Reklam
Bugun...


KILIÇDAROĞLU'NUN KOVDUĞU ARDAHANLI PARTİ KURUYOR!
IŞ-İT tarafından kaçırılıp, 101 gün esir kaldıktan sonra adı ve Ardahanlı olduğu ilk kez sitemizde duyurulan ve o dönem basın ve medyanın üzerine kilitlenip, gündeme taşıdığı sonra da AK Parti iktidarı yöneticilerince alnından öpülen ve büyük elçi edilen daha sonra sürpriz şekilde CHP'de Milletvekili adayı edilen daha sonra genel başkan yardımcılığına kadar yükselen ama sonrasında CHP'den kovulup, bağımsız vekil olarak kalan Ardahanlı Öztürk Yılmaz yeni parti kuracağını duyurdu.

KILIÇDAROĞLU'NUN KOVDUĞU ARDAHANLI PARTİ KURUYOR!

Cumartesi günü Ardahan'a gelecek olan Kemal Kılıçdaroğlu'nun lideri olduğu CHP'den ihraç edilen Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, daha merkezde, koşulsuz parti içi demokrasiyi esas alan, milli bir oluşumu hayata geçirmeyi planladıklarını söyledi.

Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan'ın yeni parti kurma hazırlıkları gündemdeki yerini korurken, Bağımsız Milletvekili Öztürk Yılmaz, yeni bir parti kuracağını açıkladı.

"HERKES BİZİM FARKIMIZI ANLAYACAK"

Yeniçağ'da yer alan habere göre; Yılmaz, yeni partiye ilişkin şunları söyledi:

"Biz şu an yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Basında çıkan haberlerle ilgimiz yok. Biz işimize bakıyoruz. Milletin karşına çıktığımızda herkes bizim farkımızı anlayacak. Geniş bir çalışma ekibimiz var. Bütün kesimlerden insanlar var aramızda. Her türlü insanın kendini kolayca ifade edebileceği merkez bir yapı inşa ediyoruz. Partilerdeki genel başkan sultasını kıracağız. Mevcut partilerin hepsi bir birinin kopyası. Bu konudaki çalışmalarımızı görünce demokrat düşünen insanlar bize hak verecektir"

CHP'DEN İHRACI

Öztürk Yılmaz, 'Ezan Türkçe okusun ben anlayayım. Kuran okunsun. Benim dilim her tarafta konuşulsun' sözleri sonrası büyük tepki çekmiş ve CHP'den ihraç edilmişti. İhraç sonrasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na sert eleştirilerde bulunan Yılmaz, Kılıçdaroğlu'nu "diktatör" olarak tanımlamıştı.

1071-1129: 58!

wikipedia.org  adlı sitenin yanı sıra bir çok haber sitesinin hala kapalı tutulduğu, cumhurbaşkanı, başbakan adayı olmuş, halkın oyları ile milletvekili seçilmiş, eş genel başkanlarının yanı sıra bir çok belediye başkanı ve siyasinin hala hapiste olduğu, basın özgürlüğü ve insan haklarının iyileştirildiği iddia edilen ülkemde kendilerine eğitimci diyen ama saçmalıkları ile mevcut hükumete yalakalık adına kendilerini olduğu gibi diplomalarını ayaklar altına aldıklarını görmekte ve üzülmekteyiz.
Çünkü dün bir grup eğitimci, hükumete yaranma adına ve 3. Saray'ın inşasının yasal olmadığı yine AVM tarafından yani mahkeme kararı ile teyit edilen bölgede yaşanan Malazgirt Savaşının tarihi olan 1071 rakamıyla ortaya çıkıp, barış çağrısı yapan bildirgeye imza atan ve barış istedikleri için yargılanmaları istenen meslektaşlarının Anayasa Mahkemesine yaptıkları başvurunun lehlerine sonuçlanmasına tepki göstermişler..
Ve Başkan Erdoğan başta olmak üzere hükumete yaranma adına adlarına da 1071 Grubu Eğitimci demişler..
Buna neden ise Anayasa Mahkemesi, "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi" olarak adlandırılan metne imza atan 10 akademisyenin, "terör örgütü propagandası yapma suçundan cezalandırıldıkları" gerekçesiyle yaptıkları bireysel başvuruda hak ihlali kararı vermesi, ihlalin ortadan kaldırılması ve yeniden yargılama yapılması için karar örneğinin yerel mahkemelere gönderilmesine hüküm etmesine tepki gösteren bu sözde eğitimcilerin, barışı istedi diye insanların yargılanmasını, tutuklanmasını istemeleri ne kadar doğru bir mantıktır anlayamıyorum.
Peki 1071 kişi deyip, açıklamada haberi olmayan akademisyenlerin adlarını da kullananlar tepki koydukları konu neydi bir de ona bakalım.
'Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi" adıyla Ocak 2016'da hazırlanan metine Bin 128 akademisyen bu bildiriye imza atmıştı.  
Barış Sürecinin buzluğa kaldırılmasına neden olan Doğu ve Güneydoğu'da yaşanan Çukur olayları ardından yapılan operasyonlar esnasında yayınlanan bildiride, güvenlik güçlerinin, güvenlik adı altında yürüttüğü mücadele, "devlet katliamı" olarak nitelendirilmişti. 
Akademisyenlerin bildirisinde, "Bu kasıtlı ve planlı kıyım Türkiye'nin kendi hukukunun ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların, uluslararası teamül hukukunun ve uluslararası hukukun emredici kurallarının da ağır bir ihlali niteliğindedir. Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesini, sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasını, gerçekleşen insan hakları ihlalinin sorumlularının tespit edilerek cezalandırılmasını, yasağın uygulandığı yerde yaşayan vatandaşların uğradığı maddi ve manevi zararın tespit edilerek tazmin edilmesini, bu amaçla ulusal ve uluslararası bağımsız gözlemcilerin yıkım bölgelerinde giriş, gözlem ve raporlama yapmasını talep ediyoruz." ifadelerine yer verilmişti.
Peki bir defa değil, en az Bin 71 kez okunsa da insan kokan, hak ve adalet istenen bu bildirinin altına imza atanların cezalandırılmasını istenmesinin saçma bir durum değil mi?
 
Ve bu yönde verilen cezanın, 'İhlal hakkıdır' diyerek cevaplayan Anayasa Mahkemesi verdiği bu kararla adaletin, hukukun, insan haklarının, demokrasinin istendiğine bir mesaj olarak algılamayacak kadar cahiller eğitimcilerimiz mi var?
Bilmem ama 1071 eğitimcinin meslektaşlarının cezalandırılmasını istenen o bildiriye imza atan Bin 128 kişiye lütfen beni de ekleyin..
Aha işte size Bin 129 olduk..
Kaldı 58.. 
Oda hem yakılan aydınların otelin olduğu Madımak şehri Sivas'ın plakası.. 

Buda tesadüf mü bilmem ama ben burada tek başıma bir kez daha sesleniyorum, 'barışı istemek suç ise ben suçluyum, üstüne üstlük birde bu ülkenin toplumsal bir barışa ihtiyacı var' diyerek genel af istiyorum..




Kaynak: Ardaha Haberleri

Editör: Ardahan Haber

Bu haber 3528 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI