bir dönemde, 19 Aralık'ta kentteki Çiçek Sineması'na, o dönemin ender milliyetçi filmlerinden biri olan, Cüneyt Arkın'ın başrol oynadığı Güneş Ne Zaman Doğacak'ın gösteriminde, saat 21:00'de patlayıcı madde atılması olayların fitilini ateşledi.

Bu bombanın Ülkücü Gençlik Derneği Kahramanmaraş şube başkanı Mehmet Leblebici ve ikinci başkan Mustafa Kanlıdere'nin talimatları ile ülkücü bir genç olan Ökkeş Kenger tarafından atıldığı iddia edildi.

Bunun üzerine kalabalık sağcı bir grup ile Türkoğlu ilçesinden gelen bir grup ülkücü Cumhuriyet Halk Partisi il merkezine, PTT ve Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER) binalarına saldırdı.

Olayların büyümesi üzerine o zamanki Kahramanmaraş valisi Tahsin Soylu kente askeri güç gönderilmesini istemiş, ancak talebi uygun görülmemiştir.

24 Aralık'ta saldırıların güvenlik görevlilerine yönelmesi üzerine, halkla çatışmayı önlemek gerekçesiyle kentteki bütün polisler görev dışı bırakıldı. Sünni kesim bundan istifade ederek Aleviler üzerindeki baskılarını arttırdı. Kentte durum kontrolden çıkarken, il genelinde kaos ortamı oluştu.

Bir hafta süren karşılıklı saldırıları önlemek amacı ile kente, Kayseri ve Gaziantep'ten askeri birlikler gönderildi.

Yargılama süreci nasıl oldu?
Çoğunlukla sağ ve aşırı sağ görüşlü olarak nitelenen toplam 804 kişi hakkında dava açıldı. Sıkıyönetim mahkemelerinde açılan davalar 1991 yılına kadar sürdü. Sanıklardan 29'u idam, 7'si müebbet, 321'i de 1-24 yıl arasında hapis cezalarına çarptırıldı.

İdam ve müebbet dışında hapse mahkûm edilenlere 1/6 oranında indirim uygulanarak cezalar azaltıldı. Sıkı yönetim mahkemesinin idam kararları da Yargıtay tarafından bozuldu.

Üç müdahil avukat öldürüldü

Katliamın müdahil avukatları Ceyhun Can 10 Eylül 1979'da, Halil Sıtkı Güllüoğlu 3 Şubat 1980'de ve Ahmet Albay 3 Mayıs 1980'de öldürüldü.
Hapse mahkûm edilenlerin cezaları ise 1991 yılında çıkarılan Terörle Mücadele Kanunu ile ertelendi. Hükümlülerin cezalarının ertelenmesinin ardından serbest bırakıldı.

Maraş katliamı anması yasaklandı..

Maraş katliamının 42. yıldönümü dolayısıyla Alevi örgütlerinin kentte yapmak istediği anma etkinlikleri Kahramanmaraş Valiliği tarafından yasaklandı.

Valilik açıklamasında koronavirüs tedbirleri kapsamında 15 Aralık’tan itibaren 14 gün süreyle tüm toplantı, bildiri dağıtma, gösteri yürüyüşü etkinliklerinin yasaklandığı belirtildi. 

Düzenleme Kurulu adına açıklama yapan Erenler Kültür ve Dayanışma Dernek Başkanı Müslüm İbili, “Bu yıl salgın nedeniyle sembolik bir anma etkinliği düzenliyoruz. Amacımız sevgi, barış ve kardeşlik içerisinde canlarımızı anmak. Yasak nedeniyle etkinliğimizi, canlarımızın şehit olduğu mahallede yaptırdığımız cemevinde 21 Aralık günü yapacağız. Dua, ardından basın açıklaması ile etkinliğimizi sonlandıracağız. Talebimiz bu olaylardan ders alınarak bir daha yaşanmaması için Alevisi, Sünnisi bu şehrin insanları olarak ortaklaşa düzenlenen etkinliklerin yapılarak katliamın kınanmasıdır” dedi.

Güçlü bir psikoloji nasıl güçsüzleşir?..

Gün boyu yaşadığımız onca sorunun yanında en meraklı, canlı olma hissi ile başta Whatsapı olmak üzere sanal ortamı açarak, 'kimler ne paylaşmış, ne yazmış, ne demiş?' düşüncesiyle günün çoğunu başında geçirdiğimiz sanal ortamda gördüklerimizin psikolojimizi nasıl etkilediğini uzun uzun anlatmaktansa benim yaşadıklarımı sizin de yaşadığınızı bilerek buraya girmek istemiyorum.

Ama şahsımın bizzat yaşadığı bir durumu anlatmak gerekirse ve 'Ya Fakir gerçekten sen mi yazıyorsun onca güzel yazıyı?' diye beni daha da tetikleyen, sorumluluk almama sebep olan ve çok yakından takip eden okurlarımın yeni bir yazımı daha okumaları için başına geçtiğim bilgisayarı dizlerimin üzerine alıp, düşündüklerimi yazıya aktarmaya hazırlanırken her insan gibi bende sanalda yaşananlara göz atma ihtiyacı duymaktayım.
Ve bu ihtiyacı gidermek için girdiğim sanal dünyaya belki de yazılarıma katkı sunacak güzel bir yazıya, habere, fotoğrafa rastlarım düşüncesi ile tarama yaparken aynı anda açtığım whatsapıma, faceme, instagramıma, twittirima, youtubema, linkedinime de bakmadan yazıma, yazılı ve görüntülü haberlerime, günlük yaşadıklarıma geçemiyorum.
Tabi çok yararlı şeylerin yanında insanın psikolojisini alt üst eden ve zevkle başına geçtiğiniz bir işte yaşandığı gibi sanal ortamda da tatsız şeylerde olmuyor değil ve bir anda büyük bir şevkle başına geçtiğiniz sanal ortamı size sunan bilgisayarı ya da cep telefonunu kırmanız geliyor.
Evet, bu haberle, 'Üniversiteler fuhuş yuvası' gibi satırlar söyleyen sözde okumuşların salakça paylaşımları ya da özelden gelen bir mesajla bir anda allak-bullak olan psikolojinizi alt-üst eden saçmalıkları en çok yaşayan biriyim desem inanın.. Ki bunu sana, bana yapanların en yakının, en tanıdığın ve seni, beni çok ama çok yakından bilmesine rağmen saçma takıntılarının esiri olmasının verdiği psikolojisi ile senin olduğu gibi benimde psikolojimi alt üst etmeye yetiyor, artıyor bile.
İşte bu yazımı yazdığım anda böyle salakça, saçma, takıntılı, ön yargılı, empati yapıldığında kendisinin yaptığını sanki karşısındaki de yapıyormuş gibi düşünen birinin yazdığı mesajlarına bakınca insanın 'Ulan senin de, yaptığının da, yapacağını da' demesi geliyor veya engelliyorsun ya da cevap verirken daha gerilip, belki de onun istediği gibi psikolojik olarak darmadağın olduğunu fark ederek lanet ediyorsun.
Bu yönde birçok yazı yazan biri olarak bugünde yaşadığımın nedenine 'Psikolojinizi güçlü tutmak için neler yapabilirsiniz?' baktığım da okuduğum bir yazıda karşıma ilginç bir satır çıkıyor..
Birincisi bir yandan kulak ucuyla dinleyip, izlediğim tv kanalını değiştirip, ruh veren belgesel kanalını seçiyorum.
İkincisi 'Güçlü psikolojiye sahip olmayan bireylerin düştüğü en büyük hatalardan bir tanesi morallerini ve duygularını başkalarının belirlemesine izin vermeleridir.' satırlarını okurken, nerede hata yaptığımı anlıyorum. Yani dost, arkadaş, eş, sırdaş diye bildiklerinle açık verip, 'O anlık moralini ve duygularını karşı tarafın belirlemesine izin verdiğimi anlıyorum, 'O beni daha iyi anlar diyerek salakça düşünürken..
Çünkü, insan psikolojisinde duyguları meydana getiren güç bireyin kendi düşünceleridir. Dolayısıyla bu olumsuzlukları sağlıklı şekilde düşünerek çözebilir, olumsuz duygularınızın üstesinden mantıklı bir şekilde düşünerek gelebilirsiniz. Çevrenizdeki bireylerin sizin üzerinizde güç sahibi olmasına ve davranışlarıyla sizi kötü hissetmeye itmelerine engel olmalısınız. Bunu, bağımsız ve özgür bir birey olduğunuzu göz önünde bulundurarak, başkalarının düşüncelerini ya da davranışlarını değiştiremeseniz de kendinizinkileri değiştirebileceğinizin bilincinde olarak yapabilirsiniz.' diyordu psikoloji ile ilgili yazıyı okurken..
Ve kendinize olan güveniniz yetersizse veya kendi duygu ve düşünceleriniz, değerleriniz net değilse çevrenizdeki kişilerin sizi etkilemesi oldukça kolaydır. Başkalarının sizin üzerinizde güç sahibi olması ve ruh halinizi etkilemesi sizi depresyona itebilecek en büyük olumsuzluklar arasında yer alır. Her bireyin birbirinden farklı olduğunu kabullenmeli, başkalarına göre yaşamaktan kesinlikle kaçınmalı ve kendi doğrularınıza göre tutarlı bir şekilde yaşamalısınız. Bunun yanı sıra başarılı bir insan olmak için çevrenizdeki bireylerin onayını ve takdirini kazanmanın gerekli olmadığını da bilmelisiniz. Elbette yapıcı eleştirilere kulak vermekte ve bunlar arasından size de mantıklı gelenlere yönelik önlem almakta fayda vardır. Fakat kendinize olan inancınız ve kendinize verdiğiniz değer kesinlikle başkalarının sizin hakkınızdaki düşüncelerine bağlı olmamalıdır.' satırlarının ne kadar önemli olduğunu anlıyor, hatanın karşıdaki psikoloji yıkanın değil, kendimin olduğunu anlıyordum.
Yani yakın bir arkadaşınız, bir aile bireyiniz veya iş arkadaşınız sizi kırmış veya üzmüş olabilir. Bu kişiye karşı büyük bir öfke duymak, giderek çoğalan bir kin beslemek aslında karşıdaki kişiden çok sizi olumsuz etkileyecektir. Bu kişiye karşı beslediğiniz öfke, sizin kendi vaktinizden çalarak bir olumsuzluğa odaklanmanıza neden olur. Dolayısıyla bu vaktinizi ve enerjinizi geri alabilmek adına yapabileceğiniz en yararlı davranış affetmektir. Sizi kıran kişiyi affetmeniz bu kişiye hayatınızda yeniden yer vereceğiniz, geçmişi tamamen unutacağınız ya da hatalarıyla birlikte kabul edeceğiniz anlamına gelmez. Burada bahsedilen affetme, karşınızdaki kişinin sizi üzmüş olan davranışlarının kendi hatalarından kaynaklı olduğunu kabul etmek ve bunların sizin ruh halinizi olumsuz etkilemesine izin vermemek anlamına gelir.' diyen bu satırları kendi iç dünyamla karşılaştırıp, insanı sosyallikten uzaklaştıran sanaldan uzaklaşıp, yazımı bitirirken belgeseldeki yılanın güzelliğinin yanında adı üzerine olan bir canlı olduğunu ve bin bir sorun, sıkıntı, engel ve takıntı aşan güçlü bir psikolojiye sahip bir insanın nasıl bir anda güçsüzleştirildiğini unutmamam gerektiğini de not ediyordum.

Çünkü o belgeselde ki yılanın uyuyan bir Sincabın evine girip, onun uyanmasına fırsat vermeden sarıp, boğuyordu, o sıcak ev bir anda soğuk bir mezara dönerken..

ARDAFED ERENLERLE ORUÇ AÇTI...

arşiv haber 22/08/2020 tarihi haber/yorum
Gazeteci Fakir Yılmaz'ın başkanlığını yaptığı ve son yıllarda ortaya koyduğu çalışmaları ile adından sıkça bahsettiren Ardahan Dernekler Federasyonu yine bir ilke daha imza attı. Başkan Fakir Yılmaz'ın Ardahan'dan İstanbul'a dönmesi ile yeniden hareketli günler yaşayan ARDAFED son 10 gün içinde 4 önemli etkinlik yaptı.
Geçtiğimiz yıl Aşure dağıtımı gerçekleştiren ARDAFED bu yılda Mübarek Muharrem Ayının içinde olunduğumuz şu günlerde nüfusunun 4'te biri Alevi insanlarımızın bulunduğu Ardahan'lılarla birlikte İstanbul/Şişli'de bulunan Genel Merkezinde 12 İmam posteri altında oruç açma yemeği verdi.

Ardahanlı İşadamı Erdem Uygur'un katkıları ile Ardahanlı Erenler ile merkezinde bir araya gelen ARDAFED'in düzenlediği Oruç açma törenine Ataşehir CHP İlçe Başkan Yardımcısı Bayram Çağlayan, Damal Dernekler Federasyonu da destek verdi. Yukarı Gündeş Köyü Dernek Başkanı, Damal Dernekler Federasyon Başkan Yardımcısı Güvenç İkto'nun yani sıra Ardahan'lı kadınlar ve yanısıra iş adamları da katıldı.
Ardahanlı genç sanatçı Yağmur Gündoğar'ın sazı ve deyişleri eşliğinde oruçlarını açan erenlerin katıldığı ARDAFED'in bu anlamlı etkinliğine ARDAFED Kadın Komisyonu üyesi Elvan Baran Evcil'in Alevi giyim kültürünü yansıtan Damal Bebeği kıyafeti ile katıldığı etkinliğe Senhur Şen gibi birçok Ardahanlı kadında destek verdi.
MUHARREM ORUCU ARDAFED'DE AÇILACAK.. Sizde davetlisiniz..
arşiv haber 22/08/2020 tarihli haber/yorumlar
SİZDE DAVETLİSİNİZ.. ALEVİLER ARDAHAN'DA CEM EVİ İSTİYOR... 'Güçlü Bir Ardahan Lobisi' parolası ile yoluna devam eden Ardahan Dernekler Federasyonu peygamber efendimizin ''Allah'ın ayı'' olarak nitelendirdiği muharrem ayını merkezinde vereceği oruç açma yemeği ile anacak. Sizlerde davetlisiniz.
BUGÜN.. Ardahan'ın Damal ilçesinin yanı sıra Hanak ve Göle'deki Alevi hemşerilerimiz gibi Alevi inancı ile yoğrulmuş olan insanlarımızın oruç tutmaya başladığı ve Ramazan ayından sonra en faziletli ay ve orucun değerli olduğunu ifade edilen Muharrem ayı, ARDAFED tarafından verilecek bir iftar yemeği ile anılacak.

Ardahanlı İşadamı Erdem Uygur'un katkıları ile bugün Saat 19.00'da İstanbul Şişli'de bulunan ARDAFED Genel Merkezinde verilecek Muharrem Ayı İftar yemeğine herkesin davetli olduğu bilgisi verildi.
Yer: ARDAFED Genel Merkezi Şişli Saat: 19.00
ALEVİLER ARDAHAN'DA CEM EVİ İSTİYOR
arşiv haber 20/04/2015 tarihli haber
Hani Alevi Açılımı genel İktidar, YEREL MUHALEFET?
Ardahan'ın nüfusunun büyük bir kısmını oluşturan Aleviler Ardahan kent merkezinde Cem Evi yapılmasını istiyorlar.

Konu hakkında gazetemize bir açıklama yapan Ardahan'da ki Aleviler onca caminin olduğu Ardahan merkez de neden bir Cem Evi'nin olmadığını sorarlarken, Alevi Açılımı yaptığını belirten iktidarın bu yönde adım atmasını beklediklerini açıkladılar.
Damal'ın tümü, Hanak'ın yarısı, Göle'nin 4 köyünün Alevi olduğunu belirten Aleviler vilayet olan Ardahan'da yaşayan Aleviler olarak bir Cem Evi istiyoruz' diyerek bu yönde ki isteklerinin dikkate alınmasını bekliyorlar.

HEMŞEHRİ LOBİSİ MİRASINI YİYENLER..

Sürekli gece gündüz dönen bir dünya üzerinde bulunan insanların, var oluşlarından bu yana devamlı hareket halinde ve kendilerine sürekli yeni yer, yeni arayışlar içinde oldukları bir gerçektir.

Yuvasına ulaşmak için sürekli akan nehirler gibi zaman zaman çağlayarak, kışın başka yere, yazın başka yere kanat çırpan kuşlar gibi o diyardan bu diyara süzülen kuşlar misali devamlı hareket halinde olan insanların bu hareketi esnasında buluştukları merkezlerde de birbirlerinden ayrılmayıp, oba, mahalle, belde, ilçe ve vilayet adı altında yeniden bir yerde bir araya gelirler ve hemşeri adı altında, sosyal hayatta, siyasal alanda, ekonomik alanda birbirilerine sarılırlar.
Dün adına birçok şey denilen bugün ise dernekler, federasyonlar, konfederasyonlar ve resmi adıyla Sivil Toplum Örgütü olan bu örgütlemenin baş aktörlüğünü de hemşehri dernekleri çeker ve diğer adıyla hemşeri lobisini oluşturmaya çalışırlar.
Ve bu çalışma süreci içinde biriktirdikleri tek sermayeleri de hemşehri oluşumlarıdır ve bu birlikteliğin oluşturduğu enerji ile sosyal hayatta olduğu gibi siyasal ve ekonomik hayatta da sermaye yer almaktır.
Bunların başını da siyasiler çekerler...
Örnek mi?..
 En son yapılan seçimde yerelde seçilenlere bakmak yeter, artarken hemşeri olgusunu, damarını, sevgisini, enerjisinin kanalıyla seçilenlerin hemşerilerine verdiklerinden çok götürdükleri yani erittikleri sermayeleridir...
Kısacası ve özeti benim anlatmak istediğim birileri son bir iki yıl içinde sanki hemşeri mirasını erkenden yemeye, hatta bitirmeye başladılar gibi.
Peki, 'kim onlar?' mı..

Ben biliyorum ve tek tek anlatmaya, yazmaya da devam edeceğim, siz okurlarında bu miras yedilerin kimler olduğunu düşünüp, o bizim olan ama bir iki kişinin yiyip, tükettiği mirasyedileri bulmam için bana yardımcı olmalarını beklerken.

 



Kaynak: Ardahan Haber

Editör: ardahan haberleri

Bu haber 17550 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI