Reklam
Bugun...
Kutsamayın, sadece gazeteciyiz…


SELMA KARA Bülten..
haber@bultentv.com
 
 

İstanbul’da gazetecilerin katıldığı bir eğitim toplantısındayız.

Toplantıda STK temsilcileri de var.

Program sonunda katılımcıların görüşleri alındı.

Nüfusu bizim İstanbul kadar olmayan bir Kuzey Avrupa ülkesinde birkaç yıl yaşadıktan sonra Türkiye’ye dönen bir STK temsilcisi, Türkiye’de gazetecilerin çok idealist olduğunu gözlemlediğini söyledi ve bu konuda nasıl hayrete düştüğünü dile getirdi.

O gün de, sonra da bu konuya kafa yordum.

‘Türkiye’de gazeteciler çok idealist de ne demek, gazeteci zaten idealist olmaz mı?’ falan diye çok düşündüm.

Sonra yurt dışına freelance çalışmalar üreten bir gazeteci arkadaşımı aradım. Kendisine Türkiye’deki gazetecilik anlayışı ile gittiği ülkelerdeki farkları sordum.

Tabi ‘farklar’ başlığı çok geniş bir tartışma konusu olduğu için bunu özellikle mesleğe gerçekçi bakmak bağlamında değerlendirmesini istedim.

Aslında, birkaç çalışmada bir arada bulunduğum yabancı gazeteci arkadaşlarla, bizim çalışma performansımızı gözlemlemiş ama STK’cı arkadaşın o tespiti ile gözlemlediğim şeyin farkına varmıştım.

Bütün bu beyin fırtınasında vardığım sonuçlar ise şunlar oldu:

  1. Türkiye’de gazeteciler gerçekten daha idealist.
  2. Bunun nedeni, ‘gazeteci kamu için çalışır’ görüşüne dayanıyor.
  3. ‘Gazeteci kamu için çalışır’ ya da ‘kamu işi yapar’ sözü, meslek pratiği açısından kendi içerisinde tezatlık barındırıyor. Şöyle ki; özel sektörde çalışıp kamu için çalışmak aslında gerçekçi bir yaklaşım değil.
  4. Bu düşünce, patronların gazetecileri zaman zaman sömürmesine neden olabiliyor. Öyle ki, Orhan Şener’in de ifade ettiği gibi, gazetecinin ‘fotosentez yaparak’ yaşadığı düşünülebiliyor.
  5. Bu düşünce, vatandaşın gazeteciyi kurtarıcı ve her sorunu çözebilecek, eli kolu uzun kişiler olarak görülmesine neden olabiliyor. Halbuki gazeteciler süper adamlar ya da süper kadınlar falan değil.
  6. Bununla bağlantılı olarak bir gazeteci, bir vatandaşın herhangi bir sorununu haberleştirdikten sonra o soruna çözüm bulunamıyorsa, vatandaş gazeteciyi kınayabiliyor, hakir görüyor daha da ötesi hakaret etme hakkını kendinde bulabiliyor.
  7. Bu düşünceden dolayı gazetecilik sanki amme hizmeti gibi görülüyor. Özellikle son yıllarda yaygınlaşan freelance çalışan meslektaşlarımız, bu bakış açısından daha çok zarar görüyor.
  8. İdealist olan gazeteciler, bir süre sonra hak aramanın neredeyse ayıp olacağını bile düşünür hale geliyor. Gazetecilerin diğer mesleklerde olduğu gibi sendikal faaliyet içerisine giremiyor olmasının bir nedeni de bu olabilir.

Bütün bu sonuçlardan çıkardığım öneri mahiyetindeki diğer sonuçlar ise şunlar…

  1. Gazeteciler de etten kemikten yapılma, duyguları, zaafları olan; öğretmen, doktor, temizlik görevlisi, muhasebeci, kasiyer gibi normal ‘insanlar’dır. Artık farkına varın.
  2. Elleri kolları o kadar uzun olsa önce kendi söküklerini dikerlerdi. Bilin.
  3. Gazetecilerin de yiyip içen, gece gündüz sadece oksijen alıp karbondioksit vermek suretiyle sadece çalışan meslek erbapları olmadığını bir zahmet kavrayın. -Zaten ‘insan’ oluşları ve ihtiyaçtan arî olmayışları buna izin vermez-.
  4. İşiniz düştüğünde sorununuzu çözeceği için yanaştığınız, sonra da işiniz bittiğinde sırtınızı döndüğünüz gazetecilerin de, ‘insan’ olmaktan kelli ‘duyguları’ olduğunu artık kabullenin.
  5. İdealistler diye bu kadar üzerine gitmeyin.
  6. 10 Ocak gibi günlerde de, sırf mesleği ‘kutsamak’ ya da ‘övmek’ için; gazetecileri gece gündüz demeden çalışan (dijital gazetecilikle birlikte böyle bir gerçeğimiz de yok değildir), insan ötesi varlıklar gibi yansıtıp yukarıdaki görüşleri pekiştirmeyin.

Tüm meslektaşlarımın gününü kutlarım…



Bu yazı 1122 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
Henüz anket oluşturulmamış.
YUKARI