Reklam
Bugun...
Gelin erkek çıktı… CHP MHP’ye Sinan Ateş’in hesabını sordu… İnek içti, dağa kaçtı…


SELMA KARA Bülten..
haber@bultentv.com
 
 

Ne günlere kaldık Ya Râb…

Yıllar önce biri çıkıp da, bir Ülkü Ocakları genel başkanının, memleketin başkentinde binlerce kameranın olduğu bir noktada başından silahla vurularak öldürüldüğünü söylese “hadi be sende, o kadar kamera varken” der, güler geçerdik.

Yıllar önce birisi, bir CHP genel başkanının, bir Ülkü Ocakları genel başkanının öldürülmesinin hesabını MHP genel başkanına ilk soran kişi olacağını söylese bu kez gürültülü bir kahkaha atardık.  

Yıllar önce aynı kişi –kimse o artık-, bir Ülkü Ocakları genel başkanı, başkentin en cancanlı yerinde öldürülmesine rağmen, Ülkü Ocaklarının da MHP’nin sessiz kaldığını söylese sinkaflı küfrü basardık.

Yıllar önce o aynı kim olduğunu bilmediğimiz birisi, MHP ve Ülkü Ocaklarının sessiz kalması bir yana, beş dakika geçer geçmez saldırıyı düzenleyenin bulunmadığını, bulunup da dünyanın başına yıkılmadığını, bu esnada memleketin bilumum Ülkü Ocakları mensuplarının başkente gelmek için yola davranmadığını, gelemeyenlerin sokaklara dökülmediğini söylese, ikinci sinkaflı küfrü hem de ağız dolusu basardık.

Ama yıllar önce kim olduğunu bilmediğimiz o birisinin fısıldadıkları bugün gerçek oldu.

Zaten dün de, Aydın’da bir gelin erkek çıkmıştı. Herkes şaşırdı ama o da gerçekti.

Çivisi çıkmış dünyada olmaz dediklerimizin hepsi oladursun; bu sessizlik, beğensek de beğenmesek de, hatası, günahı, yanlışını tartışsak da, memleketin az buçuk kalmış değerlerine sahip çıkan en büyük gençlik örgütünü baltaladı.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ifade ettiği ’53 yıllık kültüre’, değerler silsilesine zararına dokundu.

Bu “değer” tanımının içini ister “gelenek” ile ister “birikim” ile isterseniz başka bir şeyle doldurun. Bir topluluğun elinden tüm bu değerleri alırsanız o toplumdan geriye ne kalır?

Şimdi Ülkü Ocakları içinde kaybı dile getirilen en büyük değer, Ülkücü ya da ocak başkanı herhangi birinin öldürülmesinin ardından sahiplenilmemesi konusu.

Olayın en başında, Sinan Ateş ile ilgili geçmişte dile getirilen FETÖ’cü bağlantıları söylentileri tekrar gündeme geldiğini biliyoruz. Ancak memlekette FETÖ terör örgütüne en mesafeli grubun Ülkücü camia olduğu bilindiği, hatta bazı şehirlerde ‘ışık evlerine’ karşı ‘ülkü evleri’ açılması gibi girişimlerin olduğu, her şey bir yana istihbarat ağı bu kadar yaygın ve derin çalışan bir grupta FETÖ’cü barınamayacağını (Sinan Ateş özelinde değerlendirilirse ortaokul teşkilatından beri Ocak kültüründe büyümüş biriyle ilgili istihbarat eksiğinin söz konusu olamayacağını) herkes adı gibi bildiği için o ihtimal üzerinde durulmadı bile.

Bu sessizliğin Ülkü Ocaklarına en büyük diğer kötülüğü ise, ‘gerçek Ülkücüler’ ve ‘gerçek olmayanlar’ şeklinde içten içe başlayan hizipleşmeyi doğurması oldu.

MHP’den ve hatta MHP’ye yakın sendikadan istifalar, “Bu karışık işler benim Ülkücülüğümde yok.”, “Ocak kültürü bu değil, eski saf günleri özlüyoruz.”, “Ne olursa olsun bir Ocak başkanı öldürüldü, bizde Ocak başkanına laf söyletilmez.” deyip kendini ‘gerçek Ülkücü’ safına koyanlar ve karşı tarafa şüpheyle bakanlar…  

Bir topluluktan değerlerini aldıktan sonra, hizipçilik kolaylaşır. Hizipçilik başlarsa parçalanma artar. Bu durumda artık topluluğun eski gücü söz konusu olamaz.

Kapitalizmde buna ‘böl, parçala yönet’ diyorlar, biliyorsunuz.

Ve biliyor musunuz? İşte o adını sanını bilmediğimiz birisi yıllar önce, Ülkü Ocaklarında böyle bir hizipleşmenin ortaya çıkacağını fısıldamış olsa idi asıl ona hiç inanmazdık.

Ama işte, gelin erkek çıktıktan sonra, inek de dağa kaçmış ise zaten, dağın durumunu söylemeye ne hacet…



Bu yazı 1156 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
Henüz anket oluşturulmamış.
YUKARI