Reklam
Bugun...
PARALAR NEREYE GİDİYOR?!.


Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var
fakiryilmaz323@hotmail.com
 
 

Yazıma başlamadan önce dikkat çekmek istediğim diğer bir konu da, 10 kenti yok eden depremler ardından yerle bir olup, binlerce insanın ölümüne neden olan o çürük binaları yapanların kaçmaması için kafası esen göçmenin elini, kolunu sallayarak geçtiği sınır kapıları başta olmak üzere bu katillerin kaçacakları kapıların sıkı tutulması ve alınan önlemler arasında bu şokta akla gelmeyen kumdan bina yapan müteahhitleri tutun derim.

Gelelim 'PARALAR NEREYE GİDİYOR?!.' başlığımızın konusuna;
Pandemi yetmedi ekonomik kriz o da az geldi aynı gün iki ağır depremle sarsılan ülkenin yeniden ayağa kalkması için verilen mücadelede 'Ben ne yapabilirim?' diyerek kalpten, gönüllü, isteyerek harekete geçen insanların döktükleri gözyaşları eşliğinde elindeki imkanları seferber ettiği şu günlerde benimde bizzat yaşadığım ve adeta sıfırdan hayata başladığım Marmara 99 depremi ardından toplanan ve hesabı verilemediği öne sürülen deprem paraları misali yeni deprem paralarının da toplandığını görmekteyiz.
99 Marmara depremi ardından kışın ortasında Doğu ve Güneydoğu'da yaşanan ve can kaybının her dakika arttığı deprem ardından aralarında yakinen tanıdığım, tanışamadığım onca iş insanı Ardahan'lıların da olduğu birçok insanının maddi, manevi devasa katkılar sunduğu depremzedelere bu paraların ulaşmadığını da görüyoruz.
Bu durumu gazeteci meslektaşlarımızca uzatılan her mikrofon ve kameraya, 'Devlet, Millet Nerede?' diyerek göz yaşları içinde serzenişlerini gördüğüm de bunca yapılan yardımların nasıl olup, kendilerine ulaşamadığı gibi hesabının nerede nasıl tutulduğunu da merak etmiyor değilim.
Başta, millet can derdindeyken O attığı bir mesaj ile 20 TL. isteyen AFAD olmak üzere resmi kurumların yanından sözde gönüldaş ama yasal hiç bir evrağı olmayan onca kişi, kuruluş, kurum ve stklara akan paraların deprem bahanesiyle adeta fırsata çevrildiği  asıl diğer önemli sorunlardan biride bu olmalı.
Çünkü, bu ülkenin her yarasına katkı sunan insanların yarın yaşanacak bu tür acı olaylar karşısında benim gibi şüphede kalmaması gerekir diye düşünüyorum.
Evet, bölgede her aradığımız insanın kendilerine bir şey ulaşmadığını belirtip, ağladığı  deprem bahanesiyle toplanan paraların gerçek anlamda mağdur olup, perişan olan depremzadelere mi, biten ekonomiye mi yoksa Fenerbahçe yardım otobüsünü, marketleri, bakkalları soyan adi kişiliğe sahip hırsız ruhlulara mı gidiyor diye bakmak, denetlemek içinde acil bir heyetin, kurumun, kuruluşun oluşturulması gerekir diye düşünenlerdenim.
Çünkü kurdun puslu havayı sevdiği ve bu Kurtların gerçek kurttan daha vahşi olduğunu unutmamak gerekir diyor aşağıdaki misalin okunup, benim ne anlatmak istediğimin anlaşılmasını umuyorum.
'Her suç gibi hırsızlıkta insanla alakalı sosyal bir olaydır. Bu nedenle özellikle sosyal düzenin bozulduğu dönemlerde bu suçun arttığı görülür. Büyük ekonomik krizler, ülkenin bugünkü durumu yani depremler vb. olaylar toplum hayatını temelden etkilediği için, bu tür suçların artmasını sağlar. Böylece ekonomik şartların ağırlığı veya hafifliği hırsızlık suçunun işlenmesini arttırıp, çoğaltmaktadır biline...



Bu yazı 1240 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

ARDAHANLI GAZETECİLER SEÇİM ÖNCESİ BAŞARILMIYDI?


YUKARI