Reklam
Bugun...


DAMAL BEBEĞİNE ABİ ŞEFKATI!..
Ardahan'ın tanıtımına büyük katkısı bulunan, birçok ev kadının el emeği, ekmek kapısı olan Damal Bebekleri evlerde kurulan özel tezgahlarla üretilmeye devam ettiği Ardahan'ın Damal İlçesinde birçok kadın ev işlerinden, hayvanlarına bakımdan sonra artan zamanlarını Damal Bebeklerini yapmakla doldurmakta.

DAMAL BEBEĞİNE ABİ ŞEFKATI!..

SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..

Gazeteci Fakir Yılmaz Yeniden TV Programcılığına Başlıyor..

'Gazeteci Fakir Yılmaz Île Îş Dünyası' Yaşam TV'de Cumartesi Günü Saat: 17.00~19.00'da Yeniden Başlıyor..

İZLEMEK iÇİN Yaşam TV Türksat 4A Uydusu Frekans: 12034 MHz Symbol Rate: 27500 Polarizasyom: V (Dikey) Fec: 5/6

Damallı kadınlardan olan Nuran Tutulmaz 12 yıldır büyük emekler verip, yaptığı bebeklerine oğlu Yusuf dahil olmak üzere eşi ve tüm ailesine yardım ederek, katkı sunuyor.

Annesinin yaptığı bebekleri bir ağabey sıcaklığı ile okşayıp, seven ve zaman zaman annesinden öğrendiklerini bebekler üzerinde deneyip, Ardahan'ın önemli tanıtım logolarından olan Damal Bebeklerinin üretimine katkı sunan Ağabey Yusuf annesinin büyük emek verip, göz nuru ile yaptığı bebeklerin sanal ortamda satılması içinde ailesine yardımcı olmakta.

**Damal Bebeği...

Alevi giyim kültürünü yansıtan Damal bebeğinin en önemli unsuru olan kıyafeti, üç etek, önlük, gömlek, şalvar, yelek, cepken-göğüslük, tor, fes, take ve kolçak gibi 37 parçadan oluşuyor. Kumaş, bez ve boncuk kullanılarak yapılan ve farklı renkleri bir arada barındıran Damal bebeği, oluşturduğu renk cümbüşü ile doğayı da temsil ediyor.

.
MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 
YETERSİZ CUMARTESİ!.. 

Bir cumartesi daha. Bugün yazacağım yazının içeriğinde aslında ülke gündemi olması gerekiyordu. Ama dedik ya cumartesi yazısı diye. Bu nedenle de yine cumartesi yazısını yazalım diyorum.

Bu ülkede cumartesi yaşamak aslında pazardan pazara bir dinlenme günü veya kendi kendini dinleme anı olmalı diye düşünürken cumartesinin de pazartesiden bir farkı olmadığını ve hatta bu yaşadığım stresin birikimlerinin ağırlığı altında ezildiğimiz cumartesiden, kendimizi pazar gününe nasıl atarız diye düşünürken yeni bir haftanın, yeni bir stresin ve birçok sorunun bizi beklediğini anlamadan.
Benim ara sıra başım sıkıştığında, 'niye yalnızım, yalnız mı kaldım?' diye düşündüğümde çevreme bakınca gerçekten çok yalnız olduğumu görüyor ve üzülüyorum. Sonra dönüyor, o sayfalar dolusu ya yılbaşı posta kartı gibi unutulan, yaprakları sararan eski kitaplar gibi dolu dolu olduğunu ama kimsenin seni anlamadığı için dinlemediğini, yaşadıkların altında seni ezen yükün ağırlığının artması ile daha iyi anlıyorsunuz.
Dedim ya 'neden böyle oluyor?.. 
Yoksa etrafın mı boş, yanındaki insanlar mı boş, ben mi boşum bilmiyorum ama, eksik bir şeyler olduğunu ve bu eksikliğin nasıl giderileceğini düşünmeden bütün gücünü ortaya koyarak verdiğin mücadelede çok ama çok yorulduğunu, dinlenmek için de bir cumartesi beklediğini daha iyi anlıyorsun aklın pazar günündeyken.
Yine yoğun bir hafta idi. Stresli bir aydı ya da hiç yaşanmaması gereken bir yıldı diye tükettiğimiz ömrümüzün, aklın, beyazlıyan saçların, dökülen dişlerin, artık bulanık gören gözlerin, dermanı kalmayan dizlerin teslimiyeti ile daha iyi anlıyorsunuz cumartesilerin çok ama çok yetersiz olduğunu.
Ve o cumartesi günü aldığımız gazeteyi, baş ucunuzdaki kitabı ve karşıdaki televizyonu değil de en akıllı cep telefonlarını bile kendiniz gibi tükettiğimiz zamanı öldürdüğünüzü daha iyi anlıyorsunuz.

Eğer bir cumartesi günü yazısı yazmak için, düşünüp yaşadıklarınızı aktarmak istediğiniz anda işte o cumartesilerden birisi daha geride kaldı, pazara adım atarken.

HANAKLI KÜVET VE İÇ KAPLAMADA MARKA!

 

BEBEK SAYISINDA ARTIŞIN OLMASI
BEKLENEN ARDAHAN 3. OLDU!..
arşif haber 26/03/2020 tarihi haber/yorumlar
Gerek kış, gerekse Corona Virüsü dolaysıyla evlerden çıkılamadığı şu günlerde yapılan bir araştırmada 81 vilayet arasında yeni evlenenler sıralamasın da Ardahan 3. oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Manisa Bölge Müdürü Dr. Mehmet Akyol, 2019 yılına ait evlilik istatistiklerini açıkladı. Elde edilen verilere göre ülke genelinde evlenme oranlarının bir önceki yıla göre azaldığını belirten Akyol, Manisa'da ise bu oranın önceki seneye göre artış gösterdiğini söyledi. İstanbul, evlenme sayısının en yüksek olduğu il olarak açıklanırken, en düşük evlenme sayısı Tunceli'ye ait oldu.

''EN DÜŞÜK EVLİLİK SAYISI TUNCELİ'DE''

2019 yılı evlilik istatistiklerini açıklayan Akyol, "TÜİK tarafından açıklanan 2019 yılı Evlenme İstatistikleri sonuçlarına göre evlenen çiftlerin sayısı 2018 yılında 554 bin 389 iken 2019 yılında yüzde 2,3 azalarak 541 bin 424 olmuştur. Türkiye'de 2019 yılı içinde evlenme sayısının en yüksek olduğu ilk 5 il sırasıyla 99 bin 858 çiftle İstanbul, 33 bin 875 çiftle Ankara, 28 bin 618 çiftle İzmir, 19 bin 732 çiftle Bursa ve 16 bin 645 çiftle Antalya olmuştur. En düşük evlenmenin yaşandığı 5 il ise sırasıyla 426 çiftle Tunceli, 434 çiftle Bayburt, 562 çiftle Ardahan, 728 çiftle Gümüşhane ve 966 çiftle Artvin'dir." dedi.

''YABANCI GELİN ORANI ARTTI''

"Türkiye'de yıllara göre ortalama ilk evlenme yaşı incelendiğinde, her iki cinsiyette de ilk evlenme yaşının arttığı görülmüştür." diyen Akyol, "Ortalama ilk evlenme yaşı 2019 yılında erkeklerde 27,9 iken kadınlarda 25 olmuştur. Erkek ile kadın arasındaki ortalama ilk evlenme yaş farkı ise 2,9 yaş olarak gerçekleşmiştir. Toplam evlenmeler içinde yabancı kişiler ile evlenme oranları yıllara göre incelendiğinde, yabancı damat oranına göre yabancı gelin oranının arttığı görülmüştür. Yabancı gelinlerin sayısı 2019 yılında 23 bin 264 olup toplam gelinlerin yüzde 4,3'ünü oluşturmuştur. Yabancı gelinler uyruklarına göre incelendiğinde, yabancı gelinler içinde yüzde 14,5 ile Suriyeli gelinler birinci sırada yer almıştır. Suriyeli gelinleri yüzde 11,7 ile Azerbaycanlı gelinler ve yüzde 10,5 ile Alman gelinler izlemiştir.'' dedi.

''KABA EVLENME HIZINDA EN YÜKSEK ORAN AKSARAY'A AİT''

Bir yıl içindeki tüm evlenme sayısının o yıl kayıtlara geçen toplam nüfusa oranı ile hesaplanan Kaba Evlenme Hızı (KEH) hakkında bilgiler veren Akyol, ''Ülkemizde 2018 yılında binde 6,81 iken 2019 yılında binde 6,56 olarak gerçekleşmiştir. Türkiye genelinde kaba evlenme hızı (KEH) en yüksek olan 5 il sırasıyla binde 7.89 ile Aksaray, binde 7.86 ile Adıyaman, binde 7.77 ile Kilis, binde 7.52 ile Yozgat ve binde 7.43 ile Osmaniye olmuştur. Kaba evlenme hızının en düşük olduğu 5 il ise sırasıyla binde 4.45 ile Gümüşhane, binde 4.93 ile Tunceli, binde 5.19 ile Bayburt, binde 5.25 ile Kastamonu ve binde 5.45 ile Rize olmuştur." dedi.

''MANİSA'DA 2019 YILINDA 9 BİN 560 ÇİFT EVLENDİ''

Manisa'da 2019 yılında evlenen çift sayısının bir önceki yıla göre yüzde 1,5 artarak 9 bin 560'a ulaştığına dikkat çeken Akyol, "Manisa bu evlenme sayısıyla evlenme sayısının en yüksek olan iller arasında 14. Ege Bölgesi'nde 2. ildir. Manisa'da 2018 yılında binde 6,62 olan kaba evlenme hızı artarak 2019 yılında binde 6,66'ya çıkmıştır. Manisa ili binde 6,66 kaba evlenme hızı ile kaba evlenme hızı en yüksek olan iller arasında Ege Bölgesinde 2. Türkiye genelinde ise 28. sıradadır." dedi.

İN/CİN VE HAYALETLER..

7 Milyardan çok insanın yaşadığı ve bir çok nedenle dünya genelinde günlük olarak bir, iki belki de 3-4 insanın yani 21 bin, bilemediniz yıl boyun 70/150 milyon insanın hayata göz yumduğu şu dünyada hala inanmadığım ve neredeyse kıyamet kopacak gibi bir izlenimle kamuoyuna pompalanan yeni virüsün yarattığı korkuyu anlamak için şöyle bir resmi daireye gitmeniz veya insanların bir birini ezerek geçtiği o cadde, sokaklara çıkmanız yeter, artar bile..

 
İn, Cin'in top oynadığı, insanların adeta hayalet olup, virüsün nerede olduğunu düşünerek huzursuz olduğu bu manzaranın içeri kapatılan insanlara pompalanan kara haberler ile gün geçtikçe ağırlaştığını da göreceğiniz bu durumun ne kadar süreceğini bilemiyorum ama uzun sürecek diye de düşünemiyorum..
 
Çünkü böyle giderse cadde, sokakta olduğu gibi resmi kurumlarda, çarşıda, parkta in/cin top oynayacak, biz insanlarda değişime uğrayıp, bir birine selam vermekten korkan, şüpheli bakışlarla bir birimizi süzerek, yakınlaşmadan uzaklaşan hayaletler halini alacağız gibi..
 
Siyasi düşüncesinden dolayı bir çok insan gibi nezarethaneye alınan, tutuklanan rahmetli babamın anlattığı bir yöntemin diğer bir versiyonu gibi insanları evlere hapsedip, televizyon, internet haber ve paylaşımlar ile korkuya esir edenlerin amacı nedir 'şimdilik' anlaşılmazsa da babam gibi bir çok devrimciyi içeri atıp, onların reddettiği düşünceleri  kendilerine zorla söylettiren, çıplak halde hortumla üzerlerine su sıkılan işkenceye benzer bir anlayışın 'sağlık' adı altında sunulması da diğer bir vak'alık durum..
 
Evet, başta halkın oyu ile seçilen halkın temsilcilerini görevden alıp, yerine kayyum atama sonra kendileri gibi düşünmeyen, muhalif insanları  'terör faaliyeti' adı altında göz altına alıp, tutuklama, İstanbul'daki Kanal projesi olmak üzere bir çok ana sorunu unutturan, bu korku film perdesinin arkasında ne gibi bir film oynadığını düşüne duralım, inlerin, cinlerin top oynadığı, medya aracılığı ile beyinleri alınmış insanların adeta birer hayalet haline döndüğü şu virüs meselesini daha iyi anlamak için o çıkmayın denilen evden  çıkıp, en yakın  kamu dairesine gidin derim ama sakın korkmayın..
 
Çünkü yaratılan korkuya devletin ve kamu görevlilerinin inanıp, bir taraftan maaşlarını almaya devam ederken, diğer taraftan da maaşı hak ettikleri görevleri başında olmadıklarını görüp, lambaları sönmüş, paslanmış menteşelere bağlı kapıların yarattığı seslerle kendinizi bir anda karanlık bir dünya da görüp, kendinizi adeta  bir hayaletmiş gibi  farz ederek, kendi halinize ağlayacak durumda olduğunuzu daha iyi anlayacaksınız..
 
Neyse benim inanmadığım sizinde inanmasını istemediğim bu korku öldüren filimini izlemekten uzak kalmak için kapatıldığımız evlerde ki tv'leri kapatın kitap okuyun, sevdiğinizle internetten oyun oynayın derim..
 
Bunları yapamazsanız aşağıda ki yazımda ki bu ülkenin, şu dünyanın güzelliklerinden haberdar olmak için belgeseller izleyin, doğayı anlatan yazılar okuyun, kendinizi olduğu gibi sevdiğinizi öldürmeyin derim..
 
İşte benim sizi şu kaostan az olsun dışarı çekecek, düşündürecek olan aşağıda anlatacağım bir güzellik yazım şöyle;
 
*Posof’un Gülleri, Gölleri ..
 
Papola, Hocagilin Gölü, Seferin Gölü, Sagre Gölü, Arnutveren Gölü, Kargöl (Vakla) Göle, Balık Gölü, Kanlıgöl Gölü, Ayazgölü, Sağrının Gölleri, Davar Gölü, Arile (Balık) Gölü..
Bu gölleri ve isimleri çocuğ Ardahanlı bilmez ve nerede olduğunu bilmez..
Çünkü Gölelinin Posof’u, Hanaklının Çıldır’ı, Çıldırlının Damal’ı ‘işleri düşmedikçe’ bilmediğini adım gibi biliyorum.
Adını duydukları Çıldır gölünü bile doğru dürüst bilmeyen Ardahanlı yüzdesinin %90 olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz..
Çıldır gölünü görenlerinde yanı başındaki Aktaş Gölünü ve Gümrük Kapısından bi haber olduklarını da biliyorum..
Evet ülkenin en kuzeyi, sınır ili Ardahan’ı çoğu Ardahanlı tanımaz ki Posof’un o güzelim doğasının içindeki yeşil ağaçlardan alındığı renklerden yeşilim gölleri bilsin..
İşte size Çıldır Gölü, Aktaş Gölü gibi kimselerin bilmediği, değerini anlamadığı Posof’un Papola, Hocagilin Gölü, Seferin Gölü, Sagre Gölü, Arnutveren Gölü, Kargöl (Vakla)Göle, Balık Gölü, Kanlıgöl Gölü, Ayazgölü, Sağrının Gölleri, Davar Gölü, Arile (Balık) Gölü..

Valinin Türkiye’nin Davos’u dediği Posof’un Alabalık gölü gibi doğanın bize bağışladığı, ama değerini bilmediğimiz onca kaynağımızı nasıl olur tanıtırız, onu da siz doğayı ve biz sizi seven insanları da kendinizle birlikte öldürmeden düşünün..

Sen Önce Ardahan Milletvekili Olduğunu Hatırla!
Sen Önce Ardahan
Milletvekili Olduğunu Hatırla!
arşiv haber 27/06/2019 tarihli haber/yorum
Bürokrat iken adı duyulmayan, yıllarca Ardahan'a gelmeyen, 101 günlük İŞID macerası ardından gazetemizin Ardahanlı olduğunu ilk kez kamuoyuna duyurduğu, ardından Ortadoğu Projesinin temsilcisiyim diyen AK Parti'nin elinde tutup, Büyük elçi unvanıyla Irak'ta getirip, anlını öperek başka bir ülkeye göndermek üzereyken CHP'nin uçaktan indirip Ardahan'a Milletvekili olmasını sağladığı Öztürk Yılmaz Ardahan'ı unuttu.
EN AZINDA BİR BAYRAM MESAJI VERSEN BU BİLBORD'A
HEM KENDİNİ HATILATIRSIN, HEMDE KİRLİĞİ ÖNLERSİN DEMİ?!
 
Öztürk Yılmaz oyunu aldığı, temsil etmesi gerektiği Ardahan'ın sorunlarıyla ilgileneceğine kendisi aşan bir çok konuda gündeme girme çabaları gerek Ardahan'da gerekse kamuoyunda ciddiye alınmadığı gibi Tİ'ye alındığı dikkatlerden kaçmıyor.
Son olarak elinde tutup, uzun süre unuttuğu memleketi Ardahan'a milletvekili olmasını sağlayan CHP Genel Başkanı kemal Kılıçdaroğlu'na yüklenen Ardahan Bağımsız Milletvekili Öztürk Yılmaz'ın bir çok sorunla baş başa olan memleketi Ardahan'ın sorunlarını taşıması gereken mecliste gündeme girme uğruna kendisin aşan işlerle uğraşmasına tepki gösteren Ardahanlılar, 'Sen önce aldığın oylarının hakkını ver, örnek olarak Ardahan İl Genel Sekreterliğinde yaşanan hareketliliği, yaylaların elektrik, yol, sorunu, Göle-Ardahan, Çıldır-Ardahan, Posof-Ardahan şehirler arası yolları başta olmak üzere bir türlü bitmeyen bölünmüş yolları, adı Türkgözü ama kör göz haline gelen derme, çatma prefabrike Posof  Gümrük Kapısını, bölgedeki ormanların 'yenileme ' adı altında bizzat devlet eliyle  hunharca kesilmesini gündeme' taşısana diyorlar.
Öztürk Yılmaz'ın kendisini aşan işlerle vekilliği doldurduğunu belirten ve aldığı maaşı hak etmesi için oylarını aldığı insanların sorunları ile ilgilenmesi, gündeme taşıması gereken ve en önemlisi adını taşıdığı bin bir sorun ile baş başa olan Ardahan'ın milletvekili olduğunu unuttuğunu belirten Ardahanlılar, 'tek geçim kaynakları olan hayvancılığı karantina adı altında uygulanan yöntemle günlerdir perişan olduğunu, Kafkas Arı Irkının yok olduğunu, Damal Bebeği ve ona benzer tanıtım imkanlarını gerektiği gibi anlatılamadığı Ardahan'ın onca sorunu varken 'sen bir zamanlar gündeminde düşmediğin ama temsi ettiğin partiyi takmadığından ihraç edilip, bugün sanal ortama kaldığın için  medya ve basın da boy göstermek için durup, durduk yere ve alakasız çıkışlarla değil vekili olduğun kentin sorunlarını gündeme taşısan daha çok destek bulur, aferin alırsın' diyerek tepki gösterdikleri dikkatlerden kaçmıyor.
Normale Dönülür mü?...
İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerinin bitmesi ardından yapılan açıklamalara baktığımızda, dün hiç bir şey olmamış gibi ilginç mesajlara şahit oluyoruz.
Dil yarasının iyileşmediği söylenen  dünyada seçim, seçilme uğruna kişiye, lidere, toplum ve seçmene demediğini bırakmayanların seçimlerin hemen ardından ortaya koydukları dil ile gerdiklerine, çatıştırdıklarına, düşman olarak ikiye ayırdıklarına 'Biz 82 Milyon kardeş, adaş, eşiz' şeklinde hitap edip,  kırdıklarını, döktüklerini bir daha ki seçimlere kadar toparlamaya çalışmaları da samimiyetsiz bir durumdur.
Bu durumu liderden yani tavanda tabana kadar herkesin toplum üzerinde yarattığı olumsuz etki ayrışımı da tetikleyen baskıdan öte bir şey değildir.
Hele hele ki oturdukları masalarının üzerinde ki bilgisayar yada ceplerinde ki telefonların sunduğu sanal ortamı fırsat bilip, ülke yöneticisinden sade vatandaşına demediklerini bırakmayıp, ardından da yine aynı sayfalarda rahmetli Demirel Vari gibi davranıp  'Dün dündür' deyip hiç bir şey olmamış gibi davranmaları gülünç olduğu kadar da alçaklıktır.
Çünkü yarını, yaşanacakları düşünmeden bir anlık sanal gaz ile hem kendini hemde tüm toplumu yakanlar bu ülkenin her geçen gün ayrıştığı bir topluma sahip olmaya başladığını anlayamayanlardır.
Bana küfür edeceksin, hakaret edeceksin sonra da benimde içinde olduğum 82 milyonluk toplumdan af dileyeceksin.
Mantıklı mı? Tabi ki hayır!
Çünkü bu ülkede insanları tercihlerinden dolayı anadan doğma dilleriyle, dünyaya bakışlarıyla değerlendirmektense o toplumu kendi bildiği kalıbın içine sokarak yanımdaysan, ''Adamsın'' karşımdaysan, ''Hiçsin'' demek ve ardından da yok biz 82 milyonmuşuz kardeş, bacı, dindarmışız demek aslında bunları diyenlerin aptallığıdır. 
Toplumu kandırıyorum derken kendilerini tatmin eden hakaretlerle insanları yaralayanlar, küstürenler bilmelidirler ki bir oy uğruna  anormalleşterdiğiniz toplum normale dönmez, ayrıştırdığınız kamplarda karşınızda direnmeye geçer ve o çok özlemini çektiğiniz, söyleyip hayata geçiremediğiniz kardeşliği de samimi bulmaz.
Bunun en son örneği Terörist, çocuk katili, cemaatçi, komünist gibi suçlamalarla suçladıklarımız  insanların yeri geldiğinde 23 Haziran'da olduğu gibi size inanmadığı, sizi takmadığıdır.
Ha unutmadan kazanmadığında ''çaldılar'' kaybettiğinde  ''beni affet'' kazandığında da
demokrasi deme.
Çünkü siyasiler olarak her seçimde ortaya koyduğunuz tavırlar değil mi bu ülkeyi bu hale sokan ve normalleştiremeyen.
 



Kaynak: Ardaha Haberleri

Editör: Ardahan Haberleri

Bu haber 7968 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI