Reklam
Bugun...


Yatırımcıyı Cezalandırmakla Teşvik Edilecek?..
Göçerlerin alınan önlemlere karşın ısrarla bölgeye getirmek istediği koyunların küpelenmesi konusunda tartışmaların devam ettiği Ardahan'da geçtiğimiz ay yapılan bir operasyonla tutuklanan bir çok kişi arasında bulunan Ardahanlı İşadamı Lütfü Morkoç'un bir yakını Ardahan'a yatırım yapan, Ardahan'da yaşamak isteyenlerin başta beklenen yatırımların yapılmaması, sağlık, eğitim gibi konular olmak üzere bir çok beklenmedik iş ve suçlamalarla cezalandırıldığını ileri sürdü.

Yatırımcıyı Cezalandırmakla Teşvik Edilecek?..

Aynı kişi bunun en son örneği yıllardır etrafında adeta bir zırh haline getirilen 'Sınır Çizgisi' haline getirilen yasak uygulamalar dolaysıyla beklenen turizm yatırımlarına kavuşamayan Çıldır Gölü'nün yanı başına binlerce liralarını yatıran iş adamlarının adının sigara kaçakçılığına karışmasının olduğunu belirtti.
Batıda kazandığıyla Ardahan'ın ilk AVM'sini yapan Lütfü Morkoç'un yaşadıklarını içine sindiremediğini belirten Ardahanlı vatandaş Morkoç'un Ardahan'ın bir köyünden çıkıp batı kentlerinde iş adamı konumuna geldiği, bunun yanında Ardahan'da hayvan yetiştirenlerin hayvanlarını değerini de alan ve paralarını peşin ödeyen, kimseye borcu olmayan, onlara kaynak sağlayan, bu yetmez gibi ülkenin et ihtiyacının karşılanması için yurt dışında hayvan ithalatı yapan ilk Türk firamalarından olan ve bu yönde bir çok ödüle sahip olduğu halinde kendisine kızan bir kişinin yaptığı asılsız ihbar dolaysıyla tutuklanmasını içime sindiremiyorum. Bu konuda başta hak, hukuku temsil eden sayın savcılar ve hakimlerimiz olmak üzere devleri bürokrasisinin daha hassas olmasını isterken bölgeye yatırım yapıp, orada kalanlara, aynı şekilde bölgede doğup, batıda doyup, kazandığını doğduğu yere yatırıma gelen insanları ürkütmemek gerekir.' dedi.
**Çıldır Gölüne 1 Milyonluk Yatırım da Gölgelendi..
Ardahan'ın harabe halinde ki hal merkezinin yerine bugün Ardahan'ın simgesi konumuna gelen bir Alış/Veriş Merkezi yapan, bölge insanına elinde geldikçe yardımda bulunan, bölge siyasilerine gerekli destekleri sunan Ardahanlı İş adamı Lütfü Morkoç'un tutuklanmasını ve hala serbest kalmamasına üzüldüğünü belirten Morkoç'un yakını, Ardahanlı vatandaş aynı durumda olan ve başkasının üstlenip, serbest gezerken Çıldır Gölünün yanı başına içinde bölgede olamayan konaklama ihtiyacını da karşılayan dev bir yatırım yapan iş adamlarının başında olduğuna dikkat çeken Ardahanlı vatandaş, 'Aynı durumun Çıldır'a yatırıma gelen diğer bir iş adamına Çıldır Belediyesinin aşağıda ki yanlış tavrıdır.' dedi.
**Çıldır Belediyesi yapılan yatırımı söktürdü

Devletin; KOSGEB, TKDK, SERKA gibi kurumlarla yatırım yapılsın diye seferber olduğu bir dönemde Çıldır Belediyesi'nin Çıldır'a yatırım yapmak isteyen Çıldırlı iş adamı A.P.'nin yatırımını geri söktürmesi Çıldır halkı ve sivil toplum kuruluşları tarafından tepkilere neden oldu.

Devletin "İş adamları gelsin yatırım" diye milyonlarca lira destek verdiği Çıldır'da belediyenin yatırım yapmak isteyen iş adamının yatırımını geri söktürmesine bölge halkı anlam veremiyor.
Konu hakkında görüşlerini dile getiren yatırımcı İş Adamı A.P. "Avukatlarım yasal incelemeyi yapıyorlar. Ben ve ekibim sosyal medya ve basında paylaşılacak yazı ve videoları hazırlıyoruz. Detaylı açılkamaları yakında kamuoyu ile paylaşacağız" dedi.
Konu hakkında açıklamada bulunan bir diğer isim Çıldır Belediye Başkanı Sayın K.Yakup Azizoğlu ise  "O konu kapandı" demekle yetindi.
**Devlet olmak..
Bir birlerine demediklerini bırakmayan ama her konuşmalarında 'Ben bunu söylerken 82 Milyon insanıma diyorum' diyerek, demediklerini bırakmadıkları da dahil nüfusun tümünü içine alan, güzel sözlerden bahseden siyasilerden çok bürokrasi denen iktidarın içinde olanların yönettiği devlet denen kavramın önemi ve anlamı nedire baktığımız da eskisi gibi kalın, sararmış ve bugün unutulan sözlüklere değil yine google amcaya başvuruyoruz.
Peki o zaman devlet nedir, kimdir diye bir soralım google amcaya..
Bu sorumuzu sorup, cevabını öğrenmeden önce, yarın ki yazımında devlet adamlarının ne olduğunu soracağımı da şimdiden belirteyim..
Şimdi geçelim devletin ne olduğunun cevabına;
**Devlet Nedir, Ne Demektir? 
Devlet; tarihin ilk dönemlerinde ortaya çıkan bir kavramdır. Devlet; zaman içinde insanın kendi varlığını sürdürmesi, güçlünün güçsüze baskı kurmasını engellemesi ve varlığını sürdürebilmesi için kendi oluşturduğu bir kavramdır.
Pek çok sosyal ve siyasal konuda olduğu gibi devlet konusunda da herkesin üzerinde ittifak ettiği kesin ve tek bir tanım bulmak mümkün değildir. Bunda muhtemelen devlet kurumunun zaman ve mekân değişkenleri açısından gösterdiği farklılıklar etkili olmaktadır. 
Bugünkü anlamda devlet genel olarak 17. yüzyıldan bu yana yaşanan değişimler nedeniyle eski dönemlerdeki devletten oldukça farklı özellikler taşımaktadır. Devletin yapısındaki faklılaşmalar onun tanımı ve analizi ile ilgili çalışmalarda da kendini göstermiştir. Mesela, İslam dünyasında devletin siyasal bir kavram olarak kullanılmaya başlanmasından itibaren birbirini izleyen üç ayrı dönemde üç ayrı anlamda kullanıldığı gözlenmektedir. Buna göre ilk dönemde zafer, güç veya egemenliğin dönüşümlü olarak el değiştirmesi anlamında kullanılmıştır. Ardından gelen ikinci dönemde bir hanedanın egemenliği veya onun siyasal iktidarını ifade etmiştir. Devleti Âl-i Osman dendiğinde Osmanlı hanedanın egemenliği ve siyasal iktidarı anlatılmıştır. Üçüncü dönemde ise ulus temelinde en yüksek seviyede örgütlenmiş ve uluslararası sistem tarafından tanınmış siyasal yapı anlamında kullanılmıştır.
Batıda da benzer bir durum gözlemlenmektedir. Eski Yunan’da devlet (polis), ortak “iyi hayatı” gerçekleştirmek amacıyla bir şehir düzeyinde örgütlenmiş organik bütünlüğü ifade ederken Roma İmparatorluğu’nda hukuki olarak birbirinden ayrılan bölgeleri kapsayan geniş bir coğrafi alanda siyasi düzeni sağlamaya yönelik bir örgütlenmeyi anlatıyordu. Böylece hukuk ve düzen fikri devletin temelini oluşturmaya başlamış, bu süreçte hukuk ve bürokrasiye dair düzenlemeler çeşitli kurumların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Daha sonra imparatorlukların parçalanmasıyla birlikte ulus temelinde örgütlenmiş yeni bir devlet formu ortaya çıkmıştır.

Siyasal iktidarın ulus temelinde örgütlenmesiyle ortaya çıkan modern ulus devlet formu 1648 Vestfalya Antlaşması’yla Avrupa’daki uluslararası sistemin temel birimi hâline gelmiş bulunmaktadır. Bu tarihten itibaren devlet kavramı ulus kavramıyla birlikte siyasal iktidarın en yüksek düzeydeki örgütlenmesi anlamında kullanılmaya başlanmıştır.
Birinci ve klasik devlet tanımı, onu oldukça geniş ve genel bir biçimde bir toplumdaki egemen yönetim örgütü olarak tarif eder. Böyle bir genel durumda, devlet, ister Yunan kent devleti ister Roma İmparatorluğu isterse İslam cemaati veya bir Afrika kabilesi olsun, her tür yönetim biçimini veya bu yönetim formlarını hayata geçiren organizasyonu ifade eder. Söz konusu geniş devlet tanımında meşruiyet biçimleri arasında bir ayrım yapılmadığı gibi, yönetim yapısının genel doğası üzerine de herhangi bir şey söylenmez. Genel anlamıyla devlet, bu yüzden seküler ilkelere dayanabildiği gibi teokratik ilkelere de dayanabilir, geleneksel veya modern devlet de olabilir. Devletin ikinci ve daha özel bir tanımı, Orta Çağdan sonra, özellikle bireyciliğin doğuşuyla birlikte ortaya çıkmış, belli bir coğrafya üzerinde mutlak bir kontrole sahip seküler ve ulusal örgüte gönderme yapar. Nitekim Max Weber’e göre, devletin en önemli veya yegâne özelliği, güç kullanımını otorite ile bütünleştirmiş olmasıdır. Söz konusu devlet, her şeyden önce on beşinci yüzyıldan itibaren ortaya çıkmaya başlayan modern devlettir. O, dahası seküler bir devlet olmak durumun dadır. Çünkü ister Yunan kent devleti ister Yahudi cemaatinin devleti olsun,geleneksel devlet dinî diye nitelenebilecek yönetim biçimlerini ifade eder. Buna göre, söz gelimi Yunan’da her kent devletinin bir Tanrı’sı olmak durumundaydı.
Böyle bir durumda devlete sadakat içinde olmak aslında kent devletinin Tanrı’sına sadık kalmak, Tanrı’ya itaat etmek ise devlete itaat etmek anlamına gelmekteydi.Oysa modern devlet, otorite veya işlevinin Tanrı’dan türetilememesi veya yüksek bir amaçtan çıkarılmaması anlamında seküler bir gücü temsil eder. Öte yandan modern devlet mutlak bir egemenliğe sahip olan bir güç ya da kurumlar bütününü ifade eder. Buna göre salt hükümetten ibaret olmayan, sivil topluma karşıt durumda bulunan ve insanları son tahlilde kontrol edip düzene sokan meşru roller kümesinin belirlediği sabit politik sistem olarak devlet, toplumdaki bütün topluluk ve grupların üzerinde yer alan mutlak ve sınırlanmamış iktidarı ifade eder. Gerçekten de modern devlet çok merkezli ve çoğulcu iktidar yapısından tek, bölünmemiş, merkezi bir iktidar yapısına geçişi ifade eder. Bu ise elbette, egemenliğin devletin mutlak ve sınırsız gücünü ifade eden en belirleyici unsur olduğu, devletin toplumdaki bütün diğer grup ve organizasyonların üzerinde olan en üst güç ya da otorite olduğu anlamına gelir.
Devlet, belirli bir toprak parçası üzerinde yaşayan bireyler için bir düzen tesis eden siyasal örgüttür. Bu yüzden onun bir başka temel özelliği coğrafi alan özelliği olmak durumundadır. Yani devletin nüfuz alanı, coğrafi olarak tanımlanmış olup şemsiyesi altında yer alan herkesi kuşatır. Buna göre coğrafi alan özelliği onun otoritesinin belli bir coğrafya üzerinde yaşayan herkesi kapsadığını ortaya koyar. O, ayrıca yurttaşlarını kontrol etme araçlarına sahip olur. Bu yüzden devlet halk, ülke ve politik otorite gibi üç temel öğeyi ihtiva eden siyasi örgütlenmeyi ifade eder.
Devlet, sosyal hayatın örgütlenmesinden sorumlu kurumlar bütününü ifade eder. O, bundan dolayı sivil toplumdan ayrılır. İşte buradan hareketle devletin bir başka temel özelliğinin kamusallık olduğu söylenebilir. Bu özellik, devletin ya da kamusal organların, sivil toplumdaki bireysel ihtiyaçları karşılamaya yönelen aile benzeri özel ya da sivil kurumların tam tersine, kolektif kararlar alıp uyguladığını ortaya koyar. Başka bir deyişle, devlet, özel ilişkiler alanından farklı olarak kamusal bir alan yaratıp burada etkili bir yönetim sağlayabilmek ve vergi toplayabilmek için bürokratik kaynaklara sahip olur.
Devleti belirleyen bir başka temel özellik hükmetme özelliğidir. Bu özellik, devlet otoritesinin “zor”la desteklenmesini, onun yasalarına itaat edilmesini ve yasaların ihlalinin cezalandırılmasının sağlanmasını ifade eder. Devlet, buna göre hukuk alanını yaratan, yönetimi altında yaşayan herkes için yasa koyan, pozitif hukukun yaratıcısı olan güçtür. Sınırları içinde devletin hukuku evrensel olup orada yaşayan herkes onun otoritesine tabi olur. Başka bir deyişle, o zorunlu yargı gücüne sahiptir. Devletin sınırları içinde yaşayanlar onun otoritesini kabul edip etmeme konusunda tercih hakkına sahip değildir. O, dahası güç kullanımı tekeline sahip olan, otorite ve iktidarını silahlı güçle tesis eden bir üstün iradeyi temsil eder.Bu yüzden, onun bir başka özelliği meşruluktur. Meşruluk,devletin toplumun daimi çıkarlarını ve “ortak iyi”yi yansıtma özelliğini tanımlar. Gerçekten de “Devlet belli bir toprak parçasında meşru fiziki güç kullanma tekeline sahip olduğunu iddia eden örgüttür” diyen Weber, bununla devletin sadece yurttaşların itaatini sağlama yeteneğine değil, aynı zamanda böyle davranma hususunda tanınmış bir hakka da sahip olduğunu anlatmak ister.



Kaynak: Ardahan Haberleri

Editör: ÇILDIR HABER

Bu haber 1597 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI