Reklam
Bugun...
SINIR ÖTESİ..


Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var
fakiryilmaz323@hotmail.com
 
 

Sadece bir gribal hastalık olduğuna ve olduğundan daha çok abartıldığına inandığım pandemi saçmalığının insanları sosyal hayattan koparttığı şu günlerde ülkemin en uzak kenti, sınırlara sıfır kent, serhat Ardahandaydım.

Ülkemizin Kafkasya'ya sınırları olan, biri Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu gümrüğünün de içinde olduğu 3 gümrük kapılı, Gürcistan ve Ermenistan'a komşu Ardahan'da sizler gibi evde kalmayıp, dağ, taş demeden gezip en az 4-5 kez her köşesini dolaşırken geçtiğimiz günde Türkgözü (Badele) Gümrük Kapısının bulunduğu Posoftaydım.
Pandemi başta olmak üzere birçok olumsuzluğa kurban edilen doğanın su kaynakları olan dere ve nehirlerin önüne atılan HES'lerden biri, Beşikkaya HES Barajı ile önü gemlenip, suyunun büyük bölümünün Karadeniz'e akıtılması hedeflenen Kura Nehri gibi benim de hemen her gün akıp, gittiğim dağlarında, ovalarında, köyleri ve kasabalarında gezerken gördüklerimi hem görüntüleyerek hem de yazarak gerek yerelde gerekse ulusalda yaptığım haber ve yorumlarım aracılığı ile okurlarıma, takipçilerime aktarmaya çalışırken kendimi neredeyse sınır ötesinde bulacaktım ki inanmadığım pandemi belası bir çoklarımızın gibi benim de önümü bu kez sınırda  kesti.
Çünkü hala tartışılan ve olduğundan çok büyük bir seviyede olduğu söylenen ölümlerin devam ettiği pandeminin kendilerinde daha fazla olduğunu belirttiği söylenen Gürcülerin gümrükte yaya ve özel araçla ülkelerine geçişlerine izin verilmediğini belirten gümrük polisi ve memuru önümüze geçip, dur dediği için Türkgözü (Badele) Gümrüğünden sınır ötesine geçemedim.
Pasaporta gerek olmadan, kimlikle geçilebilen Gürcistan sınırının da sınır ötesine geçemeden memleketim Ardahan'a geri dönerken aklıma gelen ve bir aydan fazladır yaptığım pasaport başvurumun neden hala olumlu ya da olumsuz olarak cevaplanmadığını da düşünürken feto mağduru eski Genelkurmay Başkanı yeni Milli Savunma Bakanının programında olmamasına karşın yanına topladığı askerî erkanla birlikte bir anda Libya'ya gittiğini öğreniyordum.

Bu programda olmayan son dakika sınır ötesi gelişmenin ne anlama geldiğini düşünürken daha kısa bir süre önce sarsılan gakkoşların memleketi Elâzığ'ın yeni bir depremle sarsıldığını ve adeta sıkıyönetim uygulaması haline gelen 'evde kal'ması  istenen insanların benim gibi bir kış günü sınır ötesine olmazsa da dışarılara kaçtığını haber alırken gittiğim Posof'un yanı sıra bölgenin en büyük Alevi ilçesi Damal ve Sünniler ile Alevilerin yanı sıra Kürtlerin, Türklerin kardeşçe yaşadığı Hanak ilçesinin burnunun dibinde olmazsa da güzel doğasını katledip, bölgeden geçen BTC/Botaş ve Tanap Doğalgaz ve Petrol boru hatlarına karşın hala doğalgazsız olup, üşümemek için odun, kömür ve tezek yaktığını yeniden görüyordum, parasının bizim paramızdan daha çok değerlendiğini öğrendiğim dünkü Nataşa memleketi denip, turist gözüyle bakılmayan Gürcistan'ın ve Kafkasya'nın bölgede yarattığı hareketlilikten eser kalmadığını da üzülerek görüyordum.
Birkaç tırın gelip, geçtiği ve ülkedeki gümrük kapıları arasında en az ithalat, ihracatın yapıldığı gümrük kapılarının başını çeken derme, çatma bina, konteynırlardan oluşan, Türkgözü kelimesine yakışmayan gümrük kapısından sınır ötesine geçemeyip, geri dönerken 100 kadının iş bulduğu tekstil atölyesinin hikayesini de bir dahaki yazıma bırakıyor ve bir yıl önce ülkenin sıfır noktasına kurulan bu dev yatırımın Ticaret Odası, Esnaflar Birliği Odası Başkanlarınca olduğu gibi bölge Belediye Başkanlarınca da ziyaret edilmediğini de yazıp, 'memleketi kalkındırıyoruz' diyenlerin aslında, memleketi kandırdıklarını anlıyordum, delinmeyi bekleyen buzlanmadan Selmi hanım, eşimle ve aracımla birlikte yeniden
Ulgar dağı tırmanırken..



Bu yazı 1237 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

YouTube ArdahanTV Kanalımızı İzliyor musunuz?


YUKARI