Reklam
Bugun...
ONUNCU KÖY...


MURADİYE ERGİN MURADİYE ERGİN KALEMİNDEN
muradiyergin@gmail.com
 
 

Yine kafamda  insani davranışlarla alakalı deli sorular... Yine cevabını bildiğim ama inanmakta güçlük çektiğim insan davranışlarındaki yakışıksız gerçekler...

Nasıl ki dünyaya geldikten sonra anne karnında geçen zamanı hatırlamıyoruz. Ebedi âleme geçtikten sonra (yâni öldüğümüzde) dünya âlemini de hatırlamayacağız...

İnanan ve Müslüman insanlar olarak biliyoruz ki dünya hayatında yaşadığımız ve yaşattıklarımız ile yüzleşeceğiz.
Bu gerçekleri bile bile tabiri caizse şu üç  günlük dünyada ya da yarına çıkmaya  senetimizin olmadığını bildiğimiz halde, bir saniyeyi dâhi geri getiremediğimiz şu  âlemde neyimize güvenerek Allah’ın selamını vermeyi esirgiyoruz?

Oysaki Selam vermek, selam almak, selam göndermek; duadır, rahmettir, berekettir, güvendir, saygıdır, barıştır, dostluktur, muhabbettir, gönül almaktır.

Belki çok basit gelecek sizlere ama hiç de hafife alınamayacak  kadar önemli bir konu aslında. Selam vermek...
Allahın rahmeti  ve bereketi  üzerinize olsun anlamına  gelen (Selamunaleykum) iletişimin ilk kapısıdır. O Kapıyı açtığınızda içindeki kazanımlara da ulaşmanın yolunu bulmuş olursunuz. Büyükten küçüğe, yaşlıdan  gence, zenginden fakire, müslümandan gayrimüslime selâm  vererek iletişimin ilk kapısını  açmış ve ortama girmiş olursunuz...

Merhaba demek ise iletişimi daha özele  çekmek algısı verir. (kişiye, benden sana zarar gelmez anlamına  gelmektedir merhaba...)
Verdiğiniz  bir selâm  ile gönülleri feth edebilir, yine esirgediğiniz bir selâm ile âlemleri  yıkabilirsiniz...
Malın, mülkün, makamın, verdiği güç ile bazı insanlar dünyevi değerlere o kadar kapılıyorlar ki burunları havada, masumu, mazlumu görmekten âciz; selamlaşmayı sadece mevkidaşları ile iletişim kurmak için ya da menfaatleri doğrultusunda kullanıyorlar. 

Oysaki, Selamlaşmada selam verdiğin kişiye gövdeni de dönerek, ona saygı  duyduğunu hissettirerek selâm ve merhaba demek gerekir.
Selamlaşmada ana mantık, zenginin  fakire, alimin mazluma, yaşlının gence, yöneticinin kapısına, başkanın bekçisine selâm vermesidir en kıymetlisi.


Yaşama şeklin, yaşama standartın her ne olursa olsun senin yanında kendisini küçük hissedeceğini zannedecek herkese ilk selâm vermek, hal hatır sormak  senin insani değerinin ifadesidir aslında...

Kimse kimseden üstün değildir. Üstünlük sadece ilim ve bilim sahibi  insanlar, onlar da selâmı veren iletişimin anahtar cümlelerini bilen taraftalar...

Bir de  görüp de görmezlikten gelen cehaletin pik yaptığı kişilikler var ya! Görmeleri ve gitmeleri gereken yer psikologlar aslında çünkü iletişimi konuşarak çözemedikleri olayların altında başka sorunlarla mücadele ediyorlar...

Dürüstlük ve insan olabilme olgusu o kadar saf yaşanılabilir bir şey ki hem çok kolay hem de çok zor. Öyle olduğunuza inanıyorsanız, etrafınızda dost, arkadaş, yoldaş sandığınız insanlar dürüst değillerse sizden yavaş yavaş  dökülüyor, kopuyorlarsa üzülmenize hiç gerek yok. Çünkü sizin, onların hayatında yeriniz kalmamıştır.

Çünkü sizin arka-plan düşünceleriniz yoktur. Olanlar karşısında  net ve şeffafsınızdır bu da sizden  kopmalarını sağlar.

Bazen de insanın aynası olursunuz. Doğruyu ya da yanlışı yansıttığınızda da düşerler koparlar sizden... Böyle durumlarda en adil mahkeme kalbiniz en doğru kararı veren hâkim vicdanınızdır...
Atalarımız çok güzel söylemiş “Doğru söyleyeni dokuz köyden  kovarlar.” 
Hiç  önemli değil insan olmanın erdemini bilenlerin yaşadığı onuncu köy var...



Bu yazı 1417 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

YouTube ArdahanTV Kanalımızı İzliyor musunuz?


YUKARI