Reklam
Bugun...
BİR DESTANDIR ÇANAKKALE…


Alper AKÇAM Doktor'ın Köşesi
alperakcam@gmail.com
 
 

I. Emperyalist paylaşım savaşına Alman emperyalizminin JUNKER-BANKER- ASKER saldırganlığıyla ortaklaşa vagon ticareti yapan bazı İttihat Terakki liderlerinin marifetiyle sürüklenmiştik … Cepheden cepheye on binler, yüz binlerle aç çıplak, perişan yitip gidiyordu Anadolu insanı. Yalnızca Sarıkamış’ta, Alman emperyalizminin kışkırttığı Turan sevdasıyla yola çıkıp 90.000 canı kara ve tipiye teslim etmiştik. 
Çanakkale’deyse yeni bir direniş ruhu çıkmıştı meydana; emperyalist oyunlardan ve tuzaklardan uzak, kendi başına var olmak, özgür bir ülke olmak isteyen Türkiye’nin temelleri yüz binlerce şehit adına orada atıldı. Genç  kuşaklar, tıbbiyeliler, liseliler ölüme koşarak gittiler; 18 Mayıs 1915 gecesi toprağa düşen 9.000 genç öğrenci arasında tıbbiyeden bir sınıfın tamamı vardı. Galatasaray Lisesi 1916 yılında yalnızca 5, 1917 yılında 4 mezun verebildi. Sivas Lisesi 1915 yılı hiç mezun vermedi. Kastamonu, Trabzon ve Konya’da da durum farklı değildi. 
Çanakkale Savaşı, genç kuşaklara önderlik eden Mustafa Kemal’in ordu içinde cesaret ve aklını kanıtladığı bir savaş da oldu. 
Çanakkale’de I. Dünya Savaşı yıllarındaki o destanla kuruluş direncini bulmuş genç Türkiye Cumhuriyeti, II. Dünya Savaşı yıllarında, emperyalistlerin birbirini boğazladığı yıllarda Köy Enstitüsü girişimi ile yeni bir destan yazıyor, yoksul halk çocuklarının yaparak ve yaşayarak, iş içinde özgürce eğitim gördükleri ocaklarda Anadolu halk kültürünün çoğul gücü üzerinden Batı ve Doğu kültürleri arasında bir köprü kurulmaya başlanıyordu. 
Çanakkale savaşı kahramanlarından birinin oğlu, Çifteler Köy Enstitüsü çıkışlı Talip Apaydın, babasından ve o kuşaktan dinledikleriyle kurduğu, Kurtuluş Savaşını en güzel anlatan roman üçlemesinden Köylüler’in ön sözünde şunları söylüyordu: “On altı yıl askerlik yapan, Birinci Dünya Savaşı’nın, Kurtuluş Savaşı’nın tüm cephelerinde tetik çeken ve yaralı olarak köye dönünce topraksız, işsiz, ekmeksiz kalan bir köylünün oğluyum. Çocukluğum onu dinleyerek geçti. 1938’de Köy Öğretmen Okulu (sonradan Köy Enstitüsü) öğrencisi olduğum gün, ‘bu devlet seni okutuyor ya, tüm çektiklerim, tüm akıttığım kan ve ter helal olsun’ dediğini unutmam.” (Talip Apaydın, Köylüler Sunu Yazısı, T. C. Kültür Bakanlığı Yayınları, 2000)
1946’dan sonra Türkiye’de egemen politika ne yazık ki, devrimci Maarif Vekili Hasan Âli Yücel’in görevden alınış miladı ile birlikte yön değiştiriyor, eğitimden ekonomiye egemenlik adım adım devlet kasalarında Kadrocu masallarla beslenmiş Finans Kapital iktidarına geçiliyordu. Yedibin yıldır Anadolu'da üretici soyup sömürmüş yoksul üretici düşmanı Tefeci Bezirgân sermaye ve  toprak ağalığıyla işbirliği yapılarak Anadolu toprakları ve kültürü aracı payı karşılığında Batılı emperyalistlere peşkeş çekilmeye başlanıyordu. 

Aradan geçen yetmiş yılda ne çok şey değişti bu ülkede. Çanakkale kahramanı ve Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal 1934 yılında Çanakkale’den yapılan Anzak askerleri anma törenine gönderdiği mesajda şunları söylüyordu: "Bu memleketin topraklarında kanlarını döken İngiliz, Fransız, Avustralyalı, Yeni Zelandalı, Hintli kahramanlar! Burada, dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. sizler, mehmetçiklerle yan yana koyun koyunasınız.
Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."
Şimdi, ne yazık ki, toplumsal olaylarda öldürülen gencecik çocukları, kendi evlatlarımızı hedef gösteren, yuhalattıran bir anlayış üzerinden politika yapılıyor. Dinsel semboller sallanarak mezhep ayrımcılığı kışkırtılıyor. Çanakkale’de omuz omuza emperyalist işgale karşı direnen Türk ve Kürt gençleri birbirine düşman ediliyor. Nefret ve kin gün geçtikçe toplumu sarıp sarmalayan bir delirium dalgasına dönüşüyor; bir tarafta Kurtuluş Savaşı kahramanı Mustafa Kemal ve genç Cumhuriyet işgalci düşman gibi gösterilip okullarına, bayrağına, askerine saldırılıyor, kurşun sıkılıyor, diğer tarafta bir Güneydoğu şehrini temsil eden futbol takımının bayrakları yırtılıyor, Kürtlere ait dükkânlar yakılıp yağmalanıyor, komşu komşuya düşman ediliyor…
O kadar açık ve can yakıcı ki bu tablo… Bu emperyalist oyunu kırmak için bu kan uykulardan bir an önce uyanmalı, omuz omuza, kol kola durmalıyız…

Çanakkale bir destandı, bugün de yolumuzu aydınlatan; selam olsun!



Bu yazı 3162 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Ardahan'da ki Seçim Sonuçlarını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?


YUKARI