Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıt Ol
Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12994
Misafirler : 29
En Yeni Üyemiz : sinasimete

Kayıtlı Üye :
Fakir 00:32:37
resat celik 10:21:39
admin 6 Gün Önce
CEVAT COSKUN 1 Saniye Önce
birusk 1 Saniye Önce
baris dursun 2 Gün Gelmedi
koralibayram 4 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 5 Gün Gelmedi
ramazantan 6 Gün Gelmedi
martin 6 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
Kararını ver türkiye
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
İstek Parça
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

Ardahan Fıkraları
Yazar Fakir - Haziran 14 2012 - 12:13:10
ARDAHAN FIKRALARI

Mustafa Küpeli 

2*23 Beş Daş Oyniyah

İzzet bir gün kardeşi Bego?ya
?ben çok hünerli biriyim? diye takılmış.
Bego ise:
?Hünerin neyse onu anlat kardasın da bilsin? deyince,
İzzet anlatmaya başlar:
?Sen geceleri uyurken ben gökyüzünde yıldızlarla aşık oyunuyorum?
Bego, boynunu büküp kardeşine seslenmiş,
?Kardaş bu gece gittiğin zaman, beş tane yıldız getir ikimiz akşamları beş daş oynuyah?.

24 Bit Gatili

Bego bir Temmuz akşamı iç gömleğinde ki bitleri temizliyormuş. Dışarıdan içeriye gelen İzzet, kardeşini iş başında görünce,
?Ne yapıyorsun? diye sormuş.
Bego görmüyor mlusun bit öldürüyorum?.
İzzet kardeşine yanıt vermiş.
?Buna ne gerek var, şunun şurasında Zemheriye ne kaldı. Bekle benim gibi bitlerini zemheri soğuklarında dondurarak öldürsün daha iyi olmaz mı ? Hiç değilse bit gatili olmazsın...

25 Ben Gısrak Ariyerım

İzzet bir gün Göle?nin mal pazarına gider. Pazırı bir haylı dolanır. Alınan ve satılan mallara bakar. Mal meydanında şöyle kenar duran bir adam erkek at satmaya çalışıyormuş.
Ata uzun uzun bakan İzzete
?gel hemşerim sana satayım bunu? deyince,
Alıcı olmayan İzzek adama:
?Atın erkek, ben gısrak ariyerım? demiş.

26 Ahrete kürkle Gitsem

İzzet ile Bego bir cuma günü Cuma namazına gitmişler. Eeee Göle?nin kışı zemherinin ayazı yakıp donduruyor ortalığı. Cami de sıcak olunca iki kardeş sıcak camide vaaz diniyorlar.

İmam vaaz ediyor. Kıyametin çok yakın olduğunu söylüyor. Ha koptu ha kopacak, öteye götürecek neyiniz var diye sorunca, İzzet ayağa kalkar, hocaya çok yoksul olduğunu söylüyerek öteye götürecek hiçbir şeyinin olmadığın anlatır.
Sonra sözünü tamamalar:
?Sen zengin bir imamsın, öteye götürecek çok malın var. Benim öteye boş gitmeme gönlün razı olmaz biliyorum. Şu kalın kürkünü bana versen, ben de ahrete kürkle gitsem olmaz mı?

27 Leylek Tarını

İzzet Bego?yu dükkandan siğara almaya gönderir. Vakit kuşluk vakti. Bego dükkana gider ve orda sohbete dalar arkayı unutur. Zaman geçer akşam olur, İzzet evde bekliyor Bego bir anda kardeşini hatırlar.
Kalkar eve koşa koşa gelir. Aldığı sığarayı da getirir.
İzzet sorar
?Bu zamana kadar nerdeydin??
Soruya yanıt bulamayan Bego:
Evin yolunu şaşırdım onun için geç kaldım? dyince
İzzet hiddetlenir:
?Ben sana evi şaşırdığın zaman leylek tarını tutta gel demedim im? der..

28 Suyu Berbat Ettiniz

İzzet ile Bego sıcak bir ağustos günü anaçbenin suyundan yüzmeye giderler.
Maksat iyice bir temizlenmek. İki kardeş anadan üryen soyunurlar ve bent suyuna dalarlar.
Öteden köyün en yaşlısı da bent suyundan abdest almaya gelir. Bakar ki İzzet ile Bego anadan üryen suyun içinde yüzüyorlar.
Abdest almaktan ver geçer ve bu iki kafadar kardeşe kızar.
?Ola it sıpaları bari çemersiz çimin size ne dedik, anadan üryen girip akar suyu berbat edersiz. Berbat suyla abdest alınır mı??.

29 Su İtine Dönmüşsen

İzzet yağmurlu bir günün sabahında Göle?ye gitmek için yaya olarak yola koyulur. Sağnak halinde yağan yağmur altında sırılsıklam ıslanır.
İzzet Göle?ye gitmeden geri döner ve eve gelir.
Yatağında uyuyan Bego,yağmurdan habersez olduğu için, izzet?i ıslanmış haliyle görünce şaşırmış.

Ola sene ne oldı ki böyle su itine dönmüşsen?

30 İt Gibi Titre


Aylardan zemheri ayı, Göle ovasının ? derece soğukla buluştuğu bir günde, İzet ile Bego karşı köye gitmek üzere yola çıkarlar.
Bego?nun sırtında yamalı da olsa, bir palto vardır.
İzzet?in giyeceği poltosu olmadığı için, sadece ceketle yola çıkar.
Az giderler uz giderler.
İzzet soğuktan titremeye başlar.
İzzet?in bu halini gören Bego,
?ola niye sazak yemiş it gibi titriyersın??
Deyince, İzzet Bego?ya dönmüş
?paltonu bana ver birez de sen sazak yemiş it gibi titre? demiş.


31 At Gara Gazıl Gara

Köyümüzün muziplerinden Cengiz, namı değer Cık küçük yaşlarda tüm köylüye etmediğini koymamıştı. Ekili tarlasına Bizim İskender Emmi?nin kara atı girince, Cık gider atı yakalar ve ceza olarak atın dilini kara gazılla (kara iplik) alt çenesine sıkıca bağlar ve atı öylece yazıya salar.
Dili bağlı olan at, günlerce yazıda ne otlar ne de su içebilir.
Aç ve susuz kalan at halsiz yere yıkılınca, çevredeki çobanlar Bizim iskender Emmi?ye haber salarlar.
İskender Emmi gelip atın ağzında ki ipi bulup çözer. Bu işi kimin yaptığınıda öğreniyor.
İp elinde köye doğru yürüyen Bizim İskender Emmi, şöyle bağırıyordu.
:
At gara gazıl gara, nerde bile İskender fıkara
Ola o Cık picini bulun bana, ben de onun dilini Çenesine baliyem
bizim kara at gibi..

32 Sulto Cane...

Bizim iskender Emmi?nin ilk karısından hiç oğlu olmadı. Ocak tütsün diye karısı kalkıp kendi eliyle Bizim İskender Emmi?yi karşı köyden evlendirdi ve üstüne kuma getirdi.
İlk karısı Feryal zayıf kara kuru bir kadındı.
İkinci karısı Sultan ise etli butlu bir kadın idi.
(Bu sözler Bizim İskender Emmi?ye aittir)
.
Bizim iskender Emmi ikinci karısıyla gerdek gecesi gerdeğe giriken, tüm köy gençleri kapıda ve bacada beklemişler. İkinci karısının yatağına giden Bizim İskender Emmi Karsına:

Sulto, cane, kurban bili bili, sen etli ne butli biri.
Feryal kuru tahta ben senelerdir tahta üstünde ölee.

33 Üstüme Çıhee

Köy yerinde her köylünün belli bir harman yeri vardır. Harman zamanı her köylü kendine ait harman yerine harmanını serer Harman yeri çayırlık bir alanda olanca toprağının kuru olması önemlidir.
Köy önü çayırının alt köşesinde harman yeri olan Sürmeli Amca, kendi yerinin yaş olduğunu görünce bu sene de çayırın üst tarafına harmanını sermiş.
Sürmeli Amcanın hemen üstünde harman yeri olan Bizim İskender Emmi bakmış ki, Sürmeli harmanı üst tarafa düküyor. Bir koşar adım harman yerine gitmiş.
Önüne ilk çıkan Sürmeli amcanın karısı olmuş.
Bizim İskender Emmi:
Sürmeli Amca?nını karısına merakla sormuş.
Pamuk Bacı sen her sene benim altımda olee, bu sene niye üstüme çıhee?

34 Ögüme Vur
Köyümüzün en içli halay türkülerini söyleyen Sona Hala epeyce yaşlanmış ve türkü söylemeyi bırakmıştı.
İşte o seneleri köyde çok büyük bir düğün oluyurmuş.
Tüm civar köyler davetli.
Bizim Sona Hala düğüne gitmeden önce, kocası Reşo?ya seslenir.
Ola Reşo, bir bangınot ver, bu düğünde halay başı çekeceğim. Zurnacı şabaş edince ona bahşiş vereceğim.
Kocası Reşo?da karısına bir lira verir. Sonra kalkıp düğün yerine giderler. Belli bir zaman karı koca otururlar.
Sonra kalkıp halaya dururlar. Halay başını bizim Sona hala çekiyrmuş. Ama ne hikmetse, zurnacı da davulcu da Sona Hala?yı şabaş etmezler.
Belli bir süre halay çekildikten sonra, mendilini havaya kaldıran Sona Hala:
Zurnacıyla davulcuyu susturur, türkü söyleyeceğini işaret eder.
Alır alır Bizim Sona hala görelim ne söylemiş.
Derede davul döğülür
Andırım senden ötürü
Cebimde bagınot vardır
Zurnacı kurban olem
Ögüme vur ha önüme vur
Davulcu heyran olem
Ögüme vur ha önüme vur

35
Urus Kıra Kıra Geler

Bizim Reşo bir gün Göle?den atla eve gelir. Bakar ki Sona hala kapıda ağıt yakıp ağlıyor.
Adamcağız şaşırır.
Acele attan inip karısının yanına koşar ve sorar.

Kız karı ne oldu, kim öldü ki sen böyle ağliyersin?
Sona Hala Çok tedirgin bir halde, hem ağlar hem de haberi verir.

Ocağın sönsün Reşo, Urus posgof?dan girmiş kıra kıra gilermiş. sabaha burdadır. Reşo bir günlük ömrümüz kaldı.

Bu habere şaşıran Reşo, olayın aslını öğrenmek için, karısına bu haberi kimden duyduğunu sorar.

Bizim Sona Hala da hemen yanıt verir.

?Kimden olacak Gulo?dan duydum?

Reşo atı Gulo gilin kapıya sürer. Olayı ona da sorar.
Gulo ise
?Ben bilmerem Bene de Fere (Fahriye)söyledi.
Reşo atını sürer Fahriyegilin kapıya
Aynı soryu burda da sorar,
Fahriye ise:
Ben bilmerim, bene de Beşo söyledi,

Uzatmıyalım süzü yormuyalım sizi, Roşu en az yirmi kapı dolanır. Sonuda, Acem kızı dedikleri kadının kapısına kadar gelir. Olayı ondan sorur. Acem kızı ayınt verir:

Ay Reşe ağa ele men yuhlaşımtım. Rüyamda bele bir dağa yukarı gedirem. Ağ sağallı biri mene dedi ki;

Ay Selbi ay Selbi kaç burdan Urus Posgof?u kıra kıra gelir. Ele mende kaçtım kaçtım gelip gendi yatağımda uyandım. Ele işin aslı da nesli de budu.

36

Kuş Padışah seçerse

Zamanın birinde iki kafadar uzun yollar aşarak bir şehre girerler. O şehir, o ülkenin başşahriymiş. O günlerde de o ülkenin padışahı ölmüş ülke padışahsız kalmış.

Şehrin orta yeri alabildiğine kalabalık olunca, bu iki kafadar merakla neler oluyor diye kalabalığa kadar yürümüşler.
Bu iki kafadar kalabalığa yaklaşınca, önde gidenin başına bir küçük kuş gelmiş konmuş.

Şaşkınlaktan kedilerini alamayan iki kafadar kuşu kovmaya çalışırken, meydana toplanan ahali ise:

?Padışahım çok yaşa, padışahım çok yaşa?
deyi bağırmaya başlamışlar.

İki kafadar burda neler oluyor, diye sorunca gelen yanıt onları haylı şaşırtmış.

Çünkü meydana toplanan ahali:

?Bizim padışahımız öldü. Ölen padışahın yerine biz böyle padışah seçiyoruz. Yani uçurduğumuz devlet kuşu kimin başına konarsa onu padışah seçiyoruz?. demişler.

Başına kuş konan kafadar:
"Ben ne anlarım padişahlıktan" dese de

"Olmaz biz devlet kuşunu uçurduk ve devlet kuşu gelip senin başına kondu. Bu sebeple sen bizim padişahımız olacaksın" demişler.

Bu kafadar itiraz etsede zar zor bunu padişah, arkadaşını da vezir yapmışlar.
Hemen ertesi gün padişah olan Kafadar, emir vermiş. Tüm yollar kesilmiş, gelen geçen kervanlar soyulmuş, evler basılmış, halktan kat kat vergiler toplanmış işkenceler başlamış. Akla hayale gelmiyen yasalar gündeme gelip, halkın yaşamına girmiş.
Bundan rahatsız olan vezir arkadaşı padişaha:

"oğlum bu halk seni padişah yaptı, senin ilk günde yaptıklarına bak, yazık sen bu halkı kızdıracaksın" demiş.

Padişah ise şöyle yanıt vermiş:
"Bak oğlum kuş uçurup padişah seçen halka bu kadarı az bile sen meraklanma"demiş.

37
Biri Ufak Biri Küçük

Bizim Hüseyin Dayı bir sabah namazında Sofu Emm?yi yakalar ve ona gördüğü rüyasını sorar sonra da yorumunu ister.
Hüseyin dayı:
Ola Sofi Allahseni inandırsın bu gece ruyamda çift (karasaban) ögümde bizim yamaç tarlayı sürerim. Ele Allah seni inandırsın biç çift tosun goşmuşum, tosunların biri ufak büri küçük.
Ha bamam bir o başa giderim de babam bir bu başa gelirim.

38
Efferin Oğlum

İsrafil orta okula yazılmıştı. Ben ozaman ilk okul dördüncü sınıftaydım. Yarı yıl tatili olunca. Orta okulda okuyanlar, karnelerin alıp köye gelmiştirler.
İsrafil?in babası Alaaddın Dayı oğlunun karnesine bakar ve karneyi okumaya başlar.
Matamatik birincik, efferin oğlum
Türkçe birincik efferin oğlum
Karneyi tüm okur hepisi birincik.
Sıra müzik derisine gelince
İşte burda durur Aladdın Dayı ve oğluna sorur
Ola İsrafil bu müzük nedir?

İsrafil:
Türkü söylemek baba, Der.
Aladdin Dayı sinirlenir.
Ola sen dügünlerde kimseye sıra vermersın burda çoluk çocuk içinde sekizincik olersin. Utan utan..

39

Ne Poh Yemeye

Genç delikanlı köyün en zengin kızını sever. Delikanlı çok fakir. Tıpkı filimlerde ki gibi, aralarında bir iki mektup gider gelir. Kız bir ara vaz geçere ve yazılan mektuba yanıt vermez.
Oğlan bekler, bekler ve sonunda kızı çeşme başında yakalar.
Niye mektubuma cevap vermedin diye sorar.
Kız:
Ben seni istemerim der.
Buna sinirlenen oğlan:
Madem istemerdın ne poh yemeye severim diye mektub yazdın.

40
Ben İtli Eve gitmerım

Asker Emmi evlenecek oğlunu evlendirmeye çıkınca, karısına
oğlana söyle kimi iytiyerse gidem o kızı istiyem.
Bunu fırsat bilen oğlu :
Ben Ziya?nın kızını istiyerim deyince
Asker Emmi:
Dene bu oğlan he itleri çok olan evın gızını istiyer. Ben itili eve getmerım.

*3

34 Ögüme Vur
Köyümüzün en içli halay türkülerini söyleyen Sona Hala epeyce yaşlanmış ve türkü söylemeyi bırakmıştı.
İşte o seneleri köyde çok büyük bir düğün oluyurmuş.
Tüm civar köyler davetli.
Bizim Sona Hala düğüne gitmeden önce, kocası Reşo?ya seslenir.

Ola Reşo, bir bangınot ver, bu düğünde halay başı çekeceğim. Zurnacı şabaş edince ona bahşiş vereceğim.

Kocası Reşo?da karısına bir lira verir. Sonra kalkıp düğün yerine giderler. Belli bir zaman karı koca otururlar.
Sonra kalkıp halaya dururlar. Halay başını bizim Sona hala çekiyrmuş. Ama ne hikmetse, zurnacı da davulcu da Sona Hala?yı şabaş etmezler.
Belli bir süre halay çekildikten sonra, mendilini havaya kaldıran Sona Hala:
Zurnacıyla davulcuyu susturur, türkü söyleyeceğini işaret eder.
Alır alır Bizim Sona hala görelim ne söylemiş.
Derede davul döğülür
Andırım senden ötürü
Cebimde bagınot vardır
Zurnacı kurban olem
Ögüme vur ha önüme vur
Davulcu heyran olem
Ögüme vur ha önüme vur

35 Urus Kıra Kıra Geler

Bizim Reşo bir gün Göle?den atla eve gelir. Bakar ki Sona hala kapıda ağıt yakıp ağlıyor.
Adamcağız şaşırır.
Acele attan inip karısının yanına koşar ve sorar.
Kız karı ne oldu, kim öldü ki sen böyle ağliyersin?
Sona Hala Çok tedirgin bir halde, hem ağlar hem de haberi verir.
Ocağın sönsün Reşo, Urus posgof?dan girmiş kıra kıra gilermiş. sabaha burdadır. Reşo bir günlük ömrümüz kaldı.
Bu habere şaşıran Reşo, olayın aslını öğrenmek için, karısına bu haberi kimden duyduğunu sorar.
Bizim Sona Hala da hemen yanıt verir.
?Kimden olacak Gulo?dan duydum?
Reşo atı Gulo gilin kapıya sürer. Olayı ona da sorar.
Gulo ise
?Ben bilmerem Bene de Fere (Fahriye)söyledi.
Reşo atını sürer Fahriyegilin kapıya
Aynı soryu burda da sorar,
Fahriye ise:
Ben bilmerim, bene de Beşo söyledi,
Uzatmıyalım süzü yormuyalım sizi, Roşu en az yirmi kapı dolanır. Sonuda, Acem kızı dedikleri kadının kapısına kadar gelir. Olayı ondan sorur. Acem kızı ayınt verir:
Ay Reşe ağa ele men yuhlaşımtım. Rüyamda bele bir dağa yukarı gedirem. Ağ sağallı biri mene dedi ki;
Ay Selbi ay Selbi kaç burdan Urus Posgof?u kıra kıra gelir. Ele mende kaçtım kaçtım gelip gendi yatağımda uyandım. Ele işin aslı da nesli de budu.

36 Kuş Padışah seçerse

Zamanın birinde iki kafadar uzun yollar aşarak bir şehre girerler. O şehir, o ülkenin başşahriymiş. O günlerde de o ülkenin padışahı ölmüş ülke padışahsız kalmış.
Şehrin orta yeri alabildiğine kalabalık olunca, bu iki kafadar merakla neler oluyor diye kalabalığa kadar yürümüşler.
Bu iki kafadar kalabalığa yaklaşınca, önde gidenin başına bir küçük kuş gelmiş konmuş.
Şaşkınlaktan kedilerini alamayan iki kafadar kuşu kovmaya çalışırken, meydana toplanan ahali ise:
?Padışahım çok yaşa, padışahım çok yaşa?
deyi bağırmaya başlamışlar.
İki kafadar burda neler oluyor, diye sorunca gelen yanıt onları haylı şaşırtmış.
Çünkü meydana toplanan ahali:
?Bizim padışahımız öldü. Ölen padışahın yerine biz böyle padışah seçiyoruz. Yani uçurduğumuz devlet kuşu kimin başına konarsa onu padışah seçiyoruz?. demişler.
Başına kuş konan kafadar:
"Ben ne anlarım padişahlıktan" dese de
"Olmaz biz devlet kuşunu uçurduk ve devlet kuşu gelip senin başına kondu. Bu sebeple sen bizim padişahımız olacaksın" demişler.
Bu kafadar itiraz etsede zar zor bunu padişah, arkadaşını da vezir yapmışlar.
Hemen ertesi gün padişah olan Kafadar, emir vermiş. Tüm yollar kesilmiş, gelen geçen kervanlar soyulmuş, evler basılmış, halktan kat kat vergiler toplanmış işkenceler başlamış. Akla hayale gelmiyen yasalar gündeme gelip, halkın yaşamına girmiş.
Bundan rahatsız olan vezir arkadaşı padişaha:
"oğlum bu halk seni padişah yaptı, senin ilk günde yaptıklarına bak, yazık sen bu halkı kızdıracaksın" demiş
Padişah ise şöyle yanıt vermiş:
"Bak oğlum kuş uçurup padişah seçen halka bu kadarı az bile sen meraklanma"demiş.

37 Biri Ufak Biri Küçük

Bizim Hüseyin Dayı bir sabah namazında Sofu Emm?yi yakalar ve ona gördüğü rüyasını sorar sonra da yorumunu ister.
Hüseyin dayı:
Ola Sofi Allahseni inandırsın bu gece ruyamda çift (karasaban) ögümde bizim yamaç tarlayı sürerim. Ele Allah seni inandırsın biç çift tosun goşmuşum, tosunların biri ufak büri küçük.
Ha bamam bir o başa giderim de babam bir bu başa gelirim.
38 Efferin Oğlum

İsrafil orta okula yazılmıştı. Ben ozaman ilk okul dördüncü sınıftaydım. Yarı yıl tatili olunca. Orta okulda okuyanlar, karnelerin alıp köye gelmiştirler.
İsrafil?in babası Alaaddın Dayı oğlunun karnesine bakar ve karneyi okumaya başlar.
Matamatik birincik, efferin oğlum
Türkçe birincik efferin oğlum
Karneyi tüm okur hepisi birincik.
Sıra müzik derisine gelince
İşte burda durur Aladdın Dayı ve oğluna sorur
Ola İsrafil bu müzük nedir?

İsrafil:
Türkü söylemek baba, Der.
Aladdin Dayı sinirlenir.
Ola sen dügünlerde kimseye sıra vermersın burda çoluk çocuk içinde sekizincik olersin. Utan utan..

39 Ne Poh Yemeye

Genç delikanlı köyün en zengin kızını sever. Delikanlı çok fakir. Tıpkı filimlerde ki gibi, aralarında bir iki mektup gider gelir. Kız bir ara vaz geçere ve yazılan mektuba yanıt vermez.
Oğlan bekler, bekler ve sonunda kızı çeşme başında yakalar.
Niye mektubuma cevap vermedin diye sorar.
Kız:
Ben seni istemerim der.
Buna sinirlenen oğlan:
Madem istemerdın ne poh yemeye severim diye mektub yazdın.


40 Ben İtli Eve gitmerım

Asker Emmi evlenecek oğlunu evlendirmeye çıkınca, karısına
oğlana söyle kimi iytiyerse gidem o kızı istiyem.
Bunu fırsat bilen oğlu :
Ben Ziya?nın kızını istiyerim deyince
Asker Emmi:
Dene bu oğlan he itleri çok olan evın gızını istiyer. Ben itili eve getmerım.

*4
BITERDE KALURSUZ
Rahmetli ninem, cira ısığında dünyaya gelmiş mum ışığıyla büyümüş, gaz
lambasi ile ömrünü gecirmiş. Ömrünün son yillarinda elektiriği görmüş yil
1983 posofun köylerine elektirik geldiginde evlerinde 3 kiz, iki gelin avluda
odalarda lambalari acik birakiyorlar nere gitseler doğal olarak lambalari yakiyorlar,
Ninem ise devamli nasihat veriyor : kiz oğul etmeyin tutmayin bu elektirigi bu kadar harcamayin biterde kalursuz!!
Kizlarda gelinlerde devamli : nine bu bitmez biz cok aldık der gülerlerdi.
Birgün elektirik kesiliyor kaliyorlar zifiri karanlikta!! Ninem :gördüzmi şimdi
ey oldii siza beni dinnamasiz gena! Dilim kurudi siza soyliya soyliya az kullanin
dedim ama dinletemedim bir türli. Şimdi ne yapacağsiz bağem....
ARSİZ NAMUSSUZ TELEVİZYON
Yil 1983. Elektirikğin posof un köylerine de gelmesiyle birlikte, televiziyonlarda
evlere yeni yeni girmeye baslamisti. Hali vakti yerinde olanlar, siyah beyaz
televiziyonları evlerinin baş koşesine kurmuslar seyrettikleri haber, belgesel,
muzik ne varsa işte, hepsine bakiyorlar, disari cikip evinde televiziyonu
olmayanlara lugat parcaliyorlardi, belkide bazilari, birazda millete tepeden bakar olmustu!!! cok bilmislerdiya hani...
Evinde televiziyon olmayanlarda komşulara gidiyor, arada bir bu mucize cihazı birazda şaskinlikla seyrediyorlardi.
Birgün köyumuzun sakinlerinden bir teyzede bir komsusuna televizyona bakmaya gider.
Bir kac saat seyreder ve eve döner. Ertesi gün bir baska komşuya gider.
Televizyon acik herkes sessizce seyrediyor. Cuma aksamimiydi neydise TRT de
dini program vardir Yedigar teyzede sukunetle onlara katilir.
Biraz seyrettikten sonra:
Kiizz, baci sizin televizyon eyle namuslu bir seye benziyer..... önceki gün
Sevket tadagile gettim onlarin televizyon pek arsiz namuusz terbiyasiz bise cok acuk sacuk seyler gösteriyer.....
OSMAN GELİNCE CALARUGH
Yurdumuzun cesitli illeri ve ilçeleri gibi Posofta cok göç veren bir yöredir.
Birisi kalkmis gurbete gitmis. Aradan gecen bir zaman sonra geleceğini
eve bildirmis. O gunlerde yolunu gözler olmuş aile fertleri. Evde, disarda,
iste hep gurbetcinin ne zaman gelecegi konusuluyormş. Aile aksamdan
eve toplanmis, evlerinde bulnunan radyoyu acmişlar bütün aile can kulağiyla
radyo dinliyor. Bir türkü cikmişki güzelmi güzel, Sorma gitsin..
bu türkü ailenin cok hoşuna gitmis. Radyo bir misra türküyü söyleyince aileden biri :
YAHU RADYOYU KAPATIN BUTÜRKÜYÜ SAKLAYALIM, BİZİM OSMAN
GURBETTEN GELECEK O ZAMAN CALARUG ODA DINNASIN
(yukarki koylerden birinde yasanmis bu kissa
ANLİYOR ANLİYOR EŞEK DEĞİLYA!
Iki posoflu aralarinda cikan bir anlasmazlik yüzünden mahkememlik olurlar. Mahkeme baskani birine söz verir, adam kalkar baslar derdini anlatmaya.; şöyle oldu böyle oldu derken her kelimesinin basinda anliyormsun demi hakim bey Anliyorsun demi hakim bey diye defalarca ekler.Öteki davali bu kelimeye sabır edemez ayağa kalkar söz hakki istemeden adama bagirarak : anliyor anliyor, hakim bey esek degilya!!!!
BİR KOLOP YOĞURT NE BOKTURKİ!!
Posof'a yeni gelen kaymakama her yerde oldugu gibi posof'tada hoş geldine gitmek adettir bu adet üzre, birisi hemen bir kolop yoğurt alir doğru kaymakamin makanmina cikar. Getirdiği yoğurdu buyurun kaymakam bey diye ikram eder.
Kaymakam ise nazeketten dolayida olsa ; ne gerek vardi, zahmet etmissin hic gereği yoktu gibi laflar söyler.
Bizim posoflu gayet sakin bir şekilde : ne zahmeti kaymakam bey, bir kolop yoğurt kaymakam bey icin ne bokturki!!!
Dokuz yuze vermedi binliraya verdi,
Adam öküzleri satliğa cikarmistı, bin lira istiyordu gelen her müşteri dokuzyüz diyor baska bir sey demiyordu. Aradan bir zaman gecti adam öküzleri bin liraya satti. Eve geldi hanimina durumu anlatti. Kadin, bin ile dokuz yüzü ayirt edecek kadar bilgili değildi. Eşinin öküzleri bin liraya sattiğina fena halde içerledi ama bir demeden evden cikti icini bosaltacak ya komsularina koştu bir iki sohbetten sonra sozu öküzlere getirdi. Alleysen baci bizim adamda akil diye birsey yoktur! sade bectur!! Okuzlere dokuz yüz lira veriyerdilar vermedi kaldirdi binliraya verdi!! Halbuki ver dokuz yüze her derdin gor
Sesim neden Kısıldi ?
Bundan tam 11 yil once, ben pasaportumu almistim Posoftan yola cıktım.
Hollandaya gelmek icin. Otobuste bir adamla beraber oturduk. Konuşuyoruz
aramizda. Konudan konuya giriyoruz kendi çapimizda.
Adam bana sordu: Nere gidiyorsun?
-Bende yüksek sesle ve birazda hevesle: HOLLANDAYA
Adam biyik alti güldü!! Meger kendiside Hollanda’dan emekli.
Neyse ben iki yil sonra izine gittim, ayni adamla bir kez daha karşilaştik.
Hal hatir sorduk bir birimize. Adam bir daha sordu: Simdi sen nerdesin?Ben kısık bir sesle cevap verdim,Hollandada!!
Adam basladi gulmeye, yahu veysel ben sana iki yil once otobüste sormuştum
nere gidiyorsun? Adeta bağirarak, HOLLANDAYA diye cevap vermiştin şimdi
neden sesin kısıldı
Bu tuz o tuzdan degil
Yillar önce Posoftan kalkarlamis öküz arabasiyla veya sirt ile tuz getirmek icin kagizmana Giderlermis...
Posoflu her kagizmandan dönüşte, karisi komsularina tabak tabak tuz hedye veriyor. Günlerce sirtinda tuz getiren adam esinin bu hareketinecok kiziyor nasihat nasihtin üstüne... ama kadin bir türlü söz anlamaz..
Adam bir gün kagizmana eşinide götürüyor, yüklüyor sırtına bir kac hokka tuzver elini Posof. ...
Alismis komşuları hemen tabagi koltuğunun altina sIkIstiran komsunun kapiya dayaniyor:
Baci bir tabak tuz baci bir tabak tuz, ... kocasiyla birlikte sirtinda tuz, gunlerce
yol yuruyen karinin sirtindaki acilar bir kat daha artiyor yoğ yoğ baci tuz yoğ diye cevap veriyor
Eeeee aliskin olan komsular baci ne oldu sana boyle her zaman veriyordun ??
Yoğ baci yoğ bu tuz o tuzdan degil,,
Kara Şimşek
Allah selametlik versin tanidigim birisi ilkdefa televizyon seyredecek, hevesle kurarlar televizyonu, geceler karşısına. o günlerdede "Kara simsek" adli dizi cok meşhurdu Posof'ta..film baslarken hani araba tam ekrana doğru geliyorduya, iste onu gören adam karisina kari yat geliyer bu andir bizi cigniyacak diya bagirir!!!!
ikisi iki yana yatar bir zaman sonra sesizce adam kafasini kaldirir kalk kari kalk oyani donmis gediyer...
UFRUK DAGINDAN
Yeni evlenmis bir posoflu kalkar enişteliğe gider. Aksam olur sofra hazırlanır.
Corbalar çatal kaşık sofraya dizilir artık sofra herkesin oturmasi icin tamamdir.
Damtin kayincosu hemen oturur sofraya bir kaşığı kaptığı gibi çorbaya daldırır .
Ağzına vurmadan :yahu corbalarda sovumuş!Diye damatin duyabilecegi bir sevyede kendi kendine söylenir..
bu sesi duyan damat, aclığında etkisiyle çorbalarin üzerindeki buhari bile görememiş, oysa çorbalar deyim yerinde ise atesten yeni cikmis kadar sicakti !!kayninin bu sözünü gercek sanarak oda kaşığı bi daldiriş daldirmışki ayni hizdada agzina goturmus !!
kaynar corbayi agzina bosaltan damat ne yapacagini sasirmis!! Geri bosaltsa bu güne bu gün yeni damat
yutsa midesine kadar yanacak ! peki sessiz sedasiz nasil yutacak?
Bu durumda ne yapacagini bilemeyen damatin alt cenesi ile ust cenesi birbirinden ayrilir gibi agzi acilinca damat corba dokulmesin diye kafasini yukari kaldirmis...
Göz ucuyla yandan herkesin kendisine alayli alayli baktigini gorunce, tavandaki kalin kosatlari görmus acele ile
- baba baba bu kosatlari nerden getirdin amma da saglammis Oglunun muzirligini goren kayin peder enistesine olgunluk ile sakin bir sekilde :UFRUK DAGINDAN OGLUM UFRUK DAGINDAN demiş
Üçyüz gınkala düşti...
Komsusunun oglu hasta olan bir kadin disari cikinca oglanin annesini gordu ve hastanin halini merak edip sordu, baci oglanin durumu nasil oldi? oglu rahatsiz olan anne uzuntulu bir sesle, anasi ölsün, oglumun istahi cok azaldi, 500 ginkal yiyerdi simdi 300 ginkala dusti
Ayran içan bela biçar..
Posoflu biri bicin zamani köyüden iyi biçen birini alip cayir bicmeye goturmustü adam cok iyi biçici idi. sabah ayran çorbasi gelmisti. çorba içildi yirgat ve cayir sahibi başladılar tirpan çekmeye. bir ara çayır sahibi, yirgadın kendine özgü bicmedigini gördü, bir zaman arkasindan seyretti, dayanamadi sordu mustican nabicim biciyersin ela?
musti tirpani sapinin ucuna dikti geri döndü birazda sitem ederek,
- ayran içan bela biçar, yedir kuymagida gör cana kiymaği
BAŞ SAGLIĞI!!
Gurbetcilerden izine gidipde posof"a gitmeden dönmek olurmu hic? bende gittim tabiki, bir tanidigim geldi selam kelam hal hatir derken, hani sigara? diye sordu
bende buyur dedim bir den cikardim...
arkadas ağzini bükerek: Nerde o eski almancilar? sigara paket paket gelirdi siz cok cimrilestiniz!!
bende gayet sakin bir sekilde:
ESKİ ALMACILAR ÖLDi BAŞINIZ SAĞ OLSUN!!!
Her delikanli gibi posof'tada bir delikanli evlenmis.......
Adet üzre enisteliğe gidecek ama büyük bir sorunu var !!! burnu durmadan akıyor sümüklümü sümüklüki sormayın gitsinJ
Baslamis düşünmeye nasil etsem ne etsem rezil olmasam kayin babaya kayin anaya?Gitmis sağdiciya anlatmiş bu derdini.. sadicida yahu bundan kolay ne var... nasil olsa beraber gideceğiz. Eğer burnun baslarsa akmaya sen bana dersinki ya Abi benim burnum niye akiyor? Bende sana kaynatan yaninda yigitliktendir derim.. hem kaynatan seni daha cok büyütür gözünde.. Öylemi? Öyle..
Kalkarlar sağdici ile çiçeği burnunda damat ver elini kaynata evine damatliğa
Bizim eniştenin burnu yine baslamış pis pis akmaya !!!
Gayet kendinden emin bir sekilde sagdiciya dönerek birazda serbest ve yüksek sesle :ya abi bu benim burnum niye akiyor?
Sagdici işi yavastan alinca , kayin baba erken davranır ve yılların olgunluğu ve tecrübesi ile :
PISLIKTENDİR OĞLUM PİSLİKTEN !!! J
DEVAM EDECEK...


Nalbanat kızarsa
Şuvaskal köyünde Nalbantlik yapan Kazim amca var, bir gün öküz Çakıyor biriside öküzün ayaklrını tutuyor. Tutan kişide köy komşumuz hemde kazim amcanin emsali ve devamli şakalaştiği birisi
Fakat tutan kisi ellerini öküzün ayaklarına koymuş kafayı çevirmiş bir yandanda başkalarıyla konuşuyor.Kazım amca bir kaç kez uyarıyor .ola duzgün bu tut bu andiri diyerim sana
tutiyerim ola ista yahu ne bicim tutiyersin abela cekki rahat olmiyer
he he tamam tamam diyer adam.ama eli iste gözü oynasta, olan adam, bazende unutuyordu öküzün ayagini tutmayi ,kazim amcanin tepesi atiyer tuttuğu çekici kaza susu ile adamin parmağina vuruyor!!Çekici parmağina yiyen adam, bir anda öküzün pis ayaklarini tuttuğunu unutup Boklu parmağini can havliyle ağzina sokuyor basliyor üflemeyeJ

Posof'li biri hırsızlık suçundan Kadı'nın karşısına çıkar.
Kadi, adama sorar: oğlum hiç aklına gelmedimi yakalanacağın? Bak millet duyarda rezil olursun şimdi..geldi Kadi efendi, ama gönlüme sordum razi oldi.. Oğlum hiç aklına gelmedimi'ki atarlar seni zindanada eşini belki başkaları alır çelin çocuğun perişan olur..
- Geldi Kadi efendi, gönlüme sordum razi oldi..Peki hiç aklına gelmedimiki, götütürler benide falakaya yıkarlar.. Geldi Kadi efendi ama gönlüme sordum razi oldi... Kadi ne sorsa ne söylese adam her şeyi düşündüğünü, fakat gönlünün hepsine razı olduğunu söyler..
Kadı, bakarki adam ne nasihat' tan nede tehditten anlar gibi değil. Kadını sabrı taşar!!
Adam bağırarak, Elaysa buni götürün kaba bir kazık çakın üstüne oturtun!!!! Adam kazığı duyunca kemikleri titrer!! Döner kadi'ya
- O KAZIK AKLIMA GELMEDİ KADI EFENDİ !!!!
Orhan Bahçıvcan

Köşe Yazarları

  • YAZIYORSAM SEBEBİ VAR Fakir Yılmaz

  • KADINCA BAKIŞ
    SELMİ YILMAZ

  • Kamacı'nın Köşesi
    Osman Kamacı


  • Müjgan Doğru Eminoğlu

  • Yılmaz Yalçıner
    Ardahan Öyküleri

  • Şemsettin Şenel
  • Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
    Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
    Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan