Reklam
Bugun...


DOĞAN ŞENTÜRK EKRANA ÇIKACAK..
FOX'un yeni tartışma programı “Orta Sayfa”nın cuma günü başlıyor.. Ekibiyle birlikte ortaya koyduğu başarısıyla başında bulunduğu tv kanalını en çok izlenen kanal durumuna getiren gazeteci hemşerimiz FOX Haber Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk’ün moderatörlüğünü üstleneceği, FOX’un yeni programı “Orta Sayfa”, 19 Kasım Cuma günü izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.

DOĞAN ŞENTÜRK EKRANA ÇIKACAK..

Gazeteciler yarın saat: 14.0'da TEMPO TV'de olacaklar..
SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..

Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz'ın Birlikte Hazırlayıp, TEMPO TV'de Sundukları 'Gazetecilerle Gündem' Alı Program Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV'de 

Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..

MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 
Gazeteci Fakir Yılmaz'ında bir dönem birlikte çalıştığı ve ülke gündemine damga vuran haberler imza attıkları Gazeteci İsmail Küçükkaya ile Selçuk Tepeli'nin sunduğu haber programları ile ülke gündemine damga vuran FOX TV bu kez bir tartışma programı ile izleyicileriyle olacak.
Doğan Şentütk'ün  moderatörlüğünü üstleneceği Nevşin Mengü, Murat Yetkin, Çiğdem Toker ve Deniz Zeyrek'in yer alacağı tartışma programı her hafta cuma günleri ekranda olacak. 
“Orta Sayfa”, 19 Kasım Cuma itibarıyla her cuma saat 23.30’da canlı yayınla FOX’ta ekranlara gelecek.

KÖPRÜ ÇÖKTÜ ÇÖKECEK, PEKİ YETKİLİLER NERDE?

Cumhuriyet Halk Partisi Ardahan Merkez İlçe Başkanı Kadir Sinan Onay ve beraberindeki CHP'liler, köy ziyaretlerine devam ediyor. Onay ve arkadaşları, köyde karşılaştıkları içler acısı bir ihmali yeniden gün yüzüne çıkardı.

ÇÜRÜMÜŞ DEMİRLER TEHLİKE SAÇIYOR!
Ardahan Merkezdeki Kocaköy'e bir ziyaret düzenleyen CHP Ardahan Merkez İlçe Başkanı Kadir Sinan Onay ve bir grup partili, köy girişinde bulunan ve aynı zamanda aralarında Alagöz ve Meşedibi (Morofga) gibi birkaç köye de bağlantı sağlayan ulaşım köprüsünün yerinden çıkan, çürüyen demirlerini görüntüleyerek yetkililere çağrıda bulundular. 

KADERİNE TERK EDİLEN KÖPRÜ, BİR AN ÖNCE ONARILMALI!
Sosyal medya hesabından çarpıcı karelerle gündeme getirdiği konuya dair bir açıklama yapan İlçe Başkanı Onay, alarm zilleri çalan ve insan yaşamını tehdit eden köy köprüsü üzerindeki gerekli onarımların ivedilikle yapılmasını gerektiğini kaydetti. Köprüde yaşanacak olası bir facianın önüne geçilmesi isteyen CHP Merkez İlçe Başkanı Kadir Sinan Onay, devletin ilgili kurumlarını göreve davet etti.

Cumartesi sevmek...

Yoğun, bir o kadar hızlı geçen günleri, haftaları ve ayları art arda geride bıraktığımız hayatın ne getirip ne götüreceğini düşünmeden hızla tüketirken Musa Peygamber ile birlikte Boğaziçi’ne gelmiş Yuşâ Peygamber gibilerinin de gelip, geçtiği o hayatın içinde yaşanan güzel günler de var. Bugün benim yaşadığım bir cumartesi günü gibi.

Ve o anları değil unutmak, o gün beklenmedik anda yaşananları beynimize, gönlümüze kazıdığımız anılar olarak kalbin hazinesi denen atar damar değerinde 'Unutulmayacak bir an' diyerek mutlu olup, seviniriz.
İşte o günlerden biri olan bir günün yaşanacağını hesap etmeden çıktığınız yolu alırken o yolun sonunda yaşanacakların ya da karşılaşacaklarınızın sizi üzeceği korkusu veya beklenin olmayacağı telaşının yarattığı stresle bir bakmışsınız ki bitti denen yolun daha başında olduğunuzu anladığınız an o günün en güzel an ve gün olduğunu anladığınızda o günü daha çok seversiniz.
İşte, pazar gününün verdiği rahatlığın bittiği an başlayan Pazartesi sendromu, uğurlu günüm olan Salı'nın, dini duyguların baskısıyla dostları ve öbür dünyayı hatırlatan Perşembe'nin bitişiyle gelen ve  Peygamberimizin: "Allah'u Teala her cuma günü altı yüz bin kişiyi cehennemden azad eder. " dediği kutsal cuma günü gibi haftanın günlerinden biri olan ve fırsat buldukça okurumla paylaştığım iç dünyamı ele almak istediğim yazıları ele aldığım bir gün olarak ayırdığım cumartesi gününü hem de 'Cumartesi Yazılarım' başlıklı yazılarımı yazdığım güzel bir gündü bu cumartesi...
Çünkü bitti denen yolun başında olduğumu bana hissettiren bir cumartesi gününü bir kez daha bana sevdirene ve o günü yaşatan Allah'ıma şükrediyorum.
Neden mi?
Çünkü uğurlu denilecek bir yolun başında olduğumu bana yeniden hatırlatan bu çıktığım yolun hiç bitmeyeceğini ve başladığı günkü heyecanla beklemediğim bir anda bana güzel duygular yaşatan içi dolu Cumartesi'yi hiç ama hiç unutmayacağım.
Ve beynimdeki, kalbimdeki sevgiyle bu cumartesiye, içinde yaşadıklarıma, yaşatılanlara tüm kalbimle bir kez daha teşekkür ediyorum...

Bundan sonraki günlerde 35 yıla yakındır devam eden gazetecilik mesleğim boyunca yazdıklarımı bir, belki de iki, üç kitap altında toplamak derken ilk sayısı çıkan dergimin ardından yeniden renklenen gazetemize, dergimize, sitemize, tv programlarımıza değil ,sizin olan gazetenize, derginize, haber sitenize, tv programlarınıza verilen destekler ve bölgem için, okurum için bir ilk  olan elektronik gazeteme ilk adım olan bugünü ve adı cumartesi olan bugün yaşadıklarımı hep seveceğim, hem de ömrümün gideceği yol boyunca..

ariv haber 05/12/2017 tarihli haber&yorumlar 

Ardahanlının Başında Olduğu
FOX Neden Birinci?
Bonnie Vie dergisinden Hakan Solaker, Ardahanlı FOX Haber Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk ile renkli bir röportaja imza attı. Doğan Şentürk, FOX Haber'in başarısını anlattı, Fatih Portakal ve İsmail Küçükkaya hakkında bakın neler söyledi?

Şentürk; Bir gazetecinin damıtılmış vicdanı olması çok önemli. Damıtılmış vicdanınızla toplum vicdanı örtüştüğünde, siz başarılı gazetecisiniz demektir.

İşte dergide yer alan röportaj:

Türkiye’de televizyonlarda programlar hazırlamak, belgeseller, diziler, yarışmalar ve eğlence programları yapmak hep zor ve bir o kadar da riskli olmuştur.  İşte tam on yıldır habere damga vuran bir televizyon FOX. 

Bu çok önemli başarının arkasında ise mutfakta yetişmiş başarılı bir haberci ve işinin aşığı isim var. Fox Haber Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk. 2007 yılında başlayan başarı serüvenini 2018’e bir ay kala hala zirvede tek başına devam ettiriyor.

İyi bir haber ekibine ve haber önü sunum ekibine sahip olan Doğan Şentürk ile bu başarı öyküsünün perde arkasını, önünü sorduk.

Ve karşınızda, dizileri bile rahatsız eden başarılı bir haberci, Doğan Şentürk…

‘Kollektif bir başarımız var. Ama bir başarısızlığımız olduğunda onu da kollektif olarak göğüsleyebiliyoruz. Ben yıllar yılı devam eden başarıyı bir buna bağlıyorum’

-Sevgili Doğan, yıllarca çalıştığın kanalda haberciliğe neredeyse ambargo koydun. Bu tesadüfleri geçti, tam bir başarı öyküsü oldu. Ekibini nasıl kurdun? Bu ülkede haber bulmak zor. Bu temelleri nasıl oluşturdunuz?

-2007 yılında başladık bu olaya… 11’nci yılımıza girdik ve istikrarlı bir şekilde aynı ekiple devam ediyoruz. Bizim başarımızın en büyük temellerinden biri ciddi bir ekip ruhu olması.

Ekibin hepsi genç arkadaşlar ve piyasada habercilerin arasında yer alan isimler. Bunun dışında bir o kadar da takım oyununa uygun karakterler… Önemli olan da bu zaten. Benden başlayarak en alt kademeye kadar insanların önem verdiği unsurlar var.

“Ben gazeteciliğimi iyi yapayım, dürüst ve istikrarlı olayım. Aynı zamanda başarılı huzurlu, sağlıklı olalım ve birbirimizin yarattığı boşlukları dolduralım. Birbirimizin hatalarını kapatalım.”

Habercilik, biliyorsun ki ego işidir. Ego çok önemlidir çünkü, hedefiniz ve ihtirasınız olacak. Ama maalesef bizim sektörde ego ve hırsın fazlası insanlara zarar verir hale geldi. Bunun kontrolü çok önemli. Ego işiniz için iyidir ama başkasının üstüne basmak, onları ekarte etmek üzerine kurulu olan ego zarar getirir.

Bizim haber merkezimizde buna son derece önem veriyoruz. Tabii ki hırsımız ve hedefimiz var ama bu hırs başkalarına zarar verme noktasına gelirse, o haber merkezinde huzur bekleyemezsiniz. Biz başarıyı da başarısızlığı da kollektif sayan bir haber merkeziyiz.

Fatih Portakal ya da İsmail Küçükkaya haberde bir söz söylediyse, o sözün bütün yükümlülüğünü sadece onlar almaz. Başta ben olmak üzere bütün haber merkezi alır. Bunun dışında haber merkezinde bir haber bandı yapıldığında onun da sorumluluğunu onlar alır. Biz birbirimizi yalnız bırakmayız. Başka türlü güven müessesesini oluşturamazsınız.

‘Ana Haber’iyle, sabah kuşağında ‘Çalar Saat’iyle, hafta sonu ‘Ana Haber’iyle ‘Sabah Haber’iyle, hafta sonu yaptığımız ‘Benden Söylemesi’ adlı programla kollektif bir başarımız var. Ama bir başarısızlığımız olduğunda onu da kollektif olarak göğüsleyebiliyoruz.

Ben yıllar yılı devam eden başarıyı bir buna bağlıyorum, bir de profesyonel yaşamımızın dışında birbirimizin sevinçlerine, hüzünlerine, yaslarına, acılarına da çok hakim olmamıza bağlıyorum.

Örneğin biz zaman zaman ekip olarak çıkıp yemek yiyoruz. O yemekte herkes birbirinin kendisi ve ailesiyle ilgili sevinçleri, sıkıntıları biliyor. Yani baktığınızda biz gerçek anlamda bir aileyiz.

‘Bir gazetecinin damıtılmış vicdanı olması çok önemli. Damıtılmış vicdanınızla toplum vicdanı örtüştüğünde, siz başarılı gazetecisiniz demektir’

-Televizyonlar arasında Ana Haber olarak büyük bir rekabet var. Hepsi pastadan bir pay almaya çalışıyor. Siz 11 yıldır bu istikrarınızı nasıl koruyorsunuz?

-Tabii bunun birkaç önemli faktörü var. Sonuçta baktığınızda bütün haber bültenleri aynı haberleri veriyorlar. Hemen hemen birbirleriyle kurguları da aynı. Ama bizim istikrarımızın en önemli faktörlerinden biri sunuş… Gerçi bütün kanallardaki haber sunucularının hepsi alanlarında profesyonel, bu konuda dirsek çürütmüş, duayen isimler…

Onlara kesinlikle haksızlık etmemek lazım. Ama biz starımızı sıradan, seyircimizi ise star yapmak üzere yola çıktık. Biz her gün Türkiye’nin evlerine giriyoruz.

Türkiye’ye her sabah ‘’Günaydın’’, her akşam da ‘’İyi Akşamlar’’ diyoruz. Biz asıl hedefimize ulaştık ve o evin bir bireyi olduk. Fatih Portakal bugün Türkiye’deki bütün ailelerin bir bireyi… Çünkü Fatih Portakal çok doğal. Keza İsmail Küçükkaya da öyle. her ikisi de ailelerin akrabaları gibi algılanıyor. İşte bu algıyı doğallık yaratıyor.

Her ikisi de kamera önünde nasılsalar, kamera arkasında da öyleler. Bir de her görüşten her persfektiften, oluşan bir yazı işleri masası var. Bu da çok önemli. Biz haber toplantılarında bir olaya tek bir pencereden bakmıyoruz. Çünkü biz Türkiye’nin bir mozaik olduğuna inanıyoruz. Böyle olunca da bütün Türkiye bizi izliyor.

Haberde asla taraf değiliz. Altını çizerek söylüyorum, tarafsız bir haber yapıyoruz. Biz bu ülkenin değerlerinden bu ülkenin bayrağından tarafız. Kurucu irade Mustafa Kemal Atatürk’ten tarafız.

Bu ülkenin dini değerlerinden, sosyolojik değerlerinen tarafız. Bizim tek görevimiz gazetecilik. Fatih Portakal ve İsmail Küçükkaya yaptıkları yorumlarda doğruyu ve olması gerekeni söylüyor. Toplum sağduyusu ve toplum vicdanı neyse onu söylüyorlar.

Biz karşı taraftan görüş almadan asla haber yapmayız. Ama taraflı, yandaş ve angaje olan yayın organlarının çok olmasından dolayı biz muhalif gibi algılanıyoruz.

Ama her kesimden insanlar bizi izliyorsa demek ki doğru iş yapıyoruz. Benim sabah, akşam ve hafta sonları yaptığımız haberlerle vicdanım ters düşmüyorsa Genel Yayın Yönetmeni olarak en büyük reytingim odur.

-Siz bültenlerinizde intihar ve özellikle de çocuk istismarı haberlerine yer vermiyorsunuz? Halk da buna olumlu tepki veriyor. Bunu ekrana domine etmek çok önemli değil mi?

-Tabii ki çok önemli. Biz sadece gazeteci gömleğiyle hareket etseydik, böyle davranmazdık. Ben bir habere gazeteci Doğan Şentürk olarak bakıyorum, bir aile babası Doğan Şentürk olarak bakıyorum, bir eş Doğan Şentürk olarak bakıyorum.

Yani insan Doğan Şentürk olarak bakıyorum. Bütün bu bakışlarımla empati yapıp, bütün bulardan sonra damıtılmış bir vicdan çıkarıyorum o haberde… Bir gazetecinin damıtılmış vicdanı olması çok önemli. Damıtılmış vicdanınızla toplum vicdanı örtüştüğünde, siz başarılı gazetecisiniz demektir.

-Senelerdir ana haber sunan Uğur Dündar, Ali Kırca, Mehmet Ali Birand vardı. Onlar hem ankormen hem de haber merkezinin başıydı. Ama burdaki başarının geri planında ve temelinde siz varsınız ve hep geri plandasınız. Bunun nedeni nedir?

-Bu soru bana hep soruluyor. Bir kere ekranın kendine ait bir tılsımı, bir cazibesi vardır. O ekranda olduğunuz sürece zamanla bir hayran kitleniz oluşur, sokakta daha fazla yürüyemezsiniz. Hele günümüzde gazetecilerin basın özgürlüğü ve can güvenliği konuşuluyorsa, sürekli dikkatli olmak zorundasınız. İster istemez yaşamınızı kısıtlamak zorunda kalırsınız. Yaşamın içinde istediğiniz kadar, arzu ettiğiniz kadar olamazsınız.

Ben bu konuda rahatım. Ben toplumun bütün nabzını ölçebiliyorum. Ben, yeri geliyor sokakta dolaşabiliyorum, pazara gidebiliyorum. Sokakta her şeyi çok rahat gözlemleyerek yürüyebiliyorum. Zamanı daha efektif olarak kullanabiliyorum.

Haber merkezinin ihtiyacı olan daha fazla bilgi, istihbarat, enformasyon gibi detaylara zaman ayırabiliyorum. Şöyle düşünelim, ben sabah 08.30’da buraya geliyorum ve akşam 20.30’a kadar aralıksız çalışıyorum.

Bu aralıksız çalışmanın tamamı ekranda verilecek haberlerin düzenlenmesi, ayırt edilmesi, tasnif edilmesi ve haberin virgülüne kadar kontrol edilmesiyle geçiyor. Ayrıca bir haber merkezini yönetmenin ille de ekrana çıkmak gibi bir yükümlülük getireceği kanaatinde değilim. Çünkü Ufuk Güldemir’in öğrencilerinden biriyim.

Çünkü rahmetli de ekranı sevmez ve çıkmazdı. Benim tarzım bu. Ben bu ekolü seviyorum. Ben ekrana çıkarak güçlü olmak, kalıcı olmak gibi bir şey olduğuna inanmıyorum. Ekran sıradan, doğal ve egosuz insanları daha fazla baş tacı eder. Mesela Fatih Portakal için bu örnek çok daha doğru bir örnektir. Bence ne kadar doğal olursanız, o kadar kalıcı oluyorsunuz.

Bir de herkes ekrana çıkacak diye bir kural yok. Ben mesleğin her aşamasından geçtim. Uzun yıllar ekranda da oldum. 14 yıl muhabirlik yaptım. Canlı bağlantılar, anonslar, programlar… Kaldı ki zaten o birikimimizi de yeri geldiğinde kullanıyoruz.

10 yıllık süre zarfında seçimde, referandumda özel yayınlarda hep varım ve ekrandayım. 15 Temmuz yayınında da vardım, uzun soluklu yayınlarda hep oldum.

Ama burada çok zor bir işim var. Şu an Türkiye’de tarafsız gazetecilik yapmak çok zor bir olay. O yüzden bunu en ince ayrıntısına kadar yapmak zorundayım. Ekrana çıksaydım, öğleden sonramı ekrana verip haber merkezinden kopacaktım.

O zaman ekibimi ihmal edecektim, bu işin mutfağını ihmal edecektim ve belki çok daha farklı bir sonuç alacaktık. Bütün bunların dışında benim bir aile sorumluluğum da var.

Ben aynı zamanda üç çocuk babasıyım. Bir baba olarak onlara da zaman ayırmam gerekiyor. O nedenle ekranda olmamayı ekranda olmaktan çok daha mantıklı buluyorum.

-Eskiden Abdülhamit döneminde bir jurnalistler vardı vardı bir de jurnalleyenler. Şimdi de aynı durumu yaşıyoruz. Buna ne diyorsunuz?

-Ertuğrul Özkök’ün çok kullandığı bir sözü vardır, ‘’İnsana dair hiçbir şey beni şaşırtmaz’’ diye. Benim için de öyle. İnsana dair hiçbir şey beni şaşırtmıyor. Benim en çok üzüldüğüm meslektaşın meslektaşa yaptığı linç ve hedef göstermesi. 1980’li yıllarda da ayrışmacılık vardı.

Ama bir Tercüman gazetesi yazarıyla bir Cumhuriyet gazetesi yazarı birbirini hedef göstermiyordu. Ama günümüzde geldiğimiz nokta çok trajik. Meslektaşın meslektaşa linçi… Sanmayın ki sözüm sadece iktidara yakın gazetecilere… İktidara muhalif olan gazetecilerde de bu var.

‘İyi haberciden iyi diziciler çıkar’

-Fox haber haftanın yedi günü raytinge hakim oluyor. Senin kanalın da buna dahil, diziciler bu durumdan rahatsız. Diziciler haber programını yok sayıyor. Sıralamada ikincilerse birinciyiz diyorlar. Diziler kadar seyrediliyorsun sen de… Bu duruma nasıl bakıyorsun?

-Haftanın her günü ortalama 18-20 tane dizi yapıyorum. Bütün yapımcılardan da ucuz yapıyorum. Ana haber bültenimin içerisinde 18-20 tane dizi var. Çünkü dizilerdeki konuların tamamı hayattır. Ben hep şunu söylüyorum: “İyi habercilerden, iyi diziciler çıkar.” Her haber ayrı bir öykü.

Dolayısıyla bu işi iyi yapıyoruz ki dizilerden önde ilerliyoruz. Kendi kanalım açısından soruyorsanız, biz zaten prime-time çok yüksek bir raytingle giriyoruz.  Bizim dizilerimiz için ana haberimiz bir avantajdır. Rakiplerimiz için dezavantajsa ne mutlu bize demek ki işimizi iyi yapıyoruz.

BONNE VİE DERGİSİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ HAKAN SOLAKER, FOX HABER GENEL YAYIN YÖNETMENİ DOĞAN ŞENTÜRK

**FOX Her Sabah Ardahan'la Haber Sunacak

*3170772017 Tarihli Haber

Ardahanlı Genel Yayın Yönetmeni Gazeteci Doğan Şentürk'ün başında bulunduğu Fox TV yeni yayın döneminde haberleri Ardahan'dan da alınan bir görüntü ile başlatacak.

Alınan bilgilere göre ülkenin önemli televizyon kanallarından olan ve Gazeteci İsmail Küçükkaya ile Fatih Portakal'ın da aralarında bulunduğu bir çok ünlü gazetecinin hazırlayıp, sunduğu Fox TV Haber 17Ağustos'ta başlayacak olan yeni yayın döneminde içinde Ardahan'da da bir kare görüntü olan klip ile haberlere başlatacak.

Ayten Alpman'ın seslendirdiği 'Bir Başkadır Benim Memleketim' şarkısıyla haberlerine başlayacak olan FOX TV'nin 'Çalar Saat' ve 'Fox Ana Haber' adlı iki haber programı yayına başlarken aralarında Ardahanlı öğretmenlerden olan Nesrin Güngör'ün de seslendirdiği ve Ardahan Kalesinden Ardahan'ın genel görüntüsünü gösteren görüntünün de bulunduğu kliple izleyicilerine merhaba diyecek.

https://twitter.com/FOXhaber/status/892069019020406784/video/1?utm_source=fb&utm_medium=fb&utm_campaign=fakir_yilmaz&utm_content=892101016711254018

**FOX ARDAHAN'I DİNLEYECEK..

*04/05/2015 Tarihli Haber

Genel Yayın Yönetmenliğini Ardahanlı Gazeteci Doğan Şentürk'ün yaptığı FOX TV Ardahan'da yayın yapacak..

Gazeteci İsmail Küçükkaya'nın yönettiği 'Çalar Saat' adlı haber programı önümüzde ki hafta Ardahan'da canlı yayın yapacak.

Hafta içi her gün saat 06.00 ila 10.00' arasında Ardahan'da yayın yapacak olan FOX TV Çalar Saat Haber Programı Ardahanlıları önümüzdeki hafta Ardahan'a gelerek Ardahanlıları dinleyecek, konuşturacak.

'Vicdan ve Adalet Nöbeti'
7 Haziran'dan bu yana karşılaştığı onca haksızlık, hukuksuzluğa karşın, genel başkanı dahil bir çok vekili ve 10 bine yakın partilisinin tutuklanmasına rağmen halen neden Sine-i Millete dönmeyip, polis bariyerleri etrafı kapatılmış genel merkezine giderek siyaset yapmaya çalışan HDP'de CHP'den sonra sokağa çıktı.
HDP’nin 'Durmayalım Dur Diyelim Faşizmi Durduralım' sloganıyla başlattığı 'Vicdan ve Adalet Nöbeti' nin 6. gününde gördüğüm tek şey bir taraftan, muhalefete nefes verilmediği ileri sürülen mecliste durup, maaşları alıp, diğer taraftan da sokakta hak arama siyaseti artık tutmuyor ve inandırıcı gelmiyor gibi..
Çünkü toplumun büyük kesiminin kendilerine iğne batınca eyleme geçenlere artık onay vermiyor.
Başta Kürt seçmeni olmak üzere toplumun kavgadan, çatışmadan yorulduğunu, oy verdiği partinin kendi sorunlarını dile getiren parti olmasını istiyor.
Yani kısacası 7 Haziran ile 1 Kasım'a kadar Erzurum-Erzincan yoluna inen ve HDP'nin aldığı 80 vekilin 40'ını yedikten sonra ortada gözükmeyenlere sözcülük yapmaktansa halkın, milletin sözcüsü olmasını istiyor.
Yani HDP'nin de içinde bulunduğu muhalefetin ortaya koyacağı halk destekli eylemlerle iktidarın önünü mecliste kesen yani gerçek anlamda muhalefet beklediğini bir türlü algılamayan muhalefetin zig zaglı siyaseti artık yemiyor..
Peki ne yapılmalı?
Öncelikle ortaya çıkıp, başta kendi seçmeninden olmak üzere beklenen muhalefeti yapamadıklarından dolayı halktan özür dilenmeli..
Ve; partinin de eleştirilebileceğine kapı açarak, 'Bizde de metal yorgunluğu var' denilip, partiyi, yeni kadrolara teslim edip, yeni bir yol haritası çizilmeli..
HDP dışında diğer tüm oluşumlar yani DBP, Kongragel, Mongragel denenler kapatılmalı ve bütün enerjinin HDP çatısı altında toplanması sağlanmalı..
Çünkü Cumartesi anneleri heyeti, Munzur derneği, yasada, resmiyette yeri olmayan Hoçvan'ın adını kullanıp, falan, filan federasyonlar denen kurumlardan akıl almanın en büyük hata olduğu, kafaları karıştırdığı da artık anlaşılmalıdır..
Ha unutmadan benden yaşlıların gözünü açtığından bu yana gördüğü aynı isimlerin her seçimde vekil, belediye başkanı, meclis üyesi, yönetici olması da tartışılmalı, hatta bu bulunmaz Hint kumaşı olanlara, 'Hele siz kenara geçin' denilmeli ve önce parti içinde vicdan ve adalet sağlanmalıdır..
Ve en önemli diğer bir politikada; Ardahan'ın hayvancılık sorunu başta olmak üzere havaalanı sorununun da içinde olduğu 81 vilayetin sıkıntılarını dile getiren bir siyaset yolu izlenip, halkın, milletin sıkıntılarına ortak olmayı denemeli..
Genel Merkezin sesi ve politikası dışında dış etkenlere karşı dik durulmalı yani Fransa, Almanya yada daha yüksek yerler de gelen tüm öneriler partinin politikasının önüne geçmesine izin verilmemelidir..
En önemlisi üstü başı militan görünümünde ki kişilerin yarattığı örgüt imajlı bir parti gibi değil, yasal zeminde siyaset yapan, her gün tıraş olan, düzgün giyinen, saçını, başını taramışlarla ciddi bir parti kurumu olduğunu ortaya koymalıdır..
Buda yeni bir ekiple, yeni bir anlayışla yeni bir duruşla yapılabilinir..
Ve 2019 Seçimleri öncesi bugünden itibaren kollar sıvanmalı..
Aksine mi dün 81 olan ve bugün 11'e inen parti 2019 genel seçimleri sonrası bitmiş olur..

**CHP'li Dostlarım Bana Kızmasın..

Ulusal'da olduğu gibi yerelde de muhalefet yapmamakla eleştirilen ve 15 yıldır iktidar olan partinin bugünlere gelmesinde en büyük şans olarak değerlendirilen muhalefet partilerinden olan Cumhuriyet Halk Partisinin Ardahan kanadında yaşananları dile getirdiğimiz şu günlerde CHP'li bazı dostlarımın bana bir hayli küsüp, kızdıklarını da haber alıyorum..
Gerçi gazetecilik mesleğimiz gereği ele aldığımız her konuda mutlaka birilerini kızdırıp, küstürdüğümüzü bilsem de tüm vatandaş ve seçmen gibi benimde CHP ve diğer muhalefet partilerinden daha iyi bir muhalefet istediğim için CHP'nin bana kızmasını çokta anlamlı bulmuyorum..
Çünkü bir çok idarecisinin tutuklu olduğu HDP'ye, ortalıkta görünmeyen MHP'ye olduğu gibi mevcut iktidara da zaman zaman hatta her zaman eleştirilerimiz olduğunu CHP'li dostlarımda okuyor, biliyor ve görüyorlar..
Ve en önemlisi ben bir gazeteci olarak ele aldığım yazılarımda, haberlerim de şahsi bir kavgam dolaysıyla ve en önemlisi desinler diye kendilerini konu etmediğimde iyi biliyorlar..
Bu nedenle; için için kaynayan ve her an İl Başkanının da değişmesi beklenen CHP'nin bana kızmaktansa, beni ve benim gibilerinin değil CHP'nin var olduğundan bu yana parti içi muhalefettin yüzünden bu hallerde olduğunu da görmelerini tavsiye ederim..
2019 Seçimlerine doğru giden ülke de ki siyaseti yakın takibe almaktansa parti içinde kim iktidar olsun kavgasını bir türlü bir yana bırakmayan CHP'nin başta Ardahan merkezi olmak üzere bir zamanlar solun kalesi olan Göle'de, gün geçtikçe Erzurumlaşan Posof'ta ve yurt genelinde tanıdığım ve şu an büyük bölümü CHP'li olan terekeme yurdu Çıldır'da belediyeyi alması, genelde iktidar olması için yol gösteren biz gazetecileri yanlış anlayıp, kızmaktansa için için kaynayan kendisine bakması, hatta kızması gerek..
Yani son olarak otel projesini de konuta çeviren, kentin yapılaşmasını adeta katleden, yolları olduğu gibi üst yapıyı halka bir türlü yapamayan iktidara muhalefet etmesi gereken CHP'nin zamanında aşılanmadıkları için telef olan, edilen kazları düşünüp, bu konuda görüş belirtmeyi düşünmesi gereken bir muhalefet partisi olduğunu hatırlatırken bize kızmamasını isterim..
Bu kentin vekilin vekili olan değişmez idarecilerle idare edilmesinin iktidarın suçu olduğunu halka anlatması gereken CHP'nin kendi iç kavgası dolaysıyla bu ülkede olduğu gibi iki gümrük kapısı olmasına karşın halen ithalatı ihracatın beklenen seviyede yapılmadığı bu kentte yaşananları görmeyip, bizim yazdıklarımıza kızma yoluna gitmesi bana göre kolaya kaçmaktan öte bir şey değildir..
Evet kısacası CHP'li dostlarım bana kızmaktansa beğenmedikleri DSP Ardahan gibi iktidara kızması onlara daha çok puan getirir derim.

ariv haber 03/02/01/03/2007 tarihli haber&yorumlar 

 

Çıldırlı kızakçı 
color="#003162">

28/27/02/2007 Günlerinin Haberleri için DEVAMI tıklayın

 

 

Göleli öğrenciler ve Atatürk 
Küresel ısınmaya dikkat çekmek için Ağrı dağına çıkmışlar!..

 

Zirveden indiler.. 25 Şubat Pazar 2007’de Iğdır’da Ağrı dağına tırmanan 3’ü Çinli 10 Türk Dağcı zirve yapıp, bugün dağdan indiler. Bugün saat 14.00 sularında IAğdır’a gelen dağcılar, tırmanışı küresel ısınmaya dikkat çekmek için gerçekleştirdiklerini belirttiler.
Tırmanışta 5 bin 200 metre ele kampına varmayı başaran grup elamanları tırmanışın zor ama zevkli geçtiğini açıkladılar.
Çinlilerle birlikte geçtiğimiz Pazar günü Ağrı dağına tırmanan Akut Başkanı Nasuh Mahruki ; Ağrı dağına şimdiye kadar çok tırmanış yaptım ama en zorlusu bu oldu.zorlu olduğu kadar da eğlenceli geçti.Zirvede ağrı dağında hayatını kaybeden dağcı İskender Iğdır’ın anısına bir dakikalık  saygı duruşunda bulunduk Bu tırmanışı hem İskender Iğdır hem küresel ısınma hem de Çin’den gelen dağcılar için gerçekleştirdik dedi. 
Haber ekleme saati: 17.22-28/02/2007
Haber/Fotolar: Suat Deniz/Iğdır
Hırsızlığın böylesi de görüldü!..
'ÇEVRECİYİZ' diyerek Ardahan, Artvin Kars, Ağrı ve Iğdır'da 
RESMİ DAİRELERİN KALORİFER KAZANLARININ YAKITINI ÇALDILAR!

Ardahan'ında içinde bulunduğu bir çok kurumu soymuşlar. Kendilerini çevreci tanıtıp, AB’de den aldıkları destekle başta resmi kurumlar olmak üzere tüm konutlarda ücretsiz kalorifer kazanı ve bacası bakımları yaptıklarını belirtip, işe başlarken kalorifer kazanlarının sıvı yakıtlarını çalan kişiler polisin konuyu araştırmasıyla ortaya çıktı.
Alınan bilgilere göre, 9 kişi oldukları öğrenilen şahıslar Iğdır’a gelerek, önce İl Çevre ve Orman Müdürlüğüne başvuran hırsızlık ekibi yetkililere parasız kalorifer temizliği yapacaklarını belirtip,  bu konu da temizlik yaptıklarına dair belge aldılar. Burada istedikleri belge ve logoları alan şahıslar daha sonra Iğdır Kadın Doğum Hastanesi ve bazı resmi kurumlara giderek bu kurumların kalorifer yakıtlarını çaldılar.
Aynı çete daha sonra Iğdır Köy Hizmetlerine giderek, ‘biz çevreci ekibiz ücretsiz kalorifer kazanınızın bakım ve temizliğini yapacağız.’ dediler. Polis’in kendilerini takip ettiğini bilmeden burada da yakıt çalmaya başlayan çete suçüstü yakalandı.
Şebeke elemanlarının 2 tankerle işe başladıklarını da tespit eden polis, çetenin çaldıkları kalorifer yakıtlarını bu tankerlere doldurduklarını da tespit etti. Temizlik yaptıkları yerler de hortumla kazan dairesine bulunan akaryakıt depolarını soyan çete elamanlarının kurumlarda çalışan kaloriferciler de rüşvet önerdikleri de belirlendi. Çete’nin kalorifer görevlilerinin, ‘Akaryakıt deposunu neden boşaltıyorsunuz?’ sorusuna,  ‘Kazanın dibin de tortu falan olup olmadığını kontrol edeceğiz. Sen merak etme, sana tulum, çizme ve eldiven vereceğiz bu yaptığımız işlerin karşılığında Avrupa Birliğinden aldığımız paradan her ay sana 189 Ytl aktaracağız:’ şeklinde vaatlerde verdiği tespit edilirken çetenin Iğdır Köy Hizmetleri kalorifer kazanından 6 ton ve diğer kurumlardan ayrıca diğer illerden ne kadar yakıt çaldıkları tespit edildiği de öğrenildi.

***Hırsız Çevreciler Ardahan’da iş görmüşler!

Kendilerini çevreci ilan edip, resmi kurumlara ait sıvı yakıtlı kalorifer tanklarını boşaltan çetenin Ardahan’da da aynı işi yaptıkları ortaya çıktı.
Bilindiği gibi kendilerini çevreci olarak tanıtıp, resmi kurumların kalorifer bacalarını ve de kazanlarını temizleme bahanesiyle kurumlara ait sıvı yakacağı çalan 9 kişi Iğdır’da ele geçirilmiş savcılığa çıkarıldılar.
Konu hakkında bir açıklama yapan Iğdır Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Küçük Iğdır polisinin ele geçirdiği 9 kişilik çetenin,
 daha önce de Artvin, Ardahan, Kars, Ağrı illerinde aynı işi yaptıklarının ortaya çıktığını belirtti.
Çete’nin ele başı olduğu öne sürülen Ali Fuat Kılıç, Mehmet Kozan ekipte bulunan Serkan Taştan, İsrafil Taş, Serdar Aslan, Fazlı Ergin, Arif Öztürk, Nevzat İnce haklarında yasal işlem başlatıldı.
Hırsızlarla birlikte 17 ton fueloile el konulduğu alınan diğer bilgiler arasında oldu.
Haber ekleme saati: 17.06-28/02/2007
Haber/Fotolar: Suat Deniz/Iğdır
MEDZAMOR NÜKLEER SANTRALİ SİVİL SAVUNMA GÜNDEMİNDEYDİ  ..

Heyecanlı anlar yaşandı.. Sivil Savunma Teşkilatının kuruluşunun 48.Yıl Dönümü dolaysıyla yurt genelinde düzenlenen etkinliklerin biride Iğdır’da yapıldı.
Iğdır’da düzenlenen etkinlikte bir konuşma yapan Iğdır Sivil Savunma İl Müdürü Müslüm Çelik Iğdır’a da komşu olan Ermenistan’da çalıştırılan Medzamor Nükleer Santrali’nin her iki ülke içinde nükleer risk taşıdığına dikkat çekti.
Sivil Savunma Teşkilatı’nın kuruluş yıl dönümü nedeniyle Iğdır Halk Eğitim Merkezi toplantı salonunda düzenlenen konferansta konuşan Iğdır Sivil Savunma Iğdır İl Müdürü Müslüm Çelik, ‘Ermenistan’da faaliyet gösteren Medzamor Nükleer Santralin kapatılması için uluslararası platforma taşınmalıdır.’ Diyerek şöyle devam etti. ‘Çünkü bu santral 2. bir Çernobili çevre illerimizle birlikte büyük bir tehlike arz etmektedir, Şu anda Iğdır ili ve ilçelerinde sınır karakollarında atom enerjisi tarafından kurulan radyasyon ölçüm cihazları 6 noktada her gün ölçümler yapılmakta ve tehlike arz eden bir konum olmadığı tespit edilmiştir. Ama Iğdır ve Ermenistan deprem kuşağı üzerinde olduğu için koruma bandı olmayan eski Rus teknolojisiyle yapılmış santral en ufak bir sarsıntıda bölgede yaşayan tüm canlıları yok edecek derecede tehlikelidir. dedi.  
Haber ekleme saati: 16.50/28/02/2007
Haber: Suat Deniz/Iğdır
Sivil Savunma ekiplerinden nefesleri kesen tatbikat ..

Heyecanlı anlar yaşandı.. 1 Mart Sivil Savunma Haftası dolaysıyla Ardahan Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri ve resmi kurumlarda çalışan gönüllü Sivil Savunma elemanlarının sunduğu tatbikat gösterisi, heyecanlı dakikalara sahne oldu.
Ardahan Fen Lisesin de yapılan tatbikat saat 14.00 da sarı, kırmızı ve radyoaktif sızıntı ikaz sirenlerinin çalması ile başladı. Ardahan Valisi Murat Yıldırım, Ardahan Milli Eğitim Müdürü Mehmet Yıldırım ve Sivil Savunma Müdürü İsmail Dilaver’in hazır bulunduğu tatbikatta, bazı öğrencilerin rol alması dikkatlerden kaçmadı.
Doğal afet tatbikatı olarak yapılan gösteri süresince, İlk olarak öğrencilerin okuldan hızlı ve düzenli bir şeklide çıkmasını sağlandı. Daha sonra binada yaralı rolüne giren öğrenciler, omuzlarda taşınarak ambulansa getirildi. Son olarak binanın 3.katında mahsur kalan ağır bir hasta rolündeki vatandaş, teknik usullerce ipler üzerine bağlanan sedye üzerinde binadan aşağı indirildi. Oldukça zor olan tatbikatın bu kısmı izleyicilere heyecanlı anlar yaşattı.
Haber ekleme saati: 16.28-28/02/2007
Haber/Foto: Barış Bilgin/Ardahan
Belediyeden Kızılay’a kan

Başkan Kayatürk eşiyle birlikte kan verdi İstanbul’da bulunan Ardahan Derneklerinin, Ardahan Kurtuluşu dolaysıysa İstabul Bakırköy’de düzenledikleri KAN KAMPANYASI ardından Ardahan Belediyesi ile Erzurum Kan Merkezi de ortaklaşa bir kan kampanyası düzenlendi.
Bugün Ardahan’da düzenlenen kapmaya ile kan bağışı yapmayı sevenlerden toplanacak kanlarla hasta ve hastanelerin ihtiyaç duyduğu taze kan sağlanacağı bildirildi. Düzenlenen kampanya çerçevesinde ilk olarak Ardahan Belediye Başkanı Mikail Kayatürk ve Belediye Meclisi ile belediye çalışanlarından kan alındı.
Belediyenin toplantı salonun da başlayan kan kampanyası ardından yapılan yazılı açıklama da kampanyanın tüm il geneline yayılması için çaba gösterileceği belirtildi.
Haber ekleme saati: 16.21-28/02/2007
Haber/Foto: Barış Bilgin/Ardahan
Altan Altun’un babası vefat etti..

Arslan Altun son yolculuğunda .. Geçtiğimiz yerel seçimlerde AKP’den Posof Belediye Başkanlığına aday olan Posoflu İşadamı Altan Altun’un babası Arslan Altun vefat etti.
Ayın zaman da Kahraman İli Milli Eğitim Müdürü olan Sebahattin Altun’da babası olan dost ve ailesinin katıldığı cenaze töreni ile Posof İlçe Mezarlığında toprağa verildi.
Posof’ta hayırsever ve iyilik seven biri olarak tanınan olan ve geçtiğimiz gün ebediyete yürüyen Arslan Altun(75)'u sevenleri yanlız bırakmadı.
Posof'un ileri gelen eşraflarından olan ve çevrede yapmış olduğu  hayır ve hasenatları ile ön plana çıkmış 75 yaşındaki Arslan Altun, içinde bulunduğu rahatsızlıktan dolayı hayata gözlerini yumdu. Uzun süredir rahatsızlığının devam ettiği bilinen Altun'un ,bir ay  önce Erzurum Şifa Hastanesinde yapılan bir operasyonla  bir bacağı diz üstünden kesilmişti.Çekmiş olduğu ağrılara ve acılara daha fazla dayanamayan Arslan amca, önceki günün  sabahı ,saat 05.00 da ruhunu hakka teslim etti.
 Dört erkek ve iki kız babası olan Altun, Posofta ticaretle uğraşıyordu. Altun'un oğullarından biri olan Karaman Milli Eğitim Müdürü Sebahattin Altun,  babasının hayırla ilgili ne kadar vakıf ve dernek varsa oralara üye olduğunu söyledi. Bir yerde eğer bir camiye yardım yapılacaksa babasının muhakkak o yardıma iştirak etmeye çalıştığını belirten Sebehattin Altun :" Biz onu hep öyle tanıdık, dileriz Rabbimde ona en iyi şekilde muamele eder" dedi.
 Arslan Amcayı son yolculuğunda yanlız bırakmamak için Posof’a akın eden sevenleri, ana cadde üzerinde yoğun bir kalabalık oluşturdu.
Haber ekleme saati: 16.14-28/02/2007
Haber/Foto: Ercan Yentek/Posof
Hakimi bıktıran dava

Helil mehelelirlerin davaları sürüyor .. Ardahan eski Belediye Başkanı Teoman Güngör ile yeni Belediye Başkanı Mikail Kayatürk arasında devam eden siyasi rekabet, mahkeme salonlarında da devam ediyor.
Ayın mahalleli olan Güngör ve Kayatürk’ün kendi belediye başkanlıkları dönemlerinde yaptıkları ile değil davalarıyla gündemde olduğu şu günlerde Güngör’ün Kayatürk hakkında açtığı bir davaya daha devam edildi.
Mikail Kayatürk’ün belediye başkanlığını kazandıktan sonra eski belediye başkanı Teoman Güngör hakkında çeşitli iddilar öne sürüp, önce Milli Eğitim Bakanlığına şikayeti ardından yerel ve ulusal basına yaptığı açıklamalar sonrasında Güngör tarafından Kayatürk hakkında açılan tazminat ve ceza davaları hakimleri de bıktırmış durumda.
Bilindiği gibi geçtiğimiz yıl belediye başkanlığını kayıp ettikten sonra mesleği olan öğretmenliğe dönen eski belediye başkanı Teoman Güngör’ün alkollü olarak derslere girdiğini, belediye meclis üyelerini yönlendirdiğini, kendi alehinde kamuoyunda konuştuğunu öne sürüp, bu konuda önce milli eğitim bakanlığına şikayette bulunan yeni belediye Başkanı Mikail Kayatük ardından da basına açıklamalar yapmıştı.
Kayatürk’ün şikayeti önce bakanlık tarafından gönderilen müfettişler tarafından gerçek olmadığı tespit edilmiş, ardından Teoman Güngör, Kayatürk hakkında 50 bin YTL. maddi ve manevi tazminat davaları açmıştı.
Av. Osman Nuri Yıldız’ın Mikail Kayatürk’ü, Av. Taner Erdoğan’ın Teoman Güngör’e avukatlık yaptığı davada bir çok kişi ve gazetecide şahit olarak dinleniliyor.
Ardahan Adliyesinde devam eden ve yaklaşık bir yıldır devam eden davanın nasıl sonuçlanacağı merak edilirken, davaya bakan hakimin, başkanların avukatlarının sunduğu yeni belge, bilgiler dolaysıyla her geçen gün kabaran dava dosyasının bakmaktan adeta bıktıkları görülmektedir.
Haber ekleme saati: 14.29-28/02/2007
Haber/Fotolar: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
LEYLEK VALİLİĞE SIĞINDI

Valiliğin çatısında ki bacaya kondular.. Havalar ısınmadan gelen leylek Iğdır Valiliğinin bacasına sığındı.
Iğdır’ın sembolü haline gelen ve şehir merkezi girişine belediye tarafından heykeli yaptırılan leylekler ikisi havalar ısınmadan bölgeye gelince yaşanan aşırı soğuklarla karşılaştı.
Her bahar’da Iğdır’a bolca gelen ve değişik yerlerine kurdukları yuvalarda kış gelene kadar kalan leylekler bu yıl süren ağır kış şartları dolaysıyla gecikirlerken, havaların sıcaklığını tahmin edemeyen bir leylek şehre erken gelince, donmamak için Iğdır Valiliğinin kalorifer 24 saat yanan bacasına sığındı.
Zamanından erken bölgeye gelen 2 leyleğin soğuktan üşüdüklerini ve birbirlerine yaklaşarak ısınmaya çalıştıkları gören Iğdır valisi Saim Saffet Karahisarlı, gazetecilere dönerek, ‘bakın arkadaşlar çekin leylek gelmiş. Iğdır’a leylek geldi, ama niye sıcak günler neden gelmedi?’ diye espri yaptı. 
Haber ekleme saati: 14.23-28/02/2007
Haberler/Fotolar: Suat Deniz/Iğdır
VALİ'DEN SAĞLIKÇI VE TARIM ÇALIŞANLARINA TAKDİR!

Iğdır Valisi Iğdır Valisi Saim Saffet Karahisarlı, yaptıkları çalışmalardan dolayı Iğdır İl Sağlık ve Tarım Müdürlüğün çalışanlarını takdir etti. 
Vali kendisinin talimatları doğrultusunda, sağlık ve tarım hizmetlerinin Iğdır’ın en uç noktalarına ulaştırılması amacıyla kurulan mobil ekipte görev yapan İl Sağlık ve Tarım çalışanlarını çalışmaları dolaysıyla takdir ettiği Sağlık Müdürlüğünün 17 personeli ile Tarım ve Hayvancılık alanında daha fazla ve kaliteli ürün alınabilmesi amacıyla yapılan çalışmalarda görev alan İl Tarım Müdürlüğünün 32 personeline çeşitli hediyeler verdi.
 Iğdır Valisi Saim Saffet Karahisarlı tarafından takdirname ile ödüllendirildiği sağlık ve tarım çalışanlarının ödül töreninde yaptığı açıklama da, ‘Büyük bir fedakarlık ve özveri gösteren personeller için bu tür ödüllendirmeler devam edecektir.’ dedi.
Haber ekleme saati: 12.58-28/02/2007
Haberler/Fotolar: Suat Deniz/Iğdır
AZO Çiftçileri eğitecek

Gökhan Öztürk Ardahan Ziraat Odası, AB'de den aldığı kredi ile Ardahanlı çiftçilere eğitim verecek. Aynı zaman da çiftçilere danışmanlık hizmeti de verecek olan Ziraat Odası bu konuda Cuma günü bir toplantı yapacak.
Konu hakkında bir açıklama yapan Ardahan Ziraat Odası Başkanı Latifşah Sural, Ziraat Odası olarak Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin finanse edilen, Devlet Planlama Teşkilatının Koordinatörlüğünce yürütülen, ' Ardahan İli Çiftçi Eğitimi ve Danışmanlık Merkezi' isimli proje ile daha bilinçli bir çiftçi yetiştireceklerini belirtti.
Ziraat Odasına kayıtlı 7 bin 490 üyesinin eğitimi ve de danışmanlık hizmetini sunacak olan projenin başarıya ulaşması için tüm alt yapı çalışmalarını bitirdiklerini belirten Ardahan Ziraat Odası Başkanı Latifşah sural, bu proje ile bölgede çiftçilik yapan insanların Avrupa standartlarında çiftçilik yapmalarının sağlanacağını dile getirdi.
Cuma günü Ardahan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Toplantı Salonu'nda saat: 10.00'da bir tanıtım toplantısıyla başlayacak olan 'Ardahan İli ve Köyleri Çiftçi Eğitimi ve Danışmanlık Merkezi' projesi'nin tanıtımına Ardahan Valisi Murat Yıldırım'da katılacak. 
Haber ekleme saati: 11.16-02/2007
Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
İGEME, Ardahan’da ihracaat dersi verecek

Gökhan Öztürk İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi (İGEME), 2007 yılında aralarında İstanbul, Ankara, Erzincan ve Ardahan'ının da bulunduğu illerde, eğitim programları düzenleyecek. 
Program kapsamında, Dış Ticaret Eğitim Programları, Özel Konularda Eğitim Programları, Ülke Sohbet Toplantıları ve İş Yönetim Sistemi Seminerleri gerçekleştirilecek. İGEME dış ticaretin hedeflenen düzeye ulaştırılmasında ve sağlıklı bir yapıya kavuşturulmasında ihtiyaç duyulan nitelikli iş gücünün yetiştirilmesine katkıda bulunmak ve bu konudaki eğitimi yaymak amacı ile eğitim programları düzenliyor.
Eğitim programlarının organizasyonunda ihracatçı birlikleri ve ticaret ve sanayi odaları işbirliğine gidiliyor ve alınan talepler doğrultusunda eğitim konuları çeşitlendiriliyor.
Özellikle 2000 yılından itibaren düzenlenen eğitim programlarının sayısında artış kaydedilirken, 2000-2006 döneminde Türkiye'de toplam 490 organizasyon gerçekleştirildi ve bu programlara 35 bin kişi katıldı.
Bu yıl içerisinde İstanbul, Ankara, Erzurum, Bursa, Eskişehir, Urfa, İzmir, Aydın, Erzincan, Adana, Trabzon, Adapazarı, Çorlu, Hatay, Antalya, Rize, Konya, Mardin, Burdur, Mersin, Trabzon, Ardahan, Kahramanmaraş, Kayseri gibi illerde eğitim programları düzenlenecek.
Eğitim programlarında; Dış Ticaret Eğitim Programı, Elektronik Ticaret, İhracat ve İthalatta Gümrük İşlemleri ve Kambiyo Mevzuatı, İhracatta Kullanılan Belgeler, İhracatta Fiyatlandırma, AB Mali Yardımları ve 7. Çerçeve Programı, Uluslararası Pazar Araştırması, İhracatta Katma Değer Vergisi ve İade Esasları gibi konular ele alınacak.
Haber ekleme saati: 10.44/28/02/2007
Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
Kızılay’da Öztürk dönemi sürüyor

Gökhan Öztürk Ardahan’ın Göle İlçesinde bulunan Kızılay Şubesi kongreye gitti. 
Gökhan Öztürk’ün yeniden seçildiği 50 delegeli Göle Kızılay Şubesinin başkanlığına yeniden getirilen Gökhan Öztürk bu görevi babası Reis öztürk’ten devir almıştı.
KAN MERKEZİ KURULACAK
Kızılay Göle Şubesi’nin kongresinde Ardahan’da bir kan bankası kurulması için çalışmaların yürütüldüğü bilgiside alınırken, Ardahanlı Derneklerin İstanbul’da başlattıkları, kan kampanyasının çok önemli bir adım olarak değerlendirilmesi gerektiğide belirtildi.
Haber ekleme saati: 10.27-28/02/2007
Haber/Foto: Tuğba Yılmaz/Göle
KAÜ'YÜ YÖK'E ŞİKAYET ETTİ

Sevinç Arzu Uluoğlu Güz ve bahar dönemlerinde açılmış olan yüksek lisans programına başvuruda bulunan Sevinç Arzu Uluoğlu adlı bayan, çifte standart uygulandığını, “monarşik” bir anlayışın hüküm sürdüğünü ve asker-sivil ayrımı yapıldığını ileri sürerek, Kafkas Üniversitesi’ni YÖK’e şikayet etti.
Uluoğlu, YÖK’e gönderdiği “sitem ve isyan ile başlayan yazıma kafamda bir türlü cevap bulamadığım için sizlerin yardımı ile aydınlanacak sorularıma cevap aramaktayım” diye başlayan şikâyet dilekçesinde, Kafküs Üniversitesi’ndeki lisans programlarına başvurularda YÖK’ün yok sayıldığını belirterek, şu iddialarda bulundu:
“Kafkas Üniversitesi hesaplanmanın; 50 Les, %40 diploma notu,%10 mülakat olduğunu ilan etmişti.Basit bir hesapla ile en yüksek Les'in 66 olduğu diploma notunun 75 olduğu ortalaması 63 ise ben 60 ortalama ile neden(10.)sırada 2.yedekte yer aldım. (Üstelik 4'lük sistemdeki diploma notumun 91 iken 87 alınması itirazlarımda dikkate alınmaması ilginç bir durum). Ayrıca mülakat esansında bizler puanlamaya göre karar verdik zaten bölümünüz uluslararası ilişkiler olduğu için işletmeye uzak denilmesiyle şu soruyu sormak istiyorum. Ben iktisadi ve idari bilimler mezunuyum. Bahar döneminde işletmeye 3 kişilik askeri kontenjan tanındı. Bu kişiler harp okulu mühendislik mezunu.Mühendislik işletme ve iktisat daha mı yakın? Dahası ne zamandan beri üniversiteler asker sivil ayrımı yaparak öğrenci kabul etmekte.Bunun yasal bir dayanağı var mı? Bir bireyin mezun olduğu üniversite dışında eğitim hayatına devam etme şansı olamaz mı? Kafkas Üniversitesi’ne göre hayır olamaz. İddialarımı yüksek lisansı kazanan kişilerin çoğunlukla bu üniversite mezunu olması yada üniversite personeli ile akademisyeni olması kanıtlar durumda.(iktisattan bu dönem yüksek lisans yapacak 4 kişiden 2si personel biri üniversitenin öğrencisi)Yoksa mevcut olan kanun yada prosedür üniversiteler öğrencilerini korumak, personel barındırma ve akademisyenlerinin ilerlemesine yardımla yükümlüdür demektedir.Demokratik bir ülke de hala monarşinin hüküm sürdürülmesi kabul edilebilir değil. Babadan oğula geçer gibi ya da aile şirketiymiş aynı aileden pek çok kişi bu üniversite de çalışmakta kızlık soyadlarını eklersek sayı iyice kabarır.Belki ben yanılıyorum bu tamamen genetiksel bir zekadır. Daha ilginç olan üniversite de yapılan yabancı dil sınavını geçen kişiler bu sınavı gramer bilgisi yeterli olmadan,tercüme kural ve pratiğinde yeterli olmadan sadece sözlük yardım ile bunu yapıyor olabileceklerine inandırılmak istemem.Mezun olanların eğitim süresince almadıklar İngilizce eğitimi ve aradan geçen yılları bir sözlükle kapatmak ne kadar mümkün bu belirsiz işte. Bu azim işi ise bölümüm ile iktisat arasındaki iddia edilen bilgi eksikliğini ben de buna benzer bir yöntem ile kapabilirim değil mi? Ayrıca özel statü de öğrenci hakkına sahip iken konu ve kayıta ilişkin bilginin ciddi içerisinde verilmemesi dolayısıyla bu hakkından da mahrum bırakıldım. Ama yaklaşık 19 kişiye bu hak tanınmış: Onlar nereye göre ve ne zaman seçildi bilmek isterdim doğrusu. Sonuç olarak üniversite puan hesaplamasını; Les, diploma notuna göre yaptıysa eylül de neden kazanamadım. Değilse nereye göre ve nasıl hesaplandı neden şeffaf davranılıp not ortalamaları belirtilmedi. İlkbahar döneminde aynı yöntemle puan hesaplandıysa ilk sıra olacak bir olarak neden elendi m. Mülakat bu yasal belge ve değerlendirmelerin önündeyse neden bu sınavlar yapılıyor? Mülakatta objektif olunduğu, adil davranıldığı soruları nasıl cevap bulabilir?”
Haber ekleme saati: 0959-28/02/2007
Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
Ardahan yarın karantinadan çıkıyor!

Karantina kararı yarın kaldırılıyor Ardahan İl Tarım Müdürü Fevzi Karakoç, üç köyde şap hastalığının tespit edilmesinin ardından, il genelinde uygulanan karantinanın 1 Mart'ta kaldırılacağını söyledi. 
Karakoç, yaptığı açıklamada, hayvanlara erken ve etkili müdahalede bulunarak şap hastalığının yayılmasını engellediklerini söyledi.
Vatandaşları hayvanlarına şap aşısı yaptırmaları konusunda uyaran Karakoç, şöyle devam etti: “Ardahan'da üç köyde tespit edilen şap vakası nedeniyle 13 gündür il genelinde devam eden karantina 1 Mart'ta kaldırılacak. İl genelinde başlattığımız dezenfekte ve aşılama çalışması sonucu virüsün yayılmasını kısa sürede önledik. Bundan sonra da hayvan sağlığı konusundaki çalışmalarımız aralıksız devam edecek.”
Haber ekleme saati: 09.14-28/02/2007
Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
Desteklemelerin verilmemesi eyleme götürüyor!

Öğüt eşyleme götürecek AKP Hükümetinin, Dünya Bankası ile Avrupa Birliğinin Fonlarından finanse edilen ve karşılıksız olarak çiftçilere verilen Yem Bitkileri Desteklerinin bir türlü ödenmemesi bölge köylüsünü çileden çıkarıyor.
Destekleme paralarının bir türlü ödenmemesi üzerine çeşitli yollarda tepkilerini dile getirmeye başlayan köylüler, CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt önderliğinde önümüzde ki Perşembe günü Ardahan’da bir araya gelerek konu hakkında bir basın açıklaması yapacakları öğrenildi.
AKP Hükümeti’nin destekleme kayıtları sırasında bazı şikâyetlerin olduğunu öne sürerek, aylardır ödemesini yapmadığı yem bitkilerinin paralarının bütçenin kapanmasında kullanıldığını öne süren CHP Ardahan milletvekili Ensar Öğüt, köylünün olduğu gibi köylüye borç veren esnafın da dört gözle beklediği Yem bitkilerinin ödemelerinin ödemeyen hükümeti protesto etmek için Perşembe günü Ardahan’da tüm köy muhtarlarının davet edildiği geniş çaplı bir basın toplantısı yapacağını belirtti.
Haber ekleme sati: 0846-28/02/2007
Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
Ardahan donmaya devam ediyor!

Gazeteci donmuş Çıldır gölü üzerinde... Bu yıl geçen yıllara nazaran, ‘Az kar, çok soğuk’ bir yılı yaşayan Ardahan’da son üç gündür yaşanan dondurucu soğuklar hayatı adeta felç etmiş durumda.
Geceleri -26 lara bulan şiddetli soğuklar, gündüzleri de -10 ila -15 arasında kaldığı gözleniyor. Aşırı soğuklar ve tipi dolaysıyla kapanan köy yolları dolaysıyla kent merkezlerinin öğle saatlerinin hemen ardından adeta hayalet şehirlere döndüğü Ardahan’da birçok köyün su şebekelerinin donması dolaysıyla susuz kaldığı da alınan bilgiler arasında.
Haber ekleme saati: 23.38/20.02.2007
Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
Yol açma çalışmaları başladı ..

Köy yolları açılıyor... Ardahan ve çevresinde etkili olan kar yağışı ve tipi nedeniyle kapanan yolları açma çalışmaları devam ediyor. 
Ardahan'ın yüksek kesimlerindeki kapalı karayolları ve köy yollarının açılması için ekipler gece gündüz çalışmalarını sürdürüyor. 
Ardahan'ın Posof ilçesinde 2540 rakımlı Ilgar Geçidi yeniden ulaşıma açılırken, ilçede 10 köy yolunun kapalı olduğu bildirildi. Köy Hizmetleri ekiplerinin çalışmalarını sürdürdüğü Günbatan yolunda ise kar kalınlığının yer yer 5 metreyi bulması nedeniyle çalışmaların zorlukla yapıldığı, yolun ulaşıma açılması için bir gün daha çalışma yapılacağı belirtildi. 
Haber ekleme saati: 23.27-27/02/2007
Haber/Foto: Alper Turgut/Posof
Çıldır’da Minibüs Takla Attı

Şarampole yuvarlanan minibüs karların içinde kayıp olud... Dün  Sabah 07.30 Civarı, Sabaholdu (Godas) Köyü’nden Çıldır İstikametine Doğru Giden Transit Yolcu Minibüsü Aşırı Buzlanma Yüzünden Karaarhaç Denilen Mevkide Yoldan Çıkarak Takla Attı…
Kazada Can Kaybı veya Yaralanma Olmazken, Araç Büyük Hasar Gördü… Saat 12 Civarı Çekicinin Gelmesiyle Araç Takla Attığı Yerden Çıkarıldı.
Haber ekleme saati: 15.08/27/02/2007
Haber/Foto: Volkan Özkan/Çıldır
KARS DEVLET HASTANESİ ACİL SERVİSİ’NİN KAPISI ÇALINDI .. “ACİL”EN HIRSIZLIK!

Acil'de kapıyı çaldılar... Dün Kars’ta tarihin en ilginç hırsızlık olayı gerçekleşti. Öğlen üzeri Kars Devlet Hastanesi’ne giden kimliği belirsiz iki kişi, “teknik servisten geliyoruz” diyerek, acil servisinin otomotik kapısını çaldılar. Bu ilginç hırsızlık olayı karşısında şaşırdığını belirten Başhekim Hüseyin Çeğilli, “Ne yapacaklar, anlamadım.” dedi.
Edinilen bilgilere göre, dün öğlen üzeri Kars Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne giden kimliği belirsiz iki kişi, o andaki yoğunluktan yararlanarak, önce otomotik kapının panjorunu söktüler. Daha sonra, başta güvenlik olmak üzere, hastane personelinin gözü önünde otomotik kapının motorunu söken hırsızlar, “ne yapıyorsunuz?” diye soranlara, soğukkanlı bir biçimde, “Teknik servisteniz, bakım yapıyoruz” diyerek, işlerini sürdürdüler. Uyanık hırsızlar, daha sonra piyasa değeri 1 milyar lira olduğu belirtilen acil servisin otomotik kapısının motorunu sökmek için acele eden hırsızlar, daha sonra motoru söküp çaldıktan sonra kayıplara karıştılar. Personel ise, gözleri önünde yaşanan hırsızlık olayını, daha sonra kapının zincirleri ve kabloları yerde sallandıktan sonra farkederek, polise haber verdiler.

**BAŞHEKİM 1 NİSAN ŞAKASI SANDI

Durumdan haberdar edilen Kars Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Hüseyin Çeğilli, bunun şaka olabileceğini sanıp, “yoksa bugün 1 Nisan mı?” diye sordu. “Hayır” yanıtını alan Çeğilli, acil servisine gelince gözlerine inanamadı. Kapının otomotik açılıp kapanmasını sağlayan motorun çalındığını kendi gözleriyle gören Başhekim Çeğilli, “Valla ne diyeceğimi şaşırdım. Motoru ne yapacaklar? Hem motor çalacak başka kapı bulamadılar mı ki, hastanenin en önemli yeri olan acil servisi buldular?” dedi.
Çeğilli, olayın çok yönlü olarak incelendiğini vurgulayarak, sabotaj üzerinde de durduklarını kaydetti.

***KAYIT YOK

Kars Devlet Hastanesi Müdürü Ünsal  Rıfkı Öztürk de, ilginç hırsızlık olayını şöyle anlattı:
“Öğlen üzeri, acildeki yoğunluktan yararlanan iki kişi gelip, önce kapının pancurunu sökmüşler. Kendilerine, ne yaptıklarını soran görevlilerimize ise gayet soğukkanlı bir biçimde teknik servisten geldiklerini ve bakım yaptıklarını söylemişler. 
Üzerlerinde, iş elbisesini andıran teknik eleman tulumu bulunduğu için kimse şüphelenmemiş. Bunların hırsız olduğu, kapının motorunu çaldıktan sonra farkedilmiş.”
Müdür Öztürk, hastanenin ve özellikle de acil servisinin izleme kameralarının 24 saat çalışarak kayıt yaptığını da vurgulayarak, “Ancak ne ilginçtir ki, hırsızlık olayının gerçekleştiği 11.00-12.00 saatleri arasında kayıt yapılmamış. Hırsızlık olayı gibi, bu olay da detaylı olarak araştırılmaktadır.” diye konuştu.
Haber ekleme saati: 13.58-27/02/2007
Haber/Foot: Gümüşpala Kortağ/Kars
90 dolar için kapatılan valilik sitesi haberimiz üzerine açıldı!

Yaşadıkları sorunlarını çözmek için birlikte hareket eden Göleli köy muhtarları geçtiğimiz sonbahar aylarında da süt fiyatları için Göleli mandıracılarla bir araya gelmiştiler... Ardahan Valiliğinin Web sitesi olan Hosting firmasına olan borcu dolaysıyla yayını durdurulması olayı gazetelerimizce haber olunca açıldı.
Bilindiği gibi İnternet üzerinde yayımlanan www.ardahan.gov.tr adlı resmi internet sitesi, sitenin internet üzerinde yayımını sağlayan hosting firması olan SADECE HOSTİNG adlı şirket tarafından 90 dolar borcu olduğu gerekçesiyle sitenin yayınını durdurulmuş, konu dün gazetemizce gündeme getirilmişti.
www.ardahan.gov.tr adlı Ardahan Valiliğine ait siteyi tıklayanların karşısına, 'Alan adınıza ait hosting hizmeti durdurulmuştur.' metni çıkmış, konuyu sorduğumuz şirket yetkilileri valiliğin şirkete 90 dolar borcunun olduğunu, bu nedenle sitenin yayınının durdurulduğunu belirtmişti.
Haber ekleme saati: 13.52-27/02/2007
Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
Muhtarlar eyleme hazırlanıyor!

Yaşadıkları sorunlarını çözmek için birlikte hareket eden Göleli köy muhtarları geçtiğimiz sonbahar aylarında da süt fiyatları için Göleli mandıracılarla bir araya gelmiştiler... Geçtiğimiz yıllarda yaptıkları süt eylemleri ile gündeme gelen Göleli köy muhtarları yeni bir eylemin hazırlığında.
Uzun süredir ödemeleri beklenen yem bitkileri destekleme ödemelerinin yapılmaması dolaysıyla dün bir araya gelen Göleli köy muhtarları ilk etapta imza kampanyası düzenleyerek, kaymakamlık ve valiliğe vereceklerini, bunun başarılı olmaması halinde Ankara’ya giderek topladıkları imzaları bizzat başbakan Recep tayyip Erdoğan’a ulaştırma kararı aldılar.
Konu hakkında bir açıklama yapan Göle Muhtarlar derneği Başkanı Yunus Yılmaz, köylünün ve çiftçinin aylardır ödemesini dört gözle beklediği destekleme ödeneklerinin ödenmemesi dolaysıyla mağdur olduklarını, bu nedenle sorunlarını demokratik yollarla gündeme getirmek için karar aldıklarını belirtti.
Haber ekleme saati: 13.48-27/02/2007
Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
Şap hastalığı, bu gün toplanacak komisyon kararı ile netleşecek

Meydan boş bekliyor .. Bazı köylerde görülen Şap hastalığı dolaysıyla alınan karantına kararının bugün toplanacak olan, “Ardahan İli Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu” tarafından kaldırılıp, kaldırılmayacağı yönünde karar verileceği duyuruldu.
Bilindiği gibi Ardahan Tarım İl Müdürlüğü Hayvan Sağlık Şube Müdürlüğünün uyarısı üzerine geçtiğimiz günlerde alınan karar doğrultusunda, şehirde bulunan tüm hayvan hareketleri, ikinci bir emre kadar durdurulmuştu. Hayvan pazarının ikinci bir emre kadar durdurulmasına tepki veren hayvan tüccarları karar üzerine  İl Tarım Müdürlüğününü basarak, alınan karantina kararının bir an önce kaldırılmasını" istemişti. Alınan bilgilere göre bugün toplanacak olan  Ardahan İli Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu karantinanın devamı, yada bitirilmesi yönün de karar alacağı bildirilirken, kurul tarafından verilecek olan karar doğrultusunda il genelinde uygulanmak üzere geçici bir süre için kordon ve karantina kararının kaldırılması için bir araya gelerek kararını açıklayacak.     
Haber Ekleme saati: 13.45-27/02/2006
Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com 
IĞDIR'DAN HABERLER


27 Şubat 2007 Iğdır’da askeri araç devrildi: 6 yaralı

IĞDIR'ın Tuzluca İlçesi'nde askeri araç devrildi, 6 asker yaralandı. Yaralı erlerden durumu ağır olan Feyzi Kurt, helikopterle Erzurum Mareşal Fevzi Çakmak Askeri Hastanesi’ne sevk edildi. Kaza dün saat 16.15 sıralarında Tuzluca İlçesi'ne baglı Halıkışla Mevkiinde meydana geldi. Sorguçkavak Jandarma Karakolu'na gitmekte olan askerleri taşıyan araç, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu şarampole yuvarlandı. Kazada, erler Coşkun Gezer, Şeref Gürlek, Mehmet Akıncı, Serkan Esmer, Fazıl Yılmaz ve Feyzi Kurt yaralandı. Iğdır'daki 5'inci Hudut Alay Komutanlığı’nda tedavi altına alınan erlerden durumu ağır olan Feyzi Kurt, helikopterle Erzurum Mareşal Fevzi Çakmak Askeri Hastanesi’ne sevk edildi.
AŞIRI TİPİ VE HORTUM 25 KÖYÜ KARANLIĞA GÖMDÜ.

Direkler devrildi 2 gün önce yağan kar yağışı ile birlikte tipi ve hortum kırsal alanda 25 köyün elektrik direklerini devirerek elektrik kesintisine sebep oldu. Iğdır Elektrik Kurumu Müdürü Zafer Türüt'ün verdiği bilgiye göre Iğdır merkez Kervansaray köy gurubuna bağlı alibeyköy,mezra,karaçomak, küçek,nişankaya,harmandöven,asma ve kervansaray köyleri olmak üzere 8 köy .Tuzluca ilçesinde kırsal alandaki güllüce köy gurubuna bağlı 9 köy Gaziler köy gurubuna bağlı 8 köy elektriksiz kaldı. Köy Hizmetleri ile birlikte oluşturulan ekipler yıkılan direkleri kopan şebeke tellerini onarmak için çalışma başlattı dedi.elektriği kopan köylerden tuzluca ilçesi aliköse köyü muhtarı Tacettin Akgün 2 gün önce gece sulu kar yağışı başladı ardından şiddetli tipi ile birlikte gelen hortum köyümüzün elektrik direklerini yıktı kabloları kopardı 3 günden beri karanlıktayız dedi. Yine aynı güzergahta bulunan tuzluca ilçesine bağlı Karakoyun köy muhtarı Famil Çelik'ten ise 2 gün önce gece yarısı kar yağışının ardından büyük bir gürültü ile kopan fırtına ile hortum köyümüzün elektrik şebekesini ve tellerinin kopmasına elektrik direklerinin kırılmasına sebep oldu köyümüzün elektriğinin bir an evvel verilmesini beklemekteyiz dedi. İl Genel sekreteri Ferhat Akkuş kapanan köy yollarının özellikle taşımalı eğitim üzerinde bulunan köy yolları ile güvenlik açısından kırsal alandaki karakollarında yolunun açılmasına önem vermekteyiz ama doğal bir afet sonucu kapanan köy yolları ile birlikte tipi ve hortumdan elektriksiz kalan köylere hizmet gitmesi için yolların kardan temizlenerek ulaşıma açılması için gereken çalışmaları sürdürmekteyiz dedi.
TUZLUCA KAYMAKAMI ALİ İPEK KIRSAL ALANDA İNCELEMELERDE BULUNDU

Kaymakam köylerde .. Tuzluca Kaymakamı Ali İPEK, beraberinde Yol Şube Sorumlusu Yılmaz DEMİR’i de alarak köy yollarının durumunu yerinde görmek ve 2007 yılı KÖYDES çalışmaları için değerlendirmeler yapmak üzere Güllüce-Mollakamer-Abbasgöl-Aliköse-Ünlendi-Üçkaya köyü güzergahında incelemelerde bulundu.Ayrıca köy okullarındaki çocukların eğitim durumları hakkında bilgi almak için Abbasgöl ve Aliköse İlköğretim Okullarında da incelemelerde bulunan  Tuzluca Kaymakamı Ali İPEK,okullarda yaptığı incelemelerde çocukların eğitim seviyeleri ile öğrenciler ve öğretmenlerin sorunları hakkında da bilgi aldı.
Ayrıca  Kaymakam Ali İPEK’in 22.02.2007 tarihinde yapmış olduğu Gülüce- Mollakamer köylerindeki incelemelerde okula devam etmediklerini tespit ettiği 1995 doğumlu 5.sınıftan terk Elev BAKTEMUR, 1993 doğumlu 6.sınıftan terk Şabap BAKTEMUR ve 8. sınıftan terk Ömer YERLİKAYA isimli çocukların ailelerini de ziyaret ederek çocukların okula gitmeme sebepleri hakkında bilgi aldıktan sonra çocukların eğitimi için Kaymakamlık olarak gerekli yardımların yapılacağını belirtip, ailelerinin de rızasıyla bu 3 çocuğu evlerinden aldırarak Tuzluca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne gönderdi. İlçe Milli Eğitim Müdürü Turkay OTAY’a da çocukların eğitimlerine devam etmesi için gerekli talimatları verdi.  Tuzluca Kaymakamı Ali İPEK ‘in talimatıyla ailelerinin yanındayken eğitimlerine devam edemeyeceğini tespit ettiği Şabap BAKTEMUR 6.sınıftan, Ömer YERLİKAYA ise 8.sınıftan eğitimlerine kaldığı yerden devam etmek üzere Tuzluca Y.İ.B.O’ya yerleştirildi. Yine Elev BAKTEMUR’da 5. sınıfta eğitimine kaldığı yerden devam etmesi için Güllüce İlköğretim Okuluna gönderildi. 
Konuyla ilgili bir de açıklama yapan  Tuzluca Kaymakamı Ali İPEK;
“Okumak isteyen ancak imkansızlıklar sebebiyle okuyamayan tüm çocuklarımıza devletimiz sahip çıkmaktadır. Yeter ki bizlere bu konularda ulaşın, Bizler devletimizin temsilcileri olarak yardıma hazırız”dedi.
Haberleri ekleme saati: 12.37-27/02/2007
Haberler/Fotolar: Suat Deniz/Iğdır
Öğüt’ten Derneklere çağrı: 
‘Bir tuvalette mi yaptıramıyorsunuz?!.

Ögüt köylere tuvalet yapılıp, medeniyet getirilmesi gerektiğine işaret etti.... CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt ve CHP İstanbul Milletvekili Ersin Arıoğlu, Ardahanlıları illerine tuvalet, abdesthane ve banyo yapmaya davet ettiler.
Mecidiyeköy Kültür Merkezi’nde Ardahanlı iş adamları ve dernek temsilcileriyle buluşan CHP Milletvekili Öğüt, "Bu utanç tablosundan köylünüzü kurtarın. Dernek gecelerinde eğleneceğinize bir tuvalet banyo da siz yapın" çağrısında bulundu. Ardahan’ın dört ayrı ilçesine paket banyo ve tuvalet kurduklarını söyleyen Ensar Öğüt, projenin köylüler tarafından ilgiyle karşılandığını anlattı. Öğüt, Doğu Anadolu’nun 16 ilinde yaşayan 6.5 milyon kişiden 2.5 milyonunun banyosu ve tuvaleti olmadığını belirterek, "Hani temizlik imandan geliyordu? İnsanlar Doğu Anadolu’da tuvalet ihtiyacını kışın ahırda yazın da tarlada gideriyor. Türkiye’nin bu durumunu götürüp AB fonlarından yardım almak istemiyoruz. AB uyarmadan bunları yapmamız lazım" dedi.
Haber ekleme saati: 02.35-27/02/2007
Hürriyet Yeliz ÖZ / İSTANBUL
Ardahan'ın köylerine tuvalet kampanyası

Mustafa DoluAkşam Gazetesi Yazarı. Geçtiğimiz hafta sonu CHP Ardahan Miletvekili Ensar Öğüt, İstanbul Milletvekili Ersin Arıoğlu ve Parti Meclisi üyesi Prof. Esfender Korkmaz, Ardahanlı işadamlarını ve sivil toplum örgütleri yöneticilerini Mecidiyeköy Kültür Merkezi'nde bir araya getirdiler.
İllerinin kalkınması için çeşitli projelerinin olduğunu belirten milletvekilleri, haklı olarak 'Köylerinize tuvalet, banyo, abdesthane yaptırın' çağrısında bulundular.
Ensar Öğüt, 'Oralar sizlerin yurdu. Oradan göç edip gelmiş olmanıza karşın, yazları oraya gidiyorsunuz. Bu sıkıntıları çekmiyor musunuz?
Akşam Gazetesi'nin köşe yazarı Mustafa Dolu'nun le aldığı yorumunu ve diğer yorumcularımızın yazılarını, sitemizin solunda bulunan 'EN YENİ MAKALELER" adlı köşemizin linkini tıklarak okuyabilirsiniz..
YAZIYORSAM SEBEBİ VAR/
Ardahan’ın kurtuluşu ..

Fakir Yılmaz> Savaşların askeri birlikler arasında yapıldığını bilerek, Ardahan’da böyle bir savaşın yaşanmadığını yaptığımız araştırmada görüyoruz.
Yani savaş meydanında ordular karşı karşıya gelmeden Ardahan kurtulmuş. Aslında kurtulmuş demektense tazminat olarak verilen topraklar uzun yıllar sonra geri alınmış.
Yani buralarda kardeşçe iç içe yaşayan Gürcüler, Ermeniler ve Malakan denen Ruslar, gelen bir telgrafla bir anda bir birlerinin düşmanı kesilip, kimine göre Ermeniler, kimine göre Gürcüler, kimine göre ise de Ruslar bizimkilerini doğramaya başlamış, hatta camilere toplayıp yakmışlar..
Burasının çok karışık olduğunu ve de başımıza yeni bir dava açmadan geçerken benim tespitlerimde buralarda, öyle sanıldığı gibi harp meydanı kurulmadan birileri çekip gitmiş, giderken de kızıp yakmış, belki de önleri kesilmek istenmiş ..
Büyüklerimizin dediği gibi burayı geçip, işi tarihçilere bırakalım diyerek, burayı sukutçe ve yumuşaktan bir geçiş yapıyoruz..
Benim asıl üzerinde durmak istediğim konu Ardahan’ın bugün kü kurtuluşudur..
Bu kurtuluş adı da fakirlikten, yoksulluktan, siyasi boşluktan, göçten kurtuluştur ..
Bu nasıl olacak diye her gün kafa yoran bizler gibi birçoğumuzun gayretleri bazen Çamlıçatak’ın ormanlarında, bazen de Karonun suyunda, ya da Çıldır gölünün yanında ki kulübe mi, lokanta mı bilinmez Atalay’ın Yeri denilen yerlerde tartışılır. Damal'da ise bir elma ile dikilen kadehlerle dükkan ardiyelerinde ..
Bu gayretlerin ve de emeklerin, bol alkolü ve de kırmızı etli sohbetler yüzünden kafaları çakır keyif ettiği için o an konuşulanlar, rakının şişede durmadığı gibi konuşulanlarında beyinlerde durmadığına şahit olur, dururuz .. Bir daha ki 35’liği kim ısmarlayacak diyerek bitirdiğimiz o güzelim kurtuluş tartışmalarını..
Bunun yanı sıra bazılarımız da başta İstanbul’da olmak üzere, Ankara’da, İzmir’de ve de diğer kentlerde, Ardahan’ın nasıl olur bu halde kurtuluru tartışırız .
Bunun içinde o yol kenarlarında bulunan, falan ET LOKANTASI, filan KENDİN PİŞİR isimli yerlerde tez tez bir araya gelir, burada bir gram et alamadığı için bir yaz boyunca kaz çobanlığı yapan ninemizden aldığımız kazları da pişirerek, büyük şehirli olduğu için normal rakıyla değil Tekirdağ rakısıyla Ardahan’ı kurtarmaya çalışırız ..
Bazılarımız yukarıda saydığımız şıkları da içine alarak işi daha da büyütür, bulduğu dost akraba ile kurduğu bir Ardahan isimli dernekle, kendisine başkan dedirtir ve bu yol ile kendi öz çıkarlarını değil, toplumun sorunlarını çözmek için kendisine, FALAN DERNEĞİN BAŞKANI dedirterek kapıları aralar ..
Makamları ziyaret eder, bunu yaparken de müteahhit, işadamı yada bürokrat olduğunu da söz arasında belirtir ve halkının yararına bir çok işi de gelmişken alırız ..
Peki ya ÇANTACI DERNEKLER denilen yerleri, yurtları belli olmayan, 40 yıl aynı isimlerin başkan olduğu dernek ve de vakıfların çabasını göz ardımı edeceğiz?!.
Yok canım, onları ihmal etmek memlekete ihanet sayılır, hatta 301’den olmazsa da Ardahan’ın plakası da olan 75’ten yargılanırız bile..
Çünkü onlar ÇANTA lafını ileriye götürüp, omuzladıkları kara çantalı, bol paralıları seçimden seçime alır Ardahan’a gelir ve oylarımızı alarak memleketi kurtaramazsalar da, ya Şavşat’lı yı, ya Erzurum’lu yu, yada doğduğundan beri Ardahan’ı görmeyen saygın ve de büyüksbir hemşerimizi kurtarırlar ..
Hatta bu yetmez, hiçte utanmadan Ardahan’a gelip, çeperlerin dibinde tuvalet ihtiyaçlarını karşılayan akrabalarını yönlendirip, birilerine BAŞBAKAN diye bağırtırlar ..
Peki ya o buradan tortuyu bile bırakmadan, kazandığını sırtlayıp götüren ve buradayken ağa ismini alan, büyük kentler de iş adamı olanlara ne demek gerek?!.
Ya sonradan görmenin çıktığı yeri beğenmemesi ..
Onlar, gurbette sığınacak bir yer arayan burada ki insanları hemşeri adı altında toplayıp, kimisine güvenlikçi, kimisine taşeron adını taktırıp ele sömürtmeden kendilerine çalıştırdıktan sonra altlarına 4x4’ler alarak, köylerinde değil Yalova!da, Kandıra’da, Avşa’da ve adını sayamayacağımız bir çok yerde aldıkları yazlıklara çekilip, "Ardahan’ı nasıl kurtaracağız?" diye düşünerek, bir yaz boyunca kafa yorarlar, arada birde o buradan kalma kara vücutlarıyla da denizlere girip, çimerler ..
Evet Ardahan’ı kurtarmaya talip olanları sıraladığımız bu çok önemli ve de satır satır okunduğu takdirde konuya muhatap olanları azda olsa utandırmayacak yazımızı bitirirken, bizlerin ne yaptığına da bakmak gerek..
Tabi bizler burada kaldığımız için önce sınır bekçisi, sonra da, 'karını, kışını, buzunu çekeniz' diyerek, kendimize ad takar, kulüplerden çıkmayıp kapalı olan yolu dolaysıyla şehre gelmeyen köylünün derdine çare bulmak için Hoşgün, Okey, Tavla oynar akşamları da bir kadeh içer, masalar kurarız ..
Kimimiz ise gerek yazılarıyla, kimisi ise davranışlarıyla başlarını okşatıp, mutlu olurlar ..
Böylece akşam ya çakır keyifli yada abdestli olarak gittiğimiz evlerimizde karımıza hava atarız, "Vali beyleydim, Kaymakam’ın memleketi kurtarmak babında çok güzel projeleri var, falan müdür yaman adam’ diyer, aile için de çok önemli adam olarak kendimizi yutturur ve sabah siftah yapmayan dükkanda gün boyu sinek avladığımızı saklarız..
Evet, bazen de benim gibi oturur sabaha kadar memleketi kurtarma babında yazar, çizeriz.. Yazıp, çizdikçe de birileri tarafından çok sevilir, ya adliye misafir ediliriz, yada ekmek yemeyi, uykuyu unutup, bir paket sigarının ikiye çıktığını sabahın ilk ışıklarının camdan içeriye süzüldüğünü anlamayız ..
Ne edelim baba ya, kimi ele kimi bele bu memleketi elbet kurtaracak birileri bir gün çıkar, işte o zaman ikinci kurtuluşu hep birlikte kutlarız..
Ele değil mi yanı?!.
fakiryilmaz323@hotmail.com-0.535.418 32 58

 

..
REKLAMLARINIZ BİZDE SİTEMİZ DE, TEMPO TV DE, GAZETE/DERGİLERİMİZ

VE SANAL ORTAMLARIMIZ DA YAYINLANIR..




Kaynak: ardahan haber

Editör: ARDAHAN ardahan

Bu haber 11475 defa okunmuştur.

YORUMLAR

duygu
06-05-2015 13:21:00

7 mayıs cuma değil perşembe.rnyada cuma 7 mayıs değil 8 mayıs.rnhangisi???

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI