|
Deli Deli Olma/Cemal Yeşilyurt Bugünler de sinemalarda gösterimde olan '' Deli Deli Olma '' adında bir Türk filmi var . Başrollerini Tarık Akan ve Şerif Sezer paylaşıyor .
Bir film insanın yüreğini bu kadar mı avucuna alır , sıkar ?
Önce filme emeği geçen herkese , Türk Sinemasına bir şahaser kazandırdıkları için teşekkür edelim .
Filmde öylesine mesajlar var ki , herbiri başlıbaşına bir konu olur .
Gerçek bir Kardelen mi görmek istiyorsunuz , ya da bir Kardelen 'i yaşamak mı istiyorsunuz , gidin görün bu filmi .
Böylece günümüzde Kardelenlere gönül verenlerin uğraşlarının ne kadar yüce bir amaç olduğunu da anlayacaksınız .
Film öte yandan bilinmeyen , ya da pek az bilinen bir gerçeği de ilk defa beyaz perdeye aktarıyor .
Malakanlar gerçeğini .
93 Harbi sırasında Rus Çarı Malakanlar Kavmini Kars ' a sürgüne gönderir.
Bağlarından , köklerinden koparılan bu insanlar, kendilerinden tamamen farklı bir ırk arasına salınır .
Ama , bunlar barışçıl , savaşa karşı olan , Ortodoks olmalarına rağmen katı kuralları olmayan ,kilise kullanmayan , din anlayışları yumuşak , hoşgörülü ve sevecen insanlar ...
Yerleştikleri yörede kısa sürede sevilip , saygı uyandırıyorlar .
Dedik ya oldukça barışçılar .
Başka özellikleri de var . Kaşar peyniri ve gravyer peynirini bunlar yöre insanına öğretmişler .
Balcılık alanında oldukça ihtisas sahibiler .
Değirmencilikte ustalar .
Su kenarlarına kurdukları değirmenlerle yıllarca o yöre insanlarının buğdaylarını öğütmüş , una çevirmişler .
İşler , güçleri bal , süt , peynir , un üretmek ...
Zaten isimlerini de sütten alıyorlar .
Malako Rusça ' da süt demek . Malakan , süt ile ilginen kişi anlamında .
Sanatsal alanda da faaliyetleri var .
Kukla oynatcılığı ve Karagöz - hacivat oyunlarını muhteşem bir şekilde icra ediyorlar .
Bunlardan biri de bizim komşumuzdu .
Çocukları Vova arkadışmdı ve ikimiz de henüz 7 yaşındaydık . Annesi ölmüştü , babasıyla yaşıyordu . sapanlarımızı , topaçlarımızı , çemberlerimizi hep bu sapsarı saçlı , mavi gözlü bıcır çocuk yapar bizlere hediye ederdi .
Bir sabah uyandığımda Vova bahçede yoktu .
Bir daha da ne onu , ne de babasını görebildik .
Eşyaları öylece kalakalmıştı .
Bir Karagöz sanatçısı olan babanın sandığı da öylece kalmıştı , götürülmemişti .
Belli ki apar - topar götürülmüşlerdi .
Çocuk olduğumuz için anlamıyorduk , ama kulağımıza , '' bunları milli emniyet teşkilatı topladı götürdü ... '' sözcükleri çalınıyordu .
Mahalle çocukları onlardan kalan sandığı açıp , içindekileri sağa , sola saçmaya başladılar .
Kuklalar , karagöz ve Hacivatlar ile diğer figürler birkaç gün içinde çocukların ellerinde paramparça oldu .
Oysa hepsinin çok kıymetli sanatsal değeri vardı . Hepsi binbir emekle tahtadan oyulmuştu . Bir tane büyüğümüz de , biz çocuklara mani olmadı .
Hatta kimileri :
'' Oynayın ula ... Gavurun oyuncaklarını buldunuz beleş , oynayın durun ... '' diye kahkaha atardı .
Oysa , sinemanın , tiyatronun olmadığı o ilçede , o kuklalar ile Karagöz ve Hacivat , uzun kış gecelerinde kimbilir kaç yıl , kaç gece insanları eğlendirmişti .
Yine de Malakanlar o yöreye müthiş bir hoşgörü alışkanlığı bırakıp , gittiler .
Yöredekiler belki onların tam olarak kıymetlerini anlamadılar, ama onlara saygıda ve sevgide pek bir kusur etmediler .
Tarık Akan işte bu filmde böyle bir Malakan ' ı canlandıryor .
Zaten Türkiye ' de artık yoklar . Kars yöresinde bir tane var sanırız .
Farklı ırklar arasında nasıl sıcacık bir dostluk kurulur , nasıl yürekler kimi zaman bir atar , bu filmde görmek olası .
Böyle şeylere öyle çok ihtiyacımız var ki , ne pahasına olursa olsun ; mutlaka bu değerleri korumalıyız .
Bu anlamda film , gerçek bir sanat eseridir .
Emeği geçenleri tekrar kutlarız .
cemal_yesilyurt@mynet.com
|