Reklam
Bugun...


ŞİŞLİ CHP DE TEK ADAYLI KONGRE DAYATMASI FİYASKOYLA SONUÇLANDI
Ardahanlı olan ve 'Ben buralara gelirken Ardahanlıların değil, kendi tırnaklarımla geldim' diyen ve 'Borç namustur' deyip beldeye ait borçları ödemediği ileri sürülen İstanbul Şişli Belediye Başkanının kendi yakınları ile organize etmeye çalıştığı belediye gibi partisinin İlçe teşkilatını da müdahale ettiği ileri sürülen şu günlerde CHP İlçe Kongresi ardından ağır tartışmalar yaşanmaya başladı. Bölge gazetecisi, Kentim Şişli Gazetesi yazarı Hüseyin Toksöz konuyla ilgili ele aldığı yazı şöyle;

ŞİŞLİ CHP DE TEK ADAYLI KONGRE DAYATMASI FİYASKOYLA SONUÇLANDI

ŞİŞLİ CHP DE TEK ADAYLI KONGRE DAYATMASI

FİYASKOYLA SONUÇLANDI..

“Partide bir yanlışı, bir eksikliği gördüğünüz zaman kayıtsız şartsız eleştireceksiniz. Yapılan herhangi bir yanlışa müsamaha göstermek son derece yanlıştır. Mahsuru faydasından büyük olur.’’  (Mustafa Kemal Atatürk (CHP 3.Olağan Kurultayı, 1931)

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim Şişli de son kongrede Cumhuriyet Halk Partisinin Demokrasi tarihine yakışmayan bir süreç yaşandı. Çok adaylı seçim tabanı ayrıştırıp küskünlere neden oluyor, bu süreçte herkesi kucaklayacak birleştirici tek bir aday üzerine anlaşarak Kongreyi tamamlayalım iradesi üst yönetimde ağır basınca Şişli ve tüm Türkiye de tek adam rejimine uygun tek adaylı kongreler yapıldı.

Sağduyulu düşününce kulağa hoş gelen bu yöntem maalesef parti örgütünü kucaklamak onların sözlerine kulak vermek şöyle dursun sanki Şişli de Başkanlık yapacak kimse yokmuş gibi Sarıyer’de ikamet eden örgütte karşılığı olmayan hiç emek vermemiş bir hanımefendiyi Şişli Belediye Başkanının kefaletiyle paraşütle ilçe başkanlığına ışınladılar.

Şişlinin üç mahallesi hariç tüm mahallelerde Belediye Başkanının listesi olan kırmızı listenin adayı hanımefendi rahatlıkla seçildi. Maalesef ki Başkanlık ömrü çok kısa sürdü ve kendi listesindeki 10 İlçe Yönetim Kurulu Üyesi birtakım gerekçelerle istifa etti İlçeyi düşürdü. Şişli ilçesi yeniden bir önceki akıbeti yaşadı tekrar kayyımlar dönemine girmiş oldu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘‘Belediyeler örgütün işine karışmasın Belediye Başkanları ve Meclis üyeleri milletvekilleri İl / İlçe Kongrelerinde taraf olmasın kendi işlerini yapsın’’ sözü havada kaldı, kimse dinlemedi.

Şişli siyasetinin kaderi galiba gelen gideni aratıyor. Önceki Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de kendisine itaat edecek İlçe Başkanları istiyordu. Sarıgül’ü eleştire eleştire gelen şu anki Başkan Muammer Keskin de ondan farksız tutum takındı listeler oluşturdu ithal aday getirdi, çıktı kongrede Oya Akman'a kefil olduğunu apaçık ilan etdi. Şişli tarihinde bir Belediye Başkanı ilk defa bir kongrede bu kadar taraf oldu örgütün iradesini yok sayıp delege pazarlıkları yaptı. Gelen gideni aratır sözünü akla getirdi.

Peki ne oldu da bu kadar kefalete rağmen 1,5 yıl sonra kendi listesinden seçtirdiği İlçe Başkanını düşürttü bir açıklama yapılması gerekmiyor mu? Kongrede oy kullanan delegelerin bunu bilmeye hakkı yok mu? İlçe Başkanı ile Belediye Başkanı arasında ne oldu da delegelerin iradesiyle seçilen bir başkan, Belediye Başkanı tarafından düşürüldü Şişli CHP üyeleri bunu bilmek istiyor. Bu tutumunu sürdürmeyeceğinin yani belediye olanaklarını ve gücünü kullanarak önümüzdeki süreçte yapılacak ilçe kongresine karışmayacağının garantisi var mı? Yok tabi bizimki de boş iyimserlik işte.

Yukarıda bahsettiğim Genel Başkan’ın sözünü bir kez daha hatırlatmak istiyorum. ’’Belediye Başkanları Meclis üyeleri İl/İlçe Kongrelerine karışmasın kendi Belediyecilik Hizmetlerini yapsın’’ Şişli Halkı hizmet bekliyor.

Dostça Kalın…

Bu da size dert olsun...

Hala neden hapiste olduğu ve hapiste kalmaması gerektiğini ortaya koyan iç ve dış hukuka rağmen hala bırakılmayan ve girdiği son seçimde hem de hapisteyken, devletin değil, iktidarların kanalı olan TRT'de Seyit Rıza'nın 'Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. Ama bende sizin önünüzde diz çökmedim, buda size dert olsun.' diyen Selahattin Demirtaş'ın 'seni başkan yaptırmayacağız' dediği anlayıştan daha tehlikeli bakışı taşıyanlar kim derseniz, ben ulusalcılar derim..

Çünkü bugünü yani 12 Eylül Darbesini yapanların, darbe yapmadan önce ortam yaratmak adına başta müze olacak denen Diyarbakır Cezaevi'nde çocukların babasına bok yedirip, eziyet edenler, arama adı altında anaların üstünü soyup, çocuklarını dağa yönlendirenlerin başını bugün muhtar olamaz denenin müftüsüyle  birlikte ellerini açıp, dua edenler, dün bizden başkanım değil diyenlerin başını daha sonra feto ile ortak darbe yapmaya kalkışan ulusalcılardı.
Ve dün barış sürecini bozduran, Demirtaş'ın ve diğer milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırıp, tutuklatanlar bugün HDP'nin yanlış olduğunu bildiği ama 'mufazakarım' diyenlerin hala devam eden yanlışları dolayısıyla desteklemek zorunda kaldığı aynı ulusalcılar, yerelde iktidarlar ve aynı alışkanlıklarına devam ettirmekteler.


Adına Kürt sorunu denen ama birilerinin 'Yok öyle bir sorun' diyerek reddettiği sorunun altında yatan sorunun başında gelen de ulusalcıların Kürt düşmanlığını bir kez daha yaşadığım bu ülkede muhafazakarın, solcunun, sağcının hatta milliyetçinin birbirleri ile olan sorunlarını oturup, konuşarak aşacağına ama yine bu ulusalcıların engeliyle bir araya gelemediklerini görmek ve anlamak için son yirmi günde bir kez daha anladım..
Katıldığı kongrenin son günü başındaki ak saçtan utanmadan ve benim kendisine haram ettiğim katkımı unutup, Kürt oluşumdan dolayı yaptığı konuşması ile beni hedef gösterenler şunu bilsinler ki; benim adım Fakir Yılmaz ise bugün olmasa yarın açtığım sayfanızı kendim kapatacağım.
Çünkü; Benim İstanbul'da, Ardahan'da yurt genelinde verdiğim samimi mücadelemi görmezden gelip,  alçakça ön yargılarıyla hakkımda ki yalan ve hileleriyle bahşedemediğim eyy sizler..
Yani ulusalcılar 'bu bana dert oldu. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun.'
Çünkü biz hep şunu deriz istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz, bugün yerelde yarın iktidarda ayak oyunları ile ele geçirmeye çalıştığınız ve elinizde tuttuğunuz güçle, istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz, yerel imkanları kullanıp, 'kaldır, indir kıtası' dalkavukları aracılığı ile üzerimize gelebilirsiniz ..
Ama unuttukları; Onurlu duruş bizim elimizde, direniş gücü bizim elimizde, bunu elimizden alamazsınız ve hiçbir şey yapamasak ve ölsek de arkamız da 'hasiyetli, onurlu bir direnişle öldü der' bu halk.
Buda size, sana dert olsun ak saçlı...

Kerimoğlu ve Şayir Mazbatalarını Aldılar, Bozkurt ve Keskin Sayımları Bekliyorlar..

arşiv haber 06/04/2019 tarihli haber

CHP'den İstanbul Bakırköy Belediyesinin Başkanlığına 2. Kez seçilen Ardahanlı Dr. Bülent Kerimoğlu ile kendisi gibi Ardahanlı olan AK Parti Kocaeli Dilovası Belediye Başkanlığına seçilen İşadamı Hamza Şayir Mazbatalarını aldılar.
Mazbatalarını alan Ardahanlı Keimoğlu ile Şayi göreve başlarlarken kendileri gibi Ardahanlı olan ve İstanbul Esenyurt Belediye Başkanlığına seçilen Kemal Deniz Bozkurt ile Şişli Belediye Başkanlığına seçilen Mumammer Keskin İBB Adayı için devam eden sayımı bekliyorlar.

CHP'den İstanbul Bakırköy Belediyesinin Başkanlığına 2. Kez seçilen Ardahanlı Dr. Bülent Kerimoğlu ile kendisi gibi Ardahanlı olan AK Parti Kocaeli Dilovası Belediye Başkanlığına seçilen İşadamı Hamza Şayir Mazbatalarını aldılar.
Mazbatalarını alan Ardahanlı Keimoğlu ile Şayi göreve başlarlarken kendileri gibi Ardahanlı olan ve İstanbul Esenyurt Belediye Başkanlığına seçilen Kemal Deniz Bozkurt ile Şişli Belediye Başkanlığına seçilen Mumammer Keskin İBB Adayı için devam eden sayımı bekliyorlar.

**Kerimoğlu: Yeniden Aday Olmayacağım..

Bakırköy Belediye Başkanlığı’na ikinci kez seçilen Ardahan Damallı CHP'li Dr. Bülent Kerimoğlu, mazbatasını aldı.

Bakırköy Kartaltepe Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bulunan Bakırköy İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı’na giden Bakırköy Belediye Başkanı Dr. Bülent Kerimoğlu, mazbatasını Bakırköy İlçe Seçim Kurulu Başkanı Hakim Vedat Yılmazabdurrahmanoğlu’ndan teslim aldı.

Bakırköy Belediye Başkanı Dr. Bülent Kerimoğlu’na Bakırköy İlçe Başkanı Asım Muş, meclis üyeleri ve partililer de eşlik etti.

Bakırköy Belediye Başkanı Kerimoğlu, yaptığı kısa açıklamada adaylık sürecinde yaptığı konuşmalara atıfta bulunarak,”2024 yılında yine Cumhuriyet Halk Partisi’nden  başka bir arkadaşımız mazbatayı almaya gelecek. Ben aday olmayacağım”dedi.

**Hamza Şayir mazbatasını aldı!

Dilovası’nın yeni Belediye Başkanı, Cumhur İttifakı Adayı, Ardahan Hoçvanlı İşadamı Hamza Şayir, mazbatasını alarak resmen görevine başladı.
Aynı zamanda Ardahan Ziraat Odası Başkanı Latifşah Sural'ın öz yeğeni olan Şayir, ‘’Yeni bir dönem başlıyor. Ne kadar fakir fukara varsa öncelikle onlara yardım ederek başlayacağız. Böyle durumlar varken bu koltukta rahat oturamayız. İzniniz olursa ben artık makam odasının kapısını sökeceğim’’ dedi.  Şayir ile birlikte, yeni seçilen Belediye Meclis Üyeleri, Gebze Adliyesi’ne giderek mazbatalarını aldı. Mazbata törenine AK Parti Kocaeli Milletvekili Cemil Yaman, AK Parti Dilovası İlçe Başkanı Osman Akbulut, MHP Dilovası İlçe Başkanı Ali Osman Ayaz, İl, İlçe yöneticileri ve çok sayıda partili ile birlikte giderek Şayir’i yalnız bırakmadı. Şayir, mazbata töreninde “Kocaeli Milletvekilimiz Cemil Yaman, İl Yöneticimiz İlhan Yıldırım, İlçe Başkanımız Osman Akbulut, MHP İlçe Başkanı Ali Osman Ayaz, Meclis üyelerimiz, İlçe Yöneticilerimiz, Kadın Kolları Başkanı Gülay Artut, Gençlik Kolları Başkanı Emre Sarıca, dava arkadaşlarım ve gönüllü kardeşlerimizle birlikte İlçe Seçim Kurulundan mazbatamızı aldık” ifadelerini kullandı.   ‘’MAKAM ODASININ KAPISINI SÖKECEĞİM’’ Mazbata töreninde halka seslenen Şayir, ‘’Biz bu yola bir davaya inanarak çıktık. İlk günden son güne kadar elhamdülillah bir gün kaybetme korkusu yaşamadık. Eğer o korkuyu yaşamış olsaydık önümüze gelene vaat verirdik. Biz doğru neyse onu söyledik. Sizleri aldatmayacağız dedik. Sizlerde bize güvendiniz, hepinize çok teşekkür ediyorum. Hepimiz kardeşiz. Dilova’mızın menfaati için çalışacağız. Kimseyi ötekileştirmeyeceğiz. Çalışan kardeşlerimizi işten çıkarmayacağız. Yeni bir dönem başlıyor. Ne kadar fakir fukara varsa öncelikle onlardan başlayacağız. Annenin babanın hasta olduğu, işin olmadığı evler var. Böyle durumlar varken biz bu koltuklarda rahat oturamayız. İzniniz olursa ben artık makam odasının kapısını sökeceğim’’ şeklinde konuştu. 

**Erdoğan YSK'ya değil, AKP'ye Bakmalı!

Son Anayasa değişikliği ile hem kendisini Cumhurbaşkanı, hem Başkan hemde Parti Genel Başkanı yetmedi 31 Mart Yerel Seçimlerinde aday olanların yerine koyan Recep Tayyip Erdoğan'ın gerek seçimlerden sonra gerekse balkon konuşmasında üstü kapalı da olsa kabul ettiği sonuçları yalandan ve korkularından kabul etmeyen AK Partili görünenler aslında işi kurtarma yoluna başvurduklarını bende Erdoğan'da anlamıyor değil.
Çünkü çoğu bizzat Erdoğan tarafından birer memur gibi atanan ve kadrolarını kendileri kuran AK Parti İl, İlçe ve Belde Başkanlarının yanından yine Erdoğan'ın makamda olanı değil de aylar öncesinden aday olarak ilan ettiği adaylar bu işin erbabı olmadıkları ve asıl seçimlerin kaybına neden olan kişiler olduklarını dünya alem bilmekte.
Yani seçimleri kayıp eden AK Parti olmadığını onun İl, İlçe ve Belde Başkanları ile Adaylarının kayıp ettiğini ilk kabullenecek olan Erdoğan'dır.
Bunu göremeyip formaliteden başvurulan YSK'ya bakmakla zaman kayıp eden de Erdoğan'ın kendisidir.
Evet seçimlerin kayıp edileceğin aylar öncesi ilan eden Anket şirketlerini hapse atmakla tehdit edenlerin başında gelen Cumhur adlı ittifakın içinde kendi partisinin iç sorunlarını atlatan ama alakasız bir Beka çıkışı yaparak, Kürt seçmeni küstüren, kızdıran ve AK Parti'ye büyük zarar verdiren Devlet Bahçeli'yi de unutmadan asıl kayıp edenlerin şu an hala görevde olan AK Parti'nin siyasetçi kimliği ile alakasız kişilerden oluşan memur gibi İl, İlçe ve Belde Başkanlarının yanı sıra yine siyasetin içinde gelmeyen bakanlarının beceriksizliğidir.
Tabi Demokrat Parti Genel Başkanı iken Erdoğan'a demediğini bırakmayan bugün ki İçişleri Bakanı olan siyasetçiyi de unutmadan.
Şimdi buradan bir öneride bulunacağım ve YSK'ya umut bağlayan Erdoğan'ın tuz kokutmayan Hakimlerin vereceği kararı beklemeden seçim sonuçlarını kabul edip, demokrasiye daha çok zarar verilmesini engelleyerek,gözlerini partisine çevirmesidir.
Çünkü siyasetin S ile alakasız kişileri getirip, atama ile İl, İlçe Başkanı ve Belde Başkanı yapan, parti tabanına sormadan Saray'da kendisine önerilen isimleri aylar öncesinden ilan eden ve bugüne kadar kendisini buralara taşıyanları 'Trenden inen, Trene Binemez' diyerek aşağılayan aynı Erdoğan yeni bir U dönüşü yaparak, hatta özür dileyerek suçun büyük bölümünün kendisinin olduğunu ve mevcut 81 Vilayetin onca İlçenin vede Beldenin teşkilatlarını gözden geçirip, özellikle memur gibi kulağından tutulup, İl Başkanı yapılanların hepsini ve eksiği olanların çoğunu hemen almalıdır.
Bunu da Ardahan'dan başlatıp, oyların tekrar tekrar sayıldığı İstanbul'a kadar uzatmalıdır.
Bu benim gördüğüm durumdur, gerisi ve top Erdoğan'da dır..

**Dün yazamadığım..

50. Yaşımı bana meslektaşım olmak için Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde okuyan kızım Şeyma'nın yanında bana kutlatan yolculuğun getirdiği yorgunlukla geldiğim Kocaeli'nden İstanbul'a geçerken yaşadığım trafik yüzünden yazamadığım dünkü yazımı bugüne , bugünkü yazımın altına yazmaya hazırlanırken dikkatimi bir şey çekti.
Oda yaşlanmanın getirdiği yorgunluğun omuzlarıma iyiden iyiye çöktüğünü ve artık azda kendimi düşünmem ve emekli bir vatandaş edasına girip, kenara çekilmem gerektiği idi.
Çünkü bugün seçimleri kayıp ettiği alenen belli olan 17 yıldır iktidar da olmanın getirdiği imkanlara ve devlet desteklerinin de artık götüremediği AK Parti gibi benim de bir hayli yorulduğum hatta yıprandığımı bana his ettiriyordu, Ardahan'dan gelip, kendimi arasında bulduğum İstanbul'un bıktırıcı trafiği..
Ve 34 yılda yaklaşan gazetecilik hayatımda her gün yazdığım köşe yazımı gazeteme yetiştirememenin üzüntüsü ve de gerginliği zaten yorulmuş olan vücudumu vede beynimi iyiden iyiye delirmişti.
Halbuki zamanla yarışılamayacağını, istesen de bazı şeylerin olamayacağını Erdoğan gibi benim de anlamam gereken bir süreci yaşadığımız anlasak geriye kalan hayatın daha güzel olacağını anlamak hem kendimiz, vücudumuz için hem de bizleri sevenler, bizlerden beklentileri olanlar için en hayırlısı olacak..
Ama üstteki yazım da dediğim gibi sonuçta hepimiz birer Erdoğan gibi insanız ve kayıp etmeyi kabullenmeyen insanoğlunun kendi kendisini bitirmesinin en üstteki seçim sonuçları tahmin gibi sonuçla sonuçlandığını yani sen ne kadar ısrar etsen de bir süre sonra istediğinin olmadığını hayatta günü birlik yazılarını yazamayacak kadar zamanın bile olmayacağını kabul etmek gerekir ve özür dileyerek, hataları gözden geçirmek gerekmez mi?

 

.

REKLAMLARINIZ BİZDE SİTEMİZ DE, TEMPO TV DE, GAZETE/DERGİLERİMİZ

VE SANAL ORTAMLARIMIZ DA YAYINLANIR..

ki...




Kaynak: Ardaha Haberleri

Editör: Ardahan Haber

Bu haber 2086 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI