Reklam
Bugun...
Hani Demokrasi? Hangi Demokrasi?


Alper AKÇAM Doktor'ın Köşesi
alperakcam@gmail.com
 
 

İstanbul Üniversitesi öğrencileri 3.5 TL’den 18.5 TL ye çıkan yemek ücretlerinin düzeltilmesi, kaldırılan sabah kahvaltılarının yeniden konması için son derece masumane bir gösteri düzenlemeye kalkmış. “Öğrencisi Açken Tok Yatan Rektör Bizden Değildir,” diyen, egemen siyasi anlayışın da esin aldığını söylediği İslami kökenli eşitlik ve kardeşlik istencine gönderme yapan bir de pankart hazırlayıp asmışlar…

Vay sen misin yemek fiyatlarının indirilmesini isteyen? Sen misin rektörün öğrencinin halinden anlamasını bekleyen?
Bizim oranın deyimiyle, “Ne istersin kete, al sana bişi!” Basmış polis copu başlarına gözlerine, basmış özel güvenlik tekmeyi tokadı… Öğrenciler erkek kız denmeden yerlerde sürüklenmiş…
Vay canına dedim; memleket nereden nereye geldi. 1968 yılında tıp fakültesine girdiğim yıl okulu işgal etmiştik… Okul kantinini biz idare ediyorduk. Öğrenci kimliklerini öğrenci derneği veriyordu. O dönem alınmış kimliklerin birçoğunda benim el yazım vardır. Kantindeki ucuz ve kaliteli yemeği biz çıkarıyorduk. Polis izin almadan okula giremezdi…
ABD emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı düzenlediğimiz gösterilere önce bugünkü iktidarın ittifak ortakları, kendilerini “milliyetçi-mukaddesatçı” diye tanıtanlar saldırırdı…
Bugüne kadar hep demokrasi adına sandığa gidildi, demokrasi genişletilecek diye yeni kararlar alındı. 12 Eylül 1980 darbesi sonrası başlayan emperyalist kültürel huruç hareketi son 15 yıldır iyice ivme kazandı. Ülkemizin o kendini yurduna ve insanına adamış güzel kuşaklarının hakkından gelindi, ezberci, taklitçi, kolay yöneltilebilen yeni kuşaklar ortaya çıktı…
Memleketin kilit noktalarına getirilen FETÖ'cü pezevenklerin marifetiyle sınav soruları gerzek kuyrukçulara, yandaşlara dağıtıldı; hak eden gençlerimiz işsiz ve ekmeksiz kaldı...
Sonuçta bıraktık demokrasinin genişlemesini, özgürleşmeyi memlekette demokrasinin kırıntısı bile mikroskopla aranır oldu…
Madem demokrasidir arzulanan… İstanbul Kanalı ya da Libya’ya asker gönderme işi halkoyuna götürülse ya…
Amaç üzüm yemek değil, bağcı dövmektir…
Bugüne kadar demokrasi kılıfıyla totaliter bir yönetim anlayışı adım adım öne çıkarıldı.
Bizim aklı bir karış havadaki “liberal” aydınlarımız da kendi okudukları okulların ve kendi kullandıkları özgürlüklerin değerini bilemeyip dini politikaya alet edenlerle, demokrasiyi bir araç olarak görenlerle işbirliği yaptılar, birlikte özgürlüklerin, kadın haklarının, laik ve parasız eğitimin hakkından geldiler, kamu fabrikalarında ekmek parası yiyen halkı işsizliğe, pahalılığa mahkûm ettiler.
ABD ve Avrupa Birliği emperyalistleri de tüm bu süreç boyunca din bezirgânlarıyla, bizim dönek liberallerle yan yana saf tuttu…
Halkın bunca geriye gidiş ve sıkıntıdan sonra yavaş yavaş uyanıyor olduğunu görmek ise çok güzel. İstanbul Kanalı’na karşı irade bildirebilmek için insanlarımız yağmur çamur demeden uzun uzun kuyruklar oluşturdu, sesini yükseltti.
Bu arada bir zamanın sosyal demokrat belediye yöneticilerinden de çok farklı, gerçekten de halka açık, alçakgönüllü, müteahitlerden önce halkını ve yaşadığı kenti düşünen halk önderlerinin ortaya çıkmış olması da çok güzel…
Ne diyelim… Keşke daha önce uyanabilseydik...
Biz yine yazmaya, konuşmaya, kendimiz uyanırken birbirimizi uyandırmaya da devam edeceğiz. Ve hep soracağız; Hani demokrasi? Hangi demokrasi?
Gününüz aydın olsun…



Bu yazı 1636 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER

ücretsiz iş ilanları

VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Ardahan'da ki Seçim Sonuçlarını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?


YUKARI