Reklam
Bugun...


Dr. Bülent Kerimoğlu Babasını Cumhuriyete Yazdı..
Geride kalan 2019 yılında bir çok acıyı geride bırakan bir çok hemşehrimiz gibi Ardahan/Damallı olan İstanbul Bakırköy Belediye Başkanı Dr. Bülent Kerimoğlu'da aynı yıl içinde kayıp ettiği babasını unutmadı. Yeni yıl ile ilgili yazısında 2019 yılının son aylarında vefat eden babası Celal Kermoğlu toprağa veren B. Kerimoğlu baba acısını ve geride kalan yılı Cumhuriyet Gazetesine yazdı. Kerimoğlu'un baba acısı ve geride kalan yılı değerlendirdiği yazısı şöyle; Biten yılın, giden babanın ardından.

Dr. Bülent Kerimoğlu Babasını Cumhuriyete Yazdı..

Biten yılın, giden babanın ardından

Bülent Kerimoğlu

Bakırköy Belediye Başkanı

Yeni bir yıla giriyoruz. Geride bıraktığımız yılda, insanlığı endişelendiren bölgesel savaşlar, ırkçı ve ayrımcı politikaların yükselişi, evsiz yurtsuz kalan mülteciler, artan sömürü, küresel ısınma, açlık, yoksulluk ve benzeri acı olaylar yaşadığımız gibi; dünyayı kökten değiştirecek, insan hayatını uzatacak, refahını arttıracak önemli teknolojik ve bilimsel gelişmelere tanıklık ettik. 

Bakırköyümüz açısından bizleri gururlandıran önemli başarılar elde ettik. BM İnsani Gelişmişlik İndexi’nde ilk 10 belediyeden biri olduk. Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Parlamento’dan çocuklara yönelik yaptığımız çalışmalarla ödüllendirildik. Kültür, sanat, spor alanında önemli hedefleri gerçekleştirdik. Verdiğimiz kreş ve eğitim hizmetleri, dezavantajlı gruplara yönelik attığımız adımlar, Bakırköy halkı ile birlikte gerçekleştirdiğimiz sosyal farkındalık etkinlikleri ile Türkiye’ye örnek hizmetlerde bulunduk. Hepsinden öte 31 Mart ve 23 Haziran yerel seçimlerinde genel başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun önderliğinde millet ittifakı ile halkımızın umudunu yarınlara taşıyan zafer elde ettik.

**Ateş yakarak uğurladık..

Bu mutlu ve gururlu günlerimizin yanında ne yazık ki büyük bir üzüntü yaşadık. Yeni yıla girerken babamızı, dedem gibi karlı bir kış gününde Türkçe dualarla, mezarı başında 3 gün ateş yakarak sonsuzluğa uğurladık. Geleneksel Alevi-Bektaşi ritüelleri olan ocağa su dökmemek, eşiğe basmamak, güneşe her sabah yeniden doğduğu, aya her akşam gecemizi aydınlattığı için şükretmek, yüksek dağ zirvelerini kutsal saymak, kapıya geleni Hızır bilmek gibi, babamızı; bize veren toprağa, güneşe ve suya emanet ederek Hakk’a uğurladık.

Bazıları için kar yağışı tatili, şömineyi, uzun akşamlarda mutlu aile sohbetlerini, kardan adam yapan çocukları hatırlatırken; benim içinse soğuk kış günlerini, kovalı sobayı, çaresizliği, yoksulluğu, hastalıklı geçen günleri ve hayatımı derinden etkileyen iki değerli yakınımı kaybetmenin üzüntüsünü Damal’ı hatırlatır. Artık Ardahan’dan geriye ne çiçeklerle bezenmiş çayırları, ne insanı iliklerine kadar donduran soğuğu, ne coşkun akan dereleri ne de Ulgar Dağı kaldı. Atatürk siluetinin dağlara doğduğu Damal’dan sadece soğuğa karşı korunmak için zayıf bedeninin üstüne ne bulduysa giymiş kadınlar, hayatın ağır yükünü çeken erkekler, üzüntüme ortak olan sevgi dolu gençler ve meraklı, güzel kara gözleri ile bana bakan çocuklar kaldı. Işıl ışıl umut dolu kara gözlü çocukların arasında ben de bütün üst kimliklerimden arındım. Ne doktor, ne belediye başkanı, ne baba, ne eş... sadece ülkemin uzak, soğuk, çorak coğrafyasında doğan, sade, sıradan bir memleket insanı olarak babamı Hakk’a uğurladım.

Bu içe dönük sohbet esnasında değerli gazeteci Doğan Tılıç’ın bir döneme tanıklık eden köşe yazısından haberdar oldum. Yazıda babam ve babam gibiler için bir hak teslimi, bir uğurlama, ahde vefa vardı. Acımızı hafifletti, onore olduk. 

Hiç geri adım atmadı

80 öncesi devrimci önder kadroların bildiği ve yazdığı biçimiyle babam her sosyalist gibi bedel ödemeyi, dostları için mahpus yatmayı, korumayı kollamayı, inandığı davayı ele vermemek için işkenceyi göze alandı. Şimdiye kadar hiç bahsetmediğimiz bu yönüyle babamı saygın bir gazetenin, saygın bir köşe yazarının konu etmesi bizleri fazlası ile gururlandırdı. Ayrıca, küçük bir mahalle esnafı olarak darbe faşizminin ağır koşullarında baskıya ve haksızlığa karşı mücadele eden, bu amaçta hiçbir zaman geri adım atmayan babamızın adını bir parka vereceğini bildiren Çankaya Belediye Başkanımız Sayın Alper Taşdelen’e sadece babamız adına değil, devrimci mücadeleye emek verenler, bedel ödeyenler adına da teşekkürü borç biliriz. 

Bazıları için baba yakın arkadaştır, dosttur, sırdaştır. Benim babamla olan ilişkim bir arkadaşlık, dostluk, sırdaşlık ilişkisi gibi değildi. Top oynadığım, pikniğe gittiğim, tatil yaptığım bir yakınlığımız yoktu. Ama arkamı kolladığını bildiğim, düşünce kaldıracağından hiç şüphe etmediğim, darda kalınca sığınacağım liman duygusunu hep en yakınımda hissettim. Dili sert, yüreği yumuşak olmayı, diliyle aklı arasında, kalbi ile gözü arasındaki mesafeyi kısa tutmayı, söyledikleri kadar tavırları ile de yol gösterici olmayı ondan öğrendim.

Eksikliği doldurulamaz

Varlığını kanıksadığımız, yokluğunda büyük bir eksiklik hissettiğimiz her değerli parçamız gibi, şimdiden büyük bir boşluk yarattı. Zamanla acısının hafifleyeceği, ama eksikliğini dolduramayacağımız babamıza duyduğumuz özlem, yüreğimize oturan taş, boğazımızdaki düğüm, gözümüzdeki yaş, mezarına koyduğumuz son kürek toprak, bir avuç suyla biraz olsun hafifledi. Çocuklarımız, kardeşlerimiz ve sevdiklerimizin sağlığı için şükrettiğimiz anda ise derin bir huzura dönüştü. 

KERİMOĞLU TOPRAĞA VERİLDİ..
KERİMOĞLU TOPRAĞA VERİLDİ..
arşiv haber 30/11/2019 tarihli haber
Ardahanlı İstanbul Bakırköy Belediye Başkanı Dr. Bülent Kerimoğlu’nun babası Celal Kerimoğlu’nun dünyaya geldiği Damal'da toprağa verildi. Damal'da düzenlenen ve bir çok kişinin katıldığı defin töreni öncesi İstanbul Esenyurt'ta ki Cemevi'ne bir tören düzenledi. Ayynı zamanda Mutlu Kerimoğlu'nun da babası olan Celal Kerimoğlu İBB Başkanı ve bir çok kişinin katılımı ile Damal'a yolcu edilmişti.
Dr. BÜLENT KERİMOĞLU
 
BABASINI KAYIP ETTİ!
*28/11/2019 Tarihli Haber
Ardahanlı olan İstanbul Bakırköy Belediye Başkanı Dr. Bülent Kerioğlu'nun babası Celal Kerimoğlu hayata göz yumdu. Bugün saat 11:00 da Esenyurt Erenler Cem evinde yapılacak helalleşmenin ardından Cumartesi yapılacak olan cenaze töreni için memleketi Ardahan’a uğurlanacaktır.

İmamoğlu’nun İşi Zor..
 
Son günlerin reyting alan programların başını çeken Fatih Altaylı’nın gazeteciliğini hatırlayıp yaptığı program TEKE TEK’e konuk olan CHP’li İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun başında olduğu metropolü adım adım dolaşmaya devam ettiğim şu günlerde dünya kenti olarak adlandırılan bu şehrin gerçekten de büyük sorunlarla baş ettiğini de görmekteyim.
Yeni yılın yaklaşması ile birlikte, cıvıl cıvıl olan gökdelen ve alışveriş merkezlerinin arka yüzünün bir metropole yakışmayan, mollalarının petrol zengini, halkının ise benzin yoksulu olan İran’ın kerpiç evlerini andıran yapıların bolca olduğu İstanbul’da belediye başkanından beklenen çok şey olduğu gibi o belediyenin de içinde olduğu kenti ve ülkeyi yönetenlerinde suçlu olduğunu bilmek gerekir.
Çünkü depremlerin beklendiği şehrin arka yüzüne baktığımızda İmamoğlu’nun işin hiçte kolay olmadığını ve sadece suçun onda da olmadığını da görüyoruz.
Ekrem İmamoğlu’nun samimi bir bakışla sorunlarını tespit etmeye çalıştığı bu kentin gerçek anlamda metropol değil gecekondu olduğunu da kabul etmemiz gerekir.
Daha önce ki bir yazımda bu kentin ve birçok şehrin yapılaşmasının önünde ki en büyük engellerden biri olan imar planı ve koruma kurulları gibi var olan ama yok sayılan kurumlardır. Bunlara Ankara da ki masa başı plan ve projeleri de ekleyebilirsiniz.
Yani İmamoğlu’nun başına geçtiği ve kendisinden çok şeyin beklendiği İstanbul’u anlamak, algılamak ve sorunlarına çözüm bulmak için değil 5 yıl, 30 yıla yakındır genelde ve yerelde iktidar da olup çözüm bulamayanlara 50 yılda yetmez.
Bu nedenle Trump’ın kendisini fotoşoplatıp Sylvester Stallone’nin hayat verdiği ‘İtalyan Aygırı’ lakaplı boksör Rocky’de olsanız aynı fotoşopla İmamoğlu’nu Süpermen yapsanız İstanbul’un sorunlarını hemen çözemezsiniz.
Dün 40 yıl su ihtiyacı yoktu denilen, bugün suyu bitiyor diyerek İmamoğlu’na yüklenmektense İstanbul ve ülke adına yardımcı olmak gerekir.
Çünkü İmamoğlu’nun işi kolay değil.
Çöpte Yemeğe Gelen Ayı Öldürüldü!
*AZriv Haber 05/08/2019 Tarihli Haber
Ardahan'ın Göle ilçesinin vahşi çöp merkezine gelen bir Ayım kimliği belirsiz kişi veya kişilerce öldürüldü. Ağır suç olan yabani hayvanların öldürülmesinin yasak olduğu ülke de bölgeden sorumlu jandarmanın yemek için çöpe gelen Ayıyı öldürenleri bulup, bulmayacağının merak edildiği şu günlerde çevreyi kirleten ve insanların saldırıya uğradığı, savunmasız hayvanların öldürüldüğü bölgede Göle Belediyesinin bu duruma nasıl bir çözüm bulacağı da sorgulanmaya başlandı.

SENMİSİN YEMEĞE GELEN!

Geçtiğimiz günlerde Ardahan'a bağlı Göle’nin Okçu köyü yakına vahşice dökülen çöplerden yemek bulmaya gelen Ayılardan birnin öldürüldüğü ortaya çıkarken aynı alanda günler öncesi ayının saldırısına uğrayan bir kişinin yaralanması sonucu gözler bu bölgeye dönmğş, AK Partili Beleidye Başkanı Ayı saldırısına uğrayan şahsı ziyaret etmiş, gelişi güzel köy yakınına dökülen Göle'nin çöpüne çare aradıklarını belirtmişti.

ÇÖP SAVAŞINI AYILAR KAZANDI 

Merkezi İstanbul’da bulunan Okçu Köyü Dernek Başkanı Eren Küpeli, köylerinin ve Göle Devlet hastanesinin yakınına yıllardır dökülen çöpün sadece doğaya zarar vermediğini aynı zamanda insanların ve hayvanların sağlığı açısından da tehlike arz ettiğini söyledi. 

İNSAN SAĞLIĞI TEHLİKE ALTINDA 

Eren Küpeli, ayrıca ormanın köye yakın olmasından dolayı da doğada aç kalan hayvanlarında yiyecek bulmak için çöp dökülen alana geldiklerini ve bununda tehlikeli sonuçlar doğurduğunu belirterek Çetin Küpeli’ye ayı saldırısının da bunun sonucu olduğunu söyleyerek bu alana çöp dökülmemesini ve dökülen çöplerinde hem doğaya verdiği zarar hem de insan sağlığı açısından temizlenmesi gerektiğini belirtti. 

DOĞAYA BÜYÜK ZARAR VERİYOR 

İstanbul Göle Okçu Köyü Dernek Başkanı Eren Küpeli yaptığı açıklamada, şunlara yer verdi: “Burası Okçu köyü Göle Devlet Hastanesine 200 metre yakınlıkta Göle merkeze çok yakın köyümüz Göle Belediyesi çöpünü nerdeyse köyümüzün içine dökecek. Hayvanlarımızı otlattığımız meramıza dökülen çöpler nedeniyle yayla yolumuz kokudan geçilmiyor. Koku köyümüzü sarmıştır, köyümüz hayvancılıkla uğraşıyor ve kıt kanat geçiniyor. Bölgenin geliri hayvancılık ama malum hayvancılık zaten bitme noktasına gelmiştir. Kalan hayvanlarımızda çöpün kokusuna gidip çöp yiyor kemik yiyip ölüyor. Bundan dolayı köyümüze ciddi zararlar geliyor. Geçtiğimiz hafta köyümüzün yakınlarında bir ayı saldırısı oldu. Çetin Küpeli kardeşimiz ayı saldırısı sonucu yaralandı. Yanında bulunan kendi köpeklerinin ayıya saldırılması sonucu kurtulmuştur. Ailesine ve kendisine çok geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum ve bunun nedeni orman köyü olduğumuz için ormanda yaşasan vahşi hayvanların hepsi çöpün kokusuna geliyorlar. Vahşi hayvanlar nerdeyse köyümüze evlerimize girme noktasına gelmiştir, Göle belediyesine ve vekile sesleniyorum Köyümüze dökülen çöp için çözüm bekliyoruz. Köyümüzün çok yakına dökülen çöpleri istemiyoruz. Canımız, sağlığımız ve hayvanlarımız tehlikede. Bütün kurumların sesimizi duymaması çok üzücüdür. Bir an evvel bu soruna çözüm bulmalılar.” 

Kavgalar içinde olup , “Bir” olmaz isek ... 
 
CHP Genel Balkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Artvin ve Ardahan konuşmaları arasında bulunan ve biz gazetecilerce başlık yapılan 'Kavgalardan artık bıktık' sözlerinin kime ve kimlere gönderme olduğunu biliyorum diyenlerin bir de kendilerine bakmalarını isterim.
Çünkü bu ülkede sağcı bir partinin meclise girmesini sağlayan, milliyetçi, muhafazakar kesime hitap eden bir parti ile konuşabilen, halktan aldığı milyonlarca oyla mecliste temsil edilmesine karşın terörist denen siyasilerden destek almayı başaran Kılıçdaroğlu'nun bu mesajı herkes tarafından not edilmeli ve bu önemli mesajı tüm çalışma, çabalarda öne alınmalı.
Ve bu mesaj başta Başkan Erdoğan olmak üzere benim de içinde olduğum STK’lardan siyasilere hatta aile içi olaylarla muhatap olan herkes iyi değerlendirmeli.
Evet Kılıçdaroğlu'nun 'Kavgalardan artık bıktık' sözleri hepimiz için geçerli bir söz ve bizlerin de kavga çıkarmak için çeşitli manalara sığınmayı bir kenara bırakıp, 'Nasıl birlikte oluruz' u düşünmesi gerekir . 
Düşünmeliyiz ki, Başkan Erdoğan'ın 'Sanki leblebi, çekirdek atıyoruz' dediği kavga da sona ermeli ve bayramdan sonra çıkarılacağı söylenen yeni affın barışı getirmesi umuduyla yıllardır süren kavganın da bitmesine katkı sunulmalı..
Bu kavgaları bizzat yaşayan belki de yaşatan biri olarak ben de Kılıçdaroğlu'nun dediği gibi ben de kavgalardan bıktığımı ilan ediyor, eskilerin barışla sonuçlanması ve  yenilerinin olmamasına çaba göstereceğimi ilan ediyorum.
Ve gelin Kılıçdaroğlu'nun Artvin ve Ardahan'da veriği mesajı kulaklarımıza küpe yapalım ve yeni bir sayfayı hep birlikte açalım diyorum.
Çünkü kavga edip, birlik  olmasak, iyiden iyiye ayrılırsak başta Ortadoğu'da oynana oyunlar olmak üzere Akdeniz'de, STK,larda, federasyonlarda, derneklerde, hatta aile içinde değil hiç bir yerde başarı sağlayamayız.
Bu nedenle İstanbul'da başında olduğum STK’nın çok önemli bir toplantısının olmasına karşın kendisini ve beraberindekilerini karşılamak için Bin 450 km yol alıp, gittiğim ve bu yaşanan kavgaları da tartıştığımız, Kılıçdaroğlu ve birlikte Ardahan Bal Festivaline gelenler ile festivali düzenlenleyenlerle görüştüğümüz süreçte de herkesin kavgalardan yorulduğu ama bu kavgaların bitmesi konusunda da bir adım atmadığını da görsem de yine de umudum var, 'Kavga yok, Barış var' diyerek..
Çünkü kavga edip, birlikte olmasak barışık görünüp başta rant düşüncesi olmak üzere bölgede, ülkede, dünyada ince hesapları olanların ellerine imkan vermiş oluruz.. 



Kaynak: Ardaha Haberleri

Editör: Göle Haberi

Bu haber 4943 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER

ücretsiz iş ilanları

FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI