Reklam
Bugun...
FARKINA VARAN VAR MI?


Alper AKÇAM Doktor'ın Köşesi
alperakcam@gmail.com
 
 

Bir zamanlar bu ülkenin kitapçı raflarını, kütüphanelerini, Anadolu halk kültürünün seküler yanlarını öne çıkaran, halkın tüm iktidarlara karşı kıçıyla gülerek direnişini yazıya ve oyuna dönüştüren, yeniliklerden, değişimlerden yana olan “grotesk” öğelerini işleyen romanlar, öyküler vardı. Başını Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Dursun Akçam, Ümit Kaftancıoğlu, Mahmut Makal gibi köy kökenli yazarların çektiği bu edebiyat akımı bir ayağını şehirlere de attı sonradan. Yüksek Fırınlar’la, Dağların Sultanı’yla Almanya topraklarına uzandı… Bu kitapların öğretmenlerin cebinde, okuyan halkımızın kütüphanelerinde olduğu günlerde Anadolu bir değişim, aydınlanma, var olma kavgasına girişmişti. 
Halkımız neden Köy Enstitüleri’nin kapatılmasına karşı çıkmamıştı türünden sade suya tirit sorulara karşı en büyük yanıt da o günlerde veriliyordu. Adını andığım yazarlar, edebiyattan müzik ve toplumbilim dünyasına ayaklarını Anadolu’ya basan bir direnişi örgütlü siyaset alanına taşımış, din istismarı ile halkın anasını bellemiş tefeci bezirgan politikaların burnuna ot tıkamıştı. Tüm ülkedeki öğretmen çoğunluğunu çatısı altında toplayan, 1969 boykotunda üç gün boyunca eğitimde bir direniş bayrağı diken Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS)bu yazarların yönetimindeydi. TİP, DİSK, 68 gençliğinin devrimci eylemliliğinde de onlar, çocukları ve öğrencileri vardı!

Bugün TÖS- TÖBDER geleneğinden geldiğini savlayan öğretmen sendikasının öğretmen mücadelesiyle soyut siyaseti birbirine karıştıran, sendika yönetimlerinde kelle hesaplarıyla demokratik örgütleri siyasal partilerin arka bahçesine dönüştüren ve örgütlenme alanında son sıralara düşen tarzı ile ayağını Anadolu toprağına basmış halk çocuklarının geçmişteki başarısı karşılaştırıldığında, geleceğin devrimci dinamizmi ile ilgili önemli dersler çıkarabilmek de mümkün oluyor.

Köy Enstitüleri’ni kapatarak halkın “kendisi olarak” kültür ve siyaset dünyasına katılımını engellemiş, imam hatip okulları ile halk çocuklarını kendilerine siyaset kulluğu yapan devlet memurlarına dönüştürmüş emperyalizmin gerici işbirlikçilerinin sahnedeki temsilcilerine 12 Eylül 1980 sonrasında yeni birileri eklendi. Tanzimat – Divan kültürünün taklitçi ve kopyacı anlayışıyla, Batı’da gelişmiş, edebiyatla yaşam arasındaki ilişkileri koparan akımların alkışçılığına soyunan seçkin bir eleştirmen grubu, “Köy Romanı”na ve bu türü kategoreliştererek belli duvarlar arasına sıkıştıran “Toplumcu Gerçekçilik” akımına karşı savaş başlattılar.
1990lı yıllarda, 2000li yıllarda şaşkınlıkla izlerdim. Kitap fuarlarından edebiyat günlerine, dergi ve gazete köşelerine, ağzını açan her eleştirmen, her yazar, sözlerini “Köy Romanı”na söverek açıyor, tükürerek kapatıyordu. Onlara göre, “Köy Romanı” “buyurulmuş” bir edebiyat türüydü, “Stalinci”ydi, “Jdanovcu”ydu, “tü kaka” idi…
Oysa ki o romanlar da, o romanlara karşı her fırsatta bayrak elde cepheye koşan en ünlü eleştirmenlerinin “Köy Romanı”na karşı seçenek olarak gösterdiği, adını verdiği karnavalcı roman kuramının yaratıcısı Bahtin de farklı bakıyordu dünyaya… Mihail Bahtin, Batı Rönesansı’nın öncülüğünü yapan romanlar olarak tanımladığı Rabelais yapıtları için şunları söylüyordu: “Bu kitapta o denli üzerinde durulan ‘grotesk gerçekçilik’, 1930’lu yıllarda toplumcu gerçekçiliği tanımlamak için kullanılan kategorilerle taban tabana zıtlık gösterir.” (Rabelais ve Dünyası, s 20)
Fakir Baykurt’un "Kaplumbağalar"ından Dursun Akçam’ın "Kanlıderenin Kurtları"na, Talip Apaydın’ın “Yoz Davar”ına, Ümit Kaftancıoğlu’nun "Yelatan"ına, “Köy Romanı”, Batı Rönesansı'nın öncüsü Rabelais romanı ile büyük koşutluklar gösteriyor, bugünkü iktidarların en büyük aldatma malzemesi olan din istismarına karşı gülerek direnen bir halk kültürünü işliyor, bir nihaileştirme, bir kalıplaşma dışında yeni biçimler, dilde farklı bir biçemi Türkçe’ye kazandırıyordu. Bir kez daha okusun herkes Kaplumbağalar’ı, “Dağların Sultanı”nı (Dursun Akçam) ve diğer Köy Enstitülü yazar yapıtlarını… Baykurt neden köyün eğitmenini değil de köyün delisi Kır Abbas’ı romanının başkahramanı yapmıştı acaba? Dağların Sultanı’nın kahramanı Kürt Şito Anadolu'da yol kesen eşkiyalıktan Almanya'da bar ve kadın işletmeciliğine evrilirken hangi tekil bildirimi gösteriyordu?
Bunlar derin konulardı! “Köy Romanı” yandaşı görünenler de yanlış bir koro türküsü içinde halkın dertleri – ıstırapları diye tutturmuş, uzaklardan, kendi bulundukları köşede mızıldanıp duruyordu. 
“Türk Romanında Karnaval” (2006) kitabı, “Batı Rönesansında Rabelais, Türk Edebiyatında Köy Enstitülüler” makaleleri ve sayısız eleştirel deneme yazısı ile yalınkılıç savaş açtım emperyalizmin kültür işbirlikçilerine…
Bu arada epeyce yara aldım elbette… Dergilerden, yayınevlerinden dışlanan, dili sivri, tek başına kalmış köyün delisi durumuna sokuldum.
Yıllar sürdü, sürüyor bu mücadele. Anadolu’da korkuya karşı savaşan, taklit, korku ve kasvet yerine gülmeyi, tüm iktidarlara karşı direnişi öne çıkaran edebiyatı elimden geldiğince her alanda savundum.
Eleştirdiğim, açıktan yanlışlarını ortaya koyduğum, hatta bir tür saldırdığım bir tek eleştirmenden, Köy Edebiyatı karşıtından, yazardan, tek bir kelime yanıt bile alamadım! Üç Maymunu oynayıp beni olmamışa çevirmek istediler.

Linç kampanyasının belli oranda başarıya ulaştığını, Anadolu gerçekliğine dokunan ve özgür düşünceyi önceleyen, seküler bir kültür kavgası veren yapıtların büyük ölçüde yayın dünyasından, kitapçı raflarından, kütüphanelerden uzaklaştırıldğını da söyleyebiliriz.

Kavga bugün de sürüyor. Onurla, kıvançla savunuyorum toprağımın sahih yazarlarını, davalarının kavgasını sürdürüyorum.
Sayısız yara aldım ama, birçok şeyi de başardım sanırım.

FARKINA VARAN VAR MI? “KÖY ROMANI”NA KARŞI LİNÇ KAMPANYASI DURDURULDU!...

Alper AKÇAM



Bu yazı 2397 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Ardahan'da ki Seçim Sonuçlarını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?


YUKARI