Reklam
Bugun...
ŞAH MENİM PAYIMI BANA DA GÖNDERİYOR..


Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var
fakiryilmaz323@hotmail.com
 
 

Fransa Kraliçesi meşhur Marie Antoinette, hemen hemen hepimizin ilkokul sıralarından beri kulaklarına çalınan meşhur “Ekmek bulamazlarsa pasta yesinler” sözünü bundan tam 236  yıl önce söylediği dünyamızda rahmetli Demirel'in '' Petrol vardı da ben mi içtim? '' dediği, Özal'ın ''Benim memurum işini bilir''  gibi unutulmayan sözleri ile devam edegelen süreçte, sistemlerde ve iktidarlarda hep aynı zümre faydalanıp, dururken en son olarak 238 gün önce adil yargılanma talebiyle açlık grevine başlayan ve açlık grevindeyken hayatını kaybeden Avukat Ebru Timtik gibileri de bol sloganlı mesajlarla anılır ve bir süre sonra da unutulur giderler..

Çünkü bu dünyada verilen kavganın büyük bölümünü oluşturan halkların, aslında en küçük bir zümrenin en güzel şekilde yaşamasına büyük payları olduğu çok da anlaşılmaz, anlatılamaz..
Bu durumu anlatmaya çalışan son bir iki haberim ve bu yöndeki yorum/yazılarımı en güzel şekilde anlatan iki meseleyi dünyanın jendermesi Amerika'nın ambargosu ile yaşatmaya devam ettirdiği ülkeme komşu İran molla rejiminde yaşanan iki örnekle bir kez daha anlatacağım, belki ne anlatmak istediğimi anlayan çıkar diyerek...


Evet, ülkenin en büyük bilgisayar devi Nuri Vatan'ın  okuyup, beğendiğini ve başkalarının da beğenmesi için WhatsApp durumun da paylaştığı '' Edepli, Şahsiyetli Soygun'' başlıklı yazımın ve bu yöndeki diğer haberlerle yorumlarımın anlatmaya çalıştığı ülkemdeki durumu en güzel şekilde anlatan İran Molla iktidarına razı halkın, altın kaplamalı musluklar eşiliğinde verilen Aşura tarifleri ile mutlu olmasının ve yaşanan gerçekleri yani milyonların sırtlarından beslenen keneleri hissetmemelerini en güzel şekilde anlatan İran'daki iki mesele şöyle;

**Neft Meslesi Ne Olacak?..

Sınırından Ağrı'ya sızmak isterken görünen ve çıkan çatışmada 2 askerin şehit edildiği olayın yaşandığı İran'da biri ne ediyorsa bir türlü aday edilip, seçilip, milletvekili yani temsilci olarak meclise giremiyor.
Ve sonunda pes edip başka bir yöneten bulan bu şahıs bugünkü trol, partilerin grupları için özel toplanıp, meclise götürülen şakşakçılar ya da kaz dernekçileri gibilerinden birini bulur ve maddi, manevi destek verip, onun milletvekili olarak İran Mollalarının oluşturduğu anlamı ve önemi çok büyük Cumhuriyet kelimesinin de eklendiği İran Meclisine göndermeyi başarır..
Çiller başkanlığındaki DYP'nin barajı aşamaması dolayısıyla yatağında uyurken 6 bin oy ile milletvekili olan vekillerimizde biri gibi kendisini mecliste bulan bu şahıs ne yapacağını bilmeden '' salla başını, al maaşını'' yöntemi ile bir süre Molla meclisinde yaşananları izler, izlenmesine izin verilir.. Ta ki gelen bir telefonun zilinin çalmasına kadar..
Ve gelen telefondaki sesin kendisini ortaya taşıyan, yollayan kişinin olduğunu anlar İranlı ''Yerime Milletvekili''olan her gelen karara elini kaldıran, indiren ''salla başını, al maaşını'' taktiği ile keyfine keyif katan milletvekili..
Karşıdaki ses hal hatır sorduktan sonra kendisinin yemin töreni hariç hiç çıkmadığı meclisin kürsüsüne yarın çıkıp, bir şeyler demesini ve bu bir şeylerin bir kelime olduğunu anlatır.. Ki; O kelimede aynen şöyle olacaktır..
-EVET ARKADAŞLAR HER ŞEY BİR YANA, KAHROLSUN AMERİKA'DA BİZİM ŞU NEFT İŞİ NE OLACAK?
Şeklinde olacak ve yüksek sesle bunu de ve in oradan der..
Bizim ısmarlama, yerime seçilen vekil anlamaz bir şey ama yok da diyemez ve ertesi günü meclis başkanından söz alıp kürsüye çıkar..
Mecliste bulunan diğer milletvekili ve mollalar seçildiği günden beri meclis kürsüne çıkmayan bu vekili kürsüde görünce pür dikkat kesilip, ''Acaba ne diyecek?'' diyerek büyük bir sessizlik içinde konuşmasını beklerler..
Bizim emir alan, paket seçilen vekilimiz çıktığı kürsüde ne diyeceğini bekleyenleri daha da heyecanlandıran uzun bir sessizlik sonrası elini kaldırıp, söze başlar;
-EVET ARKADAŞLAR HER ŞEY BİR YANA, KAHROLSUN AMERİKA'DA BİZİM ŞU NEFT İŞİ NE OLACAK? diye sorar..
Bu durum karşısında önce ne demek istediğini anlamayanlardan bir küçük grup, birden kendisine gelip, 'Yuhhh.. İn oradan kardeşim,şimdi zamanı mı Amerika bize ambargo koyar, İsrail bize vurmaya çalışır, Atom bombası projemizi yaptırmaz, bu sorunun zamanı mı?' diye bağırıp, orada niye olduğunu, kürsüye neden çıktığını ve -EVET ARKADAŞLAR HER ŞEY BİR YANA, KAHROLSUN AMERİKA'DA BİZİM ŞU NEFT İŞİ NE OLACAK? diye niye soru sorduğunu anlamayan Molla vekil sessizce çıktığı kürsüden iner..
Meclisin homurdanmasına neden olan -EVET ARKADAŞLAR HER ŞEY BİR YANA, KAHROLSUN AMERİKA'DA BİZİM ŞU NEFT İŞİ NE OLACAK? sorusunun cevabını kendisi de bilmeyen vekil odasına gidip, koltuğuna oturur, oturmaz gelen ikinci telefona bakar ve arayanın kendisini oraya seçtiren olduğunu görür ve 'Acaba yanlış bir şey mi yaptım?' diye korkup, eli titreyerek teli alır Alo der..
Karşıdaki sesin kendisini izlediğini ve 'Evet, işte bu kadar ama yetmez yarında çık aynı şekilde de' der ve teli kapatır.. Yarında kürsüye çıkıp, -EVET ARKADAŞLAR HER ŞEY BİR YANA, KAHROLSUN AMERİKA'DA BİZİM ŞU NEFT İŞİ NE OLACAK? diye soran Molla vekil öbür günde daha sonraki günlerde de bunu sorunca bu kez kürsüden tekme tokat indirilirilip, ağzı, burnu kan içinde meclisin hastanesine yollanır.. Ama telefondaki ses ısrarla 'devam et az kaldı' der..
Ve bu durum yani -EVET ARKADAŞLAR HER ŞEY BİR YANA, KAHROLSUN AMERİKA'DA BİZİM ŞU NEFT İŞİ NE OLACAK? sorulu kürsü konuşmasının cılkı çıkacak korkusu ile telaşlananlar bu ısmarlama vekili bir kenara çekip, 'TAMAM NEFT'E SENDE ORTAKSIN BUNDAN SONRA MERAK ETME, AMA BİR DAHA NEFTTEN SÖZ ETME' derler..
Yani işin kısacası İran'ın neftini yani yer altı kaynaklarını yani mazot, benzin, petrol yataklarını aralarında paylaşan ve bunun anlaşılmaması için kahrolsunla bir türlü öldüremedikleri ve iktidarda kalmak karşılığında gizli paydaşları oldukları ABD korkusu dahil bir çok suni gündemlerle halkı kandıranların yeni bir ortağı daha olmuştur.. Oda seçilen değil onun seçilmesine katkı sunandır bu yeni ortak..


Gelelim ikinci İran meselesine..
Bu meselede hala İran'da olan bir ailenin ferdini ziyarete giden bir dostum anlatır..
Ki bu dostumun ailesi de İran kökenlidir.. Ve ülkemde hala çok önemli yerlerinde fertleri bulunur..
Akrabalarını ziyaret için İran'a giden ve bir akrabası ile İran'ı dolaşan ve yaşanan haksızlıkları gören bizimkisi dönüp, akrabasına ''Bu yaşananlara niye ses çıkarmazsınız?'' diye sorunca akraba mutlu bir bakışla kendisini ziyarete gelen akrabasına sitem edercesine '' Daha ne istersin yav ağabey, şah menim payımı da bana verir, buna da şükür' der..
Bizimkisi şaşırıp, ülkemde yaşananları hatırlayınca PTT önlerinde sıraya girip, bin TL ile coronaya aşı bulmuşcasına sevinen makarnacı, kömürcülerin ve 'Yaşasın Kral' diyenlerin yani anlamayan, duyarsız halkların ne kadar çok olduğunu ama dünyanın nimetlerinden, rejimlerinden, sistemlerinden yararlanan küçük zümrelerin her yerde olduğunu anlar, sessizce İran'dan ülkesine dönüp, 'Buna da şükür' der..



Bu yazı 1520 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER

ücretsiz iş ilanları

VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Ardahan'da ki Seçim Sonuçlarını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?


YUKARI