Reklam
Bugun...
Bu kentin sahipsiz güzellikleri…


Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var
fakiryilmaz323@hotmail.com
 
 

Projesi ve parası olmasına karşın, 7. aya girdiğimiz şu günlerde halen yolu yapılmayan Çıldır Şeytan Kalesi gibi nice doğal güzelliklerimizin olduğunu hiç düşündünüz mü?
Başta dünyanın her geçen gün ısındığı bir zamanda serin yaylaları, Karadenizli arıcıların balını yediği bin bir çiçekleriyle, bugünden itibaren Ardahan'ı terk etmeye başlayan Damal'a yansıyan Atatürk silueti ile bir kent...
Dönemin Valisi'nin 'Geleceğin Davos'u' dediği ve sit alanı olmasına karşın o güzellim çamları kesilerek, derelerinin suyu HES Barajlarıyla kurutulan Posof'un olağan üstü doğası, sınır kapısı, Çıldır'ın Türkiye ve Gürcistan sınırını belirleyen Aktaş gölü ile bir şehir..
Göle'deki onca kale ve türbeler, yetmedi insanın içinden zerine uzanma arzusu gelen güzelim çiçeklerle donanmış ovası, suyu çalınıp, Karadeniz'e akıtılmak istenen Kurası, kent kanalizasyonu ve çöplerin içine atıldığı için artık adını aldığı balıkların yaşamadığı Alabalık deresi, alçak irtifa da uçacak bir uçağın dokunmak istediği yükseklikte ki Hanak ve Bülbilan yaylası, Kısır dağının eteğinde ki Hoçvan yaylasıyla Ardahan'ın güzelliklerini saymakla bitirebilir misiniz bir şeheri?!.
Bilmiyorum ama irili ufaklı onca gölleri olan Posof'un, Ardahan'ın en büyük dağının sınırları içinde bulunan Hoçvan Kısır'ın, Göle'nin, Hanak'ın, Damal'ın doğasında şırıl şırıl boşa akan billür gibi sularını, Aktaş gölüne konan kuşlarını, yangından kurtulup yanmayan sarıçamlarını, insan için olmazsa olmaz yeşilim çayırlarla beslenen hayvanlarını, güler yüzlü, İstanbul dilli insanlarının güzelliklerini saymakla bitirebilir miyiz?
Damal Bebeği, Çıldır balığı, Posof Hıngalı, Göle'nin Çağı, Hanak'ın Gagalası…
Evet sayın sayabildiğiniz kadar, ne kadar güzellik ararsanız var olan Ardahan'da bunları ne kadar tanıtıyor, bunlara ne kadar sahip çıkıyoruz bilemiyorum…
İşte size yıllardır yararlanılmayan, hatta yüzülemeyen Çıldır gölü size…
Etrafına TOKİ tarafından yeni konutlar yapılması beklenen, ama bir evin bile olmadığı Çıldır gölünü, Ağca kala adasını bilir misiniz…
Gölelinin Çıldır'ı, Hanaklının Posof'u, Damallının Göle'yi, Hoçvanlının hiç birisini bilmediği, görmediği o güzelliklere nasıl olurda sahip çıkar, hem kendimiz tanır görür, hem de tüm dünyaya tanıtırız?
İçi boş festival, şenlik, şölen düzenleyip bal olmayan Ardahan Festivali ile mi yoksa balığı olmayan Göl festivali ile mi?
Belki de Goreveng ile Bülbilan çağı ile, yada Hoçvan'ın kaymağı ile.. .
Bilemiyorum ama bildiğim bir gerçek biz bizim olan onca güzelliği sanırım ne kendimize, ne de dünyaya tanıtamıyoruz, “bu işte bir eksiklik var” diyerek…
**Sosyal Dayanışmalar olan Düğünlerimiz..,
Yunanistan'ın battığı Avrupa'nın gerek ekonomik gerek ise sosyal sıkıntılar çektiği, babanın oğlunu, ananın kızını evine almadığı bir dünya da (dinin de etkisiyle) televizyon, internet, cep telefonlarına rağmen hala sosyal yaşantıdan koparılamayan ülkemiz insanlarının cenazelere, düğünlere bakışını daha önceki bir yazımda anlatmış dile getirmiştim…
Hayata göz yumup, aramızdan ayrılanlara ne kadar üzülsek, düğün ve seyranlarımızda da bir o kadar bir araya gelip, birlikte, beraber acı ve tatlı günümüzü yaşar, varsa elimizdeki ekmeğimizi komşumuzla, tanımadığımızla halen bölüşürüz…
Sosyal yaşantımızın diğer bir güzelliği gerek yerelde, gerekirse ulusal anlamda yaşanan sıkıntılarda el ele verip, çözülmesine katkı sunar, mutlu anlarımızı da cumhurbaşkanından,  çobanına kadar hep birlikte paylaşırız…
İşte bunun en açık örneği özelikle de yaz aylarında sayıları bir hayli artan düğün ve seyranlardır…
Evimize, iş yerimize gelen bir düğün daveti ile heyecanlanır, bu tür güzel etkinliklere mutlaka katılıp, destek vermemiz gerektiğini düşünür, gidemesek de o mutlu günden sonra da kutlar, kendilerinin mutluluğuna ortak oluruz…
Hükümetlerin bile bildiği ve zaman zaman yaşanan ekonomik sıkıntılarda, maaş zamları istendiğinde bu güzel ilişkiyi suiistimal edip, yaptığı siyasetle iyi kullandığı bu sosyal dayanışmayı sürdüren bir toplumun ferdi olan hepimizin er ya da geç mutlu ve acı günleri olurken, el ele verip, mutluluğu da, acıyı da paylaşmamız kadar güzel bir şey var mı bilmem ama bizde bugün bunu yaşayıp, birçok dost, akraba, arkadaşla birlikte meslektaşımızın mutlu günün de olacağız…
Evet sosyal dayanışma, Sosyal risk, sosyal projelerin istendiği gibi uygulanıp, kullanılmadığı bir Ardahan'da bir ülkede yine de iyi Sosyal Dayanışma var diyoruz…
**Boş/Dolu..
Ardahan'ın vilayet olmasıyla birlikte moda haline gelen ve artık köy muhtarlarının dahi yapmaya başladığı Ardahan'daki yaz etkinliklerinin sayısının ne kadar olduğunu biz bile şaşırmış durumdayız…
Goreveng, Hoçvan, Bülbilan, Damal, Aşıkşenlik, Çıldır, Posof ve Ardahan festivali, şenliği, şöleni diye devam eden yaz etkinliklerinin cılkının çıktığı gibi hepsinin aynı tarih ve saatlere getirilmesi de işin diğer ilginç bir durumu…
Davulu, Zurnayı bulanın, “Bende festival düzenliyorum'” dediği Ardahan'da bunca etkinliğin programlarına baktığınızda insanları keriz yerine koyan bir liste görürsünüz…
-Açılış, halay, sürpriz sanatçı, davul-zurna, konuşmalar, gelişmeler, yine sürpriz sanatçı, yetmedi kimse star sanatçı…
Diye devam eder o içi boş festival, şenlik, şölen programları Ardahan ve ilçelerinde, hatta kasaba, belde, köylerinde…
Bir mahalle festivalinin eksik olduğu Ardahan'da benim önerim olan “Traktör Festivali de Düzenlensin” isteğimin köylüyü bankaya bağlayıp, vergi sıralamasında görülmeyen traktör galericilerince değerlendirilip, değerlendirilmeyeceğini bilmezken, Hanak'ın neden festivalsiz kaldığına yanarım…
Halbuki adını da bulmuştuk…
Ama benim asıl merak ettiğim, bunca etkinliğin kentimize, kasabamıza, beldemize ve köylerimize ne verdiğidir..
Kaşarcıların desteklemediği kaşar festivali, balığın olmadığı Göl festivali, balın tadılmadığı bal festivali olur mu bilmem ama Ardahan'da bunlar oluyor dersem şaşmayın…
Kırmızı et deposu olarak bilinen Ardahan'da düzenlenen etkinliklerde, tavuk etini çam ağaçlarının dibinde pişirip yiyen bizlerin evimizdeki sütü içmezken, okullardaki sütlere saldırması gibi çarpıklıklar yaşar bizim ünlü, ünsüz festival, şenlik, şölenlerimiz…
İzleri boş, gelenin çulsuz ağa, gidenin gollik ağası bile olamadığı Ardahan'da artık içi dolu etkinlikler yapılması için kim acaba güzel bir proje, plan hazırlayacak?
Bilmiyorum ama birimizin bir bakkal açtığı zaman elli kişinin aynı işi yaptığı Ardahan'da içi boş etkinliklerle bu yılda çalıp, oynamaya devam edecek gibiyiz ..
**Damal Alevi İlçesidir…
Ardahan'da Köroğul Kalesi diye bir kale olduğunu bileniniz var mı bilmem ama bu kalenin Hoçvan'da olduğunu hemen söyleyebilirim…
Göle Kalecik Kalesi'nin yerine Şeytan Kalesi'ni davetiyelerine koyan ağaların değil, Hoçvan'daki Köroğlu kalesini, Posof'taki kol kalesini de görmüş değillerdir…
İşte bölgeyi daha doğru dürüst tanımayanların Ardahan'ı, İlçelerini, köylerini tanıtmaya kalktığı ve bunun içinde festivaller, etkinlikler düzenlediği bir Ardahan'da Damal'ın tamamının, Hanak'ın yarısının Alevi olduğunu da çok kimse bilmez diye bilirim…
Çünkü gerek Damallı yöneticiler, gerek ise Hanaklılar bu güzelliği değil anlatmaya, tanıtmaya söylemeye bile cesaret edememiş, dile getirememiş ve bu kimliği, güzelliği perdelemeye çalışmışlardır…
İşte size açık örneği; 
Gidin sorun Göleli birine veya Çıldırlı birine ya Damal nerededir, yada Türkmendir deyip çıkar işin içinden.. 
İşte bundandır Atatürk'ün silueti ile Damal'ın daha çok tanınması, daha çok bilinmesi için verilen mücadele…


Bu yazı 1326 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

YouTube ArdahanTV Kanalımızı İzliyor musunuz?


YUKARI