Reklam
Bugun...


POSOFLU ARA GÜLER DE ÖLDÜ!..
Ünlü Fotoğrafçı Aral Güler'e benzerliği ile tanınan ve ünlü Atlas Dergisine kapakta olan Posoflu Dursun Ulavur (91) vefat etti.

POSOFLU ARA GÜLER DE ÖLDÜ!..

Dünyaca ünlü Atlas Dergisine kapak olan, fotoğrafçılık mesleğinde 50 yılı geride bırakan emektar fotoğrafçı Dursun Ulavur (91) vefat etti.

Aynı zamanda Ecevit Ulavur’un babası olan Dursun Ulavur, Posof Sporu ilk kuran isimdi. Organ yetmezliği ve yaşlılığa bağlı bir süredir tedavi gören Merhum Ulavur vefat ederek 2 Şubat Pazartesi günü Posof’ta toprağa verildi.

Dursun Ulavur, en son 'Ardahan'da Kaybolmaya Yüz Tutan Meslekler ve Son Ustalar" adlı kitapta yer almıştı.

POSOF GENÇLİK SPOR, BAŞKANINI UNUTMADI

Posof Gençlik Spor kulübü sosyal medya hesabında yapılan paylaşım şöyle: “Dursun Ulavur Başkanımızı kaybettik. 80'li yıllarda kulübümüzün başkanlık görevini yürütmüş, Posof Spor'un Kars Amatör Ligi'nde boy göstermesini sağlayarak bir ilke imza atmış, ayrıca kulüp lokali ve kulüp hizmet binası gibi girişimleri ile kurumsallaşmamız yolunda önemli adımlar atmış efsane başkanımız Dursun Ulavur'u kaybetmiş bulunuyoruz. Kendisini sonsuz saygı ve minnetle anıyor, yakınlarına ve Posof halkına başsağlığı diliyoruz. Posof Gençlik Spor Kulübü olarak hafta sonu sahamızda oynayacağımız müsabakaya Dursun başkanımızı anma amaçlı siyah bantla çıkacağız.”

Fotoğraf sanatçısı Ara Güler kimdir?

Son günlerde adı kendi hayatını anlatan belgeseli “İstanbul’un Gözü”nün İstanbul Film Festivali programına alınmamasıyla anılan ve bu olaydan dolayı “Buruk bir sevinç yaşıyorum.” ifadelerini kullanan Ara Güler hakkında bilinmeyenler haberimizde. Ara Güler Kimdir?

Türkiye'de yaratıcı fotoğrafçılığın uluslararası alanda ün kazanmış en önemli temsilcisidir. 60. sanat yılını geride bırakmış olan, Ermeni asıllı Türk fotograf sanatçısı ve foto-muhabir.

Ara Güler 16 Ağustos 1928'de Beyoğlu, İstanbul'da doğdu. Tam adı Aram Güleryan’dır. Annesinin adı Verjin’dir. Eczacı olan babası “Dacat Güler” Giresun'un Şebinkarahisar ilçesi, Yaycı Köyü’nden 6 yaşındayken okumak için İstanbul’a gelmiş.

Ara Güler 1951 yılında Kuruçeşmedeki Getronagan Ermeni Lisesi'nden mezun oldu. Lisedeyken film stüdyolarında sinemacılığın her dalında çalışırken Muhsin Ertuğrul'un tiyatro kurslarına devam etti. Çünkü yönetmen veya oyun yazarı olmak istiyordu. 1950'de Yeni İstanbul gazetesinde gazeteciliğe başlarken aynı zamanda İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesine devam etti.

Ara Güler’e lise yıllarında babası ilk 35 milimlik film makinesini ve bir fotoğraf makinesi alıp Yeni İstanbul gazetesine 'foto muhabiri' olarak işe girmesine yardımcı olmuştur. İlk çektiği fotoğraf ; 1950 yılında Ticaniler denen gerici bir grubun kırdıkları Gümüşsuyu'ndaki Atatürk heykelinin resmidir.

 
 
1958'de Time-Life, Paris-Match ve Der Stern dergilerinin yakın doğu foto muhabirliği görevlerini üstlendi. 1961'de askerlik görevini tamamladı ve Hayat Dergisi'nde fotograf bölüm şefi olarak çalışmaya başladı. Aynı yıllarda Henri Cartier Bresson ile tanışarak Paris Magnum Ajans'ına katıldı ve İngiltere'de yayımlanan Photography Annual antalojisi onu dünyanın en iyi yedi fotografcısından biri olarak tanımladı. Yine o yılda ASMP'ye (Amerikan Dergi Fotografcıları Derneği) tek Türk üye olarak kabul edildi.

Savaş foto-muhabirliği de yapan Ara Güler, 4 tane savaşa gitti. Katıldığı savaşlarda çektiği fotoğraflar dünya çapında çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlandı. Hatta çektiği bir savaş fotoğrafı Times dergisine kapak oldu.

1962'de Almanya'da çok az fotoğrafcıya verilen Master of Leicaünvan'ını kazandı. İsviçre'de çıkan "Camera" dergisinde kendisine özel bir sayı ayırdı. 1964'de Mariana Noris'in ABD'de basılan "Young Turkey" adlı yapıtında fotografları kullanıldı. 1967'de Japonya'da çıkan Photography of the World anttolojisinde Richard Avedon ile birlikte bir dizi fotografı yayınlandı. 1967'de Kanada'da açılan "İnsanların Dünyasına Bakışlar" sergisinde, 1968'de New York Modern Sanatlar Galerisi'nde düzenlenen "Renkli Fotografın On Ustası" adlı sergide aynı yıl Almanya'da, Köln'de Fotokina Fuarı'nda yapıtları sergilendi. 1970'de "Türkei" adında fotograf albümü Almanya'da yayımlandı.

Sanat ve Sanat tarihi konularındaki fotografları ABD'de Time-Life, Horizon ve Nesweek kitap bölümlerince ve İsviçre'de Skira Yayınevi tarafından kullanıldı. 1971'de Lord Kinross'un "Hagia-Sophia" (Ayasofya) kitabının fotograflarını çekti. Yine Skira yayınevince 1971 yılında, Picasso’nun 90. yaş kutlaması için hazırlanan Picasso Metamorphose et unite adlı kitap için yaptığı röportaj ünlü ressamın şatosunda gerçekleşti. Bu röportaj sırasında fotoğraf çektirmeyi sevmemesiyle bilinen Picasso’nun çok sayıda fotoğrafını çekmeyi başardı.

1972'de Paris Ulusal Kitaplık'ta sergisi açıldı. 1975'de ABD'ne davet edildi ve birçok ünlü Amerikalının fotograflarını çektikten sonra Yaratıcı Amerikalılar adlı sergisini Dünyanın birçok kentinde sergiledi. Yine aynı yıl Yavuz zırhlısının sökülmesini konu alan Kahramanın Sonu adlı bir belgesel film çekti. 1979'da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin foto muhabirliği dalındaki Birincilik ödülü'nü aldı. 1980'de fotograflarının bir kısmı Karacan Yayıncılığın bastığı Fotograflar adlı kitabında basıldı. 1986'da Hürriyet Vakfı'nca basılan Prof. Abdullah Kuran'ın yazdığı "Mimar Sinan kitabı"'nı fotografladı. Aynı kitap 1987'de Institute of Turkish Studies tarafından İngilizce olarak yayınlandı. 1989'da Ara Güler'in Sinemacıları kitabı basıldı. 1991'de Dışişleri Bakanlığı için Halikarnas Balıkçısı'nın (Cevat Şakir Kabaağaclı) "The Sixth Continent" adlı kitabını fotoğrafladı.

 
Bütün dünyayı gezerek foto röportajlar yaptı ve bunları Magnum ajansı ile dünyaya duyurdu. Bu arada İsmet İnönü, Winston Churchill, Indira Gandi, John Berger, Bertrand Russel, Bill Brandt, Alfred Hitchcock, Ansel Adams, Imogen Cunningham, Salvador Dali, Picasso gibi bir çok ünlü kişi ile roportajlar yapmış ve fotograflarını çekmiştir. En ünlüsü fotografcılara poz vermeyen Picasso Roportajı'dır.

Yıllarca üstünde çalıştığı Mimar Sinan yapıtlarının fotografları 1992'de Fransa'da, ABD ve İngiltere'de Sinan, Architect of Soliman the Magnificent adlı kitabı yayımlandı. Aynı yıl "Living in Turkey" adlı kitabı İngiltere, ABD ve Singapur'da Turkish Style başlığıyla, Fransa'da "Demeures Ottomanes de Turquie" adıyla yayımlandı. 1994'de "Eski İstanbul Anıları", 1995'de "Bir Devir Böyle Geçti", "Yitirilmiş Renkler ve Yüzlerinde Yeryüzü", fotograf kitapları yayımlandı. Ara Güler'in fotografları Paris Ulusal Kitaplık'ta, ABD'de Rochester Georg Eastman Müzesi'nde Nebraska Üniversitesi Sheldon Koleksiyonu'nda bulunmaktadır. Köln Mueseum Ludwing'de Das Imaginare Photo Museum'da fotografları sergilenmektedir.

Ara Güler, Türk fotografının ustalarından birisi olarak dünya fotograf tarihinde de seçkin bir yere sahiptir. Belgeci bir fotograf biçiminin ustası olması ona ün kazandırmıştır.

 
 
 

Ayrıca Yavuz Zırhlısı'nın sökümünü anlatan “Kahramanın Sonu” adında belgesel bir film de yapmıştır.

Ara Güler hakkında bir tanesi Münih Üniversitesi'nde Almanca olmak üzere 6 adet doktora tezi yapılmıştır.

1975 yılında birinci evliliğini Perihan Hanım ile yapan ve 4 sene sonra da boşanan Ara Güler ikinci evliliğini, 1980 yılında tanışıp 1984 yılında Suna Taşkıran Hanım ile yaptı. Eşi 2010 yılında vefat etti.

Ara Güler’in Beyoğlu’nda “Arakafe” adıbda bir kafesi var.

Ödülleri:

1979 - Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Birincilik Ödülü (foto muhabirliği dalında)

1999 - Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, meslekte 50 yılını dolduran gazetecilere verilen “Burhan Felek” basın hizmeti ödülü

2000 - Fransa Légion d'honneur nişanı

2004 - Yıldız Üniversitesi fahri doktora unvanı

2005 - Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü

2008 - İstanbul Fotoğraflarıyla İstanbul Turizm Özel Ödülü

2011 - Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü

Başlıca Kitapları:

- Fotoğraflar (Karacan Yayınları, 1980, İstanbul);

- Ara Güler'in Sinemacıları (Hil Yayınları, 1989, İstanbul);

- Sinan, Architect of Soliman the Magnificient (Editions Arthaud, 1992, Paris; Thames and Hudson, 1992, Londra ve New York);

- Living in Turkey (Albin Michel, 1993, Paris; Thames and Hudson, 1993, Londra ve New York; Archipelago Press, 1993, Singapur);

- Eski İstanbul Anıları (Dünya Yayınları, 1994, İstanbul);

- Bir Devir Böyle Geçti, Kalanlara Selam Olsun (Ana Yayıncılık, 1994, İstanbul).

- Yitirilmiş Renkler (Dünya Yayıncılık, 1995, İstanbul);

- Yüzlerinde Yeryüzü (Ana Yayıncılık, 1995, İstanbul);

- Ara Güler'in 70. yaşgünü için özel olarak yapılan Ara Güler’e Saygı kitabı (YGS Yayınları 1998, İstanbul, Hamburg);

- Babilden Sonra Yaşayacağız, (Kısa hikayeler, Aras Yayınevi, 1996, İstanbul);

- İstanbul des Djinns (Fata Morgana, 2001, Montpellier, Fransa);

- Yeryüzünde Yedi İz (Yapı Kredi Yayınları, 2002, İstanbul);

- 100 Yüz (Yapı Kredi Yayınları, 2003, İstanbul);

- Retrospektif – 50 Yıl Fotojurnalizm (YGS Yayınları, 2004, İstanbul, Bremen);

- Ara Güler (Antartist Yayınları, 2005, İstanbul);

- Ara’dan Yetmişyedi Yıl Geçti (Fotografevi Yayınları, 1. Baskı 2005, İstanbul)

Posof Sınırında Operasyon!..
arşiv haber 22/11/2091 tarihli haber
​Ardahan'da ekipler tarafından Posof Türkgözü Sınır Kapısı'nda yapılan operasyonda kaçak içki, tarihi eser ve otomobil parçaları ele geçirildi.

Alınan bilgilere göre, kaçak malzeme olduğu istihbaratını alan güvenlik güçleri, Türkgözü Sınır Kapısı'ndan geçen tırlarda arama çalışması başlattı. Düzenlenen operasyonda kaçak içki, tarihi eser ve otomobil parçaları ele geçirildi. Yakalanan kaçak malzemeler muhafıza altına alınırken, tır şoförleri hakkında soruşturma başlatıldı.
Posoflular ve Gazeteci Yasta..
Ardahan Posoflu edebiyatçı ve tarihçi Yunus Zeyrek hayata göz yumdu. Gazeteci Ali Tarakçı'nın da babasını kayıp etti.

GAZETECİ'NİN BABASI VEFAT ET

*Arşiv Haber 18/11/2019 Tarihi Haber 

İstanbul Gazeteciler Derneği önceki başkanlarından Ali Tarakçı'nın babası Ramazan Tarakçı vefat etti. Cenazesi 18 Kasım 2019 Pazartesi günü, Sefaköy Önünü Mahallesi'nden ikindi namazı sonrası kaldırılacaktır.

Mekanı cennet olsun, Allah rahmet eylesin. Ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz... Başsağlığı için: Ali Tarakçı: 05324380680

POSOFLULARIN ACI BİR KAYBI 

Yunus Zeyrek'i kaybettik Yakınlarının ve sevenlerinin başı sağolsun.
Yunus Zeyrek Kimdir?
(d. 15 Ocak 1956, Posof), Türk edebiyatçı ve tarihçi. Ankara Gazi Üniversitesinde öğretim görevlisi ve Bizim Ahıska dergisi (2004) editörü.

15 Ocak 1956 tarihinde Ardahan’ın Posof ilçesine bağlı Yolağzı köyünde dünyaya geldi. İlkokula köyüne 8 km mesafedeki Günlüce’de başladı. İkinci sınıfın yarısında Ardahan Yatılı Bölge Okuluna nakletti. Ortaokulu Silvan Yatılı Bölge Okulunda, liseyi Erzurum Atatürk Lisesinde okudu. Bir süre Atatürk Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesine devam etti. Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesinden mezun oldu. 1979 yılında Kayseri-Pınarbaşı Lisesinde Edebiyat öğretmeni olarak göreve başladı. Millî Kültür, Divan, Doğuş ve Türk Edebiyatı gibi dergilerde şiirleri çıktı. Ahmet Refik’in 1918’de kaleme alıp yayınladığı Kafkas Yollarında Hatıralar ve Tahassüsler başlıklı seyahat notlarını yeni yazıya çevirdi; bu kitap 1981‘de Kültür Bakanlığı tarafından neşredildi. Gökçeada Öğretmen Lisesi, Çan İmam-Hatip Lisesi ve Tavşanlı Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğünde görev yaptı. Posoflu Âşık Zülâlî hakkında araştırmalar yaptı ve bu araştırması Millî Eğitim Bakanlığı tarafından basıldı. 1988’de Türk kültür dersleri öğretmeni olarak Almanya’nın Münih şehrine gitti. Bu şehirde çıkan Türk gazetelerinde yazılar yazdı. Başta Münih olmak üzere birçok şehirde konferanslar verdi. 1994’te Türkiye’ye döndü. Şiirlerinden yaptığı seçmelerden meydana gelen kitabı 1998’de Millî Eğitim Bakanlığı tarafından basıldı. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde yüksek lisans eğitimini tamamlayarak bu üniversitenin Türk Dili Bölümünde göreve başladı. Birçok fakültelerde Türk Dili dersleri verdi; halen bu görevi devam etmektedir. Türk dili, halk edebiyatı ve tarih sahalarında araştırma ve incelemelerine devam etti. Bu alanlarda birçok kitabı basıldı. 2004 yılında Uluslararası Ahıska Türk Dernekleri Federasyonu Başkanlığına seçildi (2004-2007). 1944’te yurtlarından sürgüne gönderilen Ahıska Türklerinin vatana dönüş mücadelesine katıldı. Strasburg’da Avrupa Konseyi Parlamentosunda ilgili birimlerle görüştü ve rapor verdi. Ahıska Türklerinin yaşamakta olduğu Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Rusya, Ukrayna ve ABD’de incelemeler yaptı. Bu konuyla ilgili birçok kitap ve makale yazdı, konferanslar verdi. 2011 yılı Ekim’inde Avrupa Konseyi Parlamentosunda Ahıska Türklerinin Hayatı konulu fotoğraf sergisi açtı. Bu sergi yurt içinde de birçok yerde açıldı. Tarihî Ermeni meselesiyle ilgili araştırmalarını ihtiva eden Bu Dosyayı Kaldırıyorum adlı kitabı basıldı; ayrıca bu konuda birçok yerde konferanslar verdi. 2004 yılından beri Ankara’da Bizim Ahıska dergisini çıkaran Zeyrek, 2013 yazında Tiflis arşiv ve kütüphanelerinde de araştırma ve incelemeler yaptı, malzeme topladı. Yunus Zeyrek, evli ve üç çocuk babasıdır.

Eserleri
1. Kafkas Yollarında/Hatıralar ve Tahassüsler
2. Âşıklar Serdarı Posoflu Âşık Zülâlî
3. Dünden Bugüne Ahıska Türklüğü
4. Bu Yolda
5. IV. Sultan Murad’ın Revan ve Tebriz Seferi Ruznâmesi
6. Gürcistan, Acaristan ve Türkiye
7. Yabancılar İçin Türkçe Dil Bilgisi-I
8. Ahıska Bölgesi ve Ahıska Türkleri
9. Acaristan ve Acarlar
10. Hanaklı Mazlûmî Hayatı-Sanatı-Eserleri
11. Târîh-i Osman Paşa
12. Ali Akış-Hayatı ve Faaliyeti
13. Posof’un Çizgileri
14. Posoflu Zülâlî Hayatı Eserleri Karşılaşmaları ve Millî Faaliyeti
15. Ahıska Araştırmaları
16. Amasya’nın Altın Tarihi
17. Selçuklu Fethinin 930. Yıl Dönümünde Posof - Kol Zaferi
18. Bu Dosyayı Kaldırıyorum
19. Yunus’a Doğru
20. Erzurum’un Kara Günleri “Erzurumlu Tellibeyzade Hacı Faruk Efendi”
21. Kitâb-ı Dedem Korkud (Alâ Lisân-ı Tâife-i Oğuzân)

 

**YILDIZ KENTER DE HAYATA GÖZ YUMDU..

Türkiye'yi yasağa boğan haber haber az önce duyuruldu. Geçtiğimiz günlerde , akciğer rahatsızlığı sebebiyle yoğun bakıma alınmıştı. Bir süredir yoğun bakımda tedavisi devam eden usta tiyatro sanatçısı Yıldız Kenter'in hayatını kaybettiği bildirildi.

YILDIZ KENTER KİMDİR?

Müşfik Kenter ve eşi Şükran Güngör'le birlikte kurduğu "Kent Oyuncuları"nda sahneye çıkmış, sinema oyunculuğuyla üç defa Altın Portakal ödülüne layık görülmüş tiyatro oyuncusu.

Yıldız Kenter, 11 Ekim1928'de İstanbul'da dünyaya geldi. Masalları anımsatan bir çocukluk geçiren Kenter'in annesiOlga Cynthia, çocukluk yıllarının kahramanıydı. Olga Cynthia, iki evlilik yapmış, Yıldız Kenter, Ahmet Naci Bey ile olan evliliğinden dünyaya gelmişti. Ablası Güner, abileri Nedim, ve Mahmut adındadır. En küçük kardeş ise Müşfik Kenter'dir. İlkokulu Ankara'da İltekin İlkokulu'nda okudu.

SURAL ANJU OLDU
SURAL ANJU OLDU
*Arşiv Haber 27/07/2019 tarihli haber
Bir dönem Ardahan Ticaret Odası Başkanlığını da yapan Ardahan Ziraat Odası Başkanı Latif Şahsural kalbinde yaşadığı sorun dolayısıyla anju operasyonu geçirdi.

Alınan biligilere göre bir süredir rahatsız olan AZO başkanı Latif Şahsural tedavi için gittiği hastanede kalp damarlarından bazılarının tıkalı olduğunu tespiti ardından tedavi altına alınarak kalp damarların da ki tıkanıklığı anju operasyonuyla giderildiği öğrenildi.
Ardahan Ziraat Odası Başkanı Latif Şahsural'ın Sağlık durumunun iyi olduğu ve evine istirahate çekildiği alınan diğer bilgiler arasında oldu.

BAŞKANLIK SİSTEMİ TARTIŞMALARI
 
HDP'den aldığı destekle "Antalya'yı kaybettiysem, Ardahan'ı kazandım" diyen ama Ardahan'ı da kaybeden başkan Erdoğan'ın,  son seçimde İstanbul başta olmak üzere bir çok yerde seçimi kendisi gibi kaybeden partisinin de içinde olduğu siyasetçilere seslenen CHP'nin, eski yönetim şekli olan parlamenter sisteme geri dönmek istemesiyle yeniden tartışılan başkanlık sisteminin , henüz oturmadığı  ve birçok yeni sorunu da kendisiyle birlikte getirdiği ileri sürülmektedir.
Aslında aynı CHP'nin genel başkanı ve İstanbul İl Başkanının yerine oturmadığını ileri sürdükleri ve eski sisteme dönülmesini isterlerken , eyalet sistemli Amerika başta olmak üzere birçok ülkede hayatta olan ve gayet de barışçıl olan bir başkanlık sistemini önerdikleri de gözlerden kaçıyor.
Parlamenter sistem veya başkanlık sistemi de olsa , aslında bir bürokrasi sistemi olan ülkedeki sistemin ana sorununu siyasiler ve toplumun istemlerine ayak uyduramayan bürokratlar olduğunu Demirel, Özal, Çiller, Ecevit ve Erdoğan da sıkça belirtiyorlardı. 
Ama Başkan Erdoğan dışında bu sorunu dipten çözmeye hiç birisinin  cesareti ve gücü yetmedi.
Ve yetmezse de "Evet" diyen halktan da destek alan Erdoğan'ın referanduma götürerek kendisini başkan, ülke yönetim şeklini başkanlık sistemi yapmayı başardı... Ve yarım yamalak da olsa hayata geçirilen başkanlık sistemini kendisi ve emrindekilere hızla uygulatmaya başladı.
Bu başlamayla da mırıldamalar, şikayetler ard arda geldi, geliyor.
Bu mırıldamaların ve şikayetlerin artmasının altında yatan ise yetkileri elinden alınan bürokratların yani bürokrasi iktidarının , CHP başta olmak üzere siyasiler kanalıyla gündeme getirilmekten, tartışmaya açılmaktan öte bir şey değildir.
Çünkü bu sistem ;  ülkenin kuruluşundan bu yana baş katipten genel müdüre kadar hatta askerin asıl iktidar olduğu bürokrasi gibi , görevleri yasa yapmak olan milletvekillerinin elindeki "Astığım astık, kestiğim kestik" gücünü ellerinden almıştır.
Mevcut başkanlık sisteminden öte tek adam, diktatör sistemi olduğunu ileri sürenlerin şikayetleri bu yönden olsa da gerçek başkanlık sistemini yani eyaletli ABD'de ki ve diğer ülkelerdeki başkanlık sistemini isteme arzusu da bu tartışmaların içinde gölge de kalan asıl konudur.
Çünkü gerçek başkanlık sistemi içinde eyaletlerin olmadığı, yetkilerin dağılmadığı bir sistem oturamaz hatta tek adam, diktatör eleştirilerini getirenleri haklı çıkarır...
Gerçi yeni bir sistem olan ve oturma sancıları çeken şu an ki başkanlık sistemi, "Büyük şehir, bütün şehir" gibi söylem ve uygulamalarla açıkca olmasa da üstü kapalı olarak eyaletli bir sisteme doğru gittiği de görünmeli, bilinmelidir.
Askeri vesayeti ve emekli olduklarında yerlerine çocuklarını bırakan bürokrasi iktidarını tam kırmasa da, parçalayan başkan Erdoğan'ı bir çok liderin başaramadığı başkanlık sistemini gerçek anlamda oturtması için partisinin hazırladığı ama “tepki alırız, şimdi sırası değil" diyerek eyalet sisteminin ön adımı olan büyük şehirden sonra "Bütün şehirler" önergesini de tozlu raflardan indirip tartışmaya açmalıdır.
Çünkü gerçek başkanlık sisteminin tam olarak oturması için de eyalet sistemli başkanlığın yolunun üzerindeki engeller temizlenmelidir.
Bunu da yapacak yine Erdoğan'dır... Yapamazsa şuanki  “hâlâ oturmadı”  denen başkanlık sistemi, bu sistemle,  kendisinden sonra gelecek olanın gerçek diktatör olmayacağı da söylenemez...
Bu nedenle başkanlık sisteminin tartışılmasını önlemek için eyaletlerin de içinde olduğu gerçek başkanlık sisteminin oturması için başta başkan Erdoğan olmak üzere herkes çaba göstermelidir. 



Kaynak: Ardaha Haberleri

Editör: Ardahan Haber

Bu haber 4816 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER

ücretsiz iş ilanları

FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI