Reklam
Bugun...
“İHTİYAT KUVVET”TEN DEVRİMCİ ÖNCÜLÜĞE


Alper AKÇAM Doktor'ın Köşesi
alperakcam@gmail.com
 
 

İslam ve Osmanlı tarihi hakkındaki yapıtlarıyla, tarihsel maddecilik için önemli bir açılım getiren Tarih Tezi ile de tanıdığımız, Türkiye sosyalizminin üretken ve direngen adı Dr. Hikmet Kıvılcımlı, Kürt meselesine ilişkin görüşlerini 1932 yılında Elazığ cezaevinde yazdığı bir dosyada toparlamış ve adına da “İHTİYAT KUVVET; MİLLİYET (ŞARK)” demişti.
Aradan çok yıllar, on yıllar geçti. Dr. Hikmet, 12 Mart faşizmi tarafından idam talebiyle aranırken Bizim Radyo memuru kapıkulları tarafından sosyalist blok ülkelerinden sınır dışı ettirildi ve kanser kanamaları ve ağrıları içinde öldü.
Yaşamının son yıllarında ve aylarında Kürt meselesine ilişkin görüşlerini uluorta paylaşmaktan kaçınır, sorunun emperyalistler tarafından istismarının önlenmesine çalışırdı. Cumhuriyet tarihi ezilen Kürt köylülüğünün devrimci dinamiğinin tetiklediği ayaklanmalar, emperyalist arkalamalar ve Kürt milletini yok sayıcı baskılarla oluşmuş nice acılarla doluydu… Dr. Hikmet, Kürt sorununu devrimci bir diyalektikle ele almış ve “feodal” sözcüğünün yetmeyeceği bir sosyal canlılık, kan toplumu ve göçer toplum gelenekleri içinde yaşayan Kürt yoksul köylülüğünü ve proletaryasının örgütlü gücünü Türkiye devrimi için “İhtiyat Kuvvet” başlığı ile adlandırmıştı.
Kürt sorunu çevresinde on binlerce insanın kanı döküldü, bir o kadarı da yaralandı, sakat kaldı. Bir taraftan en basit demokratik ve kültürel talepler silah zoruyla, baskıyla, dışkı yedirtmeler, köy boşatmalarla karşılanırken bir taraftan da Türkiye Cumhuriyeti’ni oluşturan ve temelinde antiemperyalist bir savaşın olduğu değerler “sömürgeci ülke” damgasıyla toptan saldırıya uğradı, kardeş kanı akıtıldı. Okullar yakıldı, Kürt çocuklarına aydınlık taşımaya çalışan öğretmenler saldırıya uğradı. 
Emperyalizm, Kürt milli meselesini İsrail benzeri bir güç olarak Ortadoğu’da kendi çıkarları için kullanabilme doğrultusunda birçok manevranın içine girdi.
Oluş nedeni ve biçimi ne olursa olsun, ister iktidar, ister muhalefet tarafından savunulsun, ülkemizde Kürt sorununun çözümü için atılmış her adım Anadolu coğrafyası için bir barış ve kardeşlik girişimi olarak anılmalıdır. 
Uzun ve kanlı bir süreç boyunca Kürt milliyetçiliği ile Türk milliyetçi bakış açısı kardeş kavgasının tarafları olarak politik arenada yer aldı. Ancak HDP’nin kurulmasını izleyen yıllar içinde kimi değişimler gözlenmeye başlandı. Özellikle de son altı aylık dönemde HDP içindeki bu değişim ilginç boyutlara ulaştı. HDP mitinglerinde Türk bayrakları da görülmeye başlanmış, Eşbaşkan Selahattin Demirtaş “bizim Türk bayrağıyla bir sorunumuz yok,” açıklamasını yapmış, Sırrı Süreyya Önder, “çözüm sürecini MHP ile de görüşürüz,” demişti… 
Kürt siyasetinin kapıları Türkiye soluna da açılmış, milliyetçi talepler ve şiddet geride tutulurken ortak bir mücadelenin zemini oluşturulmaya başlanmıştı. Arka arkaya patlak veren provokasyonlara karşı takınılan özenli ve soğukkanlı tavır, barışçı tutum ve “Çözüm Süreci”nin iktidar tarafından bir seçim manevrası gibi kullanılmasına ve kaypak politikalara karşı verilen içtenlikli mücadele, din istismarına karşı savunulan kimi söylemler, özellikle de Selahattin Demirtaş’ın ince zekâ oyunlarıyla kurduğu şenlikli biçem, HDP’ye karşı Türk solunda da bir sempati oluşmasına neden oldu. Birçok sol örgüt, çevre ve kişi seçimlerde HDP’yi destekleme kararı aldı.
Sonuçta HDP 7 Haziran 2015 seçimlerinde barajı aşmakla kalmadı, meclise önemli sayıda milletvekili ile girmeyi başardı, seçimin tek kazananı oldu. Kadın vekil sayısının diğer partilere göre çok fazla olması (%40), bu vekiller arasında Türk, Ermeni, Süryani adların bulunması HDP’ye önemli bir çoğulculuk da kazandırıyordu. Bu seçimlerin en önemli sonuçlarından biri de, giderek baskıcı ve tehditkâr bir tutum alan iktidarın meclis çoğunluğunu yitirmesi oldu… Demokratik hakların korunabilmesi, yasa karşısında eşitlik, eğitim ve kadın hakları gibi birçok konuda son yıllarda yaşanan gericileşmenin durdurulabilmesi anlamında da ülke çoğunluğunun sevinçle karşıladığı bir tablo oluştu. Seçimde oylarını arttırmayı başaramamış CHPliler sonucu şenlik havası içinde kutladılar. 
Olayları tarihi aşamalarda yaşanmış kimi olguların skolastik batağına düşmeden, günün koşullarındaki durumuyla yargılamakta yarar var. Geçmişteki kardeş kavgalarından artakalmış bir dille kin ve nefret söylemlerini kışkırtmak ancak emperyalizmin ve egemen sınıfların işine gelecektir. Ortadoğu coğrafyasına emperyalizmin bir eşekarısı kovanı gibi attığı IŞİD ve El Kaide kollarının katliamlarına karşı mücadele eden en önemli güç olan Kürt milislerinin varlığını, Kürt proletaryasının ve yoksul köylülüğünün Anadolu’nun dört bir tarafında mal otarmaktan fındık toplamaya, çay kesmekten yapı ustalığına kattığı emeği, CİA ajanlarının akıl ve yön verdiği “Siyasal İslamcı” baskıcı gelişmeye karşı kazanılmış başarıyı görmezden gelmek adaletli bir davranış olamaz. 
Türkiye ve Ortadoğu çok önemli gelişmelere gebe durumda… Tarihsel süreçte “İhtiyat Kuvvet” diye adlandırılmış bir güç, bölgenin özgürlük ve barış mücadelesinde devrimci bir dinamik ve hatta öncülük de kazanmış gibi görünüyor. 
Kardeş kavgalarının sona erdiği, barışın, dostluğun ve özgürlüğün egemen olduğu bir Türkiye ve Ortadoğu için umutlarımız çoğaldı…
Bu süreçte canını yitiren, sakat kalan tüm insanlarımızın anısına saygıyla olsun…

Alper AKÇAM



Bu yazı 2217 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Ardahan'da ki Seçim Sonuçlarını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?


YUKARI