Reklam
Bugun...
17 Nisan 2020, Cumhuriyetimizin yüz akı..


Senhür Şen Şen'ce Yazmak, Yaşamak..
fakiryilmaz323@hotmail.com
 
 

UNESCO tarafından tüm dünyaya örnek eğitim modeli olarak gösterilmiş Köy Enstitülerinin 80. Resmi kuruluş yıl dönümüdür... 

Anadolu ve Rumeli topraklarına Rönesans ışığı gibi vuran Köy Enstitüleri kuruluş yasası 17 Nisan 1940 günü çıkmıştı.
Köy Enstitüleri, tüketim çılgınlığının ve doğaya hayasızca saldırının bir sonucu olarak ortaya çıkmış, bugün yaşamımızı tehdit eden ikiyüzlü sömürü ve salgın ortamına karşı, doğa sevgisinin, insan dayanışmasının, halk kültüründeki imececi, şenlikçi anlayışın öne çıktığı, kültürleri kardeşçe kucaklaştıran bir özgürleşme eylemiydi…
Köy Enstitüleri’nin eğitimle üretimi bir arada tutan, aynı zamanda üretim ve üreticinin örgütlenmesine öncülük eden, diyalojiyi, gülmeceyi, umudu ilke edinen, bir hayatı çoğaltma, güzelleştirme, insan onuruna uygun koşullarda daha da yaşanası kılma hareketiydi…
Köy Enstitüleri yüzde doksanı okuryazar olmayan bir ülkede askerliğini çavuş onbaşı olarak tamamlamış köylü çocuklarından da yararlanılarak Anadolu kırsalına yönelmiş bir eğitim sistemi olarak başladı, ülke çapında bir kalkınma, örgütlenme ve özgürleşme eylemine dönüştü. Köy Enstitüleri öncesi yaşama geçmiş Eğitmen Kursları’nda köy çocuklarının birer eğitim önderi olması düşüncesi Mustafa Kemal’e aittir.
Köy Enstitüleri, Halk kültürünün dayanışmacı, yenileştirici gücünü kullanarak Âşık Veyselleri, Daimileri, Ali İzzetleri / tarım öğretmenlerini / müzik ve mimari ustalarını usta öğreticiler olarak arasına katarak Anadolu halk kültürü ile Batı ve Doğu klasiklerini / evrensel bilgi ve estetiği bir harmanda buluşturdu.
Yüz yıllardır aracılar tefeciler tarafından soyulup sömürülen üretici köylüyü kooperatiflerde örgütlemeye yöneldi.
Köy Enstitüleri, Batı dünyasıyla bütünleşerek ülke kaynaklarını emperyalist 

kapitalist sisteme peşkeş çekmek isteyen, devlet ihaleleri ile beslenmiş Finans Kapital ile Anadolu kırsalını binlerce yıldır sömüren, politikada din istismarcılığını kullanan tefeci bezirgân zümrenin, toprak ağalarının yaptığı işbirliği ile kapatıldı.
Eğitmen kursları ve Köy Enstitüleri, tamamen bize ait, tamamen özgün ve özgür eğitim kurumlarıydı. Köy Enstitüleri’nin düşünce ve eylem önderi, her biri birer devrimci önder olacak yoksul Anadolu çocuklarının her sabah okullarının önünde tuttukları horonda Sis Dağı’nın başından “Tonguç Baba” 

olarak horona çağırdığı, “Elimde olsa, dünyanın tüm okullarına insanın insanı sömürmemesi adlı bir ders koyardım,” diyen İsmail Hakkı Tonguç idi. Milli Eğitim Bakanı olur olmaz onu vekâleten yürüttüğü İlköğretim Genel Müdürlüğü’ne asaleten atayan, Köy Enstitüleri yasasını toprak ağalarının ve aracı zümre temsilcilerinin de bulunduğu meclisten geçirmeyi başaran, 496 klasik yapıtın Türkçe’ye çevirisini sağlayan Çeviri Bürosu’nu ve 1946 yılında bugünküne göre çok daha özgür ve özerk bir anlayış içindeki Ankara Üniversitesi’nin kurucusu olan kuran Hasan Âli Yücel, 17 Aralık 1897de İstanbul'da doğdu. Baba tarafından posta Nazırı Görele'li Hasan Ali efendi'nin, anne tarafından ise Japon sularında batan Ertuğrul fırkateyni süvarisi deniz Albay Ali beyin torunu dur. Babası Ali Rıza bey, annesi Neyyire hanımdır. Baba Ali Rıza bey sık sık görevinden  istifa 

eder;aile, değerli eşyaların satılmasını gerektirecek kadar sıkıntılı günler yaşar.
Hasan Ali Yücel 1941 yılında Ankara Konservatuvarı’nın diploma töreninde yaptığı konuşmada “Ben Doğu ve Batı diye bir fark görmüyorum. İnsan eseri, insan ruhunun iştiyakları, kaygıları, korkuları zaman ve zemine göre değişse de özünde bir ayrılık varsa o, tutulan yol ve usüldendir. Garplı kafasının metoduyla duymasak şarklıda bu özü bulamazdık. Meselâ Mevlâna’nın Fîhi mâ fîhi kitabını Goethe’nin Eckerman’la konuşmalar’ı gibi okuyorum. İkinciyi okumaya alışmasam, kim bilir birinciyi şimdikinden daha az başarı ile söktürebilirim” diyordu. Hasan Ali Yücel’i, İsmail Hakkı Tonguç’u, onların çevrelerinde saf tutan, ülkücü yol arkadaşları Nafi Atuf Kansu, Hürrem 

Arman, Şerif Tekben, Rauf İnan gibi bir avuç fedakâr insanı, onların yaktığı o ocakta çeliğe su vererek yetişen Fakir Baykurt, Dursun Akçam, Ümit Kaftancıoğlu, Mahmut Makal, Mehmet Başaran, Talip Apaydın, Emin Özdemir, Adnan Binyazar gibi kavruk Anadolu çocuklarını sevgi ve minnetle anıyoruz,
Köy Enstitüleri, 80. Kuruluş yıldönümünde, bugünümüze ve yarınımıza hiç sönmeyecek bir ışık tutuyor.
Halkız biz; çoğunluğuz; tek yapmamız gereken bir araya gelmek, omuz omuza vermek; Anadolu imece geleneğindeki gibi tek vücut olup umutla, neşeyle, alçakgönüllükle ileri doğru yürümek...
YAŞASIN KÖY ENSTİTÜLERİ / YAŞASIN YURDUMUZUN ÖZGÜR VE ÜRETKEN GELECEĞİ
Büyük bir coşku ve geniş bir örgütlenme ile hazırlandığımız 80. Yıl 

kutlamalarını virüs salgını nedeniyle ertelemek zorunda kaldık…
Yine de Köy Enstitüsü ışığında kendini ifade etme olanağını kullanmak isteyen özgür bireyler, bu yolda bir araya gelmiş kurum ve kuruluşlar olarak dayanışmacı, paylaşımcı tarzımızı gerçekleştirmenin farklı yollarını aramaya çalışıyoruz. İnternet ortamında kimi etkinlikler düzenliyoruz…
Saat: 11.00 – 12.00 Panel: H. Ü. EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
Köy Enstitülerine Hâlâ Neden Gereksinim Duyuyoruz?
Prof. Dr. Songül SALLAN-GÜL (Süleyman Demirel Üniversitesi)

Köy Enstitüleri Edebiyatında Anadolu Rönesansı
Alper AKÇAM (Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği)

William Glasser’in Denetim Kuramı Temelinde Köy Enstitüleri
Prof. Dr. Ali Ekber ŞAHİN (Hacettepe Üniversitesi)

Saat 13.00 KOCAELİ VELİDER (İnstegram canlı Alper Akçam Söyleşisi)

Saat 20.00 İSMAİL HAKKI TONGUÇ BELGELİĞİ VAKFI (Skype üzerinden Köy Enstitüleri Çalıştayı)

Gününüz aydın olsun değerli dostlar…

17 Nisan 2020

Yazımı bitirmeden önce iki küçük torunumuzun büyük mesajlarını da vermek isterim;

Sevgili dedeciğim,

Seni her ne kadar tanımasamda iyi niyetli, nazik,saygılı ve iyi bir öğretmen olduğunu tahmin edebiliyorum. Eminim ki öğrencilerin seni hep sevmiştir. Senin öğrencin olmanı çok isterdim okuttuğun öğrenciler eminim ki seninle olmaktan çok mutludurlar. Babama aldığın bisiklet çok güzel. Senin üstüne giyindiğin subay kıyafeti sana çok yakışmış. Babaannem hep seni anlatırdı. Ben hep arkadaşımla öğretmen olmayı isterdim. Babaannemle senin çay bardağın babamın işyerinin  en güzel köşesinde duruyor. Bütün müşteriler o çay bardaklarını soruyor. Bir öğretmenin torunu olmaktan çok gurur duyuyorum. 17 Nisan 1940 Köy Enstitülerinin 80. yılı kutlu olsun.

Seni çok seven torunun İrem Şen

Sevgili dedem

Seni hiç görmedim ben küçükken vefat etmişsin eğer o zaman büyük olsaydım ve o zaman doktor olmuş olurdum ve seni belkide kurtarabilirdim ve sende daha uzun yaşardın belki sevgili dedem şunu bilki sen ölsende hala kalbimizdesin

                     sevgilerle,
                             Efe Şen



Bu yazı 11733 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER

ücretsiz iş ilanları

VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Ardahan'da ki Seçim Sonuçlarını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?


YUKARI