Bugun...
Cumartesi'yi Pazartesi'ye bağlamak..


Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var
fakiryilmaz323@hotmail.com
 
 

Beklemediğimiz bir anda, son bulacağını düşünmeden yol aldığımız yaşam denen bu yolda, bir anda gelen kara haberle hızla giderken, tökezleyip kendini yerde bulmanın çok ama çok acı bir duygu olduğunu sanırım hepiniz iyi bilirsiniz...
Bilmiyorum ama 'Acı haberi alıp, düşmek nedir?' dense sizin yürekten hissettiğiniz o ağır acının etkisiyle ağlamamak için direnirken yutkunup, nefes alamazsanız, sadece ve sadece 'sevdiğimi kaybettim' der ve yerinizde kalakalırsınız...
İşte o acı anların birisini daha yaşadığım son 20 günde ele alamadığım yazılarıma yeniden dönerken beni bekleyen yazılarım içinde her hafta sonu ele aldığım ve iç dünyamı döktüğüm cumartesi yazılarımın da olduğunu görüyor ve bu yazıların yazıldığı cumartesinin yerini pazartesiye hatta uğurlu gün diye sevdiğim salıya yerini bıraktığını, hızla akan zamanı bir kayıpla daha kapattığımı anlıyordum.
Ve o zamanın yarattığı olumsuz atmosferden kaçmak için dağ, taş yetmez zaten hep içinde olduğum sanal ortama, siyasi sohbet odalarından beni alan twitter’in yeni bir sohbet odasına kendimi vurup, hepsi birbirinden güzel sesli arkadaşların çalıp, söylediği türkü, şarkı, şiirlerini dinlerken kendimi buluyordum.
Ve acımı hafifletmeye çalışırken Özgür ve Piro adlı iki arkadaşın gece yarısı ellerine aldıkları sazın teline acı acı vuran iki insanın beni ve yaşadıklarımı hissetmişcesine söyledikleri türküleri eşliğinde yeniden yazılarımı yazıyordum.
Yazdıkça da iç dünyamı satırlara döktüğümü, gizli, gizli ağlamaktan yorulan gözlerimle zorda olsa görüyor yanı başımda bulunan selpakla frenlemeye çalışıyordum...
Evet, bir kez daha cumartesiyi, pazartesiye hatta salı sabahına bağlayan yazılarımdan bir yenisini daha ele alırken aslında yaşamı boyunca sevdiklerini kaybeden bir insanın yaşadığı duygular eşliğinde yeni bir kayıpla yazmanın ne kadar zor olduğunu bir kez daha anlıyordum...
Çünkü, kalbim yetmez yüreğimde yanan ve korlanan ateşi bir yanardağ misali kusmamak için direniyorum, direndikçe de yorulup, yeniden kala kalıyordum, kendimle baş başa bir kez daha kırılan kollarım, arayıp, bulamamakla yorulan ve bitap düşen ayaklarımla...
Çünkü aşk dedikleri, sevgi dedikleri duyguların en ağırı içinde bir kez daha bir kardeşini, ailesinin son beşiğini kaybetmiş ve bugüne kadar kayıp ettiklerinin acısından daha ağırını yaşamış bir insan olarak derim ki;
Sevdiklerinizle birlikte yaşarken sahip çıkın, sarılın, gitmesine izin vermeyin..
Çünkü beklemediğiniz bir anda yani aşkı anlatan yazıların yer aldığı bir haftasonunu yaşarken bir anda 'Sevdiğin gitti' deneceğini unutmayın..
Ve o sevdiklerinizin beklemediğiniz bir anda çekip gittiklerini de onları her saniye biraz daha özlerken 'seni, senden uzak yaşamakla neyleyim?..' deyip ağlarken seni bir kez daha yakmaktan öte bir şeye merhem olmayan türküler, şarkılar, şiirler, ağıtlar eşliğinde ağlamanız, feryat etmeniz nafile derim..


Bu yazı 1143 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

YouTube ArdahanTV Kanalımızı İzliyor musunuz?


YUKARI