Reklam
Bugun...
ÇANDARLI SABAHI


Alper AKÇAM Doktor'ın Köşesi
alperakcam@gmail.com
 
 

Yattığım yerden, öndeki iki bina arasından denizi görüyorum. Çandarlı körfezinin lacivert dalgaları sayısız çırpıntıyla, arka arkaya dizilmiş, büyük bir heyecan ve coşkuyla sanki, bana doğru akıyor. Benimle birlikte, kıyıyı, oradaki çakıl taşlarını okşamaya, karaya yakın bölgedeki deniz canlılarıyla selamlaşmaya geliyor. Bitip tükenmek bilmeyen bir devinim var gözümün önünde. Sabahın serin esintisi ve lacivert derinliklerinde sonsuz gizem, bilinmezlik taşıyan, her saniye, her sanise durumunu değiştiren koca su kütlesi, yenileşmenin, değişimin büyük anahtarını görebilmemiz için hayatın şifresini fısıldıyor sanki…

Somyamı pencerenin kenarına kurdum. Akşam da yine yattığım yerden yıldızları gözlüyordum. Milyonlarca, milyarlarca irili ufaklı ışıltı göz kırparak bana bakıyordu. Karanlığın derinliğinde doğanın uzak çağrılarıyla hülyalı bir görüntüyü işliyordu. Hemen pencerenin sol tarafında yirmi beş yıl önce diktiğim ve yukarıdaki balkonun seviyesini aşmış zakkum bitkisi var. Bu görünüm içinde benim katkım o… Yan tarafta da kendi ellerimle bu kıraç topraklara tutundurduğum, bakıp büyüttüğüm farklı bitkilerin olduğunu biliyor, oradaki görünümü de hayal edebiliyorum.

Yukarıdan kendi kendine oynayan küçük Arya”nın sesi geliyor… Anlaşılmaz sözcüklerle, sevinçli, şaşkın, taze çığlıklar iç içe… İnsan soyundaki yenileşmenin, değişimin, hareketin sembolü de o… Ayak sesleri balkon kenarına doğru koşuyor; “Dede, Dede,” diye sesleniyor bahçeye. Öğrendiği ilk Türkçe sözcük o. Dedesini bahçede çalışırken, toprağı düzenleyip yeni bir şeyler ekerken görmüş ya...  

Görmedikleri, bilmedikleri de var. Dede yıllar önce gelmişti buraya. Karabük”teki hekimlik dönemi… Petkim işçisi Nurettin Samuray arkadaşıyla kooperatifi düzlüğe çıkarmak için görev de almış. Toplanan ödentilerden bir kuruş geçmesin boğazımdan diye kılı kırk yarardı Samuray. Soyadının adamıydı. Dünya kadar sahte evrak, nereye gittiği belli olmayan paraların, fazladan dikilmiş yapıların izine düşmüştük.

Yıllar oldu Samuray”ı toprağa vereli.  Samuray”ın ölüm haberini aldığım gün, babam Dursun Akçam da son gününü yaşıyordu. On iki yıla yakın zaman geçmiş; göz açıp kapayana kadar sanki… Daha iki yıl öncesinde kıyıdaki bir masada tanıştırdığım iki insan olarak karşılıklı çay içmişlerdi.

Hayat acılarını çivi çivi çakarken bir yandan, bir yandan da kendini yenileyerek, yenileşmenin, değişimin umutlu çağrılarını önümüze açarak sürüp gidiyor. Politika cambazlarına, çıkar hesaplarıyla çıkarılan savaşlara direnme, aramızdan ayrılıp gidenlere saygımızı gösterme gücü ve zamanı veriyor , yeni olanaklar sunuyor bize…

Rüzgârın, dalgaların, yıldızların, toprağın, bitkilerin ve bizim yerimizi alacak çocukların sesine kulak verin…

Günaydın…

16 Temmuz 2016, Alper AKÇAM 

0 532 7650723


Bu yazı 2454 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Ardahan'da ki Seçim Sonuçlarını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?


YUKARI