Reklam
Bugun...


ATALAY'A GİZLİ FETO OPERASYONU MU?!..
Gazetemizin ve haber sitemizin' ARDAHAN MİLLETVEKİLSİZ Mİ KALACAK?' diye dikkat çektiği konu, Gazeteci Altaylı'nın Ardahan Milletvekili Atalay hakkında ele alınan sert bir yazı bir kez daha gündeme düştü.

ATALAY'A GİZLİ FETO OPERASYONU MU?!..

'Dershaneler KCK gibi paralel bir yapılanma haline geldi' açıklaması ile Fethullah Gülen Cemaatinin, 'Feto Terör Örgütü' olduğunu ortaya koyan AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay adeta hedefe konulan isim haline döndü.
*Fotonun Haberini Allta Okuyabilrisniz..
Son olarak; Habertük köşe yazarlarından olan Fatih Altaylı'nın sert bir dille köşesine aldığı Atalay'ın, kendilerini ilk deşifre eden fetocuların yanı sıra AK Parti'yi de sardıkları ve 'Vatan-Millet-Sakarya' edebiyatına teslim olan AK Parti'ye bu kanal da şirin görünüp,  partiyi zayıflatma çabaları içinde oldukları ileri sürülen ve daha önce ki bir çok çıkışları ile Atalay'ı Kürtçü' ilan eden ama bundan başarılı olmayınca fetocularla kol kola girdikleri görülen Ulusalcıların internet haber sitelerinin yayınları ve gazetelerinin haberleri aracılığı ile hedefe aldıkları Atalay' partisinden koparmak ve AK Parti'yi iyiden iyiye MHP'te muhatç etmek, Kürtlerden koparan milliyetçi siyasete yönelmesi istendiği iddia edilmeye başlandı.
AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay'ın bir çok insanın anlatmak istediğini anlatamayan üstü kapalı tweetleri ile yaptığı konuşmalarının bu duruma hizmet ettiği de görülürken Atalay ve bir çok isim üzerinde AK Parti'ye yüklenip, zayıflatma hesapları içinde olanlar son aylarda yaşanan bu durum karşısında ellerini ovuşturduğu da dikkatlerden kaçmıyor.
Bu konuda sessizliğini bozmayan, televizyon ve telefonlara çıkmayan Atalay'ın ise hakkında öne sürülen, ortaya atılan onca iddia ve ağır suçlamalarla direk cevap vereceğine kendisini savunmak ve anlatmak için yine twittiri kullanması ise üzerinde ki baskıyı ve AK Parti'yi olduğu gibi Atalay'ı sevmeyen çanak yalayıcıların Atalay üzerinden AK Partiye baskısı gün geçtikçe artırmışa benziyor.
İşte son olarak Habertük Köşe yazarının AK Parti Ardahan Milletvekili Atalay hakkında ele aldığı çok sert yazısı..

Milyarlarca insan namussuz mu profesör efendi!

Milletvekili imiş. 
Galiba İlahiyat Profesörü imiş.
Adını pek duymadım.
Daha doğrusu marifetlerini pek duymadım.
Birkaç yıl önce “Açılım sürecini” hararetli hararetli savunuyordu, onu hatırlıyorum mesela.
Hatta bu süreci “Yüzyılın başarısı” olarak yorumlamıştı.
Şimdi yine konuştu bu “Atatürk Üniversitesi” mezunu profesör.
Bu kez da Atatürk’ün dil devrimini hedef aldı AK Partili milletvekili.
Harf devrimine karşı çıkmış.
“Kamus namustur” demiş.
Gerçi kamusun alfabe ile pek alakası yok.
Daha çok lügat demek, sözlük demek ama dilin bütününü de ele aldığı için belki alfabeyi de bunun içine sıkıştırmak mümkün.
Ancak milletvekili kastının harf devrimi olduğunu, Latin alfabesi olduğunu saklamıyor.
Bana sorarsanız son derece manasız, cahilce, ilkel bir yaklaşım.
Türklerin ilk alfabesi Uygur alfabesi.
Yayılıp çoğaldıkça, aynı kavim farklı alfabeler kullanmış.
Bak Türk dünyasına farklı farklı alfabeler var.
Arap’tan, Kiril’e çeşit çeşit kullanmışlar.
Arap alfabesi kullanmayanlar dinsiz mi olmuş, namuslarını mı kaybetmişler.
Ya da hiç okuma yazma bilmeyenler hepten mi namussuz ve ahlaksız olmuşlar.
Müslüman olmayı alfabe ile bağdaştırmak ise hepten dangalaklık.
En kalabalık Müslüman topluluk Endonezya’da.
Arapça mı yazıyorlar?
Tabii ki hayır.
Ne oldu dinden mi çıktılar.
IŞİD kafası ile onları da mürtet mi ilan edecek ilahiyat profesörümüz.
Geç oradan Malezya’ya durum farklı mı?
Onların da kendi alfabesi var!
Ne bunlar dinsiz mi, namussuz mu!
Gel bu tarafa Hint Müslümanlarına.
Farklı farklı alfabeler kullanıyorlar.
Biri Arap alfabesine benziyor ama değil.
Keza İran.
Onun da kendi Alfabesi var.
Birbiriyle etkilenmişler ama aynı değiller Arap’la.
Çık yukarı Azerbaycan’da Latin alfabesi.
Onlar da namusu kaybetmişler mi diyorsun hadsiz profesör.
Gel buraya, burada da Latin alfabesi.
Dinsiz mi 80 milyon.
Dinin alfabe ile ne alakası var!
İslamiyet öncesi Araplar başka alfabe kullanıyordu da, alfabeyi de Cebrail Aleyhisselam mı getirdi!
Puta taparken de o alfabeyi kullanıyordu Araplar, başka dindeyken de!
Bu kadar saçmalıyorsun yani profesör efendi.
Gelelim bir başka palavraya.
Atatürk alfabeyi değiştirdiği için, dedelerinin yazdığı mektubu okuyamıyorlarmış.
Ulan güldürmeyin beni.
Harf devrimi sırasında memlekette okuma yazma oranı belirsiz ama en iyi ihtimalle yüzde 10 civarı.
Yani okuma yazma bilen yok ki, yazılan mektubu olsun.
Deden, atan o yüzde ona mensupsa ve sana mektup bıraktıysa eğer ve okumak da istiyorsan çok da zor değil Arap alfabesini öğrenmek.
Çok meraklısı biraz zeki ise 5 günde, aptal ise 10 günde söker Arap alfabesini.
Matbu harfi okumayı 1 haftada el yazısını okumayı bilemedin 1 ayda öğrenir.
Dedenin mektubunu da okursun, nenenin şiirini de.
Yeter ki iste.
Mesele bu kadar basit.
Zaten maksat alfabe falan değil.
Maksat Atatürk’e sövmek dolaylı da olsa.
Keşke adam olaydı da, söveceği adamın adını taşıyan üniversiteye gitmem diyebileydi.
Belki o zaman en azından ilkeli olurdu.
Ama ilke kim, bunlar kim!
Fatih Atalay
Savcılıktan dikkat çeken değerlendirme: FETÖ pusuda!
Kocaeli Barış Gazetesi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından geçen haftalarda FETÖ’nün TSK yapılanmasına yönelik yapılan ve 74 muvazzaf astsubayın gözaltına alındığı soruşturma kapsamında, tutuklama isteminin yazıldığı sevk kararında dikkat çeken değerlendirmelerde bulunuldu. Cumhuriyet savcısı sevk yazısında, örgütün darbe girişiminde nispeten çok az üyesinin kullandığı, ByLock, Bank Asya hesapları bulunmayan diğer örgüt mensuplarının ikinci bir darbe girişiminde ya da örgütsel bir faaliyette kullanılmak üzere hazır olarak bekletildikleri aktarıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nca FETÖ’nün TSK yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturmada, İstanbul ve 29 ilde, 74 muvazzaf astsubaya geçen haftalarda operasyon düzenlendi. Gözaltına alınanlardan 32’si tutuklandı. Gözaltına alınan şüphelileri tutuklamaya sevk eden Cumhuriyet savcısı, örgütün şifreli haberleşme uygulaması olan “ByLock” kullanan asker sayısının TSK’ye sızan asker sayısından az olduğuna vurgu yapıldı. Ankesör operasyonlarının neden önemli olduğunun anlatıldığı sevk yazısında şu ifadelere yer verildi: “TSK içerisinde görevli terör örgütü mensubu askeri şahıslar ile söz konusu yapılanmada üst düzey faaliyet yürüten sözde sorumlular (öğretmen, müdür yardımcısı, müdür, şeklinde örgütsel isimlendirilen) arasında, deşifre olmayı engellemek maksadıyla, farklı bir iletişim modelinin kullanıldığı, diğer örgüt mensupları tarafından iletişim amacıyla kullanılan ByLock dahil olmak üzere bilinen iletişim usullerinden uzak durdukları, ülke genelinde ByLock kullandığı tespit edilen asker sayısının terör örgütünün silahlı kuvvetlerimiz içerisine sızdırdığı tahmini örgüt üyesi sayısına göre çok az olmasının bu durumu gösterdiği, yine örgütün darbe girişimine nispeten çok az üyesini kullandığı, terör örgütüne yönelik bilinen kriterleri (ByLock, Bank Asya, üst düzey yöneticilerle irtibat gibi) taşımayan diğer mensuplarını ikinci bir darbe girişiminde ya da örgütsel başka bir faaliyette kullanmak üzere hazır olarak beklettiğinin değerlendirildiği...” Kısa süreli aramalar Sevk yazısından örgüt üyelerinin deşifre edilmesine yönelik çalışmalarda, askeri personellerden sorumlu şahısların kamuya açık ve birbirinden bağımsız, market, büfe, lokanta gibi sair işletmelerde kurulu bulunan sabit (kontörlü) hatları kullandıkları, sorumlu şahısların “öğrenci” olarak tabir edilen askeri personelleri aradıkları, aramalarının tek yönlü olduğu belirtildi. Sadece sorumlu şahsın arama yaptığının aktarıldığı sevk yazısında, arama sürelerinin ise kısa olarak gerçekleştiği kaydedildi. Bu arada, 15 Temmuz 2016’da FETÖ’nün yaptığı darbe girişimin İstanbul ayağına katıldığı belirtilen 1649 şüpheli askerden 1061’inin mahrem imamlarla ankesörlü sabit hatlar üzerinden iletişim kurduğu tespit edildi. Şu ana kadar yapılan tespitlere göre 15 Temmuz 2016’da darbenin İstanbul ayağında yer alan 68 albaydan 48’inin, 35 yarbaydan 29’unun, 70 binbaşıdan 57’sinin, 222 üsteğmenden 195’inin, 67 teğmenden 65’inin, 20 asteğmenden 5’inin, 260 astsubaydan 168’inin, 369 askeri öğrenciden 340’ının, 378 uzman çavuştan 154’ünün örgütsel amaçlı olarak kullanılan ankesörlü telefonlardan mahrem imamlarla görüştükleri belirlendi. Bu bilgiler ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tespit tutanağı haline getirilerek mahkemelere ve ankesörlü telefon soruşturmaları dosyalarına gönderildi.

Kocaeli Barış Gazetesihttps://www.kocaelibarisgazetesi.com/guncel/savciliktan-dikkat-ceken-degerlendirme-feto-pusuda-h115021.html

Kocaeli Barış Gazetesi
**KAFTANCIOĞLU KOZMİK ODADA MI?!
Onunda Muhsin Yazıcıoğlu olayı gibi hala tartışıldığı ve faili meçhul kaldığı Susurluk kazasının yıl dönümünün hatırlandığı şu günlerde Musa Anter, Uğur Mumcu, Hamit Fendoğlu, Ahmet Taner Kışlalı, Doğan Öz, Abdi İpekçi, Cevat Yurdakul, Nihat Erim, Kemal Türkler, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis, Onur Kutlar, Gaffar Okkan, Necip Hablemitoğlu, Hrant Dink, Bahriye Üçok ve diğer faili meçhul bir çok cinayetlerin aydınlatılması beklenirken biz bölünmesine karşı olduğumuzu belirtip, topraklarında da ABD ve Rus askerleri ile Suriye'de devriye atmalarla uğraşırız..
Ve bu ülkede yaşanan gündemlerin bir çoğu da yıllardır Suriye sınırında yaşananların gölgesinde unutulmakla, unutturulmakla, asıl hedef olan şaşırtılmakla kalır..
Çünkü bana göre başta siyasi kanadı olmak üzere asıl hücrelerin hala yaşadığına inandığım ayrıca  inanılan ülkemde Feto diye bir örgütlenmenin olduğunu ilk söyleyenlerin başında gelen benim.
Ve son haberlerim arasında olan bizaat benin ele aldığım ve altında imzamın bulunduğu, 'Feto yeniden mi örgütleniyor?' başlıklı haberi yapmam ardından bu haberin soruşturma konusu olması beni üzdüğü gibi düşündürmüştür de..
Halbuki Bülent Arınç'ın rahatça konuşmaya hatta bu yönde kanun hükmünde kararlarnamelerin çıkarıldığı ve yargı kararlarının eleştirilmesine ses çıkarılmadığı bu süreçte benim, ''Feto Ardahan'da yeniden mi örgütleniyor?' başlığı ile yaptığım haberi ihbar saymaları gerekirken tam tersi terör polisi tarafından hem de amcamın rahmetli olduğu gün, yasımın olduğunu düşünmeden mesai saatleri dışında emniyete çağrılıp, yaptığım, 'Feto Ardahan'da yeniden örgütleniyor mu?' başlıklı haberime savcılık tarafından yayın yasağı getirildiğini, hakim tarafından siteden kaldırılmasına karar verildiğinin tebliğ edilmesi ve benim olan ve bir gün önce bizzat binlerce insanın okuduğu haber sitelerinden olan www.kuzeyanadolugazetesi.com adlı sitemiz de yayınladığım haberi kendi gazetesinde kendi imzasıyla yayınlayan kadın yazı işleri müdürüne soruşturma başlatılması gibi ilginçliklerin sürdüğü ülkemde attığı tweetlerin hemen ardından değil, aylar, yıllar sonra hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesinin iktidarın elinden alınıp, başka parti tarafından kazanılmasına 'vesile' olanların başında geldi diye hakkında soruşturmalar başlatılan Ardahan'ın gelini, CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu' nun da aralarında bulunduğu CHP İlçe, İl ve Büyük Kongreleri öncesi CHP'de yaşananlara bakmak isterim.
Çünkü Balyoz, Ergenekon ve diğer bir çok isim konulan operasyonların yapıldığı süreçlerde devletin denilen ama Bülent Arınçların da içinde olduğu kişilere yönelik suikast ihbarları arından baskına uğrayan kozmik odalar gibi CHP'nin de bekçileri ve sahipleri ulusalcılar olan kozmik odalarının olduğu ve başta Muharrem İnce olmak üzere parti içinde bir adım öne çıkanların bu odanın yaydığı dedikodularla, yaptığı engellemelerle öne çıkan yani CHP'nin Kozmik odasının sınırlarının, çizgilerinin dışına çıkanların önünün kesilmesiyle yetinilmez bir süre sonra isimleri siyasetin tozlu raflarına atılır..
Kazanmasaydı İmamoğlu'nun da aynı kozmik odalar tarafından yolcu edileceğini daha önceki yazılarımda dile getiren biri olarak bu odanın yani CHP' nin kozmik odasının Ecevit' le başlayıp, Baykal'ı getirmeye kadar süren süreçde olduğu gibi son yıllarda da önce Kılıçdaroğlu'nun siyasette star olmasına ışık tutan önce Gürsel Tekin'i, ardından Başkanlık sisteminde Başkan adayı olan Muharrem İnce' yi rafa kaldırmıştır..
Ve şimdi sıra partinin değil, CHP'nin kozmik odaların çizgilerini zorlayan mevcut İl Başkanı Dr. Kaftancıoğlu'na gelmiş.
Ama Kaftancıoğlu' nun başta parti içindeki demokratlardan, sosyalistlerden, hatta HDP tabanından aldığı destekten gelecek olan tepkiyi gözüne kestiremeyen CHP'nin kozmik odası işi önce ona kendi kadar kızan iktidara ve onun hükmünde olduğunu ileri sürdüğü adalet camiasına ve kendileri gibi yasakçı zihniyetin hazırladığı yasalara bırakmış, Kaftancıoğlu'nun yıllar önce attığı tweetlerden dolayı ceza almasını sağlamıştır..
Ama işin başında olan hükumetin de her ne kadar çok sevmese de ülkenin en büyük, dünyanın gözü önünde ki kentinde seçimleri kazanan ekibin başında olan Kaftancıoğlu'nun tutuklanmasının başta AB Kriterleri olmak üzere dünyadan gelecek tepkilerden çekinip, hapse girmesine vesile olacak söylem ve de adımlar atmasını geciktirmiştir..
Bu durum üzerine CHP'nin kozmik odası yeniden harekete geçmiş, CHP'nin İlçe, il Kongreleri ve Büyük Kurultay öncesi Kaftancıoğlu'nun önce parti içinde ardından İstanbul'da, daha sonra havuz medyasının da yardımı ile ülke genelinde yıpratılıp, yolcu edilip, rafa kaldırılması için yeniden kolları sıvamışa benziyor.
Ve bu durum sadece İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu için değil Ardahan'ın da içinde bulunduğu bir çok İlde yaşanmaya başlamış, HDP tabanının, Sosyalistlerin sempatisi ile yaklaştığı, toplumun demokrat olduğunu düşündüğü Kaftancıoğlu gibi bir çok İl başkanını ve partiliyi CHP'den uzaklaştırma çabası içine girilmiştir.
Sonra mı?
Sarı Öküzün hikayesini hatırlatan bu durum, sırayı Kılıçdaroğlu'na getirir mi bilmem ama onu da CHP'nin büyük kongresi öncesi yaşananları izleyerek bekleyelim derim..
 
Ardahan'da Yeni Feto Tutuklanması!

*Arşv Haber 16/05/2019

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonda gözaltına alınan jandarma astsubay tutuklandı.

 Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada kapsamında muvazzaf jandarma astsubay Nüfel Şimşek, Ardahan Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince gözaltına alındı. Şimşek, emniyetteki işlemlerin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı Ardahan Sulh Ceza Hakimliğince "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan tutuklandı.

*10/05/2018 Tarihli Haber
Ardahan'da, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) davasında yargılanan 6 sanığa 6 yıl 3 ay ila 7 yıl 9 ay 22 gün arasında değişen hapis cezaları verildi.

Ardahan'da görülen Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) davasında yargılanan sanıklara mahkemeden ceza yağdı. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Muhsin Temizel, İsrafil AydınFatihErdoğmuşAyhan Kılıç, Olgun Sarıkamış ve tutuksuz sanık Aysel Koyuncu ile avukatları katıldı.

Duruşmada son savunmaları ve sözleri sorulan sanıkların tamamı haklarındaki suçlamaları reddedip beraat talebinde bulundu.

Benzer savunmalar yapan sanık avukatları da müvekkillerinin beraat ile tahliyelerine karar verilmesini istedi.

Mahkeme heyeti "terör örgütü üyesi olma" suçundan yargılanan ve cezalarında çeşitli nedenlerle indirim yapılan sanıklardan Muhsin Temizel'i 7 yıl 9 ay 22 gün, Aysel Koyuncu ve Fatih Erdoğmuş'u 7 yıl 6 ay, Olgun Sarıkamış'ı 6 yıl 10 ay 15 gün, İsrafil Aydın ve Ayhan Kılıç'ı ise 6 yıl 3 ay hapse mahkum etti. Mahkeme heyeti sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

**Vali ve Kaymakamlarda mı Aday mı?

24 Haziran öncesi yaşanan adaylık yarışında olan ve düşüncelerine yakın partilerin listelerin de yer almak için mücadele eden aday adayların şu an görevde olan vali ve kaymakamların siyaset yaptıklarını ve
adaylar arasında taraf olduklarını söylediklerini belirtsek sanırım ‘yanlışsın’ diyen çıkmaz..
Bu yanlışın içinde olanlar sadece vali ve kaymakamlar mı ki?
Tabi ki sadece vali ve kaymakamlar değil..
Bürokratlarda siyaseti tam ortasında yer aldıkları hatta yeniden aday olup, milletvekili olmak isteyenlerden daha çok taraf olduklarını hepimiz görmekte, izlemekteyiz.
Bu durum zaten demokratik ve eşit olmayan şartlarda mücadele veren diğer aday adayları üzdüğü gibi partilere de en büyük zararı veren bir durumdur.
Bu nedenle mevcut seçilmiş ve yeniden seçilmek için bin bir ayak oyunu içinde olan siyasilerden uzak durması gerekir diye düşünüyorum.
Asıl işleri ile ilgilenmesi gereken bürokratların bu süreçte taraf olmaları gelecekte onları zora sokacağını belirtmek bir gazetecinin görevidir.
Çünkü bugün desteklenen, bu kritik süreçte onlarla poz verenler, 24 Haziran sonrası yanlış yaptıklarını anladıklarında çok geç olacağını şimdiden belirtmekten onların yararına ve ‘Dost söyler ama acı söyler’
olmaktan öte bir şey değildir.
Sanırım yukarıda ki yazım, ‘Kızım sana diyorum, Gelinim sen duy’ anlamında bir şey ortaya çıkaracak ve birileri ne anlatmak istediğimi anlarlar..

**

**Profesöründen ne gördük ki, Cahilinden ne göreceğiz..

Bu yazıma başlamadan önce samimi AK Partililere, CHP’lilere bir çağrım, hatta özel bir ricam olacak..
O da; Bu yazıma katılıp, ‘He ya doğru demiş’ diye onaylayan tüm AK Parti Genel Merkezine ve Başkan olmak için 7 düvele mücadele eden Erdoğan’a, parlamenter sitemin değişmesini istemeyen ve bu nedenle İYİ Parti
dahil bir çok sağcı parti ile bile iş birliğine kapıları açan Kılıçdaroğlu’na yazımı ulaştırılmasıdır..
Öncelikle;
4 İlçenin kesin, bir ilçenin sesiz durarak, Ardahan genelinin mevcut milletvekilini yeniden adaylığına karşı olduğu alenen görünen AK Parti’nin durumuna bakalım.
Erzurum’da üniversitede kendi halinde bir öğretim üyesiyken bugün ki gibi millete gına getiren Saffet Kaya’nın artık gitmesi için getirilen ve 3 dönemdir milletvekili olmasına karşın sanki yeniymiş gibi ‘Yaşanılır
Ardahan İçin Yine Adayım’ diyerek afiş bastıran Prof. Dr. Orhan Atalay’ın yeniden aday edilmemesini istediğini AK Parti Genel Merkezi ve Başkan Erdoğan görmüyor mu?
Atalay’ın Ardahan’dan yeniden aday edilmesinin açıkça istenmediğini belirtmek AK Parti düşmanlığı oluyorsa bu partinin teşkilatları, üyeleri, seçmeni yani kısacası AK Partililerin yanı sıra bu partinin güzel
çalışmalarından etkilenip, oy veren hepsi AK Partinin düşmanı mı?
Ve AK Parti’den Milletvekili adayı olduktan sonra başta Göle’de olmak üzere Ardahan genelinde AK Parti’nin oyları hep düşmedi mi? Ve HDP tarihinde ilk kez Atalay’ın en güçlü olduğu dönemde milletvekili çıkarmadı
mı?
‘-Efendim ele deme bir şey yapmadıysa da, kendisini arayana ‘Kazı kayıp olan beni arıyor’ diyerek cevap vermediyse de adam en azında profesör’ diyenler çıkabilir..
Peki, AK Partinin 10 yıl başkanlığını yapan ve Atalay’ın iki kez seçilmesine katkı sunan hayvancılıkla ekmeğini çıkaran Ardahan’da AK Parti Milletvekili Adayı olan Yunus Baydar Veteriner hekim değil mi?
Aday edilmesi halinde Çıldır başta olmak üzere kuzey kazalarında Ardahan Üniversitesini kuran Ramazan Korkmaz’da Profesör değil mi?
‘Yok, ele deme, ya Göle oyları ne olur?’ diyenlere de, AK Parti’den Milletvekili Aday Adayı olan Göleli Eczacı olan Fatih Kılıç Göleli değil mi?
Sonra tüm ülkede Erdoğan için AK Partiye oy verenler Göle’de sadece Göleliye oy veriyorsa Saffet Kaya, HDP Göle’de her zaman niye en çok oyu alırken mevcut profesör zamanında oy kaybına uğruyor?
Kendisinin tek değil, sülalesinin de milletvekili olduğu b u profesör aday edilmese AK Parti Ardahan’da yine bir milletvekili çıkarmayacak mı?
Valla taş olmazsa da Başkan Erdoğan beni arasın aday ol desin ben Göle’de de diğer 4 ilçede ve merkezde profesörün aldığı oyları ikiye katlar iki milletvekilini de alır Ankara’ya giderim desem abartıyorsun
demeyin.. İnanmıyorsanız inin çarşı merkezleri, köylere hatta batıda ki Ardahanlılara sorun yalansa yüzüme tükürün..
Evet, istenmeyen bir ismi yeniden aday etmek ne kadar fayda getireceğini, merak ettiğimiz AK Parti’de kısa özet bu..
Peki, faytona binip, önce Kocaeli'nde sonra orada olmayacağını anlayan 70’i geçen Ensar Öğüt’ün yeniden aday aday olduğu CHP’de durum nedir?
Valla bana soracak olursanız samimiyetle söyleyecek olursam CHP Ardahan’da sevdiğim ve artık torunlarına bakması gerektiğini düşündüğüm, olmazsa birçok Ardahanlının yaşadığı Kocaeli’nden aday edilmesini istediğim
Ensar Öğüt dahil tüm adayların öncelikle merkezden ya da Damal başta olmak üzere her şartta CHP’ye oy veren kuzey kazaların gönlünü alacak bir aday tercihi yapması gerekmekte.
Damallı Mutlu Kerimoğlu, Posoflu Avukat Metin Özyılmaz, Merkezli Eczacı Yunus Dündar göz ardı edilmemeli ve Göleli Engin Sarıkaya, Metin Demir, Sabri Arpaç’ın Göleyi CHP’leştirebileceği düşünülmeli..
Gelelim cahil cuhal aday adaylara..
Vala onları sizde, AK Parti’de CHP’de tanıyor diye sıralayıp ne kendimi nede sizi yormayacağım..
Çünkü başta, ‘bu memleket profesörden ne gördü ki, cahilden ne görsün’ dedik..
Yeter artar bile..




Kaynak: Ardahan Haber

Editör: ardahan haberleri

Bu haber 5136 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI