Reklam
Bugun...
VE DEPREM OLDU!..


Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var
fakiryilmaz323@hotmail.com
 
 

Son yazılarımdan birisinde "Hani deprem olacaktı?" başlığını kullanmıştım. Ve sanırım bu soruma Yunanistan'la yeniden karşı karşıya gelmemize neden olan Ege denizinden cevap geldi.

 Aynı yazıda balık hafızalı bir toplum olduğumuzu da yazdığımı okuduğunuzu düşündüğüm deprem efendi adeta "beni nasıl unutursunuz" dercesine kızıp hem de balıkların bol yaşadığı denizde yüzünü bir kez daha gösterdi.
Başta gavur İzmir olmak üzere Egeyi sallayan depremin hiç de unutulmayacak bir şey olduğunu bir kez daha bizlere hissettiren Ege depremi "Hani deprem olacaktı?" başlıklı yazımda anlatmak istediklerimi bir kez daha bizlere anlatıyordu.
 Yıllar önce ilk kez gittiğim ve o anlatılan Egenin incisi İzmir'i inciden ziyade yüzü solmuş, güneşte kavrulmuş karnı aç bir insana benzetmiştim, sıvasız binaları, gecekondudan öte yapılaşmasıyla şok olurken.
Çok konuşulan büyük bütçeler ayrılan ama rantsal dönüşüme dönen kentsel dönüşümün görülmediği bu kent inciden ziyade deniz kenarında çöl görünümünde olan bir kentti.
Sadece İzmir'i mi?!. 
Aşağıda yeniden yayınladığım, "Hani deprem olacaktı?" başlıklı yazımda geçen İstanbul ve diğer birçok kentte yani ülkede yapılması gerekenlerin yapılmadığı ve her deprem sonrası depremi unuttuğumuzu ortaya koymaktadır 6,6 şiddetindeki İzmir, Ege depremi.
Bu yazıyı yazdığım esnada birçok binanın yıkıldığı haberleri art arda gelirken ben de "inşallah fazla can kaybı olmaz" duası eşliğinde bir önceki yazımı, "Hani deprem olacaktı?" başlıklı yazımı bulup sizin de unutmamanızı istediğim depremi ve yaşananları hatırlamanız için...

İşte o bir hafta önce yazdığım 'Hani Deprem Olacaktı?' başlıklı yazım..

**HANİ DEPREM OLACAKTI?..

Evet en son bizzat yaşadığım, 99 Marmara Depremi ile bir kez daha gündeme gelen ve sonrasında zaman zaman yaşanan sarsıntılarla yerle bir olacağı söylenen ve bu nedenle; Başta, Kentsel dönüşüm denen projeler ve birçok çalışma ile yeniden daha sağlam bir yapılaşmaya gidileceği belirtilmiş ve bu yönde milyon dolarları inşaat sektörüne yatırılmış ama o beklenenlerin hiç birisinin olmadığı gibi gökyüzüne uzanan AVM'li gökdelenler ve bir mahallenin br araya toplandığı modern denen ama aslında toplu kamp denen bol bloklu yüksek binalardan öteye gidilememişti.
Ve sık sık başta yeşillikler içindeki yapı kültürümüze nasıl sahip çıkacağımızın tartışıldığı bu süreçte bende, "İstanbul kazan ben kepçe" misali ülkenin en büyük metropolün de dolaşırken kendimi yıllar önce  sık sık gittiğim Sağmacılar Cezaevi'nin bulunduğu Bayrampaşa'da buldum.
Yıllar sonra baskısını yaptırdığım Ardahan Ansiklopedisini almak için gittiğim ve aracımı park edecek yer bulmadığım bir sırada 39 ilçeli İstanbul'un bu ilçesinde gördüklerimi yani bu yazımı arabadaki arkadaşım olan cep telefonuyla konuşarak yazıya çeviriyorum.

Gerçekten Bayrampaşa'ya daha önceki yıllarda, yani abimin yaşadığı bir olay sonucu tutuklandığı ve o nedenle benim sıkça gittiğim Sağmalcılar cezaevinin olduğu Bayrampaşa'da o dönem gecekondu olan binaların eskisinden daha beter durumda olduğunu görmenin üzüntüsünü yaşadım.
Evet bir taraftan yeni yapılaşmalar, AVM'ler, trafik tamamen tıkanmış durumda, bir taraftan bir anda rahatlayan trafik, bir taraftan tekrar tıkanan yollar, böylesine bir keşmekeş içinde gördüklerimi not ettiğim beynimi boşaltma adına sarıldığım telefonuma söylediklerimi yazıya dökerken 'yol, köprü, konut yaptık' diyen yöneticiler başta olmak üzere yöneticilerinin bir kentin arka sokaklarını dolaşıp, dolaşmadığını bir kez daha merak ettim.
Çünkü, İstanbul'da böyle yapılaşma anlatıldığı şekilde dönüşemediği gibi yaşanabilecek en küçük bir sarsıntıyla günlerce tartışılan ama sonuç veremeyen, kentsel dönüşümü tamamlanmadan, arka sokakları gerçekten Afganistan, Pakistan hatta günlerdir sanki Ermenistan bombalanmıyormuş gibi Azerbaycan'ın harabe olmuş, kerpiçten, çamurdan yapılmış büyük binalarını gösteren televizyonların bu binaların neden öyle İran'daki gibi taştan yapılmış olduğunu tartışmadan o eski binaların petrol ve doğalgaz zengini Azerbaycan'da böyle mi olmalıydı diye sormadan da edemiyorum.
Dedik ya çok bilmişlerin sık sık tv kanallarına çıkıp ellerine aldıkları çubuklarla gereken sınırları belirlemeleri, gerekse akıl vermeleri, tv kanallarının ekranlarında dünyanın metropol kenti olan İstanbul'un arka sokaklarına girmesini, yerel gazetelerin sadece belediye başkanlarını, vali ya da kaymakamları veya birkaç tane tanıdık iş adamının haberlerini değil, arka sokaklara da bakmalarını isteriz.
Şayet görmek isterlerse en uygun yer Bayrampaşadır. Veya bu yazıyı okuyanların kendi arka sokaklarına bakmaları yeterlidir.
Buna istinaden İstanbul'un bir metropol değil, gecekondu kenti olduğunu söyleyenlerin doğru söylediği bir kez daha teyit edilip, onaylanacaktır...



Bu yazı 1251 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

YouTube ArdahanTV Kanalımızı İzliyor musunuz?


YUKARI