Reklam
Bugun...


BARO BAŞKANINDAN KARA MÜJDE! HANAK VE POSOF ADLİYELERİ KAPANIR!
Kebap'ta yemek için baroya ait araç ve ödemelerle gittiği Urfa'da Kürt Sorunu ile ilgili bildirgeye imza atma cesaretinde bulunamayan Ardahan Barosunun yeni başkanı göreve başlar başlamaz kara müjdeyi de verdi. Gazeteci Barış Bilgin ve muhabir Şenol Kirman'ın hayırlı olsun ziyaretine gittikleri Ardahan'ın yeni Baro Başkanı, Avukat Ebru Kilit’inde bulunduğu ziyarette gazetecilere yaptığı açıklamada Hanak ve Posof Adliyelerinin kapanacağına dikkat çekti.

BARO BAŞKANINDAN KARA MÜJDE! HANAK VE POSOF ADLİYELERİ KAPANIR!

SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..

Gazeteci Fakir Yılmaz Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV'de 

Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..

MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle.. 

'Göleli olmasaydı Ardahan Barosu kurulamazdı, bu nedenle ilçe ayrımı yapılmamalı' dediği ama adeta Posof ve Hanak Adliyeleri kapatılsın, Göle İlçe Adliyesinin 3. Bölge Adliyesi haline getirilmeli' diyerek üstü kapalı ilçesinin Adliyesinin geliştirilmesini istediği açıklamasında şöyle dedi.
'Hanak, Posof ve Göle ilçelerimizde savcılıklarımız var. İş yükünün az olmasından dolayı Hanak ve Posof ilçelerimizin Adliyeleri kapanmayla karşı karşıya. Göle’de ki Cumhuriyet Savcısı 500 tane dosya ile uğraşırken Posof’ta ki Cumhuriyet Savcısı 50 dosya ile uğraşıyor. Göle 4. Bölge şu anda 3. Bölgenin iş yükü var. Göle’nin normalde 3. Bölgeye çıkartılması lazım. Çıkartılırsa eğer personel sayısı, hâkim ve savcı artacak iş yükü hafifleyecek. Biz Baro olarak talep ederiz ama, hâkim ve savcıların da bu talebi yapması gerekiyor” dedi.

Ardahan Barosu Kürt Meselesine İmza Atmadı!
Yolcu ya olduğu gibi görünmüyor ya da göründüğü gibi olmuyor.. Geçtiğimiz günlerde yapılan ve Av. Murat Yolcu'nun başkanlığına seçildiği Ardahan Barosunun “Kürt Meselesi” adı konulan Doğu ve Güneydoğu Barolarının sonuç bildirgesine imza atmadığı dikkat çekerken, baro Başkanı bildirge toplantısına gittiği halde niye bildirgenin altına imza atmadığı, ya da niye imza atmadığını açıklamadığı dikkat çekerken, kendisini çağıran baroların da bu duruma şaşırdıkları öğrenildi.

Urfa Barosu’nun ev sahipliğinde 16 baronun katılımıyla gerçekleşen Bölge Baro Başkanları Toplantısı’nın sonuç bildirgesi açıklandı. 

Geçtiğimiz günlerde yapılan ve Av. Murat Yolcu'nun başkanlığına seçildiği Ardahan Barosunun “Kürt Meselesi” adı konulan Doğu ve Güneydoğu Barolarının sonuç bildirgesine imza atmadığı dikkat çekerken, baro Başkanı bildirge toplantısına  gittiği halde niye bildirgenin altına imza atmadığı, ya da niye imza atmadığını açıklamadığı dikkat çekerken, kendisini çağıran baroların da bu duruma şaşırdıkları öğrenildi.

Urfa'da düzenlenen Doğu ve Güneydoğu Barolarının toplantısına katılıp, “Kürt Sorunu ve Tutuklu Demirtaş” konusuna değinen bildirgenin altına imza atmayan Ardahan hariç, 15 baronun imzasıyla yayımlanan sonuç bildirgesinde olanlar;

Toplantıdan sonra 16 Baronun Ardahan hariç 15'nin imzaladığı ve kamuoyuna açıklanan bildirgede son günlerde tartışılan Kürt meselesine ilişkin şunlar denildi:

“Meselenin tartışılıyor olması ve çözüm iradesine yönelik niyet beyanlarını kıymetli görüyoruz. Bu sorunun seçim hesaplarından daha değerli olduğu unutulmamalıdır. Sivil toplumu, siyaset kurumunu ve diğer tüm paydaşları bu meselenin demokratik zeminde çözümüne dair, üzerine düşeni yapmaya davet ediyoruz” denildi.

Bildiride AİHM’in serbest bırakılmasına karar verdiği iş insanı Osman Kavala ve eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a ilişkin de “AİHM’in Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala hakkında verdiği hak ihlali kararları gereğinin bir an önce yerine getirilmesinin gerekliliğini vurgulamaktayız,” ifadesi kullanıldı.

Adıyaman Barosu, Ağrı Barosu, Batman Barosu, Bingöl Barosu, Bitlis Barosu, Dersim Barosu, Diyarbakır Barosu, Hakkari Barosu, Kars Barosu, Mardin Barosu, Muş Barosu, Siirt Barosu, Urfa Barosu, Şırnak Barosu, Van Barosu’nun imzasıyla yayımlanan sonuç bildirgesinde şöyle dendi:

“1- 10 Ekim 2015 tarihinde gerçekleşen Ankara Gar Katliamı’nın üzerinden altı yıl geçmiş olmasına rağmen, gerçek faillerin ortaya çıkarılması için beklenen adalet talepleri karşılanmamıştır. Etkin soruşturma yürütülerek faillerin cezalandırılması bir an önce sağlanmalıdır. Bölge Baroları olarak dosyanın takipçisi olduğumuzu belirtir, bu vesile ile katliamın yıl dönümünde hayatını kaybeden yurttaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet dileriz.

“Kürt meselesinde tüm tarafları üzerine düşeni yapmaya davet ediyoruz”

2- Kürt meselesi, Türkiye’nin en önemli ve can yakıcı meselesi olarak gündemde durmaya devam etmektedir. Son aylarda yeniden Kürt meselesinin tartışılıyor olması ve çözüm iradesine yönelik niyet beyanlarını kıymetli görüyoruz. Bu çözüm arayışına toplumun tüm kesimlerinin dahil edilmesini elzem görüyor, muhataplık vs. tartışmalarıyla bunu kısırlaştırmak yerine politik aktörlerin tamamının temsilleri ve katkı sağlayabildikleri ölçüde sürecin içinde olmasını önemli görüyoruz. Bu sorunun seçim hesaplarından daha değerli olduğu unutulmamalıdır. Sivil toplumu, siyaset kurumunu ve diğer tüm paydaşları bu meselenin demokratik zeminde çözümüne dair üzerine düşeni yapmaya davet ediyoruz.

"AİHM'in Demirtaş ve Kavala kararlarının gereği bir an önce yerine getirilmeli"

3- Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala hakkındaki AİHM kararlarının icrasına ilişkin Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Türkiye’ye 30 Eylül’e kadar verdiği sürenin dolmasına rağmen Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın tahliye edilmemesinin Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerinin ihlali anlamına gelmesini endişeyle karşılamakta, AİHM’in Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala hakkında verdiği hak ihlali kararlarının gereğinin bir an önce yerine getirilmesinin gerekliliğini vurgulamaktayız.

4- Yargı makamlarının avukatlara ve savunmaya yönelik olumsuz tutumu maalesef hala devam etmektedir. Son olarak Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren’e, Diyarbakır Barosu yöneticilerine ve avukatlara yönelik Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı’nın haksız ve hukuka aykırı tutumuna karşı 78 barodan destek açıklaması olmuş ve mahkeme başkanının görevden el çektirilmesi talep edilmiştir. Aradan geçen süreye rağmen hala bir işlem yapılmamış olmasını kabul etmediğimizi belirtmek isteriz. Bölge Baroları olarak sürecin takipçisi olacağımızı, bu haksız ve kabul edilemez tutuma karşı yapılacaklar konusunda girişimlere başlayacağımızı ve hukuksuz tavrın başka yerlere sirayet etmemesi için imzacı Barolarımızla bir yol haritası belirleyeceğimizi paylaşmak isteriz. 

5- Anayasa Mahkemesi avukat üyesinin yaş haddi sebebi ile görevinin sona erecek olması sebebi ile Anayasa Mahkemesi üyelik seçimini ve Türkiye Barolar Birliği başkan ve yönetim kurulu seçimini yakından takip ettiğimizi bildirmek isteriz. Her iki makama da seçilecek kişilerin hukuka ve insan haklarına saygılı, Türkiye’de demokratik standartların gelişimine katkıda bulunan kişilerden seçilmesi gerektiğine inanıyoruz. Türkiye Barolar Birliği’ni salt bir meslek örgütü gibi görmediğimizi ve seçilecek başkan ve yöneticilerin insan haklarına saygıyı önceleyen, toplumsal meselelerin çözümünde sorumluluk üstlenen, güçlü savunma ve hukukun üstünlüğü için mücadele etmesi gerektiğini ayrıca Türkiye Barolar Birliği seçim takvimi belirlenip adaylar ve programları netleştiğinde bu konuda görüşlerimizi ayrıntılı olarak bildireceğimizi belirtmek isteriz.

6- Barışçıl toplantılar-basın açıklamaları; kamuoyunu etkilemek, harekete geçirmek, şikâyet ve talepleri ifade etmek ve kamu politikasını etkilemek için önemli role sahip Anayasal bir haktır. 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nda bu Anayasal hakkı yasaklamak için mülki idarelere vermiş olduğu yetki  ilgili makamlarca yasaklama yönünde kullanılmaktadır. Yasaklama kararları; rutin ve keyfi hale gelmekle kararların iptaline karşı açılan davalar da hukuka aykırı bir şekilde reddedilmektedir. Barışçıl toplantıların kanuni yetkinin suistimal edilecek şekilde keyfi olarak engellenmesini kabul etmiyor ve yetkili makamları bu tavırlarından vazgeçmeye davet ediyoruz.

“Diril, Doku, Şenyaşar ve Dedeoğulları dosyalarında etkili soruşturma bekliyoruz”

7- Şırnak İli Beytüşşebap İlçesi Kovankaya Köyü’nde ikamet eden Asuri-Keldani Hürmüz ve Şimoni Diril’den 11.01.2020 tarihinden beri haber alınamamış, 70 gün sonra Şimoni Diril’in cansız bedeni bulunmuştur. Aradan geçen 2 yıllık süreden beri devam eden soruşturmada herhangi bir aşama kat edilmediği gibi iddianame de hazırlanmamıştır. Aynı şekilde Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun Dersim’de kaybolmasının üzerinden bir yıldan fazla zaman geçmiş ve soruşturma dosyasında herhangi bir ilerleme sağlanmamıştır. Urfa’da Şenyaşar Ailesi’ne, Konya’daysa Dedeoğulları ailesine yönelik gerçekleştirilen katliam dosyasına karşı soruşturma makamlarının etkin bir soruşturma yürütmeleri gerektiğini bir daha belirtmek istiyoruz. Etkili soruşturmalar yürütülmesi için olayın takipçisi olacağımızı, yargının Şenyaşar ve Konya’da Dedeoğulları ailesinin katledildiği katliam soruşturmalarında kamu vicdanını rahatsız eden tutum ve eylemlerden kaçınarak soruşturma dosyasını taraf denetimine açmasını, etkili soruşturma yürütülmesini beklediğimizi belirtmek isteriz.

“Vartinis katliamı davasında sanığın 1 aydır yakalanmamış olması cezasızlık politikasının devamıdır”

8- 90’lı yıllarda işlenen ağır insan hakları ihlallerine ilişkin birçok dava dosyası güvenlik nedeniyle batı illerine nakledilmiş ve çoğu da beraat kararlarıyla sonuçlanmıştır.  Aynı şekilde nakledilen Vartinis Katliamı davasının son celsesinde olumlu bir gelişme yaşanmış, bir sanık hakkında yakalama kararı çıkmıştır. Ancak duruşma ve yakalama kararı sonrası aradan 1 ay geçmesine rağmen henüz sanığın yakalanmamış olmasını cezasızlık politikasının devamı olarak görmekle, idari ve yargısal makamlardan yakalama kararının derhal infaz edilmesini beklemekteyiz.

“İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma kararı kadına yönelik şiddet vakalarında artışa yol açtı”

9- Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma kararının kadına yönelik şiddet vakalarında bir artışa yol açtığını endişeyle gözlemlemekteyiz. Bu hususta idari ve yargısal makamların bu suçların önlenmesi ve işlendikten sonra işlenme anından itibaren etkili soruşturma ve cezalandırma yükümlülüklerinin Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına rağmen Anayasa, CEDAW ve AİHS’den kaynaklanan yükümlülüklerin gereği olduğunu vurgulamak isteriz.

“Cezaevlerinde tutuklu, hükümlü ve ailelerine karşı hak ihlalleri artarak devam ediyor”

10- Son günlerde Türkiye’nin birçok cezaevinde tutuklu, hükümlü ve yakınlarına karşı hak ihlalleri artarak devam etmektedir. 09.10.2021 tarihinde Urfa 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki mahpusların infaz koruma memurları tarafından darp edildiğine dair duyumlar endişe vericidir. Hak ihlalleri ve pandemi sürecinin yarattığı koşullar nedeniyle yapılan insanlık dışı bu tutum ve saldırılara karşı idari ve yargısal makamları derhal gerekli önlemleri almaya davet ediyor, hükümlü ve tutukluların ailelerinden çok uzak olacak illerde bulunan ceza infaz kurumlarında infazlarının gerçekleştirilmesine son verilmesini talep ediyoruz. Ayrıca söz konusu kapalı ceza infaz kurumlarında yaşanan hak ihlallerine karşı Adalet Bakanlığı’nı, Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi’ni, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nu ve Türkiye İnsan Hakları Eşitlik Kurumu’nu göreve davet ediyoruz.”

Ve bu toplantıya katılmasına rağmen Ardahan Barosu bu 10 maddelik bildirgeye ne imza attı yani ne onayladı ne de “onaylamıyorum”, “Şerh koyuyorum” demedi. Ve sonucu belli bu toplantıya neye gittiği ve kongre öncesi tavırlarını unuttuğu görüldü.

Bu da size dert olsun...

Hala neden hapiste olduğu ve hapiste kalmaması gerektiğini ortaya koyan iç ve dış hukuka rağmen hala bırakılmayan ve girdiği son seçimde hem de hapisteyken, devletin değil, iktidarların kanalı olan TRT'de Seyit Rıza'nın 'Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. Ama bende sizin önünüzde diz çökmedim, buda size dert olsun.' diyen Selahattin Demirtaş'ın 'seni başkan yaptırmayacağız' dediği anlayıştan daha tehlikeli bakışı taşıyanlar kim derseniz, ben ulusalcılar derim..

Çünkü bugünü yani 12 Eylül Darbesini yapanların, darbe yapmadan önce ortam yaratmak adına başta müze olacak denen Diyarbakır Cezaevi'nde çocukların babasına bok yedirip, eziyet edenler, arama adı altında anaların üstünü soyup, çocuklarını dağa yönlendirenlerin başını bugün muhtar olamaz denenin müftüsüyle  birlikte ellerini açıp, dua edenler, dün bizden başkanım değil diyenlerin başını daha sonra feto ile ortak darbe yapmaya kalkışan ulusalcılardı.
Ve dün barış sürecini bozduran, Demirtaş'ın ve diğer milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırıp, tutuklatanlar bugün HDP'nin yanlış olduğunu bildiği ama 'mufazakarım' diyenlerin hala devam eden yanlışları dolayısıyla desteklemek zorunda kaldığı aynı ulusalcılar, yerelde iktidarlar ve aynı alışkanlıklarına devam ettirmekteler.


Adına Kürt sorunu denen ama birilerinin 'Yok öyle bir sorun' diyerek reddettiği sorunun altında yatan sorunun başında gelen de ulusalcıların Kürt düşmanlığını bir kez daha yaşadığım bu ülkede muhafazakarın, solcunun, sağcının hatta milliyetçinin birbirleri ile olan sorunlarını oturup, konuşarak aşacağına ama yine bu ulusalcıların engeliyle bir araya gelemediklerini görmek ve anlamak için son yirmi günde bir kez daha anladım..
Katıldığı kongrenin son günü başındaki ak saçtan utanmadan ve benim kendisine haram ettiğim katkımı unutup, Kürt oluşumdan dolayı yaptığı konuşması ile beni hedef gösterenler şunu bilsinler ki; benim adım Fakir Yılmaz ise bugün olmasa yarın açtığım sayfanızı kendim kapatacağım.
Çünkü; Benim İstanbul'da, Ardahan'da yurt genelinde verdiğim samimi mücadelemi görmezden gelip,  alçakça ön yargılarıyla hakkımda ki yalan ve hileleriyle bahşedemediğim eyy sizler..
Yani ulusalcılar 'bu bana dert oldu. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun.'
Çünkü biz hep şunu deriz istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz, bugün yerelde yarın iktidarda ayak oyunları ile ele geçirmeye çalıştığınız ve elinizde tuttuğunuz güçle, istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz, yerel imkanları kullanıp, 'kaldır, indir kıtası' dalkavukları aracılığı ile üzerimize gelebilirsiniz ..
Ama unuttukları; Onurlu duruş bizim elimizde, direniş gücü bizim elimizde, bunu elimizden alamazsınız ve hiçbir şey yapamasak ve ölsek de arkamız da 'hasiyetli, onurlu bir direnişle öldü der' bu halk.
Buda size, sana dert olsun ak saçlı...

BARO İLÇEYE GİTTİ!..
ARŞİV HABER 19/09/2921 TARİHLİ HABER/YORUM/REKLAM
Ardahan Barosu'nun kazananı belli oldu.. Bugün yapılan Ardahan Barosu kongresinde yeni başkan belli oldu. Toplam üye sayısı 56 olan baroda 54 oy kullanılırken mevcut başkan Osman Nuri Yıldız 24 oy alırken Göleli Avukat Murat Yolcu 30 oy alarak Baronun yeni başkanı oldu..

GAZETECİLERİN KONUĞU BİR GENEL BAŞKAN..
arşiv haber 19/07/2021 tarihli haber/yorum
Aynı zamanda Ardahan gazeteciler Cemiyeti Başkanı olan Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma Yılmaz'ın birlikte hazırlayıp, TEMPO TV'de canlı sundukları 'Gazetecilerle Gündem' adlı programın bugünkü konuğu Adalet Birlik partisi Genel Başkanı İrfan Uzun olacak.
Sanatçı, Şair Songül Altınkaynak olacaklar. Sizin de ekranlarına konuk olarak davet edildiği ve bugün saat: 14.00'da başlayacak olan program TEMPO TV'de canlı olarak sunulacak.

BARO'YA YAZIK ETMEYİN!

TERAZİ TARTMASIN MERKEZDE KALSIN..

Yarın kongreye gidecek olan Ardahan Barosu 2. yılında büyük işlere imza atmanın gururunu yaşarken, bazı kişilerin ve siyasilerin ayak oyunları dikkatlerden kaçmıyor.
Ardahan'ın vilayet olmasının üzerinden yıllar geçmesine karşın, zor şartlar altında kurulan ve mevcut yönetimin heyecanla yaptığı olumlu işlerin sayılmayacak kadar fazla olduğunun göz ardı edilmemesi istenmektedir.
Barışçıl bir yönetim anlayışı ile bugüne kadar ortaya koyduğu çalışmalarla kısa süre içinde ülke genelindeki diğer birçok baronun düzeyine ulaşan Ardahan Barosunun Avukat delegasyonun dışarıdan gelen siyasi ve ince hesap rüzgârlarından etkilenmemesi gerektiğine dikkat çekilirken, mevcut başkan ve yönetiminin Ardahanlı Avukatlarla birlikte bir dönem daha Ardahan Barosunu hak ettiği yere getirmesi beklenmektedir. 
Ardahan'ın vilayet ve merkez olduğunun da unutulmaması gerekliliğine dikkat edilmesi istenen ve ilçelerin kent üzerindeki hegemonya isteminin Ardahan merkezde olduğu gibi ilçelere de zarar verdiğine dikkat çekilen Ardahan Barosu seçimi öncesinde oy kullanacak olan hukukçuların dün Çıldırlı, bugün Göleli, yarın Posof'lu demeden Ardahan'ın merkezden idare edilmesi gerekliliğini gözden kaçırmamasını ve bunun en bariz örneğinin siyaset sahnesinde yaşandığını görmeleri gerektiğine dikkat çekilmekte.
Kurulduğundan bu yana hiçbir siyasi tarafa yanaşmayan, ortada durup, tüm Ardahan ve Ardahan'da yaşayan halklarına, Avukatlarına eşit bir idare ile bakan Ardahan Barosunun bu kısa sürede yaptıklarına bakılması da istenirken, yeni adayların hiçbir vaat vermeden sülale, köylü, partili, hemşeri, ilçeli, taraflı ve siyasi hesaplar için olanlarla 'Bizde adayız' demesi ve bunlara bilmeden destek verenlerin bir kez daha düşünüp, Ardahan'ın geleceğine oy vermeleri gerektiği belirtilmektedir.

KONGRE BASIN BİR SAAT AÇIK OLACAK..

Bugün yapılacak olan ve 54 Avukatın oy kullanması beklenen Ardahan Barosunun Ardahan kamuoyunca sevilen mevcut başkanı Av. Osman Yıldız Dursun Akçam Kültür Merkezinde yapılacak olan Baro'nun kongresine gazetecilerde davet etti.
Ardahan Barosu Başkanı Avukat Osman Nuri Yıldız'ın kongre öncesi yaptığı ve Ardahanlı Gazetecileri de davet ettiği mesajı şöyle;
'Değerli Basın mensubu arkadaşlar;
Baromuzun Seçimli 2. Olağan genel kurul toplantısı yarın saat 10:00’da Dursun Akçam Kültür Merkezi’nde başlayacaktır. İlk 1 saat basına açık olup, Katılmak isteyen basın mensubu siz değerli gazetecilere duyurulur.'

ARI SPOR'DA DA SEÇMELER VAR...
BAL Ligi olarak bilinen Bölgesel Amatör Liginde 2 takımının yer alacağı söylenen ancak tüm yurtta başlayan karşılaşmalara rağmen Ardahan'ın da içinde bulunduğu bölgde hala başlatılmayan BAL Ligi karşılaşmalarından ve bu ligde mücadele edecek olan takımlardan haber alınamazken Ardahan'ın futbolcu fabrikası önemli bir işe daha daha imza atmaya hazırlanıyor.

Ardahan Barosunun bugün seçim yapacağı Ardahan'da pandemi önlemleri kapsamında açık alanda, Ardahan şehir Stadyumunda yapılması beklenen ancak çoğunluk sağlanmadığından haftaya kalan Ardahan Damızlık ve Sığır Yetiştiricileri Birliği seçimleri ile aynı güne gelen ve bu nedenle bir gün geriye alınan Arı Spor seçmeleri bugün şehir stadyumunda yapılacak.

Arı Spor Kulübü tarafından yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi;

'2000-2001-2002-2003-2004 ve 2005 doğumlu gençlerin katılacağı seçmeler 19 Eylül 2021 Pazar günü saat 10:00 da Şehir stadyumunda yapılacaktır.

2021-2022 sezonu içerisinde yapılması planlanan U18 yaş turnuvalarına katılacak sporcuları belirlemek amacıyla seçme müsabakaları yapılacaktır. Ayrıca A takımımızda değerlendirilmek üzere, büyükler liginde oynamak isteyen 2000 ve 2001 doğumlular da seçmelere katılabilir.
Genç futbol takımlarımıza ve A takımımıza oyuncu kazandırmak amacıyla; 2000-2001-2002-2003-2004 ve 2005 yılları arasında doğmuş futbolcu adayların katılımıyla, 19 Eylül 2021 tarihinde Ardahan’da düzenlenecek seçme müsabakaları yapılacaktır. Özenle yapılacak değerlendirme sonucu beğenilen futbolcu adayları, seçmelerin ikinci aşaması olan kendi yaş gruplarına uygun takımlarımız içerisinde antrenmanlara davet edilecektir. İlgililere duyurulur.
Genel Açıklamalar
1-Seçmelere 2000-2001-2002-2003-2004 ve 2005 doğumlular katılabilecektir.
2-Seçmeye gelen sporcular HES kodu ile tesise alınacaklardır. Sporcuların COVİD-19 tedbirleri kapsamında ateş ölçümleri yapılacaktır. Kendini iyi hissetmeyen sporcu hastaneye yönlendirilecektir.


3-Sporcu ve antrenörler harici saha içerisine kimse alınmayacaktır.
4-Saha içerisinde bulunan sporcu ile antrenörler ve tribünlerde bulunan izleyiciler mutlaka sosyal mesafeye uyacaklardır.
5-Soyunma odası içerisinde bulunacak tüm sporcu, antrenör, teknik personel ve saha görevlilerinin maske kullanımı zorunlu olacaktır.
6-Sporcular ve antrenörler sadece saha içerisine girerken maskelerini çıkaracak ve seçme müsabakası sonunda tekrar takacaktır.
7-Seçmelerin düzenleneceği Ardahan iline gidiş-dönüşlerde sporcular ile ilgili Covid tedbirlerinin alınması, sporcu aileleri ve sporcuya refakat edenlerin sorumluluğundadır.
8-Tesis içindeki Covid-19 ile ilgili gerekli tedbirler kulübümüz tarafından alınacaktır.
9-Seçme Müsabakaları 19 Eylül 2021 sabah 10:00 da başlayacaktır. Yer: 80.Yıl şehir stadı.
10-Seçme müsabakaları ile ilgili gerekli izin ve yazışmalar TFF Erzurum Bölge Müdürlüğüne gönderilecek olup, TFF’den izin çıktığı takdirde yapılacaktır.


ADSYB SEÇİMİ HAFTAYA KALDI..

Öte yandan Ardahan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği seçimleri çoğunluk sağlanamadığından 24 Eylül gününe ertelendi.
Ardahan Şehir Stadyumunda kurulan sandıklarda oy kullanacak olan ADSYB ilk hafta seçimine ilgi göstermeyen yetiştiricilerin önümüzdeki hafta aynı yere gelerek kullanacakları oyları ile yeni başkan ve yönetimi seçmeleri beklenmektedir.

ARDAHAN BAROSU

DOĞU ANADOLU BÖLGESİ
BİRİNCİSİ OLDU!
arşiv haber 19/07/2020 tarihli haber/yorumlar/reklamlar
Ardahanlı Avukatların, ARDAFED ısrarı, TBB'nin katkıları ile bir yıl önce kurulmasına karşın adından sıkça bahsettirmeyi başaran Ardahan Barosunun büyük başarısı.. 51 Üyeli olmasına karşın çok tartışılan Barolar Yasasının yeniden dizayn edilmesi esnasında adından sıkça bahsettirmeyi başaran Ardahan Barosu bu kez kendi bölgesinde kazandığı başarı ile adını gündeme taşıdı. Avukat Osman Yıldız'ın Başkanlığını yaptığı Ardahan Barosu düzenlenen ve 7 İl Barosunun yarıştığı yarışmada birinci oldu

TBB Eğitim Merkezi tarafından bu yıl 7’incisi düzenlenen Stajyer Avukatlar Kurgusal Duruşma Yarışması’nın ilk aşaması olan Bölge Elemeleri, 18-19 Temmuz 2020 tarihlerinde, Ankara'daki yedi ayrı mekânda, eş zamanlı olarak gerçekleştirildi.
Ağrı, Ardahan, Bitlis, Bingöl, Malatya, Iğdır, Van barolarının yarıştığı Türkiye Stajyer Avukatlar Kurgusal Duruşma Yarışması Doğu Anadolu Bölgesi elemelerinde birinciliği Ardahan Barosu aldı.
Başarının mimarı başta Av.Derya Aydın’ı Av.Ömer Faruk Avşar’ı, Stajyer Ardahanlı Avukatlar Ceren Arslangörür, Sevda Demirbaş, Sefer Özdemir ve Faruk Atalay, Mert Çoban ve hazırlık sürecinde Ardahanlı Avukatların yanında yer alan Ecem Yeralçak Ardahanlılarca tebrik edildiler.
Konu hakkında bir açıklama yapan Ardahan Barosu Başkanı Av. Osman Yıldız, 'Bu süreçte bizi yalnız bırakmayan Av.Fuat Yılmaz ve Av.Bayram Yıldız’a ayrıca teşekkür ediyorum. Bir sevdamız var. Adı: Ardahan' dedi.

METİNER OLABİLİR,

KÜRTLER ŞAMAR OĞLANI DEĞİL!..

Dün gece yarısı günün yazısını yazmak için dizlerimin üzerine aldığım bilgisayarımın şarjının bittiğinin sinyalini almam üzerine uzandığım bilgisayarımın çantasına baktığımda enerji kablosunu tesadüfen büroda unuttuğumu anlayıp, bilgisayar kapanmadan yazımı bitirdikten sonra sesini kıstığım  televizyona döndüm.

Bilgisayarın enerji kablosunu bulamayan elime aldığım kumanda ile zapladığım kanallardan birinde karşıma çıkan bir tartışma programının bir hayli gergin olduğunu anlayıp, izlemeye başladım..
Tam bu esnada iki milletvekili olan memleketim den CHP'den iki dönem Milletvekili seçilip, genel başkan yardımcılığına kadar yükselen sonrasında partisinden ihraç edilen ve parti kuracağını belirtip, hafta başı da Ankara'da mecliste toplayacağı 63 kişilik kurucu, kurulu ekibiyle partisini ilan edeceğini öğrendiğimiz Öztürk Yılmaz'ın da olduğu programa bağlanan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun hiçde onaylamadığım ama fikirlerine saygı gösterip, zaman zaman izlediğim Mehmet Metiner'i azarlayıp, Metiner'e üstü kapalı olarak yüklenmesi ve her katıldığı programda adeta AK Parti Avukatlığını üstlenen Metiner'i dinlemeden   telefonu  yüzüne kapattığını görüyordum.
Daha önce de bazı meslektaşlarıma ağır sözler söyleyen ve kendisini eleştirenleri bulunduğu koltuğun imtiyazları ile sıkıştıran, sıkışınca da istifa kozunu kullanıp, Başkan Erdoğan'ı da kendince sıkıştıran İçişleri Bakanı Soylu'nun AK Partili Metiner'in "elimizde isimler var" diyerek 'FETÖ' mensuplarının göreve getirildiğini iddia etmesi üzerine Metiner'e cevap vermek için programa bağlanması ve adını vermeden, konuşmasını yaptıktan sonra telefonu yüzüne kapattığı Metiner'i aşağılaması bir anda gündem oldu.
Soylu'nun, "Televizyon kanallarında bizim arkadaşlarımızın ''elimizde isimler var'' demesini de kendime hakaret kabul ediyorum," diye konuşması ve ardından 'Ben şamar oğlan değilim' diyen Mehmet Metiner'in, “Müsaade eder misiniz” diyerek araya girmeye çalışırken, Soylu ise Metiner’e, “Yok ben müsaade falan etmiyorum, söyleyeceğinizi söylediniz zaten” diyerek yayından ayrılması, Metiner'in ise “Sizden müsaade istemiyorum sayın bakanım, siz müsaade merci değilsiniz” demesiyle devam eden ve reyting yapan bu tartışmaya bakınca karşıma AK Parti'nin içinde olan Kürt ve daha demokrat düşünenler ile aynı AK Partinin içinde bulunan Soylu gibileri arasında bir çatışma var gibi.
Ve bu çatışmanın gün geçtikçe daha da büyüyecek gibi...


Gelelim Erdoğan'ın bu son tartışmaya nasıl bakacağına..
Öncelikle Erdoğan'ın cesaretini ve Atılganlık iradesini taktir etmek lazımdır.
Olağanüstü üstü düzeyde, sorumluluk isteyen, Ekonomik yatırımlar ve askeri teknolojilere sahip olması, Birleşmiş milletler de, "Dünya beşten büyüktür" Açıklamaları ile aleni olarak, Emperyalist ülkelere meydan okuması, İsrail'e karşı ciddi bir şekilde cephe alması,
2013 te kendi iradesi ve halkların demokratik iradesine dayanarak, Kürt sorunu 'nu çözmeye çalışması ve ateşkesin ilan edilmesi, kendi güvenliğiyle ilgili, askeri olarak bir ayağının Suriye'de bir ayağının Libya'da olması, doğu Akdeniz'de petrol arama çalışmalarına hız vermesi, Emperyalist ülkeleri ciddi bir şekilde tedirgin etmektedir.
Barış mücadelesinde daha önceki pratiği ile samimiyetine inandığım Başkan Erdoğan'ın güçlü bir lider ve inandığı yolda gittiğini bilinmesini istiyorum.
Emperyalist sistemler öğretimde ve sermayede, yoğunlaşmayı yüksek bir seviyeye ulaştıran, dünyayı aralarında bölüştüren, uluslararası tekelci kapitalist birlikleri kuran, çıkarları gereği, Dünyanın toprak bakımından bölüştürülmesini sağlayan Ekonomik ve askeri güçleri Süper olan güçlerdir.
Bu siyasi manzara ortadayken; bu ahtapotlara meydan okuyan bir liderin bazı ciddi stratejik ve taktiklere dayanan tedbirler alması vazgeçilmez tarihi bir görev olarak bulunmaktadır.
Ülkelerin tarihi, geleceklerinin aynasıdır. Ortadoğu tarihten günümüze kadar Dünyanın Ekonomik ve siyasi olarak en kritik bölgesini teşkil etmektedir.
"Kim bu coğrafya 'ya egemen olmuşsa Dünyanın en güçlü ülkesi olmuştur" . Gerçeği ile karşı karşıya bulunmaktayız.
Bir nehri küçücük taşlar ile durdurmak mümkün değildir.
Nehirlerin önüne büyük Kayalar ve güçlü duvarlar örerek ancak o suyun kulvarını değiştirebilirsiniz.
Gelelim bu yaşananlara benim bakışıma..
Öncelikle Ortadoğu'da Emperyalist sistemlere karşı direnmek ve zafere ulaşmak için tarihe bakmakta yarar vardır.
Kürtler; Emperyalist ülkeler tarafından,  Ortadoğu'da birinci Dünya Savaş'ında dört ülke arasında bölünmüş bir halktır.
Irak'ta federatif bir devletleri vardır.
Türkiye'de iç içe olan bölünmesi hiçbir Şekilde mümkün olmayan bir coğrafyada yaşıyorlar.
Bu Emperyalist ülkeler geçmiş tarihlerde Ortadoğu'da izleri silinmeyen mağlubiyetler yaşamıştır.
Selahaddin Eyyubi Önderliğinde, Kürtlerin, Türklerin, Arapların desteğiyle, Efsanevi zaferler kazanmıştır.
Malazgirt'de Alpaslan önderliğinde, Türklerin ve Mervani Kürtlerinin; ortak destekleriyle bizansa karşı, unutulmayan ve Anadolu kapılarını Türkler'e açan tarihi bir zafer kazanılmıştır.
Osmanlı döneminde Anadolu'nun tümünü ele geçirmeyi amaçlayan  İran Hükümdarı Şah İsmail'e karşı Yavuz Sultan Selim Han Önderliğinde,Çaldıran muharebesinde, Kürtlerin ve Türklerin ortak cephesiyle,
Bu zeminin oluşmasını Sultan Selim ile beraber sağlayan, Kürt önderi Ünlü alim İdris'i Bitlisi'nin dayanışması ile, Anadolu tarihine, altın harflerle yazılan zaferi unutmamak lazımdır.Eğer Şah İsmail bu zaferi kazanmış olsaydı, bütün Anadolu boydan boya, İran'ın ayrılmaz bir parçası olacaktı.
Ne yazık ki  Avrupalılar  halen bu mağlubiyetleri unutamamalarına rağmen biz tarihe damgasını vuran bu zaferleri unutuyoruz.
Veya 'Vatan-Millet-Sakarya' edebiyatları ile vatanseverlikten uzak olan bazı ırkçı tarihçilerin bu zaferlerin içini boşaltarak gerçekleri saptırmasından ileri gelmektedir.
Bu canlı tarihler göz önünde bulundurulmadığı süre zarfında, Ortadoğu'da, Emperyalist ülkelere karşı, Kürt halkının yer almadığı Türkiye'nin siyasi ve askeri cephesinin başarıya ulaşması mümkün değildir.
Bu nedenle; Metinerler olabilir ama Kürtlere Metiner üzerinden Şamar oğlanı gözüyle bakmaktansa onların da fikirlerini dikkatte almak ve birlikte hareket etmek gerekir diye düşünenlerdenim..

Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php

POSOF VE DAMAL'IN ADAYLARI AVUKAT..
arşiv haber 28/12/2018 tarihli haberler/yorumlar
Yaklaşan yerel seçimler öncesi adaylarını belirleyen partiler arasına bulunan Cumhuriyet Halk Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisi Ardahan'ın Posof ve Damal ilçesinde Avukatlar ile yarışacak.
Yıllarca CHP'li Belediye Başkanlığı yapan Şükrü Bozyiğit'te başkan yardımcılığı yapan şahsın geçtiğimiz yerel seçimlerde son anda AK Partiye geçip, Posof'a başarısız bir dönem yaşatan mevcut belediye başkanını değiştirmeyi düşündükleri görülen Posoflular CHP'nin aday gösterdiği Avukat'a yönelmiş durumdalar.

Ardahan'ın Gürcistan'a komşu olan ve Türkgözü (Badele) Gümrük Kapısının sınırları içinde bulunduğu Posof ilçesin de Avukat Onur Bayraktar'ı aday gösteren CHP'nin çalışmalarını yoğunlaştırdığı dikkat çekerken AK Partinin halen adayını açıklamadığı da alınan bilgiler arasında olurken bu durumun AK Partinin de Posoflular gibi kendisinden memnun olmadığı tek aday dışında Posof'ta aday arayışı içinde olmasına bağlandığı ileri sürülüyor.

 
**Damal'da İlçe Başkanının Avukat Kızı Aday..
 
AK Parti'nin yeni bir aday arayışı içinde olduğu öne sürülen Posof'a komşu olan Ardahan'ın Alevi ilçesi Damal'da da bir Avukat Aday var.
AK Partinin Damal'da varlığını his ettiren Nevriye Derdiyok'un kızı olduğu öğrenilen Avukat Öge Derdiyok ile Damal'da bir kez daha şansını deneyecek olan AK Parti Ardahan'ın Alevi kültürü ile yoğrulmuş ilçede HDP, DSP ve CHP ile yarışacak. 

**Roboski ve Suriye..

Türkiye'nin Suriye'ye yeniden gireceğini ima etmesi ardından ABD'nin bölgede çekileceğini ilan etmesi ile yeniden hareketlenen Ortadoğu yani ülkemizin sınır ötesinde yaşananlar bölgenin olduğu gibi dünyanın birinci gündem maddesi durumunda olmaya devam ediyor.
Tabi ülkenin olmazsa da başta Kürtlerin olmak üzere birilerinin de diğer bir gündemi de 7 yıl önce 28 Aralık 2011 gecesi, Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı Ortasu köyünde F-16 savaş uçaklarının yaptığı bombardıman sonucunda 34 Kürt kökenli vatandaşın hayatını kaybetmesi olayıdır..
Ve 31 Mart 2018 Yerel Seçimleri öncesi adaylarını açıklayacak olan Başkan Erdoğan'ın ve diğerlerinin Roboski olay başta olmak üzere ülken içinde ki bu gündemle ilgili bir şey deyip demeyecekler ide merak edilmektedir. 
Irak'tan sonra Suriye'de ki Kürtlerin 'Bizde varız' deyip bölgede söz sahibi olmak istemesinin kabul etmeyenlerin ellerinde bulundurdukları askeri ve silahlı güçler ile saldırı hazırlıkları yaptıkları bir sırada Suriye'nin resmi ordusunun yeniden bölge de görülmesini içine sindiremeyenlerin dünyanın resmi bir ordusunu kendi topraklarında yeniden söz sahibi olmasını terörist bir hareketmiş gibi kendilerine yakın havuz medyası kanalıyla kamuoyuna duyurmaları da ne kadar inandırıcı olur bilmeyiz.
Irak ve Suriye'de yaşanan bugünkü gelişmeler öncesinde her iki ülke tarafından tanınmayan, kimlikleri verilemeyen ama bugün artık tüm dünyanın kabul ettiği bir halkın yani Kürtlerin kendi ülkeleri ve toprakları olan bölgelerde yaşama hak sahipliğini kabul etmeyi kendi yarattıkları İş İT'i mana edip, bölgeye girmek istemeleri de yeni Roboskileri yaratmaktan öte bir şey değildir.
Yapılacak hareketin Türkiye'ye de bir hayı getirmeyeceğini bilmek ve en önemlisi ABD, Rusya, İsrail ve Arabistan gibilerinin asıl amacının da Türk Ordusu ile Suriye Ordusunu karşı karşıya getirip, silah satmak, Türkiyeyi ekonomik olarak zayıflatmak ve en önemlisi Türkiyeli Kürtleri rahatsız etmek olduğunu ve bu duruma kendisine sıra gelecekten korkan İran'ın gaz vereceğini unutmadan hareket etmek gerekir.
Bu nedenle;Yeni Robiskilerin önüne geçmek için dün birlikte olduğumuz ve Esad dediğimiz ardından öyle , böyle yaşanan gelişmeler sonrası Esed dediğimiz komşu Suriye ile teması yeniden kurup bölgede oynan oyunu bozar, bitiremesekte en az 50 yıl öteleriz diye düşünüyorum..
Bunun en açık örneği de barış sürecinde bir olup 'Negri, Negri' türküsünü birlikte söylediğimiz o güzel günlerdi ve o günlerin bozulmasında sonra dağ, taşı bombalayan silah ve bombalara giden paralarımız dolaysıyla ekonomizm de yaşanan şu anki sıkıntılardır..
Ve atacağımız barışçıl bir adımla bunu ülke içinde ve sınır ötesinde yeniden sağlamak için hiç bir engel olmadığı gibi 'Bizim yerimize DEAŞ'ı Türkiye yener' diyen ABD'nin oyununa gelmemek gerek..

REKLAMLARINIZ BİZDE SİTEMİZ DE, TEMPO TV DE, GAZETE/DERGİLERİMİZ

VE SANAL ORTAMLARIMIZ DA YAYINLANIR..

ki...

 




Kaynak: Ardaha Haberleri

Editör: Ardahan Haber

Bu haber 8933 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI