Reklam
Bugun...


Çıldır Mozortte Feci Kaza.. 4 Ölü!
Kars, Doğubayazıt ve Iğdır'dan Çıldır Aktaş Gümrük Kapısı üzerinde Gürcistan'a giden Ali Ekber Kumak'ın kullandığı midibüs, Çıldır-Aktaş karayolu Mozaret Dağı mevkisinde şarampole devrildi. Kazada, sürücü ile Barış Özüm, Nilgün ve Hatice Kıraç olay yerinde yaşamını yitirdi.

Çıldır Mozortte Feci Kaza.. 4 Ölü!

Kars, Doğubeyazıt ve Iğdır'dan Gürcistan'a giden Ali Ekber Kumak'ın kullandığı midibüs, dün gece saat: 01.30 sıralarında Çıldır-Aktaş karayolu Mozaret Dağı mevkisinde şarampole devrildi. Kazada, sürücü ile Barış Özüm, Nilgün ve Hatice Kıraç olay yerinde yaşamını yitirdi.

23 KİŞİ YARALANDI

Midibüsteki Mehmet Fatih, Erol Altay, Neşe Sadıç, Taner Aldaş, Ayşe Nur Yıldız, Osman Özen, Emine Ebru Satır, Esra Aktürk, Serap Bozdağı, Kenan Unutmaz, Feyzullah Gürel, Zehra Betül Demir, Barış Uslu, Özlem Özen, Taner Bozdağ, Ali Uzun, Neslihan Sonem, Sedanur Yadigaroğlu, Çağla Öneç, İlknur Selin Türk, Cüneyt Boyat ve Nazıl Ağan yaralandı.

**5'İNİN DURUMU AĞIR

 

Yaralılardan 5'inin sağlık durumunun ciddi olduğu belirtildi. Cesetler, Çıldır Sağlık Merkezi morguna gönderildi. Midibüs, jandarma ekiplerince olay yerinden kaldırıldı.

**'' UÇTUĞUMUZU HİSSETTİM''

Yaralılardan biri kazayı şöyle anlattı, ''En son otobüsün yoldan çıktığını gördüm. Refüjü yardı. Sonra havada uçtuğumuzu hissettim. Taklalar atmaya başladık. Otobüste insanlar birbirinin üzerine çıktı. Otobüs durduğunda benim yanımdaki cam kırılmıştı. İlk çıkanlardan biriydim. Yaralılar bağırıp çığlık atıyordu. Sonra yardım etmek için bir araba ve ambulans geldi. Ben hastaneye ilk gelenlerdenim.'' dedi.

Dilimi konuşamıyorsam suç kimde?
  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var
fakiryilmaz323@hotmail.com
 
 

Ardahan’da ki seçim gündemini almak için beni canlı yayına konuk eden TRT Kurdi’deydim.

Kardelenlerin yerini mis kokulu bin bir çiçeğe ve gözlere ilaç olan yeşil doğaya bıraktığı Ardahan’ın simgesi olan Kura Ovasını izleyen tarihi Ardahan Kalesin de canlı yapılan yayın öncesi ve sonra yaşadığım zorluk beni hem üzdü, hem de utandırdı.
Üzüldüm..
Çünkü ana dilim olan Kürtçeyi özgürce ve rahatça konuşamama sıkıntısını yaşadım.
Utandım..
Çünkü suçun tamamen başkalarının değil, kendimde de olduğunu da anladım..
Evet, yeni bir seçime doğru giderken başta 16 yıldır iktidar da bulunan ve bir dönem büyük puan toplayan bir davranış içine girip, bugün buzlukta donan barış süreci başlatan, devletin elinde olan TRT’de önce TRT 6 adında adı değiştirip, TRT Kurdi’nin önünü açan Erdoğan ayrı,
Kendisini ziyaret etmekle bir puan daha alan İnce ve diğer rakipleri ise bol keseden vaatler yapmaya başladıkları şu günlerde kimse bu ülkenin ana sorunlarının başında gelen hak, hukuk ve özgürlüklerine istendiği kadar dem vurmuyor.
Vuranlar da, gerek KHK, gerekse 'Aman aman milliyetçi oylar kaçar' diye kaçamak vaatlerle sözde başta ülkenin can alıcı ve de yakıcı Kürt sorunu olmak üzere tam anlamıyla yerleşmiş bir demokrasinin gereği olan konular hakkın da ciddi bir şey diyemiyor.
Yani bu ülkenin ana sorunları olan ana dil özgürlüğü ve bu ülkenin mozaiği olan Türkçe ve diğer dillerin eğimde yer alması, ekonomi, terör, insan hakları, özgürlükler gibi birçok sorunun üzerine gidemeyen siyasiler yeni bir seçime doğru yol alırken, yine pansuman görevi yapan vaatlerin ötesine geçemediklerini görmekteyiz.
Yasa dışı örgütlerinin sıra toplumun ve tabanının ret ettiği çukur anlayışını taşıyanların demokrasinin önünü de ki engellerin temizlenmesine engel olup, zaman zaman zorunlu ötelenmesine neden olduğunu da belirtmek gerektiğini hatırlatmakta gerekir.
Ancak tüm bunlara karşın ülke yöneticilerinin de bunların yani antidemokratik uygulamaları bahane edip, ortaya koydukları terörizmi yine mana edip, KHK ya da diğer antidemokratik uygulamalara çanak tutmaları maalesef bitmesi gereken sorunları daha da büyüttüğü de diğer bir gerçek..
Hâlbuki terörizmin anti ilacının gerçek anlamda bir demokrasi anlayışı olduğunu bizlerde, bu ülkenin yöneticileri de iyi biliyorlar.
Bunun en açık örneği, yıllarca yasaklanan Kürt dilinin hükümet ve iktidar yanlısı da olsa ve de ‘Yetmezse de buna da şükür’ dedirten TRT Kurdi’dir..
Evet, son KHK’larla yeniden ortaya konulan anlamsız uygulamalarla kapatılan onca Kürtçe tv ve radyoya karşın devletin kontrolünde de olsa yayınına devam eden TRT Kurdi bu ülkede yok olmaya yüz tutan Kürtçeyi yeniden canlandırdığını da kabul etmek gerekir.
Kürt olan biri olarak gün geçtikçe asimilasyona uğramış biri olarak canlı yayınına çıktığım TRT Kurdi’de ana dilim Kürtçeyi konuşmaktan zorlanırken suçun kimde olduğunu da yeniden düşünme fırsatı buldum.
Çünkü ana dilimi rahatça konuşamama sıkıntısı içinde gerek TRT Kurdi, gerekse diğer alanlarda olduğu gibi ana dilim olan Kürçe’yi konuşmaya konuşmaya evimizde kendimize koyduğumuz oto sansürle asimilasyona uğradığımı hem de ezilerek bir kez daha anladım.
Yani adı üzerinde Ana dil olan dilimin evimden konuşulmadığını da hatırlayıp, suçun tamamen evimin dışında yaşanan baskı ve antidemokratik uygulamalarla değil, bizlerin her alanda olduğu gibi dil konusunda da kendi kendimize oto sansür uyguladığımızı ve kendi ana dilimize sahip çıkmadığımızın utancını yaşadım.
Kısacası onca baskı ve antidemokratik uygulamaları suçlarken kendimizin de bu baskı ve antidemokratik uygulamalara inat en azından evimizde dilimizi canlı tutma çabasına gitme zahmetinde bulunmadığımızı, Kanal A gibi yayın yapsa da yine de kızmayıp, TRT Kurdi’yi izlemektense Acun’u milyonluk yapan Survivor’u izler, Kürtçe’den çok İngilizce’yi ezberler, Kürtçe’ye kardeş olan Türkçe’yi bile beğenmeyip, iş yerlerimize yabancı isimler verenler yine biz değil miyiz?
Evet, TRT Kurdi’nin canlı yayınına katılıp, Kürtçe, Türkçe’yi bir birine katan bir konuşma yapan, bunu yaparken yine de Ardahan’a Havaalanı diye bilen bir Kürt olarak bir kez daha anladım ki; Biz Kürtler de Türkler gibi aslımıza, gelenek, göreneklerimize, dilimize hatta Fransızların karşıma ukalalığından bulunduğu dinimize yeterince sahip çıkıp o cevher olan kültürümüzü, yaşam biçimimizi haşıl ederiz.
Sonra da, ‘Suç kimde?’ diye yine döner bir birimizle kavga eder, güzelim ülke de diller zenginliği yaşayan kardeşliğimizi zedeleriz.
Yani en kolay yol olan suçumuzu kapatmak için bu güzelim ülkede topu bir birimize atar hem zaman, hem de dillerimizi kayıp ederiz.
Ve gün geçtikçe de hep birlikte asimilasyona uğrar, yabancı dillerin esiri, özentisi olur, yerli malları unuttuğumuz gibi bugün önüne geçilemeyen ve ceplerimizi boşaltan yeşil dolarlara mahkûm oluruz.
Evet, ben suç bende diyorum ya sizce suç kimde?




Bu haber 3604 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI