Reklam
Bugun...


İLÇE MEYDANLARI, İL MEYDANINDAN ÖNCE AÇILDILAR!..
Covit-19 paniğinin devam ettiği, vaka sayılarının arttığı, maske takma zorunluluğunun devam ettiği ama gün geçtikçe normalleşen hayatın getirilerinden olan pazar ve meydanların yeniden açılması kararı gibi birçok kararın hayata geçirilmeye devam ettiği şu günlerde iki aya yakındır kapalı bulunan hayvan meydanları da açılmaya başladı.

İLÇE MEYDANLARI, İL MEYDANINDAN ÖNCE AÇILDILAR!..

MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 
Bölgenin birinci gelir kaynağı olan hayvancılığında büyük yara aldığı ve hayvan satışları ile başka illere sevkinin yasak olduğu süre içinde zor günler yaşanan Ardahan'da ilk olarak Posof ve Göle Hayvan pazarları açıldı.
Göle Belediyesince Göle Ovası denen ve son yıllarda birçok süt ve süt ürünleri tesislerinin açıldığı alana yapılan yeni Hayvan Pazarı kurdele kesimi ile açılırken, Ardahan'ın Gürcistan'a komşu ilçesi, Posof hayvan pazarı da İlçe Kaymakamının katılımı ile açılarak hizmete girdi.
Kurban Bayramının yaklaştığı şu günlerde Kurbanlıklar başta olmak üzere birçok hayvanının da başka illere sevk edilmeye başlandığı görünen Ardahan kent merkezinde bulunan ve Ardahan Belediyesi tarafından işletilen Ardahan Hayvan Pazarınında önümüzdeki pazar günü açılacağı alınan bilgiler arasında oldu.
YENİ GÖLE HAYVAN PAZARI AÇILDI..
Ülke gündemini oluşturan Korona virüsü ile uzun bekleyişin ardından Modern Göle kapalı hayvan pazarı Başkan İlhan Gültekin'in katılımı ile hizmete açıldı.
Kapalı Göle Hayvan Pazarını Başkan İlhan Gültekin ve zabıta ekipleri ile Göle hayvan pazarcılarının katılımı ile açıldı.
POSOF MEYDANIDA AÇILDI
Posof Belediyesi Hayvan Pazarı bugün yapılmaya başlayan kurbanlık hayvan satışları ile hizmete açıldı. İlçe Kaymakamımız Murat Mete, Posof Belediyesi Hayvan Pazarında esnaf ve vatandaşlara ziyarette bulundu.Her salı günü hizmet verecek olan Posof Belediyesi Hayvan Pazarının Posof ekonomisine önemli katkılar sağlayacağını beklediklerini ifade eden Kaymakam Mete, "Posof’un temelde geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Sahip olduğumuz hayvan varlığıyla tarım ve hayvancılık sektörünün ilçemizde oluşturduğu katma değeri daha da yükseltmemiz gerekmektedir. Dolayısıyla; bunun için bu alanlarda ürettiğimiz ürünlerin, daha iyi değerlendirilmesi, daha iyi pazarlanması, ürettiğimiz ürünün standardının daha da yükseltilmesi, üretimimizin de buna paralel olarak artırılması ve sonucunda iyi pazarlanmasıyla daha iyi şartlarda, daha yüksek fiyatlarla satabileceğimiz ürünlere ulaşabilmek  katma değerimizi arttıracaktır. Hizmet vermeye başlayan Posof Belediyesi Hayvan Pazarının bu amaçlara hizmet edecek, büyük katkıda bulunacak tesislerden biri olacağına inanıyorum. Hayvan pazarının hem ilçemize hem bölgemize hem de ülkemiz için hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyor, hemşehrilerimize bol kazançlı günler diliyor, emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum.
 

BIÇAKLARIN KESTİĞİ TELEVZİYONLAR..

82 Milyonluk ülke de 4-5 milyon gazetenin satıldığı, haber ve tartışma programlarından ziyade dizileri, evlendirme programlarının daha çok reyting yaptığı ülkemde Halk Tv ve Tele 1 adlı iki tv kanalı RTÜK tarafından beşer gün karartma kararı aldı..

Ardından solun lideri olur korkusu ile CHP'nin desteğiyle dokunmazlığını kaldırıp, hapse atılan Demirtaş'ın eşine yapılan alçak saldırının aynısına muhatap olan Başkan Erdoğan'ın Bakan Damadına ve sayın eşi Berat Esra Albayrak'a yönelik atılan bir o kadar alçak mesajlar ardından sosyal Platformların da kontrol altına alınacağı haberlerini almaya başladık.
Benim de aralarında bulunduğum onca değil, binlerce Mahalli Basın yani Yerel Gazetelerin vali, kaymakam ve diğer idareciler aracılığı ile baskı altına alınıp, resmi ilan kesme tehdidi ile tek tek kapanıp, yok edildiği bir ülkede demokrasiden, insan haklarından, basın özgürlüğünden bahsetmekte artık lüks bir durum olmaya başladı.
Ve buna neden olanın mevcut iktidarın anlayışı olduğu ve dikta bir anlayışın ürünü sonucu bunların yaşandığı öne sürülürken bu yaşanan durumlar karşısında dik durması gereken sözde devrimciler, sol denen muhalefet ve solun yanında duruyor gibi görünüp, sağ gözü ile sağ iktidara göz kırpılmasını bekleyen İYİ, DEVA, SP, Gelecek ve daha nice partilerin ne yaptığı da sorgulanmaz.
Ve muhalefetin temsil ettiği ve adı kamuoyu denen halk ne yapıyor?
Yani balık hafızalı olan büyük halkımıza eskileri, 20 yıla yaklaşan süreçte yaşananları değil, şu kısa bir süreçte yaşananlar konusunda ne yaptığını sorsak bir cevap alabilir miyiz?..
Bilmem ama Halk TV, Tele 1'in ekranları kapatılırken, Avukatların darmadağın edilmek üzere olduğu, çalışanların geleceğimiz dediği kıdem hakkının fona devredilmesi, milletvekillerinin tutuklandığı, onların yani milletvekilleri gibi halkın oyu ile seçilen belediye başkanlarının görevlerinden alınıp, yerlerine kayyumların atandığı bir ülkede halk ne yapıyor?


Ne yaptığı açıkça belli olan ve patos, patetes, pancar, saman, mazot desteği adı altında aldığı onca kredinin affını beklediği bir süreçte Çin'den gelen Covit-19 sayesinde bin lira için sıraya giren aynı halktan ne beklenir bilmem ama benim bildiğim yaklaşan Kurban Bayramı'nda elimize alacağımız bıçakların markalarından birinin reklamı ile ayakta durmaya ve demokrasi, basın özgürlüğü için mücadele eden iki kanal yani Halk TV ile Tele 1'i RÜTÜK değil bu bıçaklar kesti desek en doğrusu..
Çünkü onca devrimci, solcu, demokrasi yanlısının şikayetçi olduğu iktidar görür korkusu ile reklam vermekten korktuğu bu televizyonlar yok imkanlar içinde bıçak reklamları ile ayakta durmaya çalışırken, laik, cumhuriyetçi, basının 4. Kuvvet olduğu 82 milyonluk ülkede 4-5 milyon gazete satar, evlendirme programları, adı Diriliş olan diziler reyting kırar..
Evet aynen deyip, yazımı bitirmek üzereyken 15 Temmuz'da 4 yıl olacak olan darbe kalkışmasının baş aktörü olan ve mevcut iktidarın, 'yakaladık, getirdik, getiriyoruz' dediği dünkü Hoca Efendi, bugünkü terörist Fetonun çiftliğinde hüküm sürüp, Coronadan ölmediği okyanus ötesinden gelen son dakika haber ise beni şaşırtmadıysa da haberin geldiği yerin yöneticilerinin de solcu hatta ötesi komünistler olması beni şaşırttı.
Çünkü başta 'İki devlet tek millet' denen Azerbaycan ve diğer birçok ülke liderinin paraları, altın ve elmaslarının da bulunduğu batı ülkelerinden biri olan İngiltere, kominizim diyen Venezuela'ya yönetimin altınlarına el koyduğu haberi gelmişti..
Habere baktığımızda, 'Altınlarını Türkiye'ye gönderme kararı alan Venezuela'nın altın rezervine İngilterenin el koyduğunu
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın göreve başlama törenine katıldıktan sonra ülkelerinde çıkarılan altının işlenmesi ve altının paraya çevrilmesi için Türkiye’ye yolladığını açıklamıştı. Ancak, Maduro hükümetine karşı kendisini geçici başkan ilan ederek, halkı ve orduyu sokaklara çağıran Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido’yu destekleyen İngiltere, Venezuela hükümetinin İngiltere Merkez Bankasının dondurduğu yaklaşık bir milyar euro değerindeki altın rezervi için açtığı dava reddedildi.! idi..
Yani, Sürmene markalı bıçakçının saatlerce reklamını yayınlayıp, ayakta kalmaya çalıştığı şu dünyada 'paramız, rezervlerimiz nerede?' diye merak edenlere anlatmak istediğimi anlayan çıkar diye bir cevap gibiydi bu gelen haber..

WC'si Olmayan Meydan Dibe Vurdu!
ARŞİV HABER 25/09/2017 TARİHLİ HABER
Hayvancılık yaparak geçimlerini sağlayan Ardahanlılar Kurban Bayramından sonra %25 gerileyen hayvan fiyatları ile adeta dibe vuran hayvan fiyatları dolaysıyla şoktalar.

Haftanın ilk günü açılan hayvan pazarına hayvanlarını getirilen hayvan yetiştiricileri hayvanlarını alacak tüccarların gelmediği görünce ikinci şoku yaşadılar.

Kurban Bayramı öncesi 5 ila 6 Bin TL. arasında müşteri bulan bir ineğin bugün 2 ila 3 Bin TL.'ye müşteri bulamadığından yakınan Ardahanlı hayvan yetiştiricileri meydana gelmeyen yabancı heyecan tüccarlarını fırsat bile cambazların elie düştüklerini ve hayvanlarını yok pahasına ellerinden çıkarmak zorunda kaldıklarını belirttiler.
Bayram öncesi 3 ila 4 TL. arasında müşteri bulan bir Dana'nın bugün Bin TL.'ye müşteri bulamadığından da yakınan Ardahanlı hayvan yetiştiricileri meydanın bakımsızlığından da yakınmaya devam ettiler.
Ardahan kent merkezinde olduğu gibi Ardahan Çevre Yolu üzerinde bulunan Meydan da doğru dürüst bir wc, dinlenme tesisi ve araç parkı yerinin olmadığın da dikkat çeken Ardahanlı hayvan yetiştiricileri çok zor durumda olduklarına dikkat çekerek adeta dip yapan hayvan fiyatlarının diğer bir nedeninin hükümetin gizlice yaptığı ithal hayvanlar olduğuna da dikkat çekmekteler.
**İthal Hayvan'a Yeni İzin..
Kurban Bayramı öncesinde tedbirlerini artıran Hükümet, et fiyatlarındaki tırmanışı önlemek için Et ve Süt Kurumu'na (ESK) canlı hayvan ve et ithali yetkisi verdi. Kurum önümüzdeki yılın sonuna kadar 500 bin büyükbaş hayvan, 475 bin baş koyun ve keçi, 75 bin ton büyükbaş hayvan eti ile 20 bin ton çeyrek karkas et ithal edebilecek. Gümrük vergisine tabi olmadan yapılan ihracat ile piyasalarda et spükalatörlüğünün önüne geçilirken, halkın ucuz et yemesi de sağlanmış olacak.
Canlı Hayvan ve Et İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması hakkındaki Bakanlar Kurulu kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak dün yürürlüğe girdi. Bakanlar Kurulu kararına göre ESK'ya sıfır gümrük vergisiyle 2018 yılı sonuna kadar 500 bin canlı büyükbaş hayvan, 475 bin baş canlı koyun ve keçi ve 75 bin ton taze veya soğutulmuş büyükbaş hayvan eti ile 2017 yılı sonuna kadar da 20 bin ton çeyrek karkas et kontenjanı ayrıldı. Bu karar kapsamında yapılacak ithalat için Ekonomi Bakanlığı'nca ithal lisansı düzenlenecek.
BUĞDAY DA GETİRİLECEK
Bakanlar Kurulu, İthalatta Kota ve Tarife Kontenjanı İdaresi hakkında karar çerçevesinde Toprak Mahsulleri Ofisi'ne (TMO) de sıfır gümrük vergisiyle buğday, arpa, mısır ve pirinç ithali için yetki verdi. Bu yetkiyle TMO, Mayıs 2018 sonuna kadar 750 bin ton buğday ve mahlut, 700 bin ton arpa, 700 bin ton mısır, 100 bin ton pirinç ithal edebilecek.

Hayvancılığa 3.2 milyar lira destek verilecek
*25/01/2015 Tarihli Haber

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, kendi Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, 2016 yılında hayvancılığa 3.2 milyar TL destek verileceğini söyledi.

Bakan Çelik, sosyal paylaşım sitesi Twitter'da kendi hesabı üzerinden, hayvancılık sektörünü yakından ilgilendirecek değerlendirmelerde bulundu. 2015 yılında 53 kalemde dağıtılan hayvancılık desteklerinin 2016 planlamasında da sektör için büyük önem taşıdığını belirten Bakan Çelik, bu yıl içinde hayvancılığa 3.2 milyar TL destek verileceğini açıkladı.

Bakan Çelik hayvan üreticileriyle telefon görüşmesi yapacak

Bakan Çelik ayrıca belirli aralıklarla gerçekleştirdiği telefon görüşmeleri kapsamında yarın hayvan üreticilerinin sorun ve taleplerini dinleyecek.

Yarın (26.01.2016) saat 09.30'da, 0 530 104 37 80 no'lu hattan hayvan üreticileriyle bizzat görüşecek olan Bakan Çelik, Twitter'dan yaptığı duyuruda söz konusu görüşmelerde özellikle hayvancılık sektörüne yönelik destekler üzerinde durulacağını belirtti.

Geçtiğimiz haftalarda yaptığı telefon görüşmelerinde çeltik, süt ve su ürünleri üreticilerinin talep ve sorunlarını dinleyen Bakan Çelik'in bu uygulaması önümüzdeki günlerde de sürecek.

**

Desteklemelerden hayvancılık yapan herkes yararlanacak

Hayvancılık ve desteklemelerle ilgili olarak Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın üzerinde çalıştığı yeni politikalar netleşmeye başladı. Bakan Çelik'in göreve gelmesiyle birlikte üzerinde çalışılan politikalarda temel hedef, üretim ve üreticinin korunması olacak.

Dünya Gazetesi tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, yeni dönemde uygulanacak hayvancılık ve desteklemelerle ilgili politikaların ipuçlarını bugün okuyucusuyla paylaştı. Yıldırım, hayvancılık ve desteklemeleriyle ilgili olarak hayata geçirilecek politikaların ipuçlarını şöyle özetledi:

DESTEKLERİN SAYISI AZALACAK ETKİNLİĞİ ARTACAK

Mevcut uygulamada yaklaşık 60 kalem olarak verilen hayvancılık destekleri yeniden belirlenecek. Destek sayısı azaltılacak, etkinliği artırılacak. Yeni destekleme modelinde girdi maliyetlerini düşürecek, hayvan sağlığını koruyacak, hastalıkları önleyecek ve buzağı ölümlerini önleyici destekler verilecek.

DESTEKLEMEDEN HERKES YARARLANACAK

Hayvancılıkta dengeleri bozmadan herkesin yararlanabileceği temel bir destek olacak. Bu destekten hayvancılık yapan herkes yararlanacak. Bir kaç hayvan besleyen bir ailenin geliri asgari ücretin altına düşmeyecek. Bu destek sayesinde aile, hayvancılığı bırakıp şehirde asgari ücretle çalışmaya gitmeyecek. Genç nüfusun tarımda kalması sağlanacak.

ÇİĞ SÜT REFERANS FİYATI İLE KİMSE OYNAYAMAYACAK

Temmuz 2014'ten bu yana litre başına 1 lira 15 kuruş olan çiğ süt referans fiyatının düşürülmesine izin verilmeyecek. Çiğ süt üreten çiftçinin cebine kalite primi, soğutma primi hariç 1 lira 15 kuruş girmesi sağlanacak. Süt tozu ve süt ürünlerine verilecek desteğin ön şartı 1 lira 15 kuruşluk referans fiyatın korunması, düşürülmemesi olacak.

ÇİĞ SÜT PRİMİNDE ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİK YAPILACAK

Üreticilere ödenen çiğ süt priminde önemli bir değişiklik yapılıyor. Sıcak süte prim verilmeyecek. Soğuk süte ise litre başına 9 kuruşluk prim devam edecek. Devletin verdiği çiğ süt primine aracılık yapan kooperatif ve birliklerin aldıkları hizmet primi düşürülecek.

SÜT TOZU DESTEĞİ ARTIRILACAK

Hem üreticilerin hem de sanayicilerin talebi üzerine süt tozu ve süt ürünleri desteklenerek ihracatın artırılması hedefleniyor. Bu amaçla sanayicilere ödenen süt tozu destekleme primi ton başına 3 bin 300 liradan 4 bin liraya çıkarılacak.

SÜT ÜRÜNLERİNİN İHRACATI DESTEK KAPSAMINA ALINACAK

İlk kez peynir, yoğurt, labne gibi süt ürünlerine ihracat desteği sağlanacak. Bu destek süt tozu esas alınarak verilecek.Süt tozunda ton başına verilen 4 bin liralık destek süt ürünlerinin ihracatında da uygulanacak. Örneğin 1 ton peynir elde etmek için ne kadar süt tozu gerekiyorsa bu ton başına 4 bin lira ile çarpılarak verilecek.İç piyasaya sunulan ürünlere değil, sadece ihracata destek verilecek.

SANAYİCİ, ÜRETİCİDEN DÜŞÜK FİYATTAN SÜT ALAMAYACAK

Sanayicilerin süt tozu ve süt ürünleri desteğinden yararlanabilmeleri için üreticiden çiğ sütün litresini 1 lira 15 kuruştan aldıklarını faturalandırmaları gerekiyor. Bu faturaya kalite primi ve diğer ek ödemeler konulamayacak. Böylece sanayiciye verilen destek çiğ süt üretenlere de doğrudan yansıyacak. Ayrıca verilen destekle ilgili otokontrol sağlanacak.

KALİTE VE SAĞLIKLI SÜT ÜRETİMİ DESTEKLENECEK

Çiğ süt üreten hastalıklardan ari işletmelerle, Avrupa Birliği onaylı işletmelere yönelik desteklerde büyük artışlar yapılarak, kaliteli ve sağlıklı süt üretimi desteklenecek.

FİRMALAR İSTEDİĞİ YERDEN SÜT ALAMAYACAK

Avrupa ve Amerika'da olduğu gibi bölgesel süt alımı için düzenleme yapılacak. Her firma her bölgeden çiğ süt alımı yapamayacak. Süt fabrikası ve diğer alıcıların bulunduğu bölgeden veya en yakındaki üreticilerden süt alması teşvik edilecek.

OKUL SÜTÜ'NÜN SÜRESİ UZATILACAK

Arz fazlası sütün değerlendirilmesi için halen tek dönem ve 2.5 ay uygulanan “Okul Sütü" programının okulların açıldığı günden kapandığı güne kadar, iki dönem boyunca ve yılın 8 ayında uygulaması için çalışma yapılacak.

BİRLİKLER ARASINDAKİ KARMAŞA ÖNLENECEK

Çiğ süt konusunda faaliyet gösteren kooperatifler,üretici birlikleri, damızlık birlikleri var. Bu konuda büyük bir karmaşa yaşanıyor. Bakanlık bu karmaşayı önleyecek bir düzenleme konusunda da çalışmalarını sürdürüyor.

Kızılca Kıyamet Kürdistan İçin Değil, CHP'li Tezkere İçinmiş!!
  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var
fakiryilmaz323@hotmail.com

Ben hala aynı yerdeyim ve Bölgesel Kürt Yönetiminin yarın yapacağını ileri sürdüğü referandumu erteleyecek yada iptal edecek desem de başta CHP'yi Tezkerenin Mecliste güçlü bir şekilde çıkması için hazırlayan Ardahan Milletvekili ve başkaları bu referandum yapılacağını ve bu referandumla Kürdistan'ın kurulacağını ısrar eder durur..
Halbuki düne kadar koparılan kızılca kiıyametin AK Partinin tezkerenin mecliste güçlü bir şekilde çıkması ve son anayasa referandumu öncesi vede sonrası Kürt seçmene sıcak mesajlar verip, 'Hayır' ın çok çıkmasıyla onlara yaklaşan CHP'yi yeniden Kürt seçmenden uzaklaştırmak için oynadığ oyundu..
Ve dün Mecliste yapılan görüşmelerde bir yıl daha uzatılan sınır ötesi tezkere oyunu olduğunu bir kez daha gördük.
Evet, ben hala aynı yerdeyim..
Başkan Erdoğan'dan öğrendiği referandum oyununu bugüne kadar rolünü iyi oynayan Barzani'nin yardımı ile CHP'ye ısınmaya başlayan Kürt seçmen tabakası yeniden CHP'den uzaklaştı..
Yani, 'İşte CHP bu.. Biz anlatıyoruz da kimse anlamıyor' diyenlerin elini güçlendiren CHP'nin dünkü tezkere görüşmelerinde sergilediği tavırla kazanan taraf belli olmuş, kayıp edense CHP..
'Teskere çıktıda ne olacak?' diyenlere de, 'vallahi bugüne kadar ne olmuşsa ondan ötesi olmaz' dediğim dünkü görüşmeleri izlerken başta CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz olmak üzere 25 Eylül'de yapılacağını ileri sürdüğü ama benim, 'yapılmayacak' diye ısrar ettiğim referandum yapılsa da, sonucunda evet çıksa da bir şey olmaz..
Çünkü zaten Saddam'dan sonra adı tabelalara, bayraklara asılan Kürdistan'ın adının önüne sadece 'Bölgesel' denmeye ve oradaki üstü kapalı ortaklıklarda devam edecek..
Yani işin özeti Ortadoğu satrancının bir piyonu olan ve bölgede YPG'nin güçlenmesiyle 'ABD beni YPG'ye değiştirecek' diyerek gece, gündüz ecel terleri döken Barzani'nin diğer bir görevi de ABD ve diğer güçlerin bölgedeki hesaplarına yardımcı olmasıdır.. Oldu da..
Yani Barzani'nin bölgede ki gerçek işi silah satışını arttırmak, hurda S-400 Füzelerini satmak için ellerini sıvazlayan Rusya veya onun ortağı Çin'e yönelen silah pazarını dünyanın jandarması olan ABD ve tayfasına yönlendirmektir..
Bunu da, aslında '5'ler çetesi' denen ama resmi adı 'Birleşmiş Milletler' denen yoldan Amerika'ya giden ve Trump iktidarının silah tüccarlarına verdiği sözlerin yerine gelmesi için başında bulundukları yoksul halkların dolarlarını ABD'nin ve yandaşlarının silah satışı hesaplarına akıtanlardır..
İnanmıyorsanız, 'Falan ABD Başkanı ile görüştü, O görüşme muhteşem geçti' başlıklı gazetelerin manşet ve başlıklarında yer alanları hatırlamanız yeterlidir..
Çünkü ABD'den dönüşte başta korumaların olmak üzere yeni silahların alımı için bir çok imza atılmıştı..
Kısacası; Kürdistan Referandumu olayı hiç yokken ABD'ye gidip, günlerce dersini alan ve ülkeye döndükten sonra kızılca kıyamet koparanların yardımı ile oluşturulan kamuoyu ile silahlar alınmış, çokta hayrını göremediğimiz ve de etkilenmediğimiz tezkere de yağdan kıl çeker gibi çıkıverdi..
Yani, 'Kürdistan kuruluyor' denen olayının, oyunun vede filmin kısa özeti de budur..
Şimdi yarını bekleyelim, bakalım ben mi, yoksa çıkışları ile Kürt seçmenden uzaklaştıranlar mı haklı çıkacak göreceğiz..

**İBB Başkanı Ardahanlı Olur mu?

Siyaset tarihine 'İstifa nedenini açıklamadan istifa eden adam' olarak geçecek olan Ardahan'ın komşusu Artvinli hemşehrim, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Toptaş İstifa etti.
Sadece istifa eden ve bu istifanın nedenini açıklamayan Toptaş'ın neden istifa ettiğini kimse bilmezken benim tahminin bu nazik ve nedeni bilinmeyen istifanın Başkan Erdoğan'ın isteği sonucudur.
Yani;
-Ben Amerika'dan gelene kadar seni orada görmeyeceğim..
Başkan dedi ve Toptaş'ta eyvallah dedi ve gitti..
Peki bu istifaların arkası gelir mi?
Yani Ardahan Belediye Başkanının da aralarında olduğu Ankara ve diğer illerde de aynı durum yaşanır mı?
Vallahi bilmem ama bana sorulacak olunursa bu ülke artık bir kişi tarafından, Başkan tarafından tek başına idare edilebilinir hale gelmiş ve ne sözde seçimle gelmiş, halkın oyunu almış başbakan ne de belediye başkanının yeri garanti değil artık..
Çünkü Başkan Erdoğan bu ülkeye yeteri hatta artıyor..
İktidarsa O yeter..
Hükümetse O yeter..
Muhalefetse O yeter..
Cumhurbaşkanıysa O yeter..
Başbakansa O yeter..
Belediye Başkanıysa O yeter..
Bununun nedeni de Erdoğan'ın yerlerini aldığı kişilerin, siyasetçilerin, politikacların toplum nezlinde kabul görmeyip yok hükmünde olmasıdır..

**Ardahanlı Büyükşehir Belediye Başkanı Olur mu?

Öte yandan neden istifa ettiğini belirtmeden çekip, giden Toptaş'ın yerine formalite de olsa bir isimin gelmesi gerekiyor..
Ve Aralarında Dr. Bülent Kerimoğlu, Turgay Akpınar, Togay Çoban, Uygur Çakmak gibi isimlerinde bulunduğu İBB Meclisi tarafından seçilecek olan yeni başkanın kim olacağı yönünde tartışmalar da başladı.
170 Belediye Meclis Üyesine sahip Büyükşehir'in yeni belediye başkanının kimin olacağına karar verecek olan yine Başkan Erdoğan'da olsa ben meclis üyesi olsaydım bir Ardahanlı olarak çıkar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olurdum..
Seçilir miydim?..
Bilmem ama Ardahanlının öz güvenini ortaya koyar, seçilmesem de mücadele eder, Ardahanlının hedefini ortaya koyardım..
Çünkü istendiğinde Dr. Bülent Kerimoğlu gibi Bakırköy Belediye Başkanı, Turgay Akpınar gibi Sancaktepe Belediye Meclis Başkanı, Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı Uygur Çakmak, Kartal Belediye Başkan Yardımcısı Gülcemal Fidan ve son olarak Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Orhan Çerkez Ardahanlı..
Demek oluyormuş..
Peki şu an orada bulunan Ardahanlılar bunu yapar mı?
İstanbul Büyükşehir Beleidye Başkanlığına ben adayım derler mi?
Onu da onlara hemde KAI, KAISİAD hatta kendi gölgelerinde çıkması gereken yürekli, cesur Ardahanlı siyasetçilere sormak gerek.

 



Kaynak: ardahan haberi

Editör: ardahan haberleri

Bu haber 6057 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER

ücretsiz iş ilanları

FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI