Reklam
Bugun...


ÇILDIR GÖLÜNE GİRMEKTE YASAK!..
Etrafına bir sahilin yapılması istenmesine rağmen bu isteğe duyarsız kalan ilgililer yine kolay yolu buldular. Masa başında hazırlanan kararla adeta yasak bir göl haline çevrilen Ardahan'ın Göl/Deniz olarak bilinen Çıldır Gölünde yüzmekte yasak.

ÇILDIR GÖLÜNE GİRMEKTE YASAK!..

SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..

Gazeteci Fakir Yılmaz Cumartesi Günleri Saat: 17.15-19.15'te TEMPO TV'de..

Her Cumartesi günü saat:17.15-19.15'te ekranlarınızda..

Sizde Tempo TV ekranına davetlisiniz..

https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw

Masa başında hazırlanan kararla adeta yasak bir göl haline çevrilen Ardahan'ın "Göl/Deniz" olarak bilinen Çıldır Gölünde yüzmek de yasak.
Ardahan'ın Çıldır İlçesinde bulunan Akçakale Yarımadası Doğal Sit Alanı ile Çıldır ve Lavaş Gölleri Potansiyel Doğal Sit Alanları Kapsamına Giren Alanların Kesin Korunacak Hassas Alan Olarak Tescil ve İlan Edilmesi  ardından göl etrafına bir çivi çakılmasına izin verilmemesi ardından şimdide göle girmek ve yüzmekde yasaklandı.
Sıcakların kuraklık yaşatacak halde etkili olduğu bölgede serinlemek için göle gidenlerin jandarmanın 'yasak' uyarısıyla karşılaştığı Ardahan'ın Çıldır Gölünde yüzmek isteyenler Kaymakamlık ve Valilik kararı ile alınan kararın engeline takılıyorlar.
Üç yıl önce Çıldır Gölüne getirilen 2 tur teknesi, üç yıldır kıyıda kızağa çekilmiş beklerken göle gidenlerin yüzmeden geri döndükleri Ardahan'ın Çıldır Gölü gibi Gürcistan ile ortak göl olan Aktaş gölü de aynı yasaklar dolayısıyla yüzülemez, dokunulamaz, etraflarına bir çivi bile çakılamaz halde beklerler.

ARDAHAN'DA TRAFİK KAZASI!..
arşiv haber 18/06/2021 tarihli haberler/yorum
Ardahan'da taksi ile otomobilin çarpışması sonucu 3 kişi yaralandı. İbrahim Yolcu yönetimindeki 75 T 0022 plakalı taksi, Kars-Ardahan-Artvin arasında ulaşımı sağlayan Şavşat Kuzey Çevre Yolu'ndaki Eski Hanak Kavşağı'nda Yakup Turan idaresindeki 61 DZ 895 plakalı otomobille çarpıştı. Kazada her iki sürücünün yanı sıra Yakup Turan'ın kullandığı araçtaki Emin Turan yaralandı. 112 Acil Servis ekiplerince Ardahan Devlet Hastanesi'ne kaldırılan yaralıların hayati tehlikesinin bulanmadığı öğrenildi.
BARO'YA UZANAN
KİRLİ ELLER NE AMAÇLIYOR?!
ORADA NE OLUYOR?!. Ülke ve dünya gündemi ile olduğu gibi Ardahan'da yaşanan onca sorun karşısında sus-pus ve sessizlikleri ile tanınan bazı kişilerin yerel basın üzerinden yıpratmaya çalıştıkları Ardahan Barosundan açıklama geldi. Baro Başkanının yanı sıra bir çok stk başkanı ve siyasetçinin yanında Avukatların da tepki gösterdiği bu kirli oyunu kimin sergilemek istediği, kimlerin kirli ellerinin olduğu da merak edilirken bunlara gereken tokadın yeri geldiğinde vurulacağı belirtildi.
Baro Başkanı Yıldız: “Baromuzu kimsenin yıpratmaya hakkı yoktur”
YSK´nın sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu günlerde seçim yapılamayacağına ilişkin kararı ardından ertelenen Baro seçimleri son yayımlanan İçişleri Bakanlığı genelgesinden sonra Ardahan Barosu genel kurulunu 19 Eylül 2021 tarihinde yapılmasına karar verdi.

YSK´nın sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu günlerde seçim yapılamayacağına ilişkin kararı ardından ertelenen Baro seçimleri son yayımlanan İçişleri Bakanlığı genelgesinden sonra Ardahan Barosu genel kurulunu 19 Eylül 2021 tarihinde yapılmasına karar verdi.

Ardahan Baro Başkanı Osman Nuri Yıldız, fiili ve hukuki hiçbir dayanağı olmayan spekülasyonlarla Baromuzun yıpratılmasına izin veremeyiz.  Yaptığımız işi eleştirebilirler, eksik görebilirler, hata görebilirler ama seçim meselesi yüzünden baromuzu kimsenin yıpratmaya hakkı yoktur. Buna müsaade edemeyiz” dedi.               

Baro Başkanı Osman Nuri Yıldız gazetemiz muhabirine yaptığı açıklamasında şu ifadelere yer verdi. “15 Eylül 2019 tarihinde Ardahan Barosunu kurduk. Kanunda derki Baro Başkanı ve yönetim kurulu 2 yıllık görev süresi için seçilir. Kanun gereği görev süremizin sonuna tekabül eden 19 Eylül 2021 tarihine seçim kararı aldık. Seçildikten birkaç ay sonra avukatlık kanunu tartışılmaya başlandı. Çoklu baro sistemine geçilsin, 5 bin avukatı olan barolar ikinci baro kursun gibi. O yasayla birlikte bir madde daha eklediler. Görev süresine bakılmaksızın tüm barolar 2020 yılının Ekim ayında seçime gitmek zorundadırlar. Kanun bize 2020 yılının Ekim ayında seçime gitmeyi emretti. Kanun yasalaşıp resmiyete kazanınca bizde 3 Ekim 2020 tarihine seçim kararı aldık. 2 Ekim tarihinde İçişleri Bakanlığı genelge yayınladı seçimler iptal oldu. Pandemi nedeniyle beklemede kaldık 12 avukat arkadaşımız imza toplayarak seçim kararı alınmasını talep ettiler. Dilekçeler bize geldiğinde yönetim kurulunu toplayarak 30 Nisan 2021 tarihine seçim kararı aldık. 30 Nisanda seçimin yapılmasına herhangi bir engel yoktu. Bu kez de pandemi nedeniyle tam kapanma kararı çıktı ve seçim yine iptal oldu. İptalde 1 Haziran 2021 tarihine kadar seçim yapılamaz kararı vardı. İmza toplayan arkadaşlar yanlış bilgi ile 1 Haziran´ı beklemeden 27 Mayıs tarihinde seçim yasakları kalktı neden seçim kararı almıyorsunuz gibi talepleri oldu. Seçim taleplerini yönetim kurulumuzla gündeme aldık seçim yasakları 1 Haziran´a kadar devam ediyor ve tekrar uzatılacak mı belli değil iken verilen dilekçeyi işleme alarak, Adli tatili de hesaba katarak 19 Eylül 2021 tarihi belirlendi. bir aksilik olmadığı sürece seçimimizi yapacağız. Biz kanuni düzenlemenin aksi bir durum yapmadık. 1 yıl içerisinde üç tane seçim kararı almışız ama birileri Baro seçimden mi kaçıyor gibi haber yapıyor. Seçimden kaçıyor olsak neden üç tane seçim kararı alalım. Kanunun emrettiği 2 yıllık görev süremizi bile doldurmamışız.

Ben arkadaşlara şunu söylemek istiyorum, benim ve yönetim kurulu arkadaşlarımın maddi anlamda baronun suiistimal mi etmişiz veya görevi kötüye mi kullanmışız, bir eksiğimiz mi var, temsil noktasında bir hatamız mı var gibi bize gelip eleştiride bulunmuyorlar ama seçim yapın diye sürekli talepte bulunuyorlar. Seçim kararı alıyoruz ama yasaklardan dolayı yapamıyoruz. Ben veya başkası olsun baronun bir disiplini, kuralı kaidesi var, bu çerçevede yürüyecek. Baro kazanç kapısı değil, ben bu görevi yapıyorum diye ücret almıyorum. Yönetim kurulu arkadaşlarımızda herhangi bir ücret almıyor. Baronun 1 kuruşunu kötüye kullanmayalım diye çok dikkat ediyoruz, çoğu işini kendi cebimizden yapıyoruz. Çok hassas davranıyoruz, temsil noktasında elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Ardahan´ı temsil noktasında verdiğimiz çabayı görmezden geliyorlar, tek derdimiz seçim olmuş. Pandemi şartları engel oluyor, ben yaratmadım onu, bakanlık genelgesini ben yazmadım veya kapanma kararını ben almadım. İkincisi adli tatil var, bugüne kadar hiçbir baro adli tatilde avukatı seçime çağırmamış. Baroların seçimleri en demokratik seçimlerdir. İlk seçimimizde tam katılım sağlandı ve demokratik bir seçim oldu, herkesin iradesi sandığa yansıdı. 19 Eylülde olacak seçimde yine aynı böyle olacak. 1 yıl içerisinde üç tane seçim kararı almışız ama birileri Baro seçimden mi kaçıyor diye haber yapıyor. Seçimden kaçıyor olsak neden üç tane seçim kararı alalım. Kanunun emrettiği 2 yıllık görev süremizi bile doldurmamışız.  4 tane arkadaşımız var hakim ve savcılık sınavına girecek. Onların mülakat sonucu mu hesaba katarak seçime gidilmiyor diye yorum yapılmış. Onların oyunu kime vereceğini kim bilebilir. Böyle bir şeyin hesaba katılması gibi bir durum söz konusu değil. Ardahan Barosunun bu tür lüzumsuz spekülasyonlarla yıpratılmasına hiç gerek yok. Yaptığımız işi eleştirebilirler, eksik görebilirler, hata görebilirler ama seçim meselesi yüzünden baromuzu kimsenin yıpratmaya hakkı yoktur” diye konuştu.

KUYRUK VİRÜSÜ!..

2020 yılı itibariyle dünya'yı etkisi altına alan Çin merkezli COVİD-19 ülkemizide diğer ülkeler gibi büyük bir şekilde etkiledi.

Bir sene eve kapanmanın ve korona ölümlerinin sonucunda, aşı çalışmaları sonuç verdi ve Türkiye’nin de hala üzerinde uğraştığı aşı, Çin, Rusya ve Almanya da bulundu. 
Türkiye milyonlarca doz aşı almaya devam ediyor ve aşılama çalışmaları hızlandırılmaya çalışılıyor. Büyük bir aşı kampanyasıyla Türkiye aşılanmaya ve normalleştirilmeye çalışılıyor.

Fakat bu aşı seferberliği Ardahan’da çileye dönüştü. Covid-19 virüsü bu sefer "kuyruk virüsüne” dönüştü. 
Randevu sisteminin kalkmasıyla insanların aşı olmak için sağlık birimlerine akın etmesi akıllara Seksenleri getirdi. Seksenlerde ki hastane, muayene kuyrukları şimdi yerini korona kuyruklarına bıraktı.

Türkiye Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca'nın "24 saat itibariyle 18.584 merkezde 47.314 sağlık çalışanımızın 1 milyon 795 doz aşı yaptı. Ellerine sağlık" açıklamasıyla Türkiye’nin aşılanması devam ediyor.

Koronaya Neden İnanmadım?

Gündemden düştü diye yeniden “Artıyor” diyerek pompalanan korona, yani tıp diliyle Covid-19 veya gerçek ve hak olan ölümün adı değiştirilerek “pandemi” denen süreç tam bitmişken, yani sanal ortamdan kurtulup gerçek olan sosyal hayata yeniden dönmeye çalıştığımız şu günlerde, birileri bizleri yeniden fesat yuvası olarak adlandırdığım sanala çekmeye çalışmakta..

 Baştan beri inanmadığım ve sadece gribal bir olay olduğunu savunduğum ve ölü sayıcılığı yaparak toplumun korkutulmaması gerektiğini anlatmaya çalıştığım koronaya neden inanmadığımı belirtirken bu savunmamı güçlendiren en büyük tezimde, gerçek anlamda korona varsa asıl öldüreceği kişilerin toplumun huzurunu bozan ne kadar yavşak varsa hepsinin ölmesi gerektiği idi..

Yani dedikoduyu kendine ilke edinmiş, çeper dediğim taş duvarların dibinde oturup birilerinin aldığı şarap ya da bir kadeh rakıyla kabadayılık yapanlar, din, kitap Allah diyerek bunu suistimal edenler, vatan millet Sakarya diyip asıl bölücülüğü yapanlar, helali haramlaştırıp yasallaştıranların hepsi halen sağken bunlardan yaka silkenlerin ölmeden ölümüne üzülüyordum, koronaya neden inanmadığımı anlatmaya çalışırken..


Çünkü peygamber “vebalı yere girmeyin” uyarısı yaparken bu vebayı oluşturanların çoğunlukta olduğunu ve asıl onlara dikkat edilmesi gerektiğini belirtirken ölümünde hak olduğunu korona dahil buna neden olanın bahaneden başka bir şey olmadığını anlatmaya çalışırdı..
Her insana hak olan ölümün unutulmamasını ama bunu sürekli anarak yani gündemde tutarak yaşanamayacağını da belirten peygamberimizin dikkat çektiği diğer bir konuda bugünün adıyla yavşak, namussuz, alçak yetmedi, bataklıktan daha alçak olanlar yani gıybet yapanların sarhoşluğudur asıl ölüm..
Örnek mi? 
Adam öğretmen.. Öğretmen denildiğinde yine aynı peygamber bana bir harf öğretenin kölesi olurum derken bunlara verdiği önemi anlatırken bugün ki sarhoşluktan, fesatlıktan ve en önemlisi tutarsızlık ve şahsiyetsizlikten öteye geçmeyenlerdir. Bunların yanında da toplum önderi yani sözde STK, siyaset aydını diye geçinen asıl ölümü hak eden ama koronanın bile baş edemedikleridir.. 
Bu nedenle ben koronaya hala inanmıyorum..

REKLAMLARINIZ BİZDE SİTEMİZ DE, TEMPO TV DE, GAZETE/DERGİLERİMİZ

VE SANAL ORTAMLARIMIZ DA YAYINLANIR..

ki...




Kaynak: Ardaha Haberleri

Editör: Ardahan Haberi

Bu haber 6906 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI