Reklam
Bugun...
DÜNYA'DA ve TÜRKİYE'DE COVİT-19’A GENEL BİR BAKIŞ


Aysel Guven
ayselguven@hotmail.com
 
 

Bütün dünyanın gündeminde olan yeni korona virüsü hakkında erken zamanda tecrübe ve bilgi paylaşımı oldukça önemlidir. Bu amaçla henüz hakkında çok fazla bilgiye sahip olamadığımız ancak her geçen gün çalışmaların devam ettiği bir hastalıktır. Özellikle son dönemlerde virüsün yol açtığı hastalık hakkında Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji, Viroloji, Enfeksiyon hastalıkları, iç hastalıkları Anabilim Dalları tarafından yapılmış birçok araştırmalar ve olgu çalışmaları mevcuttur. Coronavirus’lar (CoV), Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS-CoV) ve Ağır Akut Solunum Sendromu (Severe Acute Respiratory Syndrome, SARS-CoV) gibi daha ciddi çeşitli hastalıklara neden olan, insanlarda dolaşımda olan alt tipleri (HCoV-229E, HCoV-OC43, HCoV-NL63 ve HKU1-CoV) çoğunlukla soğuk algınlığına sebep olan büyük bir virüs ailesidir.
Türkiye’de Ekim 2014 tarihinde görülen ilk MERS-CoV vakası, Türkiye Ulusal UST Odak Noktası laboratuvar tarafından doğrulanmış bir MERS-CoV enfeksiyonu vakasını DSÖ Avrupa Bölge Ofisi-EURO’ya bildirmiştir. Bu Tam yedi yıl sonra Aralık 2019'da Çin genelinde süregelen ve dünyanın birçok ülkesinde ortaya çıkan yeni koronavirüs (MERS-CoV-2) pnömonisi (NCP, Yeni Korona Pnömoni) küresel düzeyde dikkat çekti ve 12 Şubat 2020'de Dünya Sağlık Örgütü (WHO), hastalığı Covid-19 olarak resmen adlandırdı.
Çin’den çıkarak dünyaya yayılan ve WHO tarafından "pandemi "olarak ilan edilen Covit19 hastalığına karşı çalışmalar her geçen gün farklı alan ve bakış açılarından artarak devam ediyor. Aynı zamanda ivedilikle hastalık yapan etkenlerin izolasyonu ve aşı üretimi alt yapısı güçlendirilen çalışmalara da devam etmektedir.
Pandeminin ilan edildiği ilk günden itibaren dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı tarafından her gün küresel mortalite oranlarıyla ilgili değişken rakamlar bildiriliyor.
Bugün Corona salgınının, Dünya'da 213 cü Türkiye'de 143.cü günündeyiz. İlk 90 gün içerisinde Çin sahneden çıktı sayılır; geri kalan günlerde ağırlıklı olarak Kuzey yarı Kürenin (Avrupa ve Kuzey Amerika) Covid19 vak'a sayıları görülüyor. Vaka sayısı dünya genelinde 17 milyon 771 bin 634’e çıkarken, virüs saptanan 11 milyon 168 bin 411 kişi sağlığına kavuştu. Dünyada tedavisi süren 5 milyon 919 bin 945 aktif vaka bulunurken 638 bin 287 kişi öldü. En fazla vaka ve ölümün olduğu ABD'de 4 milyon 756 bin 59 kişide Kovid-19 tespit edildi, salgın nedeniyle 156 bin 752 kişi hayatını kaybetti. Türkiye 230 bin 873.sayısı ile dünyada17. sırada bulunuyor. Toplam vak'a her gün yaklaşık %1,8 ile artmaya devam ediyor...
Kuzey yarı kürede hasta sayısı azaldıkça, Güney yarı kürede hasta sayının artışı görülüyor; adeta bir pinpon topu gibi her 6 ayda bir Kuzey-Güney yarı küreler arasında gidip geliyor. Eğer önümüzdeki aylarda etkin bir ilaç ve aşı bulunmazsa. Ikinci, üçüncü dalgaların gelmesi kuvvetle muhtemel. Virologlar Dünyadaki toplam Corona bulaşık (enfekte) insan sayısını 25 milyon civarında tahmin ediyorlar, ki bu sayı Dünya nüfusunun ancak 0,003 ü kadardır. Oysa, "toplum bağışıklığından bahsedebilmek için bu rakamın 0,666 üzerinde olması gerektiği ifade edilmektedir.
Bugün itibariyle Ülkemizde toplam 232 bin vak'a var. Bunun 215 bini iyileşmiş durumdadır; Yaklaşık %3 ölüm var. Vak'a sayısı bakımından Dünya'da 19 sırada olmamıza karşın, ölüm oranına baktığımızda; durum çok olumlu görünüyor.
Ölüm sayısının böylesine düşük oranda oluşu elbette sevindiricidir; ancak o kadar hoş olmayan şey, iyileşme oranının düşüklüğüdür ve teni vakaların giderek artma eğiliminde olmasıdır.
Maalesef her konuda olduğu gibi bu konuda da aceleci ve umursamaz tavrımızla önlemleri göz ardı ettik. Oysa "Corona bitti" diyebilmek için "iyileşenler ve ölenlerin toplamının vak'a çizgisine kavuşmuş olması gerekir, ki o günü "zero-day" sıfır günü, yani hastanelerde covid19 hasta sayısının sıfırlandığı gün olarak sayabiliriz.
Bir başka önemli nokta da şu ki, çok zor koşullarda çalışan Sağlık personelimiz bu süreçte hem çok fire verdi hem de çok yoruldu; genel performansın eskisi kadar yüksek olmayacağı görülebilir. Nitekim, bundan üç hafta öncesine kadar iyileşenler çizgisinin çıkış hızı çok umut vericiydi oysa bugün artık, durumun hiçte öyle olmadığı ortadır.
Umuyor ve diliyorum ki covid19 salgınından hiç olmazsa 200.üncü günde (3 Eylül) kurtulmuş olalım. Aksi taktirde aralık ayında ikinci dalganın gelişi kuvvetle muhtemeldir. Saygılarımla
 
Doç.Dr. Aysel GÜVEN
(Başkent Üniversitesi, Biyokimya ABD)
ayselguven@hotmail.com
 
 


Bu yazı 8745 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER

ücretsiz iş ilanları

VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Ardahan'da ki Seçim Sonuçlarını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?


YUKARI