Reklam
Bugun...


CORONALI GELDİLER, 2. YURDU AÇTIRDILAR!..
Bilimin hala tartıştığı, aralarında Brezilya Başkanı ve Gazeteci Fakir Yılmaz'ında bulunduğu bir çok kişinin '' gripal bir vaka'' olan bu kış hastalığının abartılmaması gerektiğini belirttiği, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bir çok ülkenin ekonomik sıkıntıya girmesine neden olan, ABD ve diğer batı ülkelerinde sokak olaylarının alt yapısını tetikleyen ama bilim adamlarının hala aşısını bulamadığı Coronavirüs paniği yeniden Ardahan'da..

CORONALI GELDİLER, 2. YURDU AÇTIRDILAR!..

Alınan  bilgilere göre Başkan Erdoğan'ın ulaşımda olduğu gibi bir çok konuda uygulanan yasakların kaldırıldığını belirtmesi üzerine batı illerinden memleketlerine akın akın gelenlerin arasında 7 kişide Covit-19 çıktığı, bir o kadarının da Coronavirüs şühpesi ile 14 günlük karantinaya alındığı, bu nedenle yeni yer açıldığı ve bu yerin Ardahan Devlet Hastanesinin yanı başında bulunan öğrenci yurdu olduğu ve diğer yurt gibi buranında dolmaya başladığı bilgileri alınırken, gelişlerin devam ettiği kentte yeni önlemler alınmaya başladı.
Alınacak önlemler kapsamında kapı kapı gezerek, uyarılarda bulunan İl Emniyet ve Sağlık Müdürlüğü ekipleri, esnaflara alınacak önlemler konusunda bilgi notunu tebliğ ettiler. Uymayanların çeşitli cezalarla cezalandırlacağı da belirtildi.
Yazıyor, Yazıyor Diyemedikçe..

Son Valiler kararnamesi ardından başta ve çoğunlukta yerel gazeteler olmak üzere bir çoklarının 'Kral Öldü, Yaşasın yeni Kral' manşetleri attıklarını, kiminin ise gelene 'paşam', gidene 'poşam' dediği bir sürecin yaşandığını görmekteyiz..

Havuz, yandaş, hatta Kral'dan daha çok Kralcı denilerek yalakalıkla suçlanan ulusal basın ve medyanın yanında Mahalli Basın, Yerel Medyanın da içinde olduğu basın ve medyanın son yıllardaki olağanüstü değişimine baktığımızda 'yazıyor, yazıyor' diye haykıran gazetelerin yaşanan bu duruma karşı direncini de görmekteyiz..
Ulusal'da aynı manşetlerle çıkan, vatan-millet-sakarya edebiyatı ile mehter marşı çalan onca besleme basın ve medyanın etkisinde kalıp, kendilerini ona benzetmeye çalışan mahalli basının şu son günlerdeki manşetlerine bakınca suçun büyüğünün basın ve medyadan korkan, onları ayakta tutan gazetecileri çeşitli suçlamalarla sabahları kapılarını çalıp, alan, tutuklatan iktidarın bile güldüğünü ve hatta benim gibi kızdığını da görmüyor değilim..
Çünkü iktidara yakın, ihale alan iş adamlarının oluşturduğu havuzda haber ve manşet hazırlayan ulusal medya ve basının hediye olarak kamu kurumları olan kuruluşlarda aldığı reklamların kaymağı ile onca  borazanlığına karşın oluşturamadıkları kamuoyunda yine de oy kaybına uğrayan iktidarın bürokratlarına yaranma yarışı içinde bir Mahalli Basın ya da diğer adıyla Yerel Basın görmekteyiz..
Bunun da nedenine baktığımızda vatandaşın, millettin, halkın yani diğer adıyla okurun 'günlük bir gazete' almaktan yoksun oluşu dolayısıyla yazdıklarını, çektikleri görüntüleri izletip, reyting alamadıkları için iktidarın ve onun bürokratlarının elinde olan resmi ilanlara mahkum olan ulusal ve mahalli basın görmekteyiz..


Kendisini devlet yerine koyan bir iktidarın valilerinin elinde olan resmi ilanlar dolayısıyla 'Yazıyor, yazıyor' diyemeyen, yazdıkları ve görüntüledikleri ciddiye alınmayan bunların tam karşısında bu işi yani gazeteciliği hakkıyla yapanların direnci ve bu dirence verilen desteğin oluşturduğu havanın estirdiği rüzgarla bugün oylarının %30'lara kadar düştüğü ileri sürülen bir hükumetin bir an önce durum değerlendirmesine gidip başta Dünya ve Avrupa Kriterleri olmak üzere Anayasanında 4. kuvvet diyerek yanında olmaya çalıştığı gerçek gazetecilerin ellerinden alınmak istenen özgürlüklerin işe yaramadığını da algılamalıdırlar..
Ahmet Altan'ların, Nazlı Ilıcak'ların ve isimlerini saymaya kalkarsam köşeme ayrılan yerin ve sayfaların yetmeyeceği kadar gazetecinin tutuklanıp, hapse atıldığı bu ülkede 'Yazıyor, yazıyor' sesi duyulmadıkça özgür basından, demokrasiden, insan haklarından ve en önemlisi halkın haber alma özgürlüğünden bahsedilemez..
Hem de Ergenkon denen operasyonlar ardından iktidarın tutumundan değil meslektaşlarının yüzünden hapsedildiğini ileri sürüp şu an tutuklu bulunan gazetecileri konuşmaktansa iktidar sözcülüğüne ve akil adamlığa soyunan Nedim Şener'lerin, mehter marşı çalan Tan'ların, kendisini iktidarın ortağı, akil adam yerine koyup, 'parti kapatılsın' diyen Perinçeklerin ve resmi ilanlar yetmez, aldıkları cezalar affedilir beklentisi içine girip, kıvırtan oncalarının attığı, 'Kral Öldü, Yaşasın yeni Kral' manşetlerine rağmen..

1 Göleli, Bir Çıldırlı Corona Virüsü Kurbanı!
arşiv haber 06/04/2020 tarihli haber/yorum
Dünyayı olduğu gibi ülkeyi ve Ardahan'ı esir alan Corona Virüsü dolaysıyla bir ay için de 649 kişinin öldüğü şu günlerde ölenler arasında Ardahanlılar da var. Ardahan merkez de 4 kişinin daha virüs şüphesiyle Ardahan'da hastaneye sevk edildiği öğrenildiği şu günlerde Ardahan dışında yaşayan iki kişinin aynı teşhisle kaldırıldıkları hastanelerde öldükleri bilgisi alındı.
İstanbul'da Ardahan Göleli olduğu Zafer Marangoz ile yien Ardahan Çıldırlı olduğu öğrenilen Nürettin Aslantepe'nin Covit-19 dolaysıla hayatlarını kayıp ettikleri, bir çok Ardahanlının da aynı hastalık dolaysıyla hastanelik olup, tedavi altına alındıkları öğrenildi.
"VAKA SAYISINDAKİ ARTIŞ DÜŞÜK SEYREDİYOR"

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Sağlık Bakanlığı'nın Türkiye'deki yeni tip koronavirüs vaka ve ölüm sayısına ilişkin son bilgileri Twitter hesabından paylaştı. Bakanlığın verilerine göre son 24 saatte Türkiye'de 3 bin 148 yeni vaka tespit edildi, 75 kişi ise hayatını kaybetti. Son verilerle birlikte Türkiye'de koronavirüsten ölenlerin sayısı 649'a, toplam vaka sayısı ise 30 bin 217'ye yükseldi.

Sağlık Bakanı Koca paylaşımında, vaka sayılarına dikkat çekti. Günlük test sayısının yakında 30 bini bulacağını belirten Bakan Koca, "Artan test sayısına göre vaka sayısındaki artış düşük seyrediyor" dedi.

Bakan Koca paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

Günlük test sayımız yakında 30.000'i bulacak. İyileşen hasta sayımızdaki artış hızı devam ediyor. Artan test sayısına göre vaka sayısındaki artış düşük seyrediyor. Virüs, gücünü temas ortamından alıyor. Virüse bu fırsatı tanımayalım. Evde kalalım.

Azerbaycan'da salgın sebebiyle mahsur kaldılar..

Ardahan'ın Çıldır ilçesine 12 kilometre uzaklıktaki Meryem köyünde oturan Sadegül-Zeki Türköz çiftinin altı çocuğundan tek erkek olan Türkay Türköz, evlenmek için amcasının oğlu Murat Türköz (42) ve amca oğlunun Azeri uyruklu eşi Aybeniz Türköz (35) ile birlikte 11 Mart'ta Azerbaycan'ın Kazak kentinin Işıklı köyüne gitti. Türköz, burada kuzeninin eşinin arkadaşı Azeri kızı Şahnisa Mehmedova ile yüzük taktı.

Orada yapılan düğünün ardından Türkay ve Şahnisa Mehmedova Türköz çifti ile kuzeni Murat ve eşi Aybeniz Türköz çifti, Türkiye'ye dönmek üzere 13 Mart'ta yola çıktı. Türkiye ile Gürcistan arasındaki Aktaş Sınır Kapısı'na gelen Türköz çifti, koronavirüs nedeniyle kapıların kapatılması üzerine giriş yapamadı. Sınırda bir süre bekleyen yeni evli çift ile akrabaları, geçişlerine izin verilmeyince Kazan kentindeki Işıklı köyüne geri dönmek zorunda kaldı.

"KAPILARIN KAPANDIĞINI ÖĞRENDİK"

Anne ve babası ile cep telefonu ile sık sık görüşerek hasret giderdiğini söyleyen Türkay Türköz, "Amcamın oğlu Murat Türköz'ün Azeri olan eşinin ülkesinde bir kız arkadaşı vardı. Telefonla tanıştık, görüştük ve evlenmeye karar verdik. Murat Türköz ve eşi Aybeniz ile birlikte 11 Mart'ta Azerbaycan'a gidip Şahnisa'yı istedik. Ailesi 'evet' deyince orada yüzük taktık. 13 Mart günü döndüğümüzde kapıların koronavirüs nedeniyle kapandığını öğrendik. Türkiye'ye giremedik ve eşimin köyüne geri döndük. Cumhurbaşkanımızdan bize yardımcı olmasını istiyorum. Çünkü köyde annem ve babam yalnız yaşıyor. Babam görme engelli. Ailemin tek erkek çocuğuyum. Evde hayvanlarımız var. Tarlaların sürülmesi lazım. İşlerimiz hep kaldı" dedi.

Geride Kalan 51 Yıl...
 
Bugün, 1969 Nisan ve 2020 Nisan..
Bugün benim bir virüsün durdurduğu dünyaya geldiğim gün..
Bugün, birilerinin virüsü bahane edip, kendi ateşlerini ölçmeyip, önüne gelene ateş ölçtürerek, hasta dediği ve paracıkları topladığı, kendilerinden olmayanları 'Devlet içinde devlet kurmakla suçlayanların günü..
Benim ise 51 yılı geride bıraktığım bir gün..
Ve bugün dünden farklı olmayan ve tüm virüslere karşın inadına, inadına yaşanılması, direnilmesi gereken bir gün..
Yani bugün 1969'u geride bıraktığım yıl sayısı 51 yıl olmuş..
Fakir Baykurt'tan alınan adımın yazıldığı gün babamın ilk matbaa baskı makinalarından olan teksir makinası ile çıkardığı 'Fakir Dostu' adlı gazete ile gazeteciliğin iliklerime işlendiği gün bugün..
Ve ve ben geride kalan onca yıllara dönüp, baktığımda nelerin yaşandığını, yaşanmak istenenlerin ne kadarının yaşanmadığını da hesaplayıp, düşünce heybeme ak düşmüş sakallarım ve gün gittikçe azalan saçlarımla birlikte önüme dökülse de yaşamın böylede güzel olduğunu her geçen yılda daha iyi anladığım bir gün..
İşte yaşam denen bu süreç içinde yani geride kalan 51 yılda sol yanımda yediğim kurşun, yine solumdan aldığım bıçak darbesinin, yeni adı otobanlar, bölünmüşler olan yani kara yolları denen ama günde en az 10 insanın hayatını kaybettiği kan yollarında altına girdiğim traktörün ve arkadan girdiğim kamyonun altından sağ çıkmanın da hayata karşı bir direnme olduğunu anladığım bir gün bugün..
Ve çocuklarımla birlikte yeni bir hayat umuduyla gittiğim Marmara'da yaşanan 99 depreminin de içinde olduğu, rahmetli babamın siyasi davaları için yıllarca kaldığı ceza evleri ve sürgünlerde bekleme dahil tüm badire ve darbelere karşın ayakta kalmanın haklı gururunu yaşadığım bir gün bugün..
Bir ömür dedikleri yılları geride bırakıp, 52 yaşına adım atmanın mutluluğu ile bugün insanları ölümle korkutup, para toplayan anlayışlar ile hala kavga içinde olduğumu hissedip, virüs, mirüs demeden hayatıma, yaşananlara, yaşanacaklara eyvallah etmeden bakmamız gerektiğini bir kez daha hemde yeniden doğmuşcasına anlıyorum bugün..
Çünkü ben insanım, son yıllar da güçlü bir lobi kavgası verdiğim süreçte yaşadıklarımın da içinde olduğu yaşadıklarım, yaşayacaklarımmış hepsi beni bugüne taşıyan direnç yada adına kader dedikleri süreç..
Ve direnmeye devam..
Birlikte yola çıkan ama geride kalanlar, tüm yüreğim ve kalbimle sevip, sayıp, imkanlar doğrultusunda bir yerlere taşımaya çalışmamı anlamayıp, aldıkları akıllarla, buldukları yenilere inanıp, hiç bir art niyet taşımadan gönülden, candan taşıdığım omuzlarımdan inmeyi tercih ederek, benimle gelmeyenler, bin bir  bahaneyle terk edenler, kaybolup gidenler, unutulup, adı, sanı akla gelmeyenler gibi art arda biten yıllara teşekkür ettiğim bir gün bugün..
Yani kısacası varsa bir 51 yıl daha geride kalanlardan alınan tecrübelerle birlikte o kalmışsa eğer mutlak yaşanması gereken yeni yıllar da umutlu olmaya, sevdiklerimi mutlu etmeye devam içinde direnme arzusu ve hazırlığı ile 51 yıla ve yaşanması muhtemel yeni yıllara 'haydi hayat, teşekkürler hayat' diyorum..
Ha unutmadan iyi ki doğdun deyip, can dostluklarını beni direk arayarak, sanaldan yazdıkları güzel mesajlarla ve torunum Rüzgar'ın beni de kendisiyle coşturduğu o güzel sürprizi yapan aileme ve beni yeniden hayata çeken o gülen her güzel bakışa da çok ama çok teşekkür ederek, yaşamı değil, yaşanacakları yazmaya devam diyorum, birlikte nice yıllara diyerek..
 
ÇILDIR'DA DENİZ DALGALARI!..
arşiv haber 11/1/2019 tarihli haber/yorum
Van gölünden sonra Doğu Anadolu'nun en büyük tatlı su gölü olan Çıldır gölünde Deniz manzaraları..
Yönetim ve idaresi Çıldır Belediyesinde  olan Ardahan ile Kars'ın ortak gölü olan Çıldır gölü kış öncesi denizi andıran dalgalarıyla  ziyaretçilerini büyülüyor.
   Ankara'da masa başında hazırlanan plan ve projeler kapsamında etrafına turistik tesislerin yapılmasına izin verilmeyen, olanların ise ruhsat alamadığı Çıldır gölünün çevresi ve kendisi koruma adı altında yeniden yapılaşmaya yasak alan ilan edilmesine  karşın ziyaretçilerin akınına  uğramaya devam ediyor..
   İçinde dokuz çeşit balığın hayat bulduğu Çıldır gölü yaklaşan kış öncesi iyiden iyiye soğuyan havaların etkisiyle de yüksekliği yarım ila bir metreyi bulan hırçın dalgalarla kendisini ziyaret edenleri donmadan önce selamlarken, içilecek  kadar temiz  olan suyu çevreden  akan pis sularla kirlenmeye devam ediyor. Suyunu hortumlayan Arpaçay 'Zorluhes barajına' karşın etrafında bulunan derelerin kirli de olsa getirdiği sularla beslenerek hayatta kalmaya devam ediyor..
Çıldırlı Asker Hayatını Kayıp Etti..
*Arşiv Haber 06/09/2019 Tarihli Haber
Görev yaptığı Kars'ta yaşaşan bir olay sonucu ağır yaralanan Ardahan Çıldırlı, Kocaeli Gebze'de oturan Uzman Çavuş Metin Dalgıç kurtarılamayarak hayatını kayıp etti.

Ardahan Çıldırlı Uzman Çavuş şehit düştü. Kocaeli'nin Gebze İlçesinde Mevlana Mahallesinde oturan ve Çıldır doğumlu olan Jandarma Uzman Çavuş Metin Dalgıç kurtatrılamayarak hayatını kayıp etti.. Görev yaptığı Kars'ta 45 gün önce meydana gelen bir olay sonrası Kars Devlet Hastanesinde yoğun bakıma kaldırılan Jandarma Uzman Çavuş Metin Dalgıç, 45 gün sonra yaşam savaşını kaybetti.

Çıldırlı Dalgıç için Gebze Mevlana Mahallesi Kocatepe Camisinden kılınan cenaze namazının ardından şehidin naşı askeri törenle şehitliğe defnedildi. 

Kavgalar içinde olup , “Bir” olmaz isek ... 
 
CHP Genel Balkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Artvin ve Ardahan konuşmaları arasında bulunan ve biz gazetecilerce başlık yapılan 'Kavgalardan artık bıktık' sözlerinin kime ve kimlere gönderme olduğunu biliyorum diyenlerin bir de kendilerine bakmalarını isterim.
Çünkü bu ülkede sağcı bir partinin meclise girmesini sağlayan, milliyetçi, muhafazakar kesime hitap eden bir parti ile konuşabilen, halktan aldığı milyonlarca oyla mecliste temsil edilmesine karşın terörist denen siyasilerden destek almayı başaran Kılıçdaroğlu'nun bu mesajı herkes tarafından not edilmeli ve bu önemli mesajı tüm çalışma, çabalarda öne alınmalı.
Ve bu mesaj başta Başkan Erdoğan olmak üzere benim de içinde olduğum STK’lardan siyasilere hatta aile içi olaylarla muhatap olan herkes iyi değerlendirmeli.
Evet Kılıçdaroğlu'nun 'Kavgalardan artık bıktık' sözleri hepimiz için geçerli bir söz ve bizlerin de kavga çıkarmak için çeşitli manalara sığınmayı bir kenara bırakıp, 'Nasıl birlikte oluruz' u düşünmesi gerekir . 
Düşünmeliyiz ki, Başkan Erdoğan'ın 'Sanki leblebi, çekirdek atıyoruz' dediği kavga da sona ermeli ve bayramdan sonra çıkarılacağı söylenen yeni affın barışı getirmesi umuduyla yıllardır süren kavganın da bitmesine katkı sunulmalı..
Bu kavgaları bizzat yaşayan belki de yaşatan biri olarak ben de Kılıçdaroğlu'nun dediği gibi ben de kavgalardan bıktığımı ilan ediyor, eskilerin barışla sonuçlanması ve  yenilerinin olmamasına çaba göstereceğimi ilan ediyorum.
Ve gelin Kılıçdaroğlu'nun Artvin ve Ardahan'da veriği mesajı kulaklarımıza küpe yapalım ve yeni bir sayfayı hep birlikte açalım diyorum.
Çünkü kavga edip, birlik  olmasak, iyiden iyiye ayrılırsak başta Ortadoğu'da oynana oyunlar olmak üzere Akdeniz'de, STK,larda, federasyonlarda, derneklerde, hatta aile içinde değil hiç bir yerde başarı sağlayamayız.
Bu nedenle İstanbul'da başında olduğum STK’nın çok önemli bir toplantısının olmasına karşın kendisini ve beraberindekilerini karşılamak için Bin 450 km yol alıp, gittiğim ve bu yaşanan kavgaları da tartıştığımız, Kılıçdaroğlu ve birlikte Ardahan Bal Festivaline gelenler ile festivali düzenlenleyenlerle görüştüğümüz süreçte de herkesin kavgalardan yorulduğu ama bu kavgaların bitmesi konusunda da bir adım atmadığını da görsem de yine de umudum var, 'Kavga yok, Barış var' diyerek..
Çünkü kavga edip, birlikte olmasak barışık görünüp başta rant düşüncesi olmak üzere bölgede, ülkede, dünyada ince hesapları olanların ellerine imkan vermiş oluruz.. 



Kaynak: Ardahan Haberleri

Editör: ARDAHAN ardahan

Bu haber 8981 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER

ücretsiz iş ilanları

FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI