Reklam
Bugun...
ŞİMDİ DURUM: ÖNÜMÜZ UÇURUM!


Alper AKÇAM Doktor'ın Köşesi
alperakcam@gmail.com
 
 


İSTER KADERİMİZE YANALIM; İSTER APTALLIĞIMIZA AĞLAYALIM…

Her gün beş altı şehit cenazesi birden kalkar oldu. Gencecik fidanlar toprağa veriliyor, geride kalan yetimler yürek yakıyor. Anadolu’nun doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine yoksul barakalarına, virane evlere ateş düşüyor. Güneydoğu’da karakollar basılıyor, okullar yakılıyor, sokaklar savaş alanı, koca mahalleler enkaza dönüyor, büyük şehirlerin ortasında bombalar patlıyor, yüz masum, kırk günahsız birden parçalanıyor… İnsanlar perişan; memleket kan ağlıyor. Sokak ortasında kadınlar katlediliyor, dini söylemleri kalkan yapan merhamet istismarcısı kurumlarda çocuklara tecavüz ediyor, iktidar makamlarından gelen bir kereyle bir şey olmaz savunmaları hiç utanılmadan manşetlere ekranlara taşınıyor. Devletin üniversitelerinden basın yayın organlarına tek niteliği dini eğitim almış olmak olan cahiller en yetkili koltuklarda oturup cehaleti savunuyor.

Makam sahipleri yüzlerce lüks araçlık konvoylarla binlerce korumayla Cuma namazına giderken yırtık hırkasına yama üstüne yama vurmuş Ömer’in, altınlara, gümüşlere “benden uzağa gidin, başkasını kandırın” diyen Ali’nin dininden olduğunu iddia ediyor! 

Bu geldiğimiz yerin iki başrol oyuncusu var; siyasal iktidar ve PKK. On yıl kadar önce başlatılan ilk zamanlar gizli, sonra açık pazarlıklarla “Siyasal Çözüm” havucuyla memleket bu dönülmez yola adım adım sokuldu. Sivil dansözler de çıktı sahneye; tüm iplerin iki dudağın arasına teslim edildiği 12 Eylül 2010 Referandumu’nda “Boykot”, “Evet”, “Yetmez ama Evet” diyenler zil takıp kıvırtırken birileri malı götürdü. Cebindeki, bir zamanlar yedi düvele kafa tutularak, kanla, onurla, şerefle kazanılmış Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlık kimliğinden rahatsız olan, yoksul halk çocuklarını “siyasal kimlik” için kandırıp silahlandıran, dağa çıkaran ağalar da umduğunu değil, bulduğunu yiyecek bundan sonra; iktidara gizli açık verdikleri desteğin karşılığı kendilerine farklı biçimlerde ödenecek.

Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk davalarıyla Cumhuriyet geleneklerine bağlı birçok subay ordudan temizlenirken de aynı dansözler ortadaydı…

İktidarın en zor dönemeçlerinde oyuna en kolay katılan PKK son perdede silahlı kuvvetlere havale edildi; dağ şehir sokak demeden tankla topla vatanı kurtarma seferberliğine çıktı ordu; tozdan dumandan asıl sorumlular akıllardan kayboldu, kürsülerde nutuk atmaya koyuldu.

Evet; iktidar tarafında işler tıkırında; meydanlar, salonlar dolup taşıyor hâlâ; memleketi bölüp parçalama suçu yalnızca kendilerini de birkaç ayın içinde CİA yardımıyla iktidara taşımış Pansilvanyacı bir cemaate yıkıldı; tereyağından kıl çeker gibi işten ve asıl sorumluluktan sıyrılmanın yolu bulundu. Şehit sayısının günden güne artmasının sebebi de paralelciler imiş meğer! Bunlar söylenirken meydanlar yıkılıyor alkıştan, şamatadan… .   “Eset!” “Eset!” bağırtılarıyla Suriye’de savaş çıkarılmasında, kelle kesen terör örgütlerinin silahlandırılmasında, yerinden yurdundan edilen bombalarla parçalanan, milyonlarca Suriyeli’nin, denizlerde boğulan çocukların durumunda hiç dahli yokmuş gibi Avrupalı ağababalarına kafa tutuyor iktidarımız, sığınmacılar için Milyon Avro pazarlıkları yapıyor

Bundan alası Şam’da kayısı… Vur alkışı vatandaşım, salla bayrağı!
İster kaderimize yanalım, ister bunca olup bitenden sonra alkışı, yalakalığı esirgemeyen insanlarımızın aptallığına ağlayalım…

İster, iktidar sahiplerinin iki dudağının arasından çıkanı uygulamayı ve kapıkulluğunu hukuk sanan bir yargı mekanizmasının nereden ve nasıl doğduğuna, bu rolü oynayanların kendilerine yargıçlığı savcılığı nasıl yakıştırdıklarına şaşalım…
Kim kime neyi anlatacak, nerede durulacaksa bilmem. Şimdi durum uçurum artık… Susup kalmak yetmez kurtuluşa, kaçıp gitmek hiç yakışmaz...
Ey vatandaş! Gözünü aç da bir bak artık. Bu yurdu, bu vatanı, bu toprağı, yüzlerce yıldır paylaştığımız kardeşliği, dostluğu, bu imececi geleneği, bu güzel dereleri, bu kır çiçeklerini, bu nakışlı kilimleri, bu güzel türküleri, bu halayları, bu horonları yolda bulmamıştık biz.
Bu tabut tabut ölüm, bu evlat evlat gözyaşı bari açsın gözünü!...



Bu yazı 3231 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Ardahan'da ki Seçim Sonuçlarını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?


YUKARI