Reklam
Bugun...
Postun içinde ki dostlar, Ulusalcılar!..


Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var
fakiryilmaz323@hotmail.com
 
 

HDP'nin Genel Merkezinin 81 Vilayet Örgütlerine, tabana sormadan aldığı karar ile yeniden CHP adayı Ekrem İmamoğlu'nun aday olduğu İstanbul seçimleri öncesi açıklanan işsizlik rakamlarına baktığımıza da seçim sonuçlarınında büyük etkisi olan ekonominin içinde olduğu durumu daha iyi anlamaktayız.
Ve işsizliği asıl tetikleyen ekonomininde içinde olduğu onca sıkıntının altında yatanın da o çok istenen demokrasiye yönelik adımların ileriye atılmaktansa, bu yönde niyeti olanların üzerinde oluşturulan korku çemberi ile geri çekilmesidir..
Örnek mi? 
Demokrasi ile başa gelen ve demokrasiyi geliştireceği umut edilenlerin iktidarın verdiği şımarıklıkla demokrasiyi kısa sürede unutmasıdır.
Ve demokrasiden, beklenenlerden uzaklaşan aynı iktidar toplumun kendilerine karşı 7 Haziran'da ortaya koyduğu tepkiyi anlamayıp, 1 Kasım'ı yapınca aynı toplum bu kez de 31 Mart seçimleri ile mevcut iktidarı uyarmıştır.
Yani demokrasi dahil bu ülkede ki iktidar yöneticilerinden isteneni alamayanların tepkisini fırsat bilip, demokrasi gereği olan seçim veya başka yolla iktidarı alt etmek isteyenlere yani bana göre 'Bu ülkenin asıl sahipleri bizleriz' diyen ulusalcılara fırsatlar verilmektedir.
Evet, bu ülke de yıllardır iktidar olan ve her eleştirini anti-demokratik bir bakış ile 'Not ettik' diyerek tehdit eden ama bu tür hareketleri ile güç kayıp ettiğini anlamayan parti ve başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başta demokrasi olmak üzere bir çok konu da yaptıkları yanlışları kabullenmeyip, ısrarla bildiklerini yapmaya kalkmaları, HDP'nin de içinde olduğu toplumun yeniden ulusalcılara yönelmelerine sebep olduğu da bir gerçektir.
Çünkü 31 Mart seçimlerinin asıl kazananları olan ulusalcılardır.
Yani İstanbul İBB'nin de içinde olduğu 31 Mart seçimlerini Kemal Kılıçdaroğlu'nun da içinde olduğu solcular değil, geride kalan seçimleri asıl kazanan ulusalcıların 23 Haziran'da da zaferle çıkacaklarını şimdiden ortaya koyar gibi..
'Nereden bu tahmini yaparsın?' diye soracaklara CHP'nin gizli destekçisi, Barış Sürecinde T.C levhalarını AK Parti'ye indirten ama sürecin tekmelenip, buzluğun dondurucusuna kaldırılması ardından 31 Mart'ta CHP'nin içinde ki kazanan ulusalcılara astıran HDP'nin yanı sıra İYİ ve Saadet Partililer olsa da AK Parti'nin yaptıkları karşısında 'Düşmanının düşmanı dostumdur' demek zorunda kalanlardır..
Ve bu durumu 31 Mart seçimlerinin hemen ardından ortaya konan hal, hareket ve uygulamalarla bu partilerin tabanının anladığını da görmek mümkün.
Ve 23 Haziran'a ertelenen seçimi yeniden kazanmak için 'Solcu, demokrat' postuyla pusuya giren aynı ulusalcıların hiçte memnun olmadıkları ve 28 Mart seçimlerinin hemen ardından oklarını Kılıçdaroğlu'na çevirecek olanlar olacağını da burada yazıp, not ediyorum.
Ve yine bence bu durumu fark etse de önüne geçmeyen Kılıçdaroğlu gibi Erdoğan'ın da yeni bir plan içine girip, Bahçeli'nin de arasında olduğu BOB yada diğer nazik adı olan 2023 hedefine birlikte gitmek için görünmeyen bir birliktelikle ulusalcıların etrafında biriktiği İnce gibi İmamoğlu'nu da oyun dışına itecekler..
Yani güzel olacak denen 23 Haziran'ın daha güzel olması için ilk adımının İstanbul seçimlerini sadece İmamoğlu yakasını iptal eden YSK hakimlerini Kızılay'da gezemeyeceklerini, hatta yüzlerine tükürülecek hale geleceklerini ileri süren ve yaptıkları anlamsız çıkışları ile adeta ve bana göre seçimi iptal ettiren asıl faaller olan CHP'nin Genel Merkezi attığı adımıdır..
Bu ve buna benzer adımlar 23 Haziran'a yetişir mi bilmem ama yenilenen seçimlerin birilerine yeni bir fırsat daha doğurduğu da bir gerçektir.
İşte burada anlatmak istediğimde bu ülkenin asıl sahipleri olduklarını ileri sürüp, kendiler dışında kimsenin iktidar olmasına, karar vermesine izin vermeyen tabakalar yani diğer bir adıyla ulusalcılardır.
Ve bu ulusalcıların girdikleri solcu, demokrat postu içinde bugünlerde bir hayli hareket içinde oldukları da bir diğer gerçektir.
Ha bu arada diğer her seçimde hemen her gün çeşitli ad ve toplantılarda ortalıkta adı sıkça geçen kısa adı MİT olan Milli İstihbarat Teşkilatı da uzun süredir gündemde yok.
Neden bilmem ama bu ülkenin ulusalcıları kadar MİT'in de sistemin yani Başkanlığa geçen rejimin değişmesinden yana olmayanlardan oluştuğunu biliniyor da ondan mı?
 


Bu yazı 1072 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Ardahan'da ki Seçim Sonuçlarını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?


YUKARI