Reklam
Bugun...
ÖNDER BEY HUZURDA EL ETEK ÖPTÜ


Ayşe Hazal Beytaş Ayşeden Bakış..
222
 
 

DSP’nin tüzel kimliği söz konusu olduğunda bir Genel Başkanı var; Önder Aksakal. Ancak DSP ruhuyla, maddesiyle yok edilmiş bir parti konumunda olduğu için gerçek anlamda bir Genel Başkan’a sahip değil. DSP varlığını artık kendisine verilen vekaletlere bağlamış durumda. AKP’nin sol görünümlü ayağı olmaya çalışıyor.

Geçtiğimiz yıl bu konuda iktidar partisini rahatlatan ama kendi partisini Parti Meclisi seviyesinde rahatsız eden hizmetleri olmuştu. DSP her geçen gün Önder Aksakal’ın ve arkadaşlarının parti tarihine ve felsefesine aykırı olarak gerçekleştirdikleri işlerle yani şaibeleriyle anılır oldu. Ne yazık ki, kurultayda fanatik bir amigonun divan başkanlığında geçmiş dönemin sağlıklı muhasebesi yapılamadı. Ayrıca, PM üyesi muhalif adayın bilgi dolu ancak parti gündemini ıskalayan konuşması delegelerin antenlerine ulaşamadı. Önder Bey ve ekibi eskinin ilçe kongreleri düzeyinde toplanan “kurultay”da anti demokratikliğin şahikasına vararak bir pirus zaferi sağladılar. Aradan geçen 71 gün içinde yaptıkları tek eylem muktedirin huzuruna çıkıp bağlılıklarını belirterek etek öpmaleri oldu.

Kendi sözleriyle neredeyse biat olarak görülebilecek bağlılık şöyle ifadesini buluyor.“İki gün önce sayın Cumhurbaşkanı’nın Menemen Otoyol açılışında söylediği “Türkiye Yeni Bir İstiklal Harbi’nden Geçiyor” sözleri, işte bizim hep söyleyegeldiğimiz doğruların tasdikidir. Öyleyse ortak aklı hakim kılarak sorunların çözümünü kolaylaştırmalıyız, ve Sayın Cumhurbaşkanı hiç vakit kaybetmeden seçimlere katılma yeterliliğindeki partilerin liderleriyle bir masa etrafında buluşmalı ve devletin bekası, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü konuları başta olmak üzere toplumsal ve ekonomik diğer konuları değerlendirmeye almalıdır, kendilerine bu önerilerimizi de arz ettim.”

Bir kere baştan belirtelim, DSP tek bir yere arz eder, o da kendi halkıdır. DSP halkından başka hiçbir yüce makamdan icazet almaz, DSP’nin mücadelesi “halk içinde, halk tarafından ve halk içindir”. Bizim bildiğimiz, bağlı olduğumuz DSP böyledir. DSP’nin maddesi ve ruhu dediğimizde kastettiğimiz tam da budur.

Neymiş efendim, “Türkiye Yeni Bir İstiklal Harbi’nden Geçiyor”muş. Önder Bey ve şürekasının dediği tam da buymuş. O zaman kendisine şunu hatırlatalım, bugün en genişliğine paylaşılan endişe, maceracı politikalarla ülkemiz ciddi sıkıntılara sürüklenirken, yersiz bir savaş ekonomisi yüzünden hayat koşullarının giderek daha dayanılmaz hale gelmiş olmasıdır. Ülkeyi yönetenlerin fanatik takıntılarına payanda olmak DSP’nin işi olmamalıdır.

Kötüleşen durum insanları intiharlara sürüklüyor, kendi vatandaşlarına iş bulamayan saray hükümeti uyguladığı yanlış dış politikasıyla milyonlarca mültecinin ülkemize gelmesine ve halkımızın üzerindeki geçim sıkıntısının daha da ağırlaşmasına neden oluyor. Çiftçi feryat ediyor, mazot çok pahalandı, ürünümüz tarlada kaldı diye, AKP’li vekil “Ülke’de harp var diye vatandaşı paylıyor”

Erdoğan da bu bir savaştır diyor. Bu sözlerden anlıyoruz ki TBMM’nin bilgisi dışında ülkemiz bir savaşa girmiş. Bu yetki sadece TBMM’ne aittir ve TBMM yurt dışına asker göndermeyi olanaklı kılan tezkereyi oralarda barışı sağlamak adına çıkarmıştır. Eğer Türkiye kendi çıkarlarını korumak adına Libya’ya ve terörist sızmalara karşı Suriye’ye asker göndermişse bu nasıl oluyor da ülkemizin “yeni bir istiklal harbi” oluyor. Ülkemizde tek bir istiklal harbi verilmiştir, o da 1919' başlayan, Mondros Bırakışmasıyla sonuçlanan ve Lozan ile uluslararası barışa giden Modern Türkiye Cumhuriyeti’ni doğurmuştur.

Vatandaşlar olarak en birinci vazifemiz bize Atatürk tarafından vasiyet edildiği gibi Cumhuriyeti korumak ve kollamaktır, yeni bir istiklal savaşı vermek değil. Nitekim Atattürk'ün "Yurda Sulh Cihanda Sulh" ilkesinden uzaklaşan ve 20 yıldır iktidarda bulunan irade eğer ülkemizi “yeni bir istiklal savaşı” vermek noktasına getirmişse milletimize düşen onlara verdiği yetkiyi artık geri almaktır.

Demokratik solcuların DSP’si bunun için vardır. DSP’ye düşen ülkemizi bu duruma düşüren AKP’ye yaranmak değil, onu demokratik yollarla iktidardan uzaklaştırmaktır. Bu da AKP’den para konusunda ricacı olmakla olmaz. Evet siyasi partilerin hepsi hazine yardımı almalıdır, tek bir oy bile kendine düşen payda hak sahibidir. Bunun için seçimlere girebilme yeterliliği bile aranmamalıdır çünkü seçimlere girebilmenin önündeki her engel antidemokratiktir. Bu hak ise mücadeleyle talep edilir ricayla, minnetle değil.

ECEVİT'LERE YAPILAN BÜYÜK SAYGISIZLIK
Önder Bey, muktedirin önünde el pençe divan durduğunda şunu da söylemiş. “Görüşmemizde öncelikle partimizin kurucu genel başkanı Rahşan Ecevit’in Devlet Mezarlığında eşi ve Onursal Genel Başkanımız Bülent Ecevit’in yanına defnedilmesi yönündeki talebimize göstermiş oldukları yakın ilgi ve destekleri konusunda da teşekkür etme olanağı buldum.”

Önder Bey, size açıkça soruyoruz, siz hem İstanbul İl kongresinde ki, hem de kurultayda ki konuşmanızda şu sözü “Partimizin kuramcısı ve kurucu genel başkanı Bülent Ecevit” sarf etmediniz mi? Sadece siz değil, sunuşta ve diğer konuşmacıların sözlerinde, divan başkanının ifadesinde bu söz aynen burdaki gibi yer almadı mı? İstanbul İl Kongresinde ve kurultayda sizin ve diğer konuşmacıların konuşmalarında bir kere olsa bile Rahşan Ecevit’in adı geçti mi? (Haksızlık etmeyelim kurultay salonunda İzmir İl başkanı size yaranmak için Rahşan Ecevit'e çamur atmıştı. Ancak bu yüzsüz ve utanmaz adam o salonda söylediklerini unutmuş, Rahşan Ecevit'in tabutu ve mezarı başında basına karşı timsah gözyaşları dökmeyi de ihmal etmemişti)

DSP nin kurucu genel başkanı olarak Rahşan Ecevit'i anmamak Bülent Ecevit üzerinden Rahşan Ecevit’i yok saymak değildir de, nedir? Eğer üyeliğini silmek de dahil olmak üzere Rahşan Ecevit’e yapmış olduğunuz bütün haksızlıklardan ve saygısızlıklardan ötürü pişmanlık duyuyorsanız, hem kongrelerde hem de kurultayda öz eleştiri yapıp açıkça henüz sağken kendisinden özür dilemeniz gerekmez miydi?

Böyle bir özür var da bizler mi bilmiyoruz? Rahşan Ecevit’e bütün bu haksızlıkları yapanlar olarak onun talebi olmadığı halde, onlar adına Tayyip Erdoğan’dan bu talebi ne adına yaptınız? Bir de utanmadan onun adına Tayyip Erdoğan’a teşekkür ediyorsunuz.

Şu son soruyu da sormadan edemiyorum.
Önder Bey, acaba başka neler için teşekkür ettiniz Tayyip Bey’e?



Bu yazı 1673 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER

ücretsiz iş ilanları

VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Ardahan'da ki Seçim Sonuçlarını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?


YUKARI