Reklam
Bugun...
HAYVANA TAPMAK!..


Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var
fakiryilmaz323@hotmail.com
 
 

Pakistan'la düşman edilip, bölgenin güçlü ülkesi olmasının önüne engel koyan silah tüccarlarının ülke içindeki mezhepleri de karıştırarak iç barışı sağlayamayan Hindistan'ın etini yemedikleri hayvanı yani ineği kutsal saydıklarını sanırım sizlerde biliyorsunuzdur.
Ancak sadece Hindular için kutsal olan ineğin yani 'Birinci gelir kaynağımız' denen memleketim Ardahan'ın da aralarında olduğu Doğu'da ve diğer birçok bölgede hayvanların sadece Hindistan'da değil, tapılmasa da eti yenen hayvanı baş tacı edip, kendisinden daha önemli gören bir toplumumuz olduğunu da bilelim.
Bunun en güzel anlatan örnek ünlü çapkınımız şiir ustası, yazar Nazım Hikmet'in "soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen kadınlarımız" dizeleridir...
Evet yıllardır atadan dededen kalma yöntemlerle hayvancılık yaparak kalkınacaklarını sanan ancak baktıkları hayvanlarının barındığı ahırların üstünü örten gontların (tomrukların) çürüyüp taşıyamadığı sal ve kara toprağın altında kalması gibi hayvancılıkta ilerleyemediğimizden bölgenin tümü de geri kalmıştır.
Hayvana tapma olarak değerlendirilebilir bu durum. Burnumuzun dibine kadar gelen imkan ve fırsatları görmemizi de engellemiştir.
Bunun en bariz örneği 3. büyük gümrük kapısı sayılan Ardahan'ın Çıldır ilçesine bağlı, eski adı Tskarostavi olan Gürcüce iki kelimeden (წყარო: “pınar” ve თავი: “baş”) oluşan ve “pınar başı” anlamına gelen Öncül köyü meraları içinde bulunan Aktaş Gümrük Kapısından bir türlü istenen şekilde faydalanamamamızdır.
Önümüzdeki ay yapılacak olan Ardahan Ticaret ve Sanayi Odasının mevcut başkanı 70 bin lira verip, bir yakınına çıkarttırdığı "Ardahan Masalları" kitabında 'gökten üç elma düşmüş' dese de elmanın alma adını taşıdığı bölgenin Çukurova'sı Kurtkale'ye giden altında Kura nehri akan köprüsü bir türlü yapılmayan yolun üzerinde bulunan Öncül köyünün adını firmasına isim olarak koyan bol üniversite diplomalı iş kadını Necla Cömert ile sohbet ederken köyünün meyve ve sebze merkezi olduğunu değil İl, İlçe Tarım Müdürlükleri köylülerinin bile fark edemediği, Japonların Japonya'dan kalkıp buraya kadar geldiğini ve Öncül köyüne örnek seralar kurduklarını ama köylülerinin bu faydalı örnekten de yararlanamadığını anlattığında şok olmuştum.
Zira birçok kez ziyaret ettiğim sırada gördüğüm o seraların Osmanlı kayıtlarında Zğarostav (زغارستاو) olarak adı geçen Öncül köylülerce değil, Japonlar tarafından yapıldığını öğreniyordum.
Ve bir zamanlar yani Osmanlı tarihlerinde Tskarostavi, Çıldır livasında, Zğarostav adıyla Kenarbel nahiyesine bağlı bu köyde iki adet keten tohumu yağı çıkaran bezirhane olduğunu yazan tarihli o köye gidip, geldikten sonra yaptığım haberime 'Sera köyü' adını verdiğimi ama köyün ve köylülerinin burunlarının dibinden geçen gümrük kapısının değerini bilmedikleri gibi köylerinde yetişen meyveleri değil Ardahan ya da Çıldır halk pazarına mesai almak için gündüz işleri ağır alan gümrük memurları yüzünden ithalat, ihracatın sıfır denecek kadar az olan Aktaş'ın önünde oluşan tır kuyruğunu oluşturan şoförlere dahi satmadıklarını hatırlıyor, köylünün, bölge insanının neden bu kadar tembel, üretken, proje üretemeyenler olduğumuzu düşünüyordum.
Ve dönüp, bana eliyle çay getiren ve makamının arkasında çerçeveler içindeki diplomalarla 4-5 üniversiteyi bitirmiş olduğunu anlatan, kamuda olduğu gibi iş hayatında başarılara imza atan Öncül köylü hanıma dönüyordum.
Çünkü bir zamanlar ortasında (fotoğrafta görülen) Gelati Kilisesi’nden biraz daha küçük, ama ona benzeyen bir kilisesi de olan ve o kilisedeki duvar resimleri uzun süre korunsa da daha sonra birçok hazine gibi bir anda yok olan bol resimli kilisesi harabeye dönen müzesi olmayan Ardahan'a bağlı Öncül köylü Nejla hanıma sorup, birlikte bu soruya cevap arıyorduk.
Ve merak ettiğimiz soruya Necla hanımın konuşması arasında geçirdiği ve bu yazıma da başlık olan 'sanırım biz hayvanlarımızı seviyoruz hem de taparcasına ve ondan medet umuyoruz' diyerek kendisi veriyor gibiydi.
Evet maalesef kendiliğinden biten otları bile biçmeyi beceremeyenler sonra da 'kuraklık var' deyip köylerinin karşısındaki ülkeden, Gürcistan'dan saman ithal eden bir anlayışla hayvancılıktan başka bir şey bilmezsek adım gibi bölgem, ülkem hep fakirliği yaşar ve yaşayacak gibide...


Bu yazı 1257 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

YouTube ArdahanTV Kanalımızı İzliyor musunuz?


YUKARI