Reklam
Bugun...
KÜLTÜREVİ VE BEN…


Alper AKÇAM Doktor'ın Köşesi
alperakcam@gmail.com
 
 

Kendimi bildim bileli kendimi hayatla çoğaltma, ufkumu daha da açma uğraşı yanında büyük bir özveriyle çevreme, içinde yaşadığım topluma bir şeyler katma çabası içindeyim… Oldukça yoğun tempoda geceli gündüzlü ameliyatlar, yüzlerce hastanın sıra aldığı polikliniklerde yorgun, uykusuz geçmiş hekimlik uğraşı sırasında birçok kez de ameliyat ettiğim hastalara kendi kanımı vermiştim… Hekimlik mesleğinde, hele de on yedi yılımı verdiğim Karabük’te, saygı duyulan, toplumun severek baş üstünde tuttuğu bir yerim oldu…


2000 yılında erken denebilecek bir yaşta, özünde iyi para kazandığım ve saygı gördüğüm etkin hekimlik uğraşını bir kenara bırakarak kendimi adadığım edebiyat ve kültürel çalışmalar alanında aynı karşılığı görebildiğim söylenemez. Hele de doğup büyüdüğüm, sekiz yaşından sonra ailemle birlikte Batı kentlerinde yaşadığım halde her olanakta koşarak gittiğim, bir ömür tutkulusu olduğum, gençlik yıllarında karşılıksız hasta baktığım, tırpan çektiğim, hodaklık yaptığım Ardahan’da karşılaştığım kimi olaylar beni derin üzüntülere ve gerginliklere götürdü.
Birkaç gün önce sosyal medyada paylaşılan iki yıldır Ardahanlı bazı yazar ve sanatçıların yürüttüğü, bu yıl Ardahan Belediyesi’nin de katıldığı “Kültür Sanat Günleri” nedeniyle yapılan bir paylaşım üzerinden başkanı olduğum Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı’na ve doğrudan kişiliğime yönelik kimi hakaret içeren, hatta tehditlere varan ifadeler kullanıldı…
Bu paylaşımlardan birinde Çıldır’da Vakfın düzenlediği bir etkinlik sırasında yenilen yemeğin parası üzerinden demagojiler de sergilendi.
15 yıldır Ardahan’da birçok güçlüğü göğüsleyerek, Ardahan’daki birkaç kişinin küçücük katkılarıyla, koca kurumların, onlarca personeli bulunan belediyelerin yaptıkları etkinlikleri tek başıma yapmaya çalışıyorum. 15 yıl önceki Kültürevi yapımı sırasında dünya kadar engelle karşılaştık; malzeme taşıyacağımız yollar kazıldı… Yaptığımız etkinliklere resmi kurumlar ve kişiler engel olmaya çalıştı. Konuğumuz olmuş Arif Sağ dahil, gelen sanatçılardan sabıka kayıtları istenmeye kalkışıldı, bomba ihbarı var denilerek salonlar boşaltıldı, konuk ve katılımcıların tek tek üstleri arandı. Her şeye karşın o uzak yaylada onurla kurup açtığımız Dursun Akçam Kültürevi’nde Arif Sağ’dan Musa Eroğlu’na, Doğan Hızlan’dan Adalet Ağaoğlu’na, Ahmet Telli’den Adnan Binyazar’a, çok değerli şairler, yazarlar, sanatçılar ağırladık, içerikli bildirilerin tartışılmasını sağladık. Her Kültür Sanat Günü’nün bir başlığı oldu. Geride kalıcı izler bırakmaya çalıştık…
Bu etkinlikler sırasındaki en büyük kâbuslarımdan birisi de konuklarımı götürüp göstermek istediğim, Dursun Akçam’ın da çok severek oturduğu, Çıldır Gölü kenarındaki “Atalay’ın Yeri”nde yiyeceğimiz yemek oldu. Tek geliri Dursun Akçam’dan annem Perihan Akçam’a kalan emekli maaşı olan Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı’nın sınırlı bütçesiyle konuklarımı ağırlamaya çalışıyorum. “Atalay’ın Yeri”nde konuşmacı konuklarımı, tiyatro oynamış gençleri düşünerek yirmi, yirmi beş kişilik yer ayırtıyorum. Gitmeden önce de Kültürevi salonunda üstüne basa basa söylüyorum; konuklarımız dışında gelmek isteyen varsa kendi hesabını kendisi öderse iyi olur diye… Daha biz oraya varmadan bir de bakıyorum ki, yetmişe yakın kişi masalara oturmuş, yemek ve rakı bekliyor. İşin en ironik tarafı da bedava yemek ve içki düşüncesiyle oraya gelenlerin bir kısmı hiç Kültürevi’nin kapısını açmamış, oturumlara katılmamış kişilerden oluşuyor.
Geçen günkü, kendilerini “devrimci, demokrat, yurtsever” olarak tanımlayan Ardahanlı arkadaşların yaptığı o paylaşımlar sırasında hiç tanımadığım ve Kültürevi’nde hiç karşılaşmadığım biri de Çıldır’da davetli olarak yemeğe katıldığını, benim onları görünce yüzümü ekşittiğimi, böylece de bana notumu vermiş olduğunu yazdı. O arkadaşı kim davet etmiş, bilemem… Yanlış anımsamıyorsam, o günkü yemeğin bedeli Dursun Akçam Kültürevi’nin üç aylık ısınmasını karşılayabilecek 3500 TL tutmuş, 1000 TL’sini de denetim kurulu üyemiz Ertan Sarıçam kendi cebinden ödemişti. Kalabalığı görünce tiyatrocu bir gencimiz hesaba katkı olsun diye oturan bir kesimden para istemiş meğer, kimi eliyle git yanımdan işareti yapmış, kimisi bozuk para uzatmış…
Dursun Akçam Kültürevi yapımını 2005 yılında tamamlamış, 1. Kültür Sanat Günleri ile açılışını yapmıştık. O günden başlayarak Ardahan’daki bir kesim etkinliklerimize hiç katılmadığı gibi uzaktan eleştirmek ve arkamızdan dedikodu yapmakla yetindi… Kimine göre “Ulusalcı”, kimine göre “bölücü”yüz… Oysa ki, biz o özgür kürsüde sunulan bildirilerinin içeriğine hiç karışmayız; konuklarımıza hakarete varan sataşmalar olduğunda yatıştırmaya çalışırız… O kadar…
Bu yıl da Dursun Akçam’ın dört çocuğunun Mütevelli Heyet ve yönetici kadrosunu oluşturduğu (yönetim işi kardeşler arasında yalnızca bana düşmüştür, önemli konularda anneme ve Ankara’da yaşayan küçük kardeşim Cahit’e düşüncelerini sorarım), Ardahan’dan Ertan Sarıçam, Özkan Durmuş ve Suat Işıklı’nın (selam olsun o güzel insanlara) dönüşümlü olarak görev aldığı, Metin Onay arkadaşımızın gönüllü müdürlüğünü yaptığı yönetim ve denetim kurullarının haberi olmaksızın Kültürevi duvarına asılan (asıldığını ve düşüncemiz sorulduğunda çok uygun düşmeyeceğini söylediğim için kaldırıldığını sonradan öğrendim, kimseye fotoğraf astıysanız kaldırın demedim) vefat etmiş Ardahanlı bir eğitimcinin fotoğrafı nedeniyle adım ve Kültürevi Ardahan’da beni çok üzen yazışmalara konu oldu. Bu arada kendini bilmez bazı kişilerin Vakıfla ilgili çirkin dedikodular yaptığını (orada para yenildiği vb gibi gülünç ama üzücü…) da öğrenmiş oldum.
Bir kez daha yineliyorum. Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı’nın tek geliri Dursun Akçam’dan eşine kalmış emekli maaşıdır. Üstünü gereğinde ben cebimden tamamlarım. Kültürevi tamamen Dursun Akçam’dan çocuklarına kalmış bir ömürlük birikimle yaptırılmıştır. Arsası ve her bir çivisi, her bir tuğlası bu parayla alınmıştır.
Sen şimdi tut, ömrünü mücadeleyle, zindanlar görerek, sürgünler yaşayarak geçirmiş bir babanın dişinden tırnağından arttırdığıyla Ardahan’da Kütürevi kur, örnek mimarisiyle, 180 kişilik çok amaçlı salonuyla, otuz öğrencinin sıcak ve sessiz bir ortamda yararlanacağı binlerce kitabın yer aldığı kütüphanesiyle Ardahanlıların hizmetine aç, tam 15 yıl her türlü gericiliğin saldırısını, her türlü güçlüğü göğüsleyerek bin bir emekle Kültür ve Sanat Günleri yap, gösteri ve şöhret peşindeki birileri hiç görmezden gelsin, kendini demokrat, devrimci vb sayan birileri de fırsat bu fırsat deyip hakaretten tehditlere varan sözler savursun…
Ben yalnızca kendi küçücük olanaklarıyla Dursun akçam Kültür ve Sanat Vakfı’na destek olmuş adları bende saklı ve bu sayfalarda gördüğümde içimde sıcak rüzgârlar estiren bir avuç dostuma teşekkür etmekle yetineceğim. Hikâyem ne sayfalara sığar, ne ölmeden önceki son gelişinde “oğlum ben bir daha bu memlekete gelmem” dedirtecek kadar ilgisiz kalınmış Dursun Akçam’ın adını taşıyan Kültürevi’nin, bir avuç dostunun, Köy Enstitüleri kurucusu İsmail Hakkı Tonguç’un, mücadele arkadaşı Ümit Kaftancıoğlu’nun fotoğraflarının asılı olduğu ak badanalı duvarlarına…
Benim alnım da o duvar kadar ak; yaptığım tek şey edebiyata ayırmayı düşündüğüm ama bırakıp kaçamadığım toplumsal sorumluluklar nedeniyle sürekli yaralar almış içimi beni sevdiklerini düşündüğüm dostlarıma ardına kadar açmak…
Gününüz aydın olsun; benim başıma gelenleri siz hiç yaşamayın…

19 Ekim 2019, Alper Akçam



Bu yazı 1247 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Ardahan'da ki Seçim Sonuçlarını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?


YUKARI