Reklam
Bugun...


İLÇE BAŞKANININ YOK SAYILDIĞI CHP ARDAHAN'DA SIKINTIMI VAR?!.
**JANDARMA KÜPE ELE GEÇİRDİ!.. CHP Kadın Kolları Genel Merkezi MYK Üyesi ve CHP Kadın Kolları Genel Başkanı ve PM Üyesi Aylin Nazlı Aka'nın YAŞAMHAK ÇAĞRI metnini kamuoyuna anlatmaya geldikleri toplantı ile ilgili CHP Ardahan İl Başkanı tarafından yapılan bilgilendirme de fotoğrafta olmasına karşın CHP İlçe Başkanı Sinan Onay'a yer verilmemesi dikkat çekti. Bu durumu görenler CHP Ardahan'da sıkıntımı var' demekten, kendilerini alamadılar.

İLÇE BAŞKANININ YOK SAYILDIĞI CHP ARDAHAN'DA SIKINTIMI VAR?!.

MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 
Yapılan toplantı ardınsan CHP İl Başkanının cep telefonundan attığı ve fotoğraf karesinde olmasına karşın İlçe Başkanı Sinan Onay'ın adını verilmeyip, yok saydığı bilgilendirme notu şöyle;
 
TOPLANTININ KSA ÖZETİ İSE ŞÖYLE;
CHP Kadın Kolları Genel Merkezi MYK Üyesi Nejla Erdem CHP Ardahan İl Başkanı Yalçın Taştan, İl Kadın Kolları Başkanı Menekşe Bekmez ile CHP Kadın Kolları Genel Başkanı ve PM Üyesi Aylin Nazlı Aka'nın YAŞAMHAK ÇAĞRI metnini Ardahan Yerel Basın mensupları ve partililerle paylaştı.
CHP Ardahan İl Binasında düzenlenen toplantıda, 'YAŞAMHAK ÇAĞRI METNİ' başlıklı bildirge hakkında bilgilendirme yapılırken Kadın'a Yönelik Şiddetle ilgili Ardahan Baro Başkanı Osman Nuri Yıldız ile Protokol imzalandı.
 
Ardahan'da kaçakçılık operasyonu..

Ardahan'da düzenlenen kaçakçılık operasyonunda 2 kişi gözaltına alındı.

İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Hanak ilçesinde kaçakçılığın önlenmesine yönelik çalışma kapsamında bazı adreslere operasyon düzenledi.

Bomba Arama köpeği "Sağın"ında destek verdiği operasyonda, 2 ruhsatsız tabanca, 1 av tüfeği ve bu silahlara ait mühimmatın yanı sıra, 12 büyükbaş hayvana ait küpe ele geçirildi. Operasyonda 2 kişi gözaltına alandı.

GAZETECİLER HABER AJANSI..

Sarıyer Posta adlı yerel gazete ve internet haber sitesini incelerken dikkatimi çeken bir yazıda aralarında siyasi görüşümüz uyumlu olmasa da gazetesinde bir yıl boyunca baş yazarlık yaptığım Gebze Gazetesinin Sahibi abim İsmail Kahraman ile Doğu Anadolu Bölgesinde birlikte ulusal gazetelerde onca haberi manşet ve sürmanşete çektiğimiz Macit Gürbüz abimin de bulunduğu ve uzun zamandır güzel çalışmalara imza atan ve kısa adı TİMEF olan  Tüm İletişim ve Medya Federasyonunun sanalda düzenlediği çalıştayında bir araya gelen gazetecilere sunduğum önerimin haklılığını bir kez daha anladım

Çünkü, Sarıyer Posta'da yazan meslektaşım Levent Pehlivanoğlu'nun '
Yerel gazeteler ve sorunları' başlıklı yazısında yakındığı konu ve benim gibi gazetecilerinde sıkça yazılarına taşıdığı gazetecilerin ana sorununun okur diye hizmet ettiklerimizin biz gazetecilere, 'satılık basın' derken kendilerinin değil, günlük bir gazete satın almak, abone olup, bir reklam vermeyi akıllarına getirmediklerini en iyi bilen gazetecilerdenim.
Evet, meslektaşım Pehlivanoğlu'nun 'Gazeteci arkadaşlar genelde halkın sorunlarını, yazıp çizdikleri için kendi sorunlarına çok fazla eğilemezler. Halkımızda gazetecileri hiç sorunu olmayan, para içinde yüzen bir kesim olarak görür.' diye başlayan yazısında 'gazetecilerin sorunlarını kim yazacak?' anlamına gelen satırlarına bakınca buradaki eksikliğin gazetecilerin kendilerinde olduğunu anlamayan biz gazeteciler olduğunu da bir kez daha hatırlıyor ve kendimize yani gazetecilere üzülüyordum.
'Oysa gerçek hiç de öyle değildir. Gazete bayisinde görüp de merak etmek için bile birçoğunuzun bakmadığı yerel gazeteler, bayiye gelinceye kadar bin türlü zorluk yaşar. Sahibinden muhabirine, köşe yazarından, dizgicisine kadar sizin sorunlarınızı, dertlerinizi anlatmak için uğraş verirler. Çoğu, para olmadığı için zamanında parasını alamaz. Çoğu matbaa parasını ödeyemez. Bazen öğlen yemekleri zeytin ekmekle geçer. Bütün bu sıkıntılara rağmen ellerinden geldiği kadar iyi bir gazete çıkartmaya çalışırlar.' diye devam eden meslektaşımın bu satırlarında dikkat çektiği ise yeri geldiğinde kamuoyu yani halk, diğer adıyla okuru için canını ortaya koyan gazeteciyi anlamayan, derdine ortak olmayanların halk olduğunu ima eder ve onlara sitem eder gibiydi, aşağıdaki satırları ile devam ettiği yazısında..
'Siz değerli halkımız ise kulaklarınızı ve gözlerinizi bu sıkıntılara kapatıp ağzınızı her açtığınızda gazetecileri eleştirirsiniz. Mahallenizde, sokağınızda, okulunuzda yaşadığınız her haberi yazıp çizmelerini istersiniz. Hem yerel gazetelerin güçlü olması için katkı koymazsınız hem de bazen satılık basın dersiniz.'
Evet, Sarıyer Posta başta olmak üzere tüm yerel gazetelerin nasıl hazırlanıp, çıktığını anlamayan büyük halkımızın sadece yerele değil, ulusal basın ve dizilerini izlerken araya giren reklamlara kızdığı medyayı da sahiplenmediğini anlatmaya çalışan meslektaşımın 'Satılık basın yok mudur? Elbette kalemini para ve çıkar için satanlar vardır. Ama bu mesleği aşkla, şevkle yapan birçok arkadaşımız vardır.' satırlarının da bir o kadar anlamlı ve anlaşılması gereken sitemler olduğunu bana değil, sevgili şu an bu yazıyı okuma zahmetinde bulunan sana yani okura, halka, büyük milletimize hatırlatır gibiydi..
'Ulusal basın okuma alışkınlığımız bir türlü yerelleşememiş. İşte sorun budur. Oysa mahallendeki, sokağındaki sorunları her zaman haberleştiren, bu konuda daha duyarlı olan yerel basındır.' diyen sevgili meslektaşımın burada bir soru daha sorması gerekirdi.
Oda halktan, siyasilerden önce biz ulusal ya da yerel diye ayırmaması gereken bu meslektaşın ana dinamoları olan gazetecilerin birbirlerinin yazılarını ne kadar okuduğu ve birbirlerine ne kadar destek olduğunu sorup, gazetecinin gazeteciye attığı köstekleri de sıralamalıydı diye düşünenlerdenim.
'Kentlerde yerel basını genellikle siyasiler takip ediyor. Belediyeler toplu alım yaparak bayramlarda reklam vererek destek olmaya çalışıyorlar. Bütün bu çabalar yerel basını güçlü kılamaz. Taşıma su ile değirmen döndürmeye benziyor bu durum. Aynı zamanda yerel basının özgürlüğüne, muhalefet yapmasına da engeldir bu uygulama. Bunun örnekleri çoktur, bilenler bilir.' diye yazısına devam eden meslektaşımın bu satırlarına bakınca da o siyasilerin, belediyelerin destek değil, aslında gazetecileri, gazeteleri esir almak için bu taktikle post içinde ki dostlar olduğunu da bildiğini düşünüyorum.
Çünkü gazetecilikte asıl diğer bir sorunun 50 kuruşluk katkının aslında tembelliğe, al/yapıştırla haberciliğe alıştırdığı da diğer önemli bir konu..
Ve; 'Yerel gazetelerin güçlenmesi için yerel yönetimlere daha başka görevler düşmektedir. Belediyelere ruhsat için başvuran her işletmeye bir veya iki yerel gazeteye abone olma şartı getirilebilir. Çay bahçeleri, kahvehaneler, lokantalar hepsi bir veya iki yerel gazeteye abone olabilir. Ekonomik olarak güçlenen yerel basın yaşamak için birilerine yaslanmak zorunda kalmayacak ve özgürleşecektir. Özgürleşen basında daha güzel gazete çıkartmaya başlayacaktır. Birbiriyle kalite için rekabet edecektir.

Birbirimizi anlamaya çalışarak bu konuda fikir üretmeye ne dersiniz? Gelin her şeyi bir kenara bırakıp Sarıyer yerelinde bu konuyu tartışalım çok orijinal fikirler ortaya çıkacaktır. Gazeteler artık arkasındaki güçlerin varlığıyla değil, kalitesiyle ve birbiriyle yarışmalıdır.' diyen meslektaşımın bu önerisini desteklerken benim de ona ve diğer tüm yerel bir teklifim, bir teklifim, önerim olacak..

Gelin daha özgür bir basın için kendi ajansımızı kurup, BİP'in daha çok biplemesi için önce Corona, sonra Covit-19 ardından pandemi ama aslında sadece bir gripal olay olan saçmalık gibi merkezden bir emir ile bir anda öcü ilan edilen whatsap ve diğer sanal ortamlarda bir birimizin haberlerini, yorumlarını, yazılarını bir birimizin gazetelerinde de yayınlayalım.
Yani Sarıyer'in haberini Ardahan, Tekirdağ'ın haberini, yorumunu Antalya, Diyarbakır, Kayseri, Hatay, , Konya, Sinop, Çanakkale, İzmir, Rize'deki siyasi de, belediye de, okur da görsün, okusun ve Ankara üzerinde gerçek anlamda bir baskı ve o çok dillendirilen ama hayata geçirilemeyen 4. Kuvvet olsun, basını oluşturan biz gazetecilerin kendilerine ait Gazeteciler Haber Ajansı..

 

https://www.parcabox.com

ALO PARÇA: 0 532 485 62 56 Firmamız, oto tamir servisinden elde ettiği deneyimlerle 2006 yılındaEsenyurtFatih Oto Sanayii’nde ilk şubesini açarak yedek parça sektörüne giriş yapmıştır. İhtiyaç duyulanRenault, Citroen, Peugeot, Fiat, Opel, Bmw, Audi, Volkswagen, Volvo, Mercedesmarka otomotiv yedek parça ürünlerini kısa zamanda müşterilerine sunarak, sektördeki yerini hızla almıştır. 256 Bit ödeme altyapısı ve %100 güvenli ve doğru parça sloganıyla müşteri odaklı hizmet veren firmalarımız, hizmetteki faydanın  her iki tarafın yararına olması gerektiğini prensip edinmiştir. Müşterisinin memnuniyetini ve yedek parça çeşitliliğini daha üst seviyeye çıkarmak için 2. Şubesini de 2016 tarihinde  açmıştır. 

Kurulduğu günden bu yana yenilikçiliğe, teknolojiye ve inovasyona önemli ölçüde yatırım yapan İlke Otomotiv, sürdürülebilir ve çevreci bir anlayışla işletmelerinde otomasyon sistemini kurarak koşulsuz müşteri memnuniyeti prensibiyle e-ticaretle de müşterisine yedek parça hizmeti sunmaya başlamıştır. Binek ve hafif ticari araç gruplarındaki oto yedek parça satış hizmetini Müşterisine en uygun fiyat ve kaliteli hizmetle sunmayı ilke edinmiştir. 

İlke otomotiv, ‘Müşteri şikâyete değil teşekküre gelmelidir!’ Sloganıyla sürdürülebilir ve sosyal sorumluluk anlayışıyla hareket ederek geleceğe kendini yenileyerek giren bir işletmedir. 

Vizyonumuz: Perakende oto yedek parça sektöründe teknolojik değişimlere ayak uydurarak müşteri değeri ve tatminini sağlamaktır.

Misyonumuz: İhtiyaç duyulan yedek parçayı sürekli çeşitlendirerek müşteriye en kısa zamanda en uygun fiyatta ve en iyi hizmetle sunmaktır. 

arşiv haber 16/08/2015 tarihli haber/yorumEnsar Öğüt et Formülünü açıkladı

“CHP İKTİDARINDA ETİN KİLOSU 20 LİRA OLACAK”

CHP Yüksek Disiplin Kurulu üyesi ve 22.23.24 Dönem Milletvekili , Tarım ve Hayvancılık konusunda uzmanlığı ile taınan Ensar Öğüt, partisinin iktidara gelmesi halinde, doğru planlama , politika ve formlile etin kilosunun 20 lira olacağını söyledi.

Ardahan hayvan pazarını karı karış gezen ve yetiştiricilerin sorunlarını dinleyen CHP Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Ensar Öğüt, "Nasıl ki kentlerde fabrikalar ve işletmeler,  Kardenizde çay ve fındık, köylüler açısından ise Hayvan, çocuklarımızın geleceğidir" dedi.

Ensar Öğüt formülü

Doğu Anadolu'nun 'Et ambarı' olarak bilinen Kars ve Ardahan'da 70 bin hayvancılık yapan aile olduğunu hatırlatan Ensar Öğüt, CHP iktidarında bu ailelerin hepsine 10'ar simental ırkı inek verileceğini söyledi. Birinci yıl 10 hayvanın 8 danası olacağını, ikinci yıl 14, üçüncü yıl 24, dördüncü yıl da hayvan sayısının 44'e ulaşacağını ifade eden Öğüt, şunları söyledi:

Partisine önerecek

"Bir ailenin 4 yıl içerisinde ortalama 44 simental hayvanı oluyor. Her hayvan 20 kilo süt, 400 kilo et veriyor. Hayvanın biri 10 bin TL dolayında olduğu için varlığı 440 bin TL'yi buluyor. Bu hesaba göre 70 bin ailenin hayvan sayısı 3 milyon 80 bini buluyor. Her hayvan 400 kilo et verdiğini hesabından yola çıkarsak, 1 milyon 200 bin ton et yapar. Türkiye'nin yıllık et ihtiyacı da 1 milyon 200 ton civarında. İşte o zaman ithal ete ihtiyaç kalmıyor. Sadace Kars ve Ardahan'la Türkiye'nin et ihtiyacını karşılamış oluyoruz. CHP Genel Başkanına bu formulü seçim bildirgesine alması için sunum yapacağım. CHP iktidarında bu nedenle etin kilosu 20 lira olacak."

Hayvan pazardaki bir boğanın sırtına 6 yaşındaki Onur Davulcuyu bindiren Ensar Öğüt, "Bu hayvanlar olmazsa, çocukların okuması mümkün değil, Bunun için hayvanların para etmesi lazım. Çocuklarımızın geleceği, hayvanlarımızdır" diye konuştu.

İthal et, eti ucuzlatmaz

Formülün işlemesi için ithal et ve ithal  hayvancılık politikasına son verilmesini isteyen Öğüt, “Büyük çaplı meralar, yemyeşil alanlar, tecrübeli hayvan üreticileri, bu işi meslek edinmiş vatandaşımız var iken, başka ülkelerden et arayışına çıkmak ülke yararına değildir. Birileri zengin olur ama ne et ucuzlar ne de ülkeye bir yararı olur. İthal hayvan ve ithal et ülkenin çıkmazıdır”dedi.

Pazara hayvanlarını satmaya getiren besiciler ise Ensar Öğüt’e destek vererek, et ithalinin durdurulmasını istedi.

**TOPRAĞA VERİLDİ..

Marangoz Mahmut Usta olarak tanınan Mahmut Avşar'ın oğlu, Pamuk Eczanesinin sahibi Pamuk Avşar’ın kardeşi Ömer Avşar toprağa verildi.
Yoğun bir katılımla toprağa erilen Aşar’ın cenazesine katılanların büyük bir hüzün içinde oldukları, Aşar ailesinin fertlerine teselli olmaya çalıştıkları görüldü.
Bilindiği gibi  Elazığ’da veteriner hekimliği yapan Ardahanlı Ömer Avşar, Ramazan bayramından bir gün önce, kendi aracıyla gezerken; aracın kontrolünü kaybetmesi sonucu araç taklalar atarak uçuruma yuvarlanmış, Avşar, ağır yaralı olarak yoğun bakımda tedavisi sürüyordu.




Kaynak: ardahan haber

Editör: ARDAHAN ardahan

Bu haber 6909 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI