Reklam
Bugun...


Putka Gölü'ne Müdahaleye hazırlanan ÜNİVERSİTE HAVALANI OLMAYAN ARDAHAN'A UÇAK PLANÖRÜ İNDİRDİ..
ARÜ'DE TACİZ!.. Birçok öğretim üyesinin istifa edip ayrıldığı ve son olarak yaşanan pandemi olayı ardından öğrenci de alamayan Ardahan Üniversitesi havaalanı istenen Ardahan'a Planör yapıyor. Ardahan Merkezde bulunan eski adliye binasının yanı başında kurulumu yapılan planörün önümüzdeki günlerde tamamlanıp, hizmete açılacağı öğrenilirken Ardahan'lıların havaalanı dileğini sürekli gündemde tutmaya yaraması bekleniyor.

Putka Gölü'ne Müdahaleye hazırlanan ÜNİVERSİTE HAVALANI OLMAYAN ARDAHAN'A UÇAK PLANÖRÜ İNDİRDİ..

MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 

https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw

Ardahan Üniversitesi'nde tacizci hoca skandalı..
Yükseköğretim Kurulunca Ardahan Üniversitesi'de bazı kız öğrencilere cinsel taciz girişiminde bulunduğu iddiasıyla hakkında soruşturma açılan öğretim görevlisini görevinden uzaklaştırdı.
YÖK, Ardahan Üniversitesi Çıldır Meslek Yüksekokulundaki bazı kız öğrencilerine cinsel taciz girişimi iddiasıyla A.B. hakkında inceleme ve soruşturma başlattı.
YÖK disiplin kurulunca suçlu bulunan A.B., "kamu görevinden çıkarma" kararıyla görevinden uzaklaştırıldı.
Lisans ve yüksek lisansını ARÜ'de tamamlamıştı
A.B., Ardahan Üniversitesi'nde lisansının yanı sıra, yüksek lisansını da tamamlayarak aynı üniversitede göreve başlamıştı.

Putka Gölü´nde yapılaşma tehdidi

Kent Konseyi Başkanı Burak Taştan: "Ardahan Üniversitesi inşaat alanları ile Putka Gölünü adeta öldürmek istiyor"
Türkiye Kent Konseyleri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi, Ardahan Kent Konseyi Başkanı Burak Taştan, Doğal sit-nitelikli,doğal koruma alanı ilan edilen ve yaz aylarında yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapan Putka Gölü´nün, Ardahan Üniversitesi tarafından yapılan inşaatlarla her geçen gün yok edildiğini söyledi.

Deniz seviyesinden 1950 metre yükseklikteki Putka Gölü, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından ‘doğal sit- nitelikli doğal koruma alanı´ ilan edildi. Sonbaharda suların çekilip, yaz mevsiminde yeniden yükseldiği Putka Gölü, 4 bin 181 hektar alanıyla göçmen kuş ve memelilere ev sahipliği yapıyor.

Doğal koruma alanı ilan edilen Putka Gölü´nün yok edildiğini söyleyen Türkiye Kent Konseyleri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi, Ardahan Kent Konseyi Başkanı Burak Taştan, gölün sulak alanı yakınlarındaki yapılaşmalara dikkat çekti.

Taştan, ´´Şu anda Kuzey Doğu Anadolu Bölgesi´nin en önemli göllerinden biri olan Putka Gölü´nün yanındayız. İlimiz sınırları içerisinde bulunan Putka Gölü, gerek bünyesinde bulundurduğu 76 endemik bitki türü ile gerekse yıl içerisinde 28 çeşit göçmen kuş türüne ev sahipliği yapmasıyla bilinen bölgemizin en önemli göllerinden bir tanesi. Yakın zamanda Putka Gölü ´doğal sit- nitelikli doğal koruma alanı´ ilan edildi. Ancak bizim burada dikkat çekmemiz gereken bir husus var. Sayın Cumhurbaşkanımız ile Çevre ve şehircilik Bakanımıza bir çağrımız var. Putka Gölü´nün bulunduğu alan koruma alanı ilan edildi fakat bu yetmez. Ardahan Üniversitesinin kampüs alanında yapılan inşaatlarla Putka Gölü´nün yakınına kadar gelmiş durumda. Ayrıca Karayolları tarafından yapımı tamamlanan çift yönlü yol da Gölün hemen yanından geçiyor."
Ardahan Üniversitesi Rektörü olarak atandığı günden itibaren, kentin özgül durumuyla örtüşmeyen hamleler yapan Rektör Mehmet Biber, bütün hızıyla kampüs alanının inşaatlarını Putka Gölü çevresine yaptığını ifade eden Taştan, ´´İnşaat alanları ile Putka Gölü adeta öldürülmek isteniyor. Bu çarpık yapılaşma sonucunda çevreci dernekler, göçmen kuşların ciddi bir oranda eksildiğini tespit etmişler. Biz buradan bir çağrı yapıyoruz; Bir an önce bu duruma dur denilmeli. Bölge Turizmi açısından ve doğal bakirliğin korunması açısından çok önemli bir role sahip olan Putka Gölü Üniversite Rektörünün yanlış tutum ve yönetim anlayışı ile tamamen inşaat alanına dönüşmüş durumda. Koruma altına alınan Putka Gölü etrafındaki inşaat sürecine bir an önce müdahale edilerek durdurulması gerekiyor. Ülkemizdeki birçok çevreci derneği de göreve davet ediyorum. Biz üzerimize düşeni yaparak, yanlış ve çarpık yapılaşmayla ilgili bir rapor hazırlayarak Cumhurbaşkanlığına göndermek için çalışma başlatarak bir çok girişimde bulunacağız" şeklinde konuştu.

Ardahan Üniversitesi´ne ait inşaat ve kara yolunun metrelerle ifade edilecek şekilde yakınında bulunduğuna dikkat çeken Taştan, bir kaç yıl sonra gölün tamamen kuruyacağını, kuş türlerinin de yok olacağını öne sürdü.

REKTÖR ARDAHAN'A UÇAK İNDİRECEK!..
ariv haber 02/07/2020 tarihli haber
Kent merkezine kopukluğuyla ve yönetim anlayışı ile çokça eleştirilen Ardahan Üniversitesi kent merkezine uçak indirilecek.
Hayvan hastalıkları öne sürülüp, üç ay sonra da ola yeniden açılan hayvan pazarında kurbanlıklarını almaya başlayan 3 gümrük kapısına sahip, Ardahanlıların kentlerine de kurulmasını bekledikleri Sınır Ticaret Merkezinin, Kars-Tiflis-Bakü Demir yolunun son veya ilk durağının ya da yük indirme, bindirme merkezi olan Antrepol, Ardahan'ı olduğu gibi Doğu Anadolu Bölgesi ile Karadeniz'i Kafkaslarla buluşturan yolunun önünde ki Ulgar ve Sahara Dağlarının önündeki Tünellerinin açılması gibi bir çok proje ve yatırım bekleyen Ardahanlıların istemleri arasında bulunan Havaalanı gelmeden uçak planörü gelecek.
Ardahan Atatürk Caddesi üzerinde bulunan ve ARU'ya devir edilen eski kaymakamlık binasının yanı başına Uçak planörü konduracağı öğrenildi.
 Ardahan Üniversitesi Sürekli Eğitim
Uygulama ve Araştırma Merkezinin yanı başına konulacak uçak planörünün önümüzde ki günlerde Ardahan'a getirilip, yerleştireceği alınan bilgiler arasında oldu.
Ardahanlılardan Sonra
Öğretim Üyeleri de Rektörden Şikayetçi!
Eşlerinin adlarını yan kuruluşlara veren, Üniversiteye ait araç rektörün bir yakını kullanırken kaza geçiren Ardahan Üniversitesinde yönetim krizi!.. Ardahanlılardan sonra Öğretim üyelerinden üniversite rektörüne büyük öfke..

Prof. Dr. Erdoğan Altınkaynak: "Bilim adamı oyuncak mı? Önünde eğilmek, yalakalık yapmak bilim adamının işi değildir"

"Bilim ve sanat itibar görmediği yerden gider"

Ardahan Üniversitesi'nde 360 olan yabancı öğrenci sayısı 30'a düştü

Onlarca akademisyen Ardahan'dan ayrıldı

ARDAHAN - Ardahan Üniversitesi'nde görev yapan çok sayıda öğretim üyesi yönetimin uyguladığı baskı nedeniyle başka üniversitelere gidiyor, birçoğu da yok yere açılan soruşturmalar nedeniyle büyük bir huzursuzluk yaşıyor.

Ardahan'da kurulduğu yıllarda önemli hamleler gerçekleştiren ve Kafkasya Üniversiteler Birliğinin kurulmasına öncülük eden Ardahan Üniversitesi bugünlerde hem öğretim üyelerini hem de öğrencilerini kaybediyor. Üniversitede 350 olan yabancı öğrenci sayısı bugünlerde 30'a düşerken, üniversiteler sıralamasında 30'lu sıralamalardan 180'inci sıralara gerileyerek kan kaybetmeye devam ediyor.

Ardahan Üniversitesi İnsanı Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdoğan Altınkaynak da 11 yıldır görev yaptığı Ardahan Üniversitesi'nde yaşanan bu gelişmelerden dolayı büyük bir üzüntü ve kırgınlık yaşıyor.

Halk edebiyatı alanında başarılı çalışmalar yapan öğretim üyesi Altınkaynak, birçok ülkede bulundu. Ulusal ve uluslararası önemli çalışmalara imza atmış bir bilim adamı olarak 2 yıl Kazakistan'da, 2 yıl Kırım'da Altay'da Gürcistan'da görev yaptı. 100'ün üzerinde yayını 100'ün üzerinde makalesi bulunuyor.

Kars ve Giresun üniversitelerinde görev yapan Prof. Dr. Erdoğan Altınkaynak, 11 yıldır Ardahan Üniversitesinde görev yapıyor. MYO Müdürlüğü, dekan vekilliği, bölüm başkanlığı görevlerinde bulunan Prof. Dr. Erdoğan Altınkaynak, Güzel Sanatlar Fakültesi resim bölümünü kurdu.

Ardahan Üniversitesinde son zamanlarda bilim üretmek yerine adam kayırmacılık ve Rektörün kendi düşüncesinde olmayan öğretim üyelerine baskı yapıldığını öne süren Prof. Dr. Erdoğan Altınkaynak, "Gerekli gereksiz soruşturmalar açılıyor. Bazen iftira boyutunda soruşturmalar yapılıyor. Özlük haklarına yönelik saldırılar yapılıyor. Öğretim üyelerinin bilimsel programlara katılımları engellendi. Korkunç derecede bir itibarsızlaştırma söz konusu. Profesör varken doçent, doçent varken yardımcı doçent, yardımcı doçent varken okutman göreve getirilemez. Ben yaptım oldu anlamında icraatlar yapılıyor. Kanun veya kanunsuz istedikleri yapılıyor. Öğrenciyi memnun etmezseniz olmaz. Daha önce 7-24 öğrenci merkezli bir üniversiteydi. Merkeze insanı koyan bir üniversiteydi. Öğretim görevlileri ile ilgili olarak hak edene hak ettiği görevler verilmedi, Türk Dili Edebiyatı bölümünde yükselmesi, kadrosu verilmediği için çok sayıda hocamız üniversiteden ayrıldı. Öğrenci sayımız azalıyor. Yabancı öğrenci sayımız 360'lardayken bugün bu rakam 30'ların altına düştü. Öğretim üyeleri cezalandırılıyor. Kafkasya üniversiteler birliğinden ayrılarak, etkili öğretim üyelerin üniversiteden uzaklaştırılması, ehliyetsiz ve liyakatsiz kadrolar alınarak üniversitenin kadrosu zayıflatıldı.

Bilim adamı oyuncak mı? Önünde eğilmek, yalakalık yapmak bilim adamının işi değildir. Bilim adamının cübbesinin düğmesi yoktur. Savcının hakimin düğmesi yoktur. Din adamlarının cübbesinin önünde düğmesi yoktur kimsenin önünde eğilmesinler diye. Bilim ve sanat itibar görmediği yerden gider.

Buraya 10 yılımı verdim. Emeklerimi zayi edemem. Sayın Mehmet Biber geldikten sonra her şey tersine dönmeye başladı. Üniversiteye katkı sağlayan onlarca önemli bilim adamı üniversiteden uzaklaştırıldı. 29. sıralardan 180'inci sıraya düştü. Yani son sıradayız. Üniversiteye puan kazandıran adamlar uzaklaştırıldı. Büyük projelere imza atılamadı. Proje yapacak üretecek adamlar gittiler. Öğretim üyelerinin üzerine baskı yapılıyor.

Öğrenci sayımız düşüyor. Kapanan fakültelere eleman alınıyor, çalışan fakültelere eleman alınmıyor. Genç elamanlara kadro verilmiyor. Üniversitenin sahip olduğu alanlar başkalarına devrediliyor" şeklinde konuştu.

Satılık Yurt, öğrenci garantili..

Devlet kiracılı ve kredi yurtlar kurumu 12 yıl anlaşmalı ve sözleşmeli,
Ardahan ili şehir merkezine yürür mesafede- Üniversitesiteye tek dolmuş ana yol üzerinde-10.850m2 arsa üzerine iki bloktan oluşan toplam kapalı alan 25.300m2 den mobiyalı- dayalı döşeli 1216 kişilik 15 yıl kredi yurtlar genel müdürlüğüne (boş dolu )tefe tüfe yıllık artışla beraber kira şözleşmesi imzalanmiş-2.5 yıl bugüne kadar kira ödenmiş-12.5 yıl kirası devam ediyor- şu an aylık 355.000tl kira alınıyor.
Satılık fiatı:55 milyon TL'ye satılığa çıkarıldığı iddia ediliyor.

Bu doğru mu, bu yurt devlet teşvikli yapılmadı mı?

Suat İncedere.

MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw

GENEL

VE YEREL PARLAMENTOLAR DA VAR...

Tartışılmaya devam eden başkanlık sisteminin devre dışı bıraktığı ileri sürülen Türkiye Büyük Millet Meclisi dışında ülke genelinde sadece TBMM'si olmadığını anlamayan, algılamayan seçmen ve halk milletvekilleri gibi oy verip, seçtikleri İl Genel, Belediye Meclis Üyelerinden ve Muhtarlarından bihaber tüm yükü kendisinden kilo metrelerce uzakta bulunan meclisten  20 Bin TL. Maaş alıp, erken emeklilikle yan gelip yatmakla suçladığı vekillerden, iktidardan, muhalefetten, basın ve medya da umut bekler.

Ve aynı halk bu ülkede gerçek adı Yerel Parlamento olan ve Yerel Milletvekilleriyle İl Genel Meclisleri, Belediye Meclisleri ve Muhtarların da var olduğunu görmezden gelir, sormaz, sorgulamaz..
Ve var olan sorunları çözme adına başkan ve milletvekilleri gibi kendilerinden oy istemiş, seçilmiş ve çalışanlarının yanında kravat takıp, ortada elesene gezen birçok seçilmiş olduğunu da görmezden gelir ya da bunun anlamını bilmez..


Evet, bu ülkede kör-topal da olsa demokrasinin gerçek anlamda çalışması için oluşturulan onca birimin arasında bulunan başkan ve milletvekilleri gibi halkın oyu ile seçilen İl Genel ve Belediye Meclislerinin yanı sıra Muhtarlar da var.
Ve bunların işini yapmaları halinde yaşanan onca sorunun Ankara TBMM'sine, Milletvekillerine ve Başkan Erdoğan'ın da kabul ettiği gibi üstten bakan, kibirli olmakla suçlanan, milletvekilleri ile olduğu gibi halkla diyalog kuramayan atanmış bakanlara da fazla gerek kalmayacak.
Halkın çoğunun bilmediği, önemsemediğ ama Yerel Parlamentoyu oluşturanların da kendi varlıklarını hissettiremediği bir demokrasi anlayışının ne kadar etkili ve sonuç vereceğinin de sorgulanması gereken ülke de iktidarı, muhalefeti, milletvekillerini, basını, medyayı suçlayıp, kendisinin ne yaptığını sorgulamayan anlayışın, halkın bu yöndeki bakışının da masaya yatırılması gerekir.
Çünkü bu ülkede bir meclis değil birçok meclis ve ulusal milletvekilleri gibi yerel parlamento olan İl Genel, Belediye Meclis Üyeleri ve Muhtarlar var..
Ve onlar da Başkan ve Milletvekilleri gibi sorunları çözmek için kendisini sormayan, sorgulamayan halktan oy alarak seçilmişlerdir.
Halk gibi bu yerel parlamentolarda güçlerinin farkına varıp, 'biz de buradayız' deyip, bir iki bürokratın üstünde olan kurum olduklarını ortaya koymaları, anlatmalı ve birçok sorunun çözümünün kendilerini beklediğini anlamalı, algılamaları halinde o çok istenen, özlenen demokraside , Ankara'da rahatlar ve refah içinde hak-hukukunu arayan halkta aradığını bulur  refaha kavuşur..

HANAKLI KÜVET VE İÇ KAPLAMADA MARKA!

 

HANGİMİZ NEYE TAKINTILIYIZ?

Cuma'yı Cumartesi bağlayan bir saatte ele aldığım bu yazıma başlık olan takıntının ne olduğuna baktığımda karşımıza, 'Obsesif Kompulsif Bozukluk; obsesyon adı verilen takıntılı düşünce, fikir ve dürtüler ile kompulsiyon adı verilen yineleyici davranışlar ve zihinsel eylemlerden oluşan, takıntılı düşüncelerin günlük yaşamı etkileyecek, günlük aktiviteleri kısıtlayacak düzeye gelmesidir.' anlamında bir açıklama çıkıyor.
'Obsesyon ve kompulsiyonlar toplumdan topluma, kültürden kültüre değişiklik gösterebilir. Ülkemizde ve tüm dünya toplumlarında en sık görülen obsesyon ve kompulsiyon türleri aşağıda örnekler verilerek sıralanmıştır.' diye devam eden takıntının bir sağlık meselesi olmasının yanında sosyal, siyasal hatta özel hayatta, aşkta, sevgide etkenlerinin olduğunu da anlıyoruz.
Ve birçok huzursuzluğun, asabiyetliğin yani kısaca söylenen ama aslında kendi yaptıklarına bakmadan kolaya başcurup, karşı tarafı suçlamaktan başka bir şey olmayan 'takıntı' denen sorunun insan üzerindeki etkisine baktığımızda ise karşımıza her birimizde bir hastalık olan takıntı engelinin çıkıp, yerlere, ayrılıklara düşürüp, bize taklalar attırdığı gibi, tekmelettiğini de görmekteyiz..
Örnek mi?
*Pislik veya mikrop bulaşmasından korkma..
Son pandemi olayının yarattığı takıntı.
*Başkasına zarar vermekten korkma..
Yazı yazarken bile kendimizi içten gelen oto sansürle kendi kendisini kontrol altına alması. Zarar vereceğini düşündüğümüzü asıl zararı vermek.
*Hata yapmaktan korkma..
Yapılması gerekeni 'hata yaparım' diyerek korkmak.
*Rezil olmaktan veya sosyal açıdan kabul edilemez bir şekilde davranmaktan korkmak..
Her an "acaba hakkımda ne yazdılar?" deyip, 24 saat başını internetten kaldırmayanlar.
*Günahkâr düşünmekten korkmak..
Yaptığı, attığı her adımda yarım yamalak inandığı inancının verdiği ''acaba?'' diyerek korkmak.
*Düzen, simetri, kusursuzluk ihtiyacı
Her şeyin düzenli olmasını isterken hata üzerine hata yapmak. Kendisine yetmezmiş gibi karşısındakine de yaptırmak.
*Aşırı kuşku ve sürekli güven ihtiyacı
Başta eşler, aşklar, ilişkiler arasında olmak üzere her konuda gereksiz kuşkular, şüphe, güvensizlikler.
Evet, tıbbın dediği benimde altına kendimce yorumlayıp, değerlendirdiğim bu maddelere baktığımızda bunların hangisi sana, bana, ona uygun diye baktığımıza ise bu ve bunun gibi örneklerin büyük bir çoğumuzun üzerinde etkisi olduğunu görürüz...
Ve bunları görmezden gelip başkasına attığımız suçlama ile kendimize değil, başkalarına 'takıntılı' diyerek durumu kurtarmaya çalışırız...
İşte bu nedenle başta korku duygusu veya başka bir nedenle yani yaşadığımız herhangi bir konuda karşı tarafı 'takıntılı' diyerek suçlamaktansa kendine, kendinize bakıp, yaşanacak güzel nice şeylerin nelere takıldığını düşünseniz yaşadığınız asıl takıntıyı aşarsınız.

Evet, anlatmaya çalıştığımı anlayan kaç kişi ve acaba hangimiz hangi takıntıda...

Satılık Yurt, öğrenci garantili..

Devlet kiracılı ve kredi yurtlar kurumu 12 yıl anlaşmalı ve sözleşmeli,
Ardahan ili şehir merkezine yürür mesafede- Üniversitesiteye tek dolmuş ana yol üzerinde-10.850m2 arsa üzerine iki bloktan oluşan toplam kapalı alan 25.300m2 den mobiyalı- dayalı döşeli 1216 kişilik 15 yıl kredi yurtlar genel müdürlüğüne (boş dolu )tefe tüfe yıllık artışla beraber kira şözleşmesi imzalanmiş-2.5 yıl bugüne kadar kira ödenmiş-12.5 yıl kirası devam ediyor- şu an aylık 355.000tl kira alınıyor.
Satılık fiatı:55 milyon TL'ye satılığa çıkarıldığı iddia ediliyor.

Bu doğru mu, bu yurt devlet teşvikli yapılmadı mı?

Suat İncedere.




Kaynak: ardahan haber

Editör: ardahan haberleri

Bu haber 6400 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI