Reklam
Bugun...
Kuyunun Dibi Kaz Dolu!..


Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var
fakiryilmaz323@hotmail.com
 
 

Türkçe'de omuzluk, Kürtçe'de cakıl denen omuzluklarla bir zamamlar naşına gidip beklediğimiz köy kuyularını hatırlar mısınız bilmem ama bu kuyuların hala var olduğunu bilirim.

Hem de batı kentlerinde..


Konuya girmeden önce Ortadoğu ve Afrika'da yaşananların yine bir kuyu meselesi olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü biz de cakıl kuyuları denen kuyuların diğer bir adı da Petrol kuyularıdır. Ve bu kuyulardan hep kan çıkar..
Bizim kuyulardan kurbağalar çıksa da o dönemlerde çok da üzerine düşmediğimiz sağlıklı su konusu vardı. Çünkü her şeye rağmen bu gün plastik şişelere giren su bile bozulmamıştı.. Ama dibindeki çamurun insan yutan bataklık olduğunu da biliyorduk.
Gelelim konumuza; Mevcut hükümetten önce Köylere Hizmet Götürme Birliklerince, sonrasında da KÖYDES' le köyler de içme suyu projeleriyle ortadan kalkan kuyular yaşanan güçle birlikte batıya taşındı desek yeridir. Hem de diplerindeki çamur tortusuyla birlikte.
Kanal açılmaya çalışılan İstanbul'da ve diğer batı kentlerinde sayıları bir hayli fazla olan bu kuyulardaki kurbağaların vıraklamaktan öteye gitmedikleri de bir gerçek. Ve diğer bir dertleri de hiç çıkamadıkları o kuyuların dibindeki çamur deryasına başkalarını da çekme derdindeler.


Bunu toplumun beklediği çaba ve gayretlere rağmen kurutamadığımız kuyulara baktığımızda da görüyoruz. Ve bu kuyulardaki Kurbağaların, Kazlar gibi vıyakladığını anlamıyoruz. Yılda bir yaptıkları kaz geceleriyle..
365 gün olan bir yılı uyuyarak, miskin miskin yatarak ya da''Yaz Etkinlikleri"adı altında başkalarınca yapılan etkinliklerde Cırcır böceği misali öterek, poz vererek geçirenler bu günlerde Kazlarla birlikte bir hayli ses çıkarıyorlar. Kaz besleyen köylüler ve biz kestik seslerini derken.
Çünkü kuyuların dibindeki bataklıkta kurbağalar gibi sivrisineklerin de çoğaldığını anlamamışız. Yanlarına aldıkları artık bitlenmiş uyuz olmuş bir ayakları öte tarafta olan diaspora ile birlikte kurdukları Kaz, Saz korosuyla o gece senin, bu gece benim derken..
Ama toplumun büyük kesiminin gerçek yüzlerini gördüğü bunların bu saçmalıktan yani kazlı, sazlı gecelerden öteye gitmemekten ısrar edenler ne kendilerine nede başında oldukları sözde kurumlara ve memlekete hayırları olmamıştır..
Bu bana bir yerde okuduğum çocuk masalını anımsattı.
Anne kurt yavru kurtu çevreyi tanıması için ilk kez yuvadan dışarı çıkarıyor. Gezerlerken yavru uzakta otlayan koyunları görüp soruyor. Annesi "Onlar koyundur, zararsızdır ve biz onlarla besleniriz" der. Yavru "Peki oradaki adam kim?" diye sorar anne kurt onun" Koyunları koruyan çoban" olduğunu söyler. "Çoban gelene kadar biz koyunu çoktan avlarız" der. Yavru bu sefer "çobanın yanında bize benzeyen hayvan kim" diye sorunca "Hah işte o bize benzeyene çok dikkat etmelisin. En büyük düşmanımızdır. Sakın ona aldanma. Fırsatını bulduğu an bize dişlerini geçiriverir" der..
Yani bu masaldan çıkaracağımız hisse:
"Bazen görünüşleri bize benzese de diğer adı stk olan aynı kuyunun dibindeki çamurda debelenenler gibi niyetleri faklı olan insanlar olabilir. Bunlara dikkat edelim" dediği gibidir bugün kazlı, sazlı başkan denenler..



Bu yazı 1412 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER

ücretsiz iş ilanları

VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Ardahan'da ki Seçim Sonuçlarını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?


YUKARI