Reklam
Bugun...


Donmayan Göl’de Sörf!
Kar olmamasına rağmen dondurucu soğukların yaşandığı Ardahan’da kışları tüm yüzeyi donan ve atlı kızakların yanı sıra binek araçların üzerinden sörf yaptığı hala donmayan Çıldır gölünde bu kez kürek sörfü yapıldı. sörf keyfi yapıldı.

Donmayan Göl’de Sörf!

SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..

Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz'ın Birlikte Hazırlayıp, TEMPO TV'de Sundukları 'Gazetecilerle Gündem' Alı Program Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV'de 

Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..

MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw
Kar olmamasına rağmen dondurucu soğukların yaşandığı Ardahan’da kışları tüm yüzeyi donan ve atlı kızakların yanı sıra binek araçların üzerinden sörf yaptığı hala donmayan Çıldır gölünde bu kez kürek sörfü yapıldı.
sörf keyfi yapıldı.
Ardahan Çıldır Gölü’nde kürek sörfü (Standup Paddleboarding) sporu yapıldı. Kürek Sörfü Hawaii'de modern kökleri olan sörften doğan bir su sporudur. Kürekli sörfçüler, suda yüzen tahtaların üzerinde durur ve kendilerini suda itmek için bir kürek kullanırlar.
Ardahan’da ikamet Hüseyin Geçgel, Ahmet Çemberci ve Mustafa Necati Sütcü kürek sörfü sporunu Ardahan’ın Çıldır Gölü üzerinde gerçekleştirdiler. 
Donmaya yakın Çıldır Gölü’nde -6 hava sıcaklığında bu sporu yapan sporcular hava soğukluğuna aldırmadan kürek sörfünün tadını çıkardılar.  
Çıldır Gölünde ilk defa kürek sörfü yaptığını açıklayan Hüseyin Geçgel “daha önce bu sporu Mersin’de Akdeniz üzerinde yapmıştım. Ardahan’da Çıldır gölünde de deneme fırsatımız oldu. Çıldır gölünün Kürek Sörfü sporu için çok uygun olduğunu deneyerek öğrenmiş olduk. 
Çıldır gölünün durgunluğu bu spora çok uygun. Buna benzer sporları turizm içine katarak gelişim sağlanabilir. Tüm macera sever sporcuları Kürek Sörfü için Çıldır Gölüne bekleriz” dedi.  

BU ANLAYIŞLA MI SEÇİM KAZANACAKSINIZ?

Son bir yıldır bir türlü sonu gelmeyen gaz müjdelerinin en sonuncusunu dinlediğimiz sırada doğalgaza gelen yeni zam ile eve, iş yerine, matbaaya gelecek faturayı düşünerek, TEMPO TV'de canlı olarak sunduğum programıma yetişme telaşı içinde yol aldığım bir sırada 'abi baskıya girecek olan gazete günlük köşe yazını bekliyor, senden ricam köşe yazını bir an önce atarsan seviniriz. Çünkü tasarruf edelim diye az yaktığımız matbaanın kaloriferleri gibi bizde donacağız..' mesajını okuyordum.


Günlük gazetemizin emektarı Baran'ın whatsaptan yazdığı bu mesajını okuyup, panik içinde telefonla aradığım kızım Yaprak'a rica edip, gazete yazıyı bekliyor, bende trafikteyim söyleyeceklerimi yazıya dök' diyerek yeni bir köşe yazısı için başlıyorum anlatmaya, Yaprak kızıma, 'Koalisyon Kaybederse Belediye Yüzünden Kaybeder!.' başlıklı dünkü köşe yazımı yazdırıyorum. 
Kızıma söylediklerimi yazıya döküp yine whatsaptan bana göndermesini beklerken gelmişken şurada çoktandır ziyaret edemediğim aile büyüklerini ziyaret edip, hal hatır sorma derdine düşünce telefonla kızıma yazdırdığım yazıyı ve gazeteyi baskıya verecek Baran'ı unuttuğumu fark edip, arabamı kenara çekerek Yaprak kızımın dediklerimi yazıp gönderdiği yazımı düzeltmeye çalışıyorum.
Ve yazımızı düzeltirken bir yandan da yoğunlaşan trafiğin yarattığı stresi atmak adına sigaramı yakmak için başımı kaldırdığımda karşımdaki binayı süsleyen ve Erdoğan'ın dev fotoğrafı ile süslenmiş olan pankarta gözüm takılıyor ve diğer telefonumla bu manzarayı fotoğraflayıp, 'Adeta Allah yaz diyor' diyerek 'Bu manzara yazımı anlatan en güzel fotoğraf' diyerek kendi kendime gülümsüyorum.


Çünkü karşımdaki manzara benim alelacele yazdırdığım yazımı ve anlatmak istediklerimi anlatan bir manzaraydı... 
Yani karşımda ki manzarada olduğu gibi dün ve bugünkü yazımda yer alan o fotoğrafın bile beni anladığını ama anlatmak istediklerimi anlamayanların anlamayı bir kenara bırakın, kazanmaktansa kaybetmeyi çoktan kabullendiklerini kara kara üzülerek ve of çekerek düşünüyordum.
Neyse 40 dakikayı bulan bir gecikme ile önümdeki trafiğin iyiden iyiye yoğunlaşmasının yarattığı stresle gecikebileceğimizi düşünüp, zar zor düzeltmeye çalıştığım yazımı toparlayıp, Baran'a attıktan sonra çıktığım yolda yeniden yol alırken bu kez telefonum çalıyor.
Ellerim direksiyonda, gözlerim gittikçe iyiden iyiye tıkanan yolda seyrederken manuel debriyaj ve frene basıp, çekmekten yorulan dizimin üzerinde bulunan telefondan gelen sesi duymak için mikrofonu açıyor, camlarımı iyice kapatıyorum.
Arayan bir bayandı ve geçtiğimiz yerel seçimlerde kendisi gibi birçok Ardahanlının yaşadığı İstanbul'un Esentyurt ilçesinde Demokratik Sol Parti'den belediye başkanı adayı olmuş, kazanamasa da kendisi gibi hemşerim olan şimdiki Esenyurt Belediye Başkanını ve diğer partileri bir hayli terletmişti.
Belkide hiç terletmemiş ama 13 bin oy ile geri dönen bir seçimde 5 oy bilemediniz 50, belki de bin 500 oy almıştı.
Sonuçta HDP, İYİ Parti ve diğerleri gibi CHP'nin ve adayının yanında durmamış, karşısında kalıp, her aldığı oy ile İBB'nin de içinde olduğu belediye seçimlerinde alınan oyların bir ikisine engel olmuş onların alacağı oyların önüne geçmiş bir siyasetçi, bir bayan ve başka bir partili İpek Süt idi.
Alo deyip hal hatırdan sonra kendisinin CHP'ye geçmek istediğini ve benim kendisine nasıl yardımcı olabileceğimi ve böyle bir geçişte benim ve meslektaşlarım gazetecilerinde orda olmasını isterim deyince 'olur tabi sizin bu aldığınız karar önemli bir karar ve habere değer bir karar' dedim kendisine.
O da bana, CHP Esenyurt İlçe Başkanını tanıyorsan telefonu varsa bu önerimi kendisine benim iletmemi ve müsait olduklarında birlikte gidip katılım sağlarım deyince 'bende niye olmasın ama ben önce ilçe başkanının telefonunu bulayım, arayayım, sizin teklifinizi kendisine sunar sonra sana dönerim' diyerek telefonu kapattık.


Tabi sizi de konuk olarak beklediğimiz TEMPO TV'de sunduğumuz GAZETECİLERLE GÜNDEM programıma yetişme telaşı içinde ve geç saatte biten programı yapıp gece yarısı eve dönüp, yorgunluktan bitap şekilde uyuyunca meslektaşım Hakan Hazar'dan telefon numarasını aldığım CHP Esenyurt İlçe Başkanına dönmeyi de unutmuştum sabah İpek Süt hanımdan gelen ikinci telefona kadar.
Ve CHP'ye geçmek isteyen DSP'li, DSP'den Belediye Başkan adayı gösterilecek kadar önemsenen bir siyasetçi, bir işçi, bir insan, bir kadını bir kez daha dinledikten sonra Hazar'ın verdiği rakamları telefonumun tuşlarıma yazdırırken 'Esnyurt CHP Bşk. Hüseyin Ergin' diye kayıtla meğer numarası bende varmış diyerek gördüğüm CHP Esenyurt İlçe başkanını aradım.
Telefonu bende olsa de niye olduğunu düşündüğüm ve ne zaman aradığımı ve ne zaman telefonuma kayıt ettiğimi düşünüyordum. Yani sokakta görsem tanımam.. O da beni tanımaz diye düşünüp, kendimi kendisine tanıtırken beni bizzat görüp tanımasa da verdiği kem kümlü ve önden hazır cevaplarla yanı 'hım, ey, işte' şeklinde ki mırıldamasıyla sanki beni az çok tanıdığını sezmiyor değildim...
Çünkü bölgede birçok gazetede yazı yazan, onca dost, akraba, başında bulunduğu partilisinin belediye başkanı gibi onca hemşerimin ilçesinde adımı duymuş gibi davransa da tanımamazlıktan gelip, memleketim Ardahan kışından daha soğuk bir cevapla 'buyurun' diyordu.
Neyse sayın başkan merhaba ben falan, filan dedikten sonra konuya geçip, 'Başkanım bölgenizde İpek Süt vardı. Geçen seçimlerde sizin partiniz ve diğerleri karşısında DSP'den aday olmuş bir kadın siyasetçi beni aradı. Partinize katılmak istiyor ulaşmamı istedi. Eğer uygunsanız sizin de olduğunuz bir zamanda bu katılımı sağlamak ve biz gazeteciler de 'DSP'den Başkan adayı olmuş İpek Süt CHP'ye katıldı' başlıklı haberi yapmamız için İpek hanıma ve biz gazetecilere bir randevu verme imkânınız var mı bilmem ama şunu da bilin bir rica üzerine sizi aradım ben sadece bir elçiyim, elçiye zeval olmaz' dedim.
Demez olaydım.. Çünkü başkanın bana verdiği cevabın her satırında şekerimizi arttıran liyakatsizlik, samimiyetsizlik ve kerhen cevaplarla karşılaşıyor kendisini zorda olsa dinliyor cevabını bitirmesini bekliyordum.
Başkanın verdiği cevap aynen şöyle;
'Evet evet arkadaşlara söyleyin partiyi arasınlar orada arkadaşlar gelirler üye yaparlar beni aramaya da gerek yok .. Kimseyi arayıp randevu almaya da gerek yok, partimizin kapısı herkese açık arkadaşlara söyleyin arasınlar, gitsinler üye olsunlar' diyordu..
Yani bir başka partiden belediye başkanı adayı olmuş bir insan partisinden istifa ediyor, kendisi ve arkadaşlarıyla birlikte başka partiye yani 6'lı masayı kurduk Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerini kazanacağız. Sistemi değiştireceğiz, Hak, hukuk yetmedi adaleti de sağlayacağız' iddiasında bulunan bir parti ilçe başkanının bu önemli teklife bakışı ve samimiyetsizliği aynen böyle idi..
Meğer AK Parti, MHP İlçe Başkanı olsaydı ve bu teklifi alsaydı aynısını mı söylerdi bilmem ama benim bir önceki 'Koalisyon Kaybederse Belediye Yüzünden Kaybeder!.' başlıklı yazımda anlattığımın aynısı CHP'nin ilçe başkanı ve teşkilatlarında da varmış da yazıma eklememişim..
Evet, bu görüşmenin ardından kapattığım telefonuma acı acı bakarken tesadüf mü bilmem ama 9 bine yakın isim ve noyun olduğu telefonumun rehberimde CHP'nin üst yöneticilerinden olan ama inanın yerel yönetimlerden yani ' dün ele aldığım 'Koalisyon Kaybederse Belediye Yüzünden Kaybeder!.' yazımda geçenlerden sorumlu oluğu aklıma gelmeyen bir isimle karşılaşıp, onu arıyorum.
Ne tesadüftür ki O da eski bir DSP'li ve iki dönem DSP'den Ordu Belediye Başkanlığı yapmış sonrada CHP'ye geçmiş ve MYK Üyeliği dahil CHP Yerel Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapan ve bir siyasetçiydi. 
Ve ne görevde olduğunu hatırlamadığım ama CHP'li bir milletvekili diye kendisini arayıp, kendimi tanıttıktan sonra CHP Esenyurt İlçe başkanına anlattıklarımı anlatıp, eşimin de şahit olduğu konuyu yani sabah sabah yaşadıklarımı da ekleyince bir iki çalan telefonumu hemen açıp beni sakince dinleyen ve bir hayli mütevazi konuşmasıyla beni sakinleştirip, bana hak veren Torun'un da benden daha çok şekeri arttığı ve bir o kadar teşkilatlardan yakındığını dinliyordum.
Çünkü daha bir iki kelimemden sonra ne yaşandığını hemen anlayan ve 'Kusura bakmayın ya ne kadar üzüldüğünüzü anlıyorum. Örgütlerimiz bu işi sahiplenirlerse bugün yaşadıklarımızı yaşamayacağız zaten' deyip diğer yakınmaları bende kalmak üzere İlçe Başkanını arayacağını ve uyaracağını söyleyerek azda olsa beni rahatlatıyordu.
Ama şu bir gerçek ki bu tutum ve davranışlarla seçim kazanacaklarını ve pusuya girip, İl Başkanının milletvekilliği için istifa etmesini bekleyip, her önüne gelene rakılı masalarda türküler söyleyerek, vekillik satmayı düşünenler, çöpçünün topladığı çöplerle övünüp, başkasının yaptırdığı tahta bir köprü ile övünüp, sanalda şov yapmakla iş yaptıklarını sananlar sadece iyi bir rüya gördüklerini bilsinler...

arşiv haber 16/05/2019 tarihli haber/yorum/reklamlar

Buzlar yasağa kadar balıkları korudu ve eridi!
Van Gölü'nden sonra Doğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük ikinci büyük gölü Çıldır'da balık av yasağı başladı. 15 Ağustos 2018'de başlayan av sezonu süresince çoğunlukla yüzeyi buzla kaplı Çıldır Gölü'nde 15 Mayıs itibariyle av yasağı başladı.

ARDAHAN'ın Çıldır Gölü'nde av yasağı başladı. Gölde buzların geç çözülmesiyle yüzleri gülmeyen avcılar umutlarını gelecek sezona bağladı.

Van Gölü'nden sonra Doğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük ikinci büyük gölü Çıldır'da balık av yasağı başladı. 15 Ağustos 2018'de başlayan av sezonu süresince çoğunlukla yüzeyi buzla kaplı Çıldır Gölü'nde 15 Mayıs itibariyle av yasağı başladı. 15 Ağustos tarihine kadar uygulanacak yasağın kontrolünü Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün ekiplerinin yanı sıra polis ve jandarma yapacak. Kolluk kuvvetlerinin olmadığı yerde köy muhtarları ve ihtiyar heyetleri gölde kaçak ava izin vermeyecek. Yasağa rağmen avlananlara ise 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu'na göre 2 bin 800 TL ceza kesilecek. Gölde yasağın başlamasıyla birlikte balıkçılar da ağlarını çekmeye başladı. Buzların geç çözülmesi sebebiyle verimsiz bir sezonu geride bıraktıklarını belirten balıkçı Oğuzhan Ağbulak, "15 Mayıs itibariyle Çıldır Gölü'nde av yasağı başladı, ağları topluyoruz. Bu yıl balık sezonu pek verimli geçmedi, çünkü gölün buzu bu yıl geç çözüldü, havalar ısındı, balık mevsimi başlarken, yasak da başladı. İnşallah yeni sezon bereketli olur" dedi. Suat İncedere

İsrail Sazanı Çıldır Balığını Yenemedi!..

04/03/2017 Tarihli Haber

Çıldır Gölüne atılan ve gölde ki Sarı Sazan balıklarının yumurtalarını yiyerek Çıldır Gölünde ki balıkların tükenmesine neden olan İsrail Sazanına karşın Çıldır Gölünün gözde balığı Sarı Sazanı direnmeye devam ediyor.

Bir kısmı Kars sınırları içinde kalan kış turizminin göz bebeği Çıldır Gölü’nde buz altından çıkan dev balıklar, balıkçıları sevindirirken, göle 10 yıl önce dökülen Kerevit ve İsrail Sazanı doğal balık soyunu ise tükenme noktasına getirdi.

Yaklaşık 10 kg ağırlığındaki Sarı ve Şafak balıklarının büyüklüğü balıkçıların yüzünü güldürdü.

40 yıldır Çıldır Gölü üzerinde babadan kalma mesleği devam ettiren ve tek geçim kaynağı olduğunu söyleyen Adnan Genç ve Cemil İncedere, Çıldır Gölüne dökülen İsrail Sazanı ve Kerevit gölün doğal Balığı olan sarı balığın yumurtalarını (havyarı) yiyerek beslenirken, sarıbalık tarafından kıyıya bırakılan yuvalar da böylece bozduğunu söylediler.

İvedilikle ıslah edilmesi gerektiğinin altını çizen Genç ve İncedere, “Çıldır gölü bölgemizin doğal besin kaynağı olmakla birlikte, Göl bölgenin doğa turizminin vazgeçilmezidir. Çıldır Gölü’nün kültür balığı av yasağı dönemin tam anlamıyla korunamıyor.” dediler.

Balıkçı Atanur Dursun, “Çıldır Gölünde bölge halkının bilinçsiz avlanması nedeniyle sahip olduğu balık potansiyelini kaybediyor. Yerli ve yabancı turistlerin uğrak mekanları arasında yerini alan Çıldır Gölü, buzlu zemin üzerinde atlı kızak seferleri ve doyumsuz balık ziyafetleriyle mevsim boyunca misafirlerini ağırlıyor. Çıldır Gölü’ne av mevsiminde balık avlamak için giden vatandaşlar, duyarsız balık avcılarından şikayetçiyiz. 3 Yıldır Sarı balık tutamıyoruz. Önceki yıllarda 7-8 kilo gramlık balık avlıyorduk, şimdi 4 aydır tek bir tane sarı balık avladım. Çıldır gölündeki balığın az olmasının nedeninin av yasağının başlangıcı olan Haziran’ın 10’u ila 20’si arasında gölün kıyısına gelen balık yumurta bırakmak için gölün sığ yerlerine akın ediyor. Civar köylerde balıkçılık yapan vatandaşlar, avlanma mevsimi olmasına rağmen büyük ağlarla avlandığını ve bu nedenle balığın geliş yönüne serilen ağlar balığın kıyıya gelip yumurta bırakmasına engel oluyorlar. Kuluçkaya yatmış bir kanatlı hayvanını kafasını keserseniz yavru verir mi? yok, bu durum da aynıdır.” dedi.

KAFKAS HABER AJANSI - SUAT İNCEDERE

**Çıldır ve Aktaş gölleri dondu

*25/11/2016 Tarihli Haberler

SİBİRYA soğuklarının etkisini sürdürdüğüArdahan'da Çıldır Gölü ve Türkiye- Gürcistansınırındaki Aktaş Gölü dondu.
Dondurucu sokukların hüküm sürdüğü Doğu Anadolu Bölgesi'nde dere yatakları, çay ve göller tek tek donmaya başladı. Ardahan'ın Göle ilçesinde dün gece termometreler sıfırın altında 26.6 dereceye kadar düşerken, şehir merkezinde ise 20 dereceyi gösterdi. Sıcaklığın dün gece sıfırın altında 18.5 dereceye düştüğü Çıldır İlçesindeki Çıldır Gölü veTürkiye ile Gürcistan sınırı arasında yer alan Aktaş Gölü'nün yüzeyi tamamen buzla kaplandı. Yaklaşık 27 bin metrekare alana sahip Aktaş Gölü'nün yüzeyini kaplayan buzun kalınlığı 15 santimetreyi buldu.

Kenarbel köyü yakınlarında bulunan Aktaş Gölü'nün donması sonrası köy sakinleri, gölün yüzeyinde oluşan buz tabakalarını baltalarla kırarak hayvanlarının su ihtiyaçlarını gideriyor. Köyde yaşayan ve hayvanlarını sulamak için buzu kırdığını söyleyen TazebeyÜçtepe, "Gürcistan ile sınır olan gölümüz yaklaşık bir hafta önce dondu. Ben her gün hayvanlarımı sulamak için sabah ve akşam saatlerinde gölün buzunu kırıyorum. Suyumuz yeterli gelmediğinden dolayı her gün buzu kırmak zorundayım. İlerleyen günlerde buzun kalınlığı daha da artacak. İşimiz biraz daha zorlaşacak" dedi.

Öte yandan Kenarbel Köyü yakınlarındaki gölün donması ile birlikte, göl çocukların oyun alanına dönüştü. Kuzenler Ahmet Göktaş ve Meriç Göktaş gölün üzerinde birbirilerini kızakla çektiler. Kızakları ile dirift yapan çocuklar "Bugün hafta sonu, bizde zamanımızı buz üzerinde kızak kayarak geçiriyoruz. Buz üzerinde kayak yapmak çok keyifli" dedi.

**Şampiyon Çıldırlı küçük güreşçilerle buluştu.. 

Dünya ve Avrupa şampiyonu, Rio Olimpiyatları üçüncüsü Milli güreşçi Cenk İldem Çıldır´lı küçük güreşçilerle buluştu . 
Konferans salonunda yapılan sunuma Çıldır Belediye Başkanı K. Yakup Azizoğlu ve bazı Daire amirleri katıldılar.
Halk Eğitim Merkezinin katkılarıyla vede eski güreşçi Zeki Bayraktarın’da hocalığını yaptığı Güreş ve jimnastik eğitimine Dünya ve Avrupa şampiyonu cenk İldem de katıldı. Çıldır Yüksek Okulu Konferans salonunda yapılan konferansa ilgi büyüktü.
Çıldır Belediye Başkanı Yakut Azizoğlu Milli Güreşçiye başarılarından dolayı plaket verdi. Daha sonra Zeki Bayraktarın açmış olduğu güreş salonuna geçerek küçük güreşçilerle gösteri düzenledi.

**ATLAR DIŞARI ATILDI..
Yoğun kar yağışının ardından Çıldır ve Köylerin’de sahipsiz kalan atlar çarşıya kadar indiler öğrenci servislerini zor durumda bırakan atlar servis şoförlerini zor durumda bıraktılar. Yazın işini görüp kışın düz arazilere bırakılan atlar otlayacak yer bulamadıkları için köylerdeki kapı önündeki otlara saldırmaya başladılar kar kalınlığının 20 cm ulaştığı Çıldır’da atlar tehlike saçtılar bu karda kıyamette hayvanları dışarıda bırakan vatandaşların duyarlı olmadıkları gözlenirken yetkililerin sahip çıkmaları istendi.

**CHP ÇILDIR’DAYDI..
Eğitim Çıldır CHP ilçe binasında gerekleştirildi. Eğitime CHP il Başkanı Yalcın Taştan Ardahan CHP ilçe Başkanı Kadir Sinan Onay CHP Çıldır ilçe Başkanı Nevzat Şirin ve parti üyeleri katıldı.Seminerde Açış konuşmasını yapan parti eğitim sorumlusu Yılmaz Çiftçi Bu eğitim resimlerle süslenmiş ve herkesin anlayabileceği nitelikte bir eğitimdir dedi.Daha sonra Çıldır CHP ilçe Başkanı Nevzat Şirin konuşmasında Bu güne kadar verdiğimiz mücadelede başarılar elde ettik. aynı şekilde Ardahan’da güzel sonuçlar alacağız diye düşünüyorum” açıklamasında bulundu
Daha sonra konuşmasına CHP Ardahan il Başkanı Yalcın Taştan devam etti Taştan seçimlerin ülkenin kaderi açısından çok önemli olduğunu belirterek, CHP olarak bu seçimlere çok iyi hazırlanmak zorunda olduklarını söyledi. Seçim gününde CHP görevlilerinin sandıklara çok iyi sahip çıkması gerektiğini belirten Taştan CHP iktidarına herkesin ihtiyacı olduğunu söyledi.
**Dernekten saz kaz gecesi..
Ardahan’ın Gürcistan ve Ermenistan ilçelerine komşu olan Çıldır İlçesinde ki Muhtarlar Derneği dernek üyesi muhtarlara yemek verildi.
Dernek Başkanı Arif Uzunkaya, köy ve mahallelerin sorunları ile uğraşmaktan dolayı pek fazla bir araya gelemediklerini ve böyle bir yemek organizasyonu ile bir araya gelme fırsatı bulduklarını söyledi. 
Yemek Dernek Başkanında kendi Köyü olan Eşmepınar (Purut)Düğün salonunda verildi.Başkan Uzunkaya Muhtarlarımız ile bir araya gelerek yemek yeme ve karşılıklı sohbet etme fırsatı bulduk. Güzel bir buluşma oldu dedi. Yemeye Çıldır Kaymakamı Tamer Kılıç ve bir kac Daire amiri katıldı.Sazlı ,sözlü olan yemek yöre Aşıklarının söyledikleri yöresel türkülerle son buldu.
Cumhuriyet Gazetesi’ne yapılan operasyonla ilgili olarak Çıldır Aşık Şenlikli olan duyarlı vatandaşlar cumhuriyet gazetesinin önünde pankart açarak eylem yaptılar.78 kuşağı olarak’ta bilinen grup alınan bilgilere göre önce yürüyüş yaptıktan sonra Cumhuriyet Gazetesi önüne giderek sloganlarla pankart açtılar.Daha sonra Cumhuriyet gazetesi yetkilileri grubun yanına giderek resimleri yayınlamak için istedikleri öğrenildi.

*Bunları biliyor muydunuz?

Çıldır Gölünün Altında Şehir Var!

TEKÇAM EFSANESİ
Ardahan’ın merkeze bağlı Ovapınar Köyü dağlarında ormanlık bir alan zamanla yok olur,fakat bir tane çam ağacına kimse dokunmaz. Geceleri ağacın etrafında mumların yandığını gören yöre halkı bu çam ağacının kutsal olduğuna inanır ve dilek dilemek için buraya gelir. Ancak bir gün çevredeki köylerden birinde yaşayan bir adam ağacı kesmeye karar verir.
Ağacın yanına gelerek baltasıyla kesmeye başlar ve (rivayete göre)baltayı vurduğu yerden kan gelir. Ağacı kesmeye kararlı olan adam vazgeçmez ve ağacı keserek evine götürür.
O günün akşamında bu bölgeye görülmemiş derecede bir yağmur yağar ve adamın yaşadığı köyden bir sel geçer. Sel köyden sadece bu adamın evini ve ailesini götürürken, başka kimseye zarar vermez
Bugün ağacın bulunduğu yerde "Tekçam" denilen bir çeşme akmakta ve yöre halkı yağmur yağmadığı zaman buraya gelerek yağmur duası etmektedir.
Yağmur ağaçların bol olduğu yerle de çok olur,bu zavallı tek başına kalmış ağaç onu koruyan ve seven insanlara bol bol bereketili yağmurlar getirsin,insanlar da bunun karşılığında bu ağacı daha fazla yalnızlığa mahküm etmeden ona küçük fideler ekip eskisi gibi ormanlık bir alan oluştursunlar.Ağaçları çoğaldıkça,yağmurları da çoğalsın

ARDAHAN EFSANELERİ ÇILDIR GÖLÜ ALTINDAKİ KAYIP ŞEHİR
Bir rivayete göre eskiden Çıldır Gölü'nün dibinde bir şehir varmış. Buranın Bey’i Akçakala'da yaşıyormuş.Çukurda kurulmuş bu şehrin, dokuz burma musluklu bir çeşmesi varmış. Bey "Gece gündüz çeşmeden su alanlar sakın çeşmeyi kapatmayı unutmasınlar yoksa şehri su basar" dermiş.
Şehirde yaşayan herkes bu buyruğa uyarmış. Bir gün akşamın karanlığında çeşmeden su doldurmakta olan bir kıza yedi yıldır gurbette olan ağabeyinin geldiğini müjdelemişler. Dokuz burma musluklu çeşmenin bir musluğundan su dolduran kız, sevincinden evine koşup giderken burmayı kapatmayı unutmuş.
O gece çukur yerlerdeki evleri su basmış ve dokuz burmalı çeşmenin yeri de kaybolmuş . Evi biraz yüksekte olanlar işin farkına varınca çoluk çocuğun elinden tutarak hiçbir eşya almadan yokuş yukarı kaçmışlar.
Ertesi gün şehirden sadece kilisenin kümbeti görülüyormuş fakat akşama kadar oda sular altında kalmış.
Şehirden sağ kurtulup kaçanlar Akçakala adasına gitmişler.”Çıldır Gölü” dibindeki dokuz burmalı çeşmenin suyundan ortaya çıkmış deniliyor. Eğer ki Taşbaşı’ndan bu gölün ayağı Zarşat'a doğru akmasaymış Akçakala adası ile öteki köyleri de su basarmış.
Hem masal tadında hem de gerçek olduğunu düşündüren bir efsane yaşanmış(rivayete göre),asıl merak uyandıransa sular altında kalan şehir de yaşananlar…

**KÜRTLER VE HDP EVET DEMELİ..
  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var
fakiryilmaz323@hotmail.com

Barış süreci devam etseydi şu an tartışılan Anayasa değişikliğini HDP ile birlikte yapmak istediği saklanamaz bir durum olan AK Parti ve onun kurucusu şimdi ki Başkan/Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugünden itibaren kolları sıvadılar..
Açılış manasıyla referandum mitinglerine start veren iktidar ve Erdoğan MHP'nin desteği ile mecliste geçen Anayasa Değişimini halka sunarak, resmi kabulünü istedikleri şu günlerde benim Kürtlere ve HDP'liler bir önerim olacak.
Bu önerimi yapmak için hazırlandığım bir sırada ajanslara düşen son dakika haberini de hemen belirtmekten ve bu yönde de bir yorumda bulunmak gerekir diye düşünüyorum.
Çünkü mecliste işi HDP'ye kaptırmamak için AKP'nin yanında yer alan MHP'nin yarısından çoğunun başta Bahçeli'ye olmak üzere AKP'ye ve Erdoğan'a gol atacaklarını tahmin ediyor, gezip, dolaştığım yerlerde görüyor gibiyim..
Evet, MHP'nin referandum sürecinde çok aktif olmayıp, işi değişimi çok isteyen AKP'ye ve Başkan/Cumhurbaşkanına atacağı şimdiden belli gibi görünürken benim Kürtlere ve HDP'ye bir önerim olacak..
Başlığı gören, ama içeriğini okumadan 'Bak Fakir'de AKP'nin, iktidarın yanında yer aldı' diyerek, beni peşinen suçlayacakların olacağını bile bile yorumuma başlık olan konuyu biraz açmak istiyorum.
1- 12 Eylül Cuntasının hazırladığı Anayasanın değişmesini isteyen en çok Kürtler ve HDP' değil miydi?
Evet
2- Peki AK Partinin attığı ve adına 'Barı Süreci' denen süreçte HDP'liler 12 Eylül Cuntasının Anayasanın değişiminin de içinde bulunduğu AK Parti ile arka kapılarda görüşmediler mi?
Tam evet demeyelim ama kamuoyu algısı öyleydi..
3- 7 Haziran'dan sonra HDP'nin 81 vekil alacak kadar güçlenmesini içine sindiremeyip, 1 Kasım seçimlerine gidenleri protesto etmeyip, seçimlere girmemesi gerekirken 1 Kasım'ı isteyenleri onaylarcasına yeniden seçime gidenler HDP değimliydi?
O zaman ele bu zaman ele diyecekler çıkabilir.
Ve yeniden 'Seni başkan yaptırmayacağız' diyebilir..
Ama ben burada, hemde en yüksek sesle diyorum ki;
Eğer siz samimiyseniz ve Erdoğan'ı başkan yaptırmak istemiyorsanız gelin bu kez 'Evet' deyin..
Deyin ki; Dediğiniz olsun..
Yani, 'Kürtler ve HDP 'Evet' diyorsa bu işte bir bit yeniği var' diyecekler ve bir zamanlar 'başkanlık ülkeyi parçalamaktır' diyen başta MHP olmak üzere Türkler de hayır desinler..
Yani AKP'yi ters köşe yapmak, hatta belkide barış sürecini yeninden başlatmak için Kürtler ve HDP 'Evet' desin derim..
Var mısınız?
Akisne mi?
Siz, 'Hayır' dedikçe, Erdoğan'ı seven de sevmeyende AKP'li olmazsa da sırf CHP'ye gıcık olduğu gibi size de kızıyor
Ve; 'Evet' çiler çoğalıyor, haberiniz olsun..




Kaynak: ardahan haber

Editör: ardahan haberleri

Bu haber 8188 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI