Reklam
Bugun...
Nazım Ayran Yürekli Bir Aşık mıydı?...


Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var
fakiryilmaz323@hotmail.com
 
 

'Özel' dedikleri ama kapalı bir toplumun  esiri olarak  gizli tutup, baskı altında saklamaya çalıştığımız onca yaşananları şiirlerine döken ve aşık olduğu kadınlardan ziyade o kadınlara yazdığı şiirleri ile hala yaşayan Nazım Hikmet'in şiirlerine bir kez daha göz atarken aslında bu yazılanlarda kendimizi  bulduğumuzu  anlamamazlıktan gelip, her işte olduğu gibi bu işte de yani aşk dahil yaşananlarda yaptığımız gibi topu başkalarına atmak bize daha kolay gelir. 

Ve aslında senide anlatan o şiirler, yazılar, kitaplar, gazete haberlerinde kendimiz değil de başkasının yani Nazım Hikmet gibilerinin yaşadıklarını kendi yaşadıklarımıza paravan olarak kullanırız. 
Evet 'Nazım Ayran Yürekli Bir Aşık mıydı?' sorusuna cevap aramama neden olan aşağıda ki 'Acı çekerek özgür olmak' başlıklı bu günkü  yazımı okuduktan sonra, bana yazdığı mesajda benim başka bir dünyada olduğumu bu nedenle beni o dünya ile baş başa bıraktığını belirtip, kendisinin artık olmayacağını yazması beni üzse de 'O da buraya kadarmış' diyerek üstelemedim ve yıllardır yazdığım her yazı ve haberin altına bir kez değil bin kez imza attığımı yani düşündüklerime, hissettiklerime gem vurup yazmamı engellemek, sansürlemek isteyenlere inat hiç birinden vazgeçmediğim gibi 'Bu yazıyı yayınlarsan ben yokum' diyenin de bana engel olamayacağını ve o yazıma bir de Nazım'ın , uğruna şiirler yazdığı  kadınlarının adlarını ve de o kadınların sayısını da yazıma eklemeyi uygun bularak ne Nazım'ın ne de benim sevmekten, saymaktan öte bir şey yapmayıp, Ayran yürekli değil, bu dünyada yapıldığı gibi kalmayan işgal edilip, talan edilmiş, yakılıp, yıkılmış onca kale gibi bir kalbe sahip olduğumuzu ve acı çekerek özgür olmadığımızı anlatmaya..
Gelelim 'Acı çekerek özgür olmaya' başlıklı yazıma ve Ayran Yürekli Nazım diye suçlanan Nazım'ın kadınlarına..
 
ACI ÇEKEREK ÖZGÜR OLMAK.. "Acı çekmek özgürlükse, özgürüz ikimiz de" diye kendisi kadar etkileyici müziği ile  başlayan şarkıyı Ahmet Kaya'dan başka kimler söylüyorsa Kaya'nın o yürekten gelen sesinin tadını alamadığınız anlarda ve bu acının aslında hepimizin yüreğinde, kalbinde olduğunu hissederiz. "Sevmek diye bir şey yokmuş" sözleriyle devam eden şarkının dizelerini can kulağı ile dinlerken..
"Yalanmış hepsi yalan" diyen   ve "Sevmek diye bir şey yokmuş" satırları ile süren aynı şarkıyı dinlerken çölde tek başına susuzluktan kavrulmuşcasına  dişlerinin birbirine kilitlenmesi gibi...
Acılardan arta kalan işte bu diyen duygular içinde dinlemeye  devam ettiğim  ve acı çekmek özgürlükse ikimizde özgürüz diyen Ahmet Kaya'nın "Aramakmış oysa sevmek, Özlemekmiş oysa sevmek" diye haykırırken sakallı görüntüsü ile "Acı çektim susarak" diye devam ettiği hemen ardından"Hepsi yalanmış, sevmek diye bir şey yokmuş"satırları ile son verirken isyan eden dizeleri hırsla, öfkeyle içindekileri yazıya, arşive, tarihin yaşanmış sayfalarına dökmek ister, istedikçe de yazan parmaklarının kalbi gibi yorulduğunu da hisseder yaşadıkları ile..
Ve yine Ahmet Kaya'nın yaşadıkları ardından terk etmek zorunda kaldığı vatanına ve sevdiklerine  duyduğu özlemle öldüğü Paris'de de aynı şarkılara devam ettiği ve"Hüznüm dağlara küs"şarkılarını söylerken kar gibi beyazlamış saç ve sakalı yaşadığı sıkıntıları anlatır gibi..
Beni soracaklar, beni bulacaklar, beni tutacaklar, beni yakacaklar, bana kıyacaklar"diye devam eden ve "Korkarım güzelim korkarım" satırları ile haykırır aynı Ahmet Kaya veya sen ya da ben..
İşte buna benzer yaşanmışlıklar değil mi  onca şarkının türkünün, ağıdın, feryadın müzik ritminde kulaklarımızın pasını silmesi, yüreğimizin  kalbimizin, dilimizin anlatamadıklarını anlatmaya çalışması..
Bilmem ama"söyle ben neredeyim, söyle sen nerede? "diye devam eden şarkının eşliğinde kalbimiz gibi artık yorulduğunu hissettiğimiz dizlerimin üzerindeki bilgi sayarımda Ahmet Kaya'nın şarkıları eşliğinde  ele aldığım bu yazıya nokta koyan " Kum gibi"şarkısını dinlerken o konuşma ya da yazma süresi tanıma açısından kum saatinin  içindeki  kumların bittiğini de anımsatıyordu"Biz durmadan  savaşırdık, sevişirdik "diye biten şarkının eşliğinde..
**Ve Nâzım Hikmet ve Aşık Olduğu Kadınlar..
 
Nâzım Hikmet ve Nüzhet
Nâzım ve Nüzhet çocukluk arkadaşıdırlar. Moskova’da üniversite öğrencilikleri devresinde evlenirler. Nüzhet’in ailesi razı değildir bu evliliğe. Mektuplar yağdırırlar Moskova’ya. “Her sözüyle, her hareketiyle, her şeye isyan etmiş, hatta saçları bile berberin tarağına isyan etmiş bu adamla senin gibi munis ve uysal bir kız geçinemezsiniz!” derler.
Nazım Hikmet ve Piraye
Piraye, Nâzım Hikmet’in kız kardeşinin arkadaşıdır. Kocasından ayrılmış, bir erkek ve bir kız çocuğu sahibi dul bir kadındır. 
1935’de kimseye haber vermeden evlenirler. İstanbul’a yerleşirler. Lakin  rahat olamazlar ki… Nâzım Hikmet’in mahpusluk günleri başlayacaktır. O kadar çok şiir yazmıştır ki Piraye’ye…
 “Karıcım, canım karıcığım” hitaplarıyla başlayan… Misal, "Karıcığım, Bu seferki ilk mektubuma senin için yazdığım bir şiir ile başlıyorum: 
“Yeryüzünde hiç bir insan, hiç bir insana benim sana yaptığım kötülüğü yapmamıştır. Bütün bunlara rağmen gel. Sana “gel” diyecek kadar yüzsüz ve alçaksam ne halt edeyim, öyleyim işte. Fakat gel. Ve benden nefret ederek, beni hor, hakir görerek de olsa, beni bir daha yalnız bırakma!"
Nazım Hikmet ve Münevver
1946'da Bursa Mahpushanesi’nde yatarken dayısının kızı Münevver’in ziyaretleri sıklaşmaya başlamıştır. Şairimizin gönlüne sual olunmuyordur ve artık Nâzım Hikmet ile Münevver aşkı başlıyordu. Şair mektup yazar Piraye’ye ve anlatır durumu tüm açık yürekliliğiyle… Piraye Hanım yıkılır ama kimseye belli etmez. Bu arada Münevver bir çocuk sahibi evli bir kadındır. Kocası ayrılmak istemez. Nâzım- Münevver aşkı içinden çıkılmaz hale gelir.
 
Nâzım Hikmet ve Vera
“Saçları saman sarısı, kirpikleri mavi, kırmızı dolgun dudaklı” diye 1961 de yazdığı “Saman Sarısı” şiiriyle ölümsüzleştirdiği kadının adı Vera’dır. Nazım Hikmet’ten otuz yaş küçük, beş yıllık evli ve bir çocuk annesidir. İlk tanıştığı andan itibaren aşık olmuştur şair, Vera’ya. Evli ve çocuklu olması umurunda değildir. Vera'yı sürekli aramaktadır. Günde belki on kez telefon eder. Sonunda muradına erer Nazım Hikmet ve Vera’nın gönlüne girmeyi başarır. Evlenirler. 

Ve; Ahmet Kaya'nın şarkılar eşliğinde dünden beri ele aldığım, ancak ertesi gün bitirebildiğim yazımı  'Umarım anlayan anlamıştır..' diyerek çok da uzatmadan ben de  NOKTA diyeyim bu gün belki de şu an bu yazıyı okuyan sana konuşarak, anlatmak istediğim ama sanırım anlatamadığım  yazılarım arasına eklediğim duygu dolu bu yazıma..



Bu yazı 1289 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER

ücretsiz iş ilanları

VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Ardahan'da ki Seçim Sonuçlarını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?


YUKARI