Reklam
Bugun...


Ardahanlının Başında Olduğu FOX Neden Birinci?
Bonnie Vie dergisinden Hakan Solaker, Ardahanlı FOX Haber Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk ile renkli bir röportaja imza attı. Doğan Şentürk, FOX Haber'in başarısını anlattı, Fatih Portakal ve İsmail Küçükkaya hakkında bakın neler söyledi?

Ardahanlının Başında Olduğu FOX Neden Birinci?

 

Şentürk; Bir gazetecinin damıtılmış vicdanı olması çok önemli. Damıtılmış vicdanınızla toplum vicdanı örtüştüğünde, siz başarılı gazetecisiniz demektir.

İşte dergide yer alan röportaj:

Türkiye’de televizyonlarda programlar hazırlamak, belgeseller, diziler, yarışmalar ve eğlence programları yapmak hep zor ve bir o kadar da riskli olmuştur.  İşte tam on yıldır habere damga vuran bir televizyon FOX. 

Bu çok önemli başarının arkasında ise mutfakta yetişmiş başarılı bir haberci ve işinin aşığı isim var. Fox Haber Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk. 2007 yılında başlayan başarı serüvenini 2018’e bir ay kala hala zirvede tek başına devam ettiriyor.

İyi bir haber ekibine ve haber önü sunum ekibine sahip olan Doğan Şentürk ile bu başarı öyküsünün perde arkasını, önünü sorduk.

Ve karşınızda, dizileri bile rahatsız eden başarılı bir haberci, Doğan Şentürk…

‘Kollektif bir başarımız var. Ama bir başarısızlığımız olduğunda onu da kollektif olarak göğüsleyebiliyoruz. Ben yıllar yılı devam eden başarıyı bir buna bağlıyorum’

-Sevgili Doğan, yıllarca çalıştığın kanalda haberciliğe neredeyse ambargo koydun. Bu tesadüfleri geçti, tam bir başarı öyküsü oldu. Ekibini nasıl kurdun? Bu ülkede haber bulmak zor. Bu temelleri nasıl oluşturdunuz?

-2007 yılında başladık bu olaya… 11’nci yılımıza girdik ve istikrarlı bir şekilde aynı ekiple devam ediyoruz. Bizim başarımızın en büyük temellerinden biri ciddi bir ekip ruhu olması.

Ekibin hepsi genç arkadaşlar ve piyasada habercilerin arasında yer alan isimler. Bunun dışında bir o kadar da takım oyununa uygun karakterler… Önemli olan da bu zaten. Benden başlayarak en alt kademeye kadar insanların önem verdiği unsurlar var.

“Ben gazeteciliğimi iyi yapayım, dürüst ve istikrarlı olayım. Aynı zamanda başarılı huzurlu, sağlıklı olalım ve birbirimizin yarattığı boşlukları dolduralım. Birbirimizin hatalarını kapatalım.”

Habercilik, biliyorsun ki ego işidir. Ego çok önemlidir çünkü, hedefiniz ve ihtirasınız olacak. Ama maalesef bizim sektörde ego ve hırsın fazlası insanlara zarar verir hale geldi. Bunun kontrolü çok önemli. Ego işiniz için iyidir ama başkasının üstüne basmak, onları ekarte etmek üzerine kurulu olan ego zarar getirir.

Bizim haber merkezimizde buna son derece önem veriyoruz. Tabii ki hırsımız ve hedefimiz var ama bu hırs başkalarına zarar verme noktasına gelirse, o haber merkezinde huzur bekleyemezsiniz. Biz başarıyı da başarısızlığı da kollektif sayan bir haber merkeziyiz.

Fatih Portakal ya da İsmail Küçükkaya haberde bir söz söylediyse, o sözün bütün yükümlülüğünü sadece onlar almaz. Başta ben olmak üzere bütün haber merkezi alır. Bunun dışında haber merkezinde bir haber bandı yapıldığında onun da sorumluluğunu onlar alır. Biz birbirimizi yalnız bırakmayız. Başka türlü güven müessesesini oluşturamazsınız.

‘Ana Haber’iyle, sabah kuşağında ‘Çalar Saat’iyle, hafta sonu ‘Ana Haber’iyle ‘Sabah Haber’iyle, hafta sonu yaptığımız ‘Benden Söylemesi’ adlı programla kollektif bir başarımız var. Ama bir başarısızlığımız olduğunda onu da kollektif olarak göğüsleyebiliyoruz.

Ben yıllar yılı devam eden başarıyı bir buna bağlıyorum, bir de profesyonel yaşamımızın dışında birbirimizin sevinçlerine, hüzünlerine, yaslarına, acılarına da çok hakim olmamıza bağlıyorum.

Örneğin biz zaman zaman ekip olarak çıkıp yemek yiyoruz. O yemekte herkes birbirinin kendisi ve ailesiyle ilgili sevinçleri, sıkıntıları biliyor. Yani baktığınızda biz gerçek anlamda bir aileyiz.

 

‘Bir gazetecinin damıtılmış vicdanı olması çok önemli. Damıtılmış vicdanınızla toplum vicdanı örtüştüğünde, siz başarılı gazetecisiniz demektir’

-Televizyonlar arasında Ana Haber olarak büyük bir rekabet var. Hepsi pastadan bir pay almaya çalışıyor. Siz 11 yıldır bu istikrarınızı nasıl koruyorsunuz?

-Tabii bunun birkaç önemli faktörü var. Sonuçta baktığınızda bütün haber bültenleri aynı haberleri veriyorlar. Hemen hemen birbirleriyle kurguları da aynı. Ama bizim istikrarımızın en önemli faktörlerinden biri sunuş… Gerçi bütün kanallardaki haber sunucularının hepsi alanlarında profesyonel, bu konuda dirsek çürütmüş, duayen isimler…

Onlara kesinlikle haksızlık etmemek lazım. Ama biz starımızı sıradan, seyircimizi ise star yapmak üzere yola çıktık. Biz her gün Türkiye’nin evlerine giriyoruz.

Türkiye’ye her sabah ‘’Günaydın’’, her akşam da ‘’İyi Akşamlar’’ diyoruz. Biz asıl hedefimize ulaştık ve o evin bir bireyi olduk. Fatih Portakal bugün Türkiye’deki bütün ailelerin bir bireyi… Çünkü Fatih Portakal çok doğal. Keza İsmail Küçükkaya da öyle. her ikisi de ailelerin akrabaları gibi algılanıyor. İşte bu algıyı doğallık yaratıyor.

Her ikisi de kamera önünde nasılsalar, kamera arkasında da öyleler. Bir de her görüşten her persfektiften, oluşan bir yazı işleri masası var. Bu da çok önemli. Biz haber toplantılarında bir olaya tek bir pencereden bakmıyoruz. Çünkü biz Türkiye’nin bir mozaik olduğuna inanıyoruz. Böyle olunca da bütün Türkiye bizi izliyor.

Haberde asla taraf değiliz. Altını çizerek söylüyorum, tarafsız bir haber yapıyoruz. Biz bu ülkenin değerlerinden bu ülkenin bayrağından tarafız. Kurucu irade Mustafa Kemal Atatürk’ten tarafız.

Bu ülkenin dini değerlerinden, sosyolojik değerlerinen tarafız. Bizim tek görevimiz gazetecilik. Fatih Portakal ve İsmail Küçükkaya yaptıkları yorumlarda doğruyu ve olması gerekeni söylüyor. Toplum sağduyusu ve toplum vicdanı neyse onu söylüyorlar.

Biz karşı taraftan görüş almadan asla haber yapmayız. Ama taraflı, yandaş ve angaje olan yayın organlarının çok olmasından dolayı biz muhalif gibi algılanıyoruz.

Ama her kesimden insanlar bizi izliyorsa demek ki doğru iş yapıyoruz. Benim sabah, akşam ve hafta sonları yaptığımız haberlerle vicdanım ters düşmüyorsa Genel Yayın Yönetmeni olarak en büyük reytingim odur.

-Siz bültenlerinizde intihar ve özellikle de çocuk istismarı haberlerine yer vermiyorsunuz? Halk da buna olumlu tepki veriyor. Bunu ekrana domine etmek çok önemli değil mi?

-Tabii ki çok önemli. Biz sadece gazeteci gömleğiyle hareket etseydik, böyle davranmazdık. Ben bir habere gazeteci Doğan Şentürk olarak bakıyorum, bir aile babası Doğan Şentürk olarak bakıyorum, bir eş Doğan Şentürk olarak bakıyorum.

Yani insan Doğan Şentürk olarak bakıyorum. Bütün bu bakışlarımla empati yapıp, bütün bulardan sonra damıtılmış bir vicdan çıkarıyorum o haberde… Bir gazetecinin damıtılmış vicdanı olması çok önemli. Damıtılmış vicdanınızla toplum vicdanı örtüştüğünde, siz başarılı gazetecisiniz demektir.

-Senelerdir ana haber sunan Uğur Dündar, Ali Kırca, Mehmet Ali Birand vardı. Onlar hem ankormen hem de haber merkezinin başıydı. Ama burdaki başarının geri planında ve temelinde siz varsınız ve hep geri plandasınız. Bunun nedeni nedir?

-Bu soru bana hep soruluyor. Bir kere ekranın kendine ait bir tılsımı, bir cazibesi vardır. O ekranda olduğunuz sürece zamanla bir hayran kitleniz oluşur, sokakta daha fazla yürüyemezsiniz. Hele günümüzde gazetecilerin basın özgürlüğü ve can güvenliği konuşuluyorsa, sürekli dikkatli olmak zorundasınız. İster istemez yaşamınızı kısıtlamak zorunda kalırsınız. Yaşamın içinde istediğiniz kadar, arzu ettiğiniz kadar olamazsınız.

Ben bu konuda rahatım. Ben toplumun bütün nabzını ölçebiliyorum. Ben, yeri geliyor sokakta dolaşabiliyorum, pazara gidebiliyorum. Sokakta her şeyi çok rahat gözlemleyerek yürüyebiliyorum. Zamanı daha efektif olarak kullanabiliyorum.

Haber merkezinin ihtiyacı olan daha fazla bilgi, istihbarat, enformasyon gibi detaylara zaman ayırabiliyorum. Şöyle düşünelim, ben sabah 08.30’da buraya geliyorum ve akşam 20.30’a kadar aralıksız çalışıyorum.

Bu aralıksız çalışmanın tamamı ekranda verilecek haberlerin düzenlenmesi, ayırt edilmesi, tasnif edilmesi ve haberin virgülüne kadar kontrol edilmesiyle geçiyor. Ayrıca bir haber merkezini yönetmenin ille de ekrana çıkmak gibi bir yükümlülük getireceği kanaatinde değilim. Çünkü Ufuk Güldemir’in öğrencilerinden biriyim.

Çünkü rahmetli de ekranı sevmez ve çıkmazdı. Benim tarzım bu. Ben bu ekolü seviyorum. Ben ekrana çıkarak güçlü olmak, kalıcı olmak gibi bir şey olduğuna inanmıyorum. Ekran sıradan, doğal ve egosuz insanları daha fazla baş tacı eder. Mesela Fatih Portakal için bu örnek çok daha doğru bir örnektir. Bence ne kadar doğal olursanız, o kadar kalıcı oluyorsunuz.

Bir de herkes ekrana çıkacak diye bir kural yok. Ben mesleğin her aşamasından geçtim. Uzun yıllar ekranda da oldum. 14 yıl muhabirlik yaptım. Canlı bağlantılar, anonslar, programlar… Kaldı ki zaten o birikimimizi de yeri geldiğinde kullanıyoruz.

10 yıllık süre zarfında seçimde, referandumda özel yayınlarda hep varım ve ekrandayım. 15 Temmuz yayınında da vardım, uzun soluklu yayınlarda hep oldum.

Ama burada çok zor bir işim var. Şu an Türkiye’de tarafsız gazetecilik yapmak çok zor bir olay. O yüzden bunu en ince ayrıntısına kadar yapmak zorundayım. Ekrana çıksaydım, öğleden sonramı ekrana verip haber merkezinden kopacaktım.

O zaman ekibimi ihmal edecektim, bu işin mutfağını ihmal edecektim ve belki çok daha farklı bir sonuç alacaktık. Bütün bunların dışında benim bir aile sorumluluğum da var.

Ben aynı zamanda üç çocuk babasıyım. Bir baba olarak onlara da zaman ayırmam gerekiyor. O nedenle ekranda olmamayı ekranda olmaktan çok daha mantıklı buluyorum.

-Eskiden Abdülhamit döneminde bir jurnalistler vardı vardı bir de jurnalleyenler. Şimdi de aynı durumu yaşıyoruz. Buna ne diyorsunuz?

-Ertuğrul Özkök’ün çok kullandığı bir sözü vardır, ‘’İnsana dair hiçbir şey beni şaşırtmaz’’ diye. Benim için de öyle. İnsana dair hiçbir şey beni şaşırtmıyor. Benim en çok üzüldüğüm meslektaşın meslektaşa yaptığı linç ve hedef göstermesi. 1980’li yıllarda da ayrışmacılık vardı.

Ama bir Tercüman gazetesi yazarıyla bir Cumhuriyet gazetesi yazarı birbirini hedef göstermiyordu. Ama günümüzde geldiğimiz nokta çok trajik. Meslektaşın meslektaşa linçi… Sanmayın ki sözüm sadece iktidara yakın gazetecilere… İktidara muhalif olan gazetecilerde de bu var.

 

‘İyi haberciden iyi diziciler çıkar’

-Fox haber haftanın yedi günü raytinge hakim oluyor. Senin kanalın da buna dahil, diziciler bu durumdan rahatsız. Diziciler haber programını yok sayıyor. Sıralamada ikincilerse birinciyiz diyorlar. Diziler kadar seyrediliyorsun sen de… Bu duruma nasıl bakıyorsun?

-Haftanın her günü ortalama 18-20 tane dizi yapıyorum. Bütün yapımcılardan da ucuz yapıyorum. Ana haber bültenimin içerisinde 18-20 tane dizi var. Çünkü dizilerdeki konuların tamamı hayattır. Ben hep şunu söylüyorum: “İyi habercilerden, iyi diziciler çıkar.” Her haber ayrı bir öykü.

Dolayısıyla bu işi iyi yapıyoruz ki dizilerden önde ilerliyoruz. Kendi kanalım açısından soruyorsanız, biz zaten prime-time çok yüksek bir raytingle giriyoruz.  Bizim dizilerimiz için ana haberimiz bir avantajdır. Rakiplerimiz için dezavantajsa ne mutlu bize demek ki işimizi iyi yapıyoruz.

BONNE VİE DERGİSİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ HAKAN SOLAKER, FOX HABER GENEL YAYIN YÖNETMENİ DOĞAN ŞENTÜRK

**FOX Her Sabah Ardahan'la Haber Sunacak

*3170772017 Tarihli Haber

Ardahanlı Genel Yayın Yönetmeni Gazeteci Doğan Şentürk'ün başında bulunduğu Fox TV yeni yayın döneminde haberleri Ardahan'dan da alınan bir görüntü ile başlatacak.

Alınan bilgilere göre ülkenin önemli televizyon kanallarından olan ve Gazeteci İsmail Küçükkaya ile Fatih Portakal'ın da aralarında bulunduğu bir çok ünlü gazetecinin hazırlayıp, sunduğu Fox TV Haber 17Ağustos'ta başlayacak olan yeni yayın döneminde içinde Ardahan'da da bir kare görüntü olan klip ile haberlere başlatacak.

Ayten Alpman'ın seslendirdiği 'Bir Başkadır Benim Memleketim' şarkısıyla haberlerine başlayacak olan FOX TV'nin 'Çalar Saat' ve 'Fox Ana Haber' adlı iki haber programı yayına başlarken aralarında Ardahanlı öğretmenlerden olan Nesrin Güngör'ün de seslendirdiği ve Ardahan Kalesinden Ardahan'ın genel görüntüsünü gösteren görüntünün de bulunduğu kliple izleyicilerine merhaba diyecek.

https://twitter.com/FOXhaber/status/892069019020406784/video/1?utm_source=fb&utm_medium=fb&utm_campaign=fakir_yilmaz&utm_content=892101016711254018

**FOX ARDAHAN'I DİNLEYECEK..

*04/05/2015 Tarihli Haber

Genel Yayın Yönetmenliğini Ardahanlı Gazeteci Doğan Şentürk'ün yaptığı FOX TV Ardahan'da yayın yapacak..

Gazeteci İsmail Küçükkaya'nın yönettiği 'Çalar Saat' adlı haber programı önümüzde ki hafta Ardahan'da canlı yayın yapacak.

Hafta içi her gün saat 06.00 ila 10.00' arasında Ardahan'da yayın yapacak olan FOX TV Çalar Saat Haber Programı Ardahanlıları önümüzdeki hafta Ardahan'a gelerek Ardahanlıları dinleyecek, konuşturacak.

'Vicdan ve Adalet Nöbeti'
  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var
fakiryilmaz323@hotmail.com
 

7 Haziran'dan bu yana karşılaştığı onca haksızlık, hukuksuzluğa karşın, genel başkanı dahil bir çok vekili ve 10 bine yakın partilisinin tutuklanmasına rağmen halen neden Sine-i Millete dönmeyip, polis bariyerleri etrafı kapatılmış genel merkezine giderek siyaset yapmaya çalışan HDP'de CHP'den sonra sokağa çıktı.
HDP’nin 'Durmayalım Dur Diyelim Faşizmi Durduralım' sloganıyla başlattığı 'Vicdan ve Adalet Nöbeti' nin 6. gününde gördüğüm tek şey bir taraftan, muhalefete nefes verilmediği ileri sürülen mecliste durup, maaşları alıp, diğer taraftan da sokakta hak arama siyaseti artık tutmuyor ve inandırıcı gelmiyor gibi..
Çünkü toplumun büyük kesiminin kendilerine iğne batınca eyleme geçenlere artık onay vermiyor.
Başta Kürt seçmeni olmak üzere toplumun kavgadan, çatışmadan yorulduğunu, oy verdiği partinin kendi sorunlarını dile getiren parti olmasını istiyor.
Yani kısacası 7 Haziran ile 1 Kasım'a kadar Erzurum-Erzincan yoluna inen ve HDP'nin aldığı 80 vekilin 40'ını yedikten sonra ortada gözükmeyenlere sözcülük yapmaktansa halkın, milletin sözcüsü olmasını istiyor.
Yani HDP'nin de içinde bulunduğu muhalefetin ortaya koyacağı halk destekli eylemlerle iktidarın önünü mecliste kesen yani gerçek anlamda muhalefet beklediğini bir türlü algılamayan muhalefetin zig zaglı siyaseti artık yemiyor..
Peki ne yapılmalı?
Öncelikle ortaya çıkıp, başta kendi seçmeninden olmak üzere beklenen muhalefeti yapamadıklarından dolayı halktan özür dilenmeli..
Ve; partinin de eleştirilebileceğine kapı açarak, 'Bizde de metal yorgunluğu var' denilip, partiyi, yeni kadrolara teslim edip, yeni bir yol haritası çizilmeli..
HDP dışında diğer tüm oluşumlar yani DBP, Kongragel, Mongragel denenler kapatılmalı ve bütün enerjinin HDP çatısı altında toplanması sağlanmalı..
Çünkü Cumartesi anneleri heyeti, Munzur derneği, yasada, resmiyette yeri olmayan Hoçvan'ın adını kullanıp, falan, filan federasyonlar denen kurumlardan akıl almanın en büyük hata olduğu, kafaları karıştırdığı da artık anlaşılmalıdır..
Ha unutmadan benden yaşlıların gözünü açtığından bu yana gördüğü aynı isimlerin her seçimde vekil, belediye başkanı, meclis üyesi, yönetici olması da tartışılmalı, hatta bu bulunmaz Hint kumaşı olanlara, 'Hele siz kenara geçin' denilmeli ve önce parti içinde vicdan ve adalet sağlanmalıdır..
Ve en önemli diğer bir politikada; Ardahan'ın hayvancılık sorunu başta olmak üzere havaalanı sorununun da içinde olduğu 81 vilayetin sıkıntılarını dile getiren bir siyaset yolu izlenip, halkın, milletin sıkıntılarına ortak olmayı denemeli..
Genel Merkezin sesi ve politikası dışında dış etkenlere karşı dik durulmalı yani Fransa, Almanya yada daha yüksek yerler de gelen tüm öneriler partinin politikasının önüne geçmesine izin verilmemelidir..
En önemlisi üstü başı militan görünümünde ki kişilerin yarattığı örgüt imajlı bir parti gibi değil, yasal zeminde siyaset yapan, her gün tıraş olan, düzgün giyinen, saçını, başını taramışlarla ciddi bir parti kurumu olduğunu ortaya koymalıdır..
Buda yeni bir ekiple, yeni bir anlayışla yeni bir duruşla yapılabilinir..
Ve 2019 Seçimleri öncesi bugünden itibaren kollar sıvanmalı..
Aksine mi dün 81 olan ve bugün 11'e inen parti 2019 genel seçimleri sonrası bitmiş olur..

**CHP'li Dostlarım Bana Kızmasın..

Ulusal'da olduğu gibi yerelde de muhalefet yapmamakla eleştirilen ve 15 yıldır iktidar olan partinin bugünlere gelmesinde en büyük şans olarak değerlendirilen muhalefet partilerinden olan Cumhuriyet Halk Partisinin Ardahan kanadında yaşananları dile getirdiğimiz şu günlerde CHP'li bazı dostlarımın bana bir hayli küsüp, kızdıklarını da haber alıyorum..
Gerçi gazetecilik mesleğimiz gereği ele aldığımız her konuda mutlaka birilerini kızdırıp, küstürdüğümüzü bilsem de tüm vatandaş ve seçmen gibi benimde CHP ve diğer muhalefet partilerinden daha iyi bir muhalefet istediğim için CHP'nin bana kızmasını çokta anlamlı bulmuyorum..
Çünkü bir çok idarecisinin tutuklu olduğu HDP'ye, ortalıkta görünmeyen MHP'ye olduğu gibi mevcut iktidara da zaman zaman hatta her zaman eleştirilerimiz olduğunu CHP'li dostlarımda okuyor, biliyor ve görüyorlar..
Ve en önemlisi ben bir gazeteci olarak ele aldığım yazılarımda, haberlerim de şahsi bir kavgam dolaysıyla ve en önemlisi desinler diye kendilerini konu etmediğimde iyi biliyorlar..
Bu nedenle; için için kaynayan ve her an İl Başkanının da değişmesi beklenen CHP'nin bana kızmaktansa, beni ve benim gibilerinin değil CHP'nin var olduğundan bu yana parti içi muhalefettin yüzünden bu hallerde olduğunu da görmelerini tavsiye ederim..
2019 Seçimlerine doğru giden ülke de ki siyaseti yakın takibe almaktansa parti içinde kim iktidar olsun kavgasını bir türlü bir yana bırakmayan CHP'nin başta Ardahan merkezi olmak üzere bir zamanlar solun kalesi olan Göle'de, gün geçtikçe Erzurumlaşan Posof'ta ve yurt genelinde tanıdığım ve şu an büyük bölümü CHP'li olan terekeme yurdu Çıldır'da belediyeyi alması, genelde iktidar olması için yol gösteren biz gazetecileri yanlış anlayıp, kızmaktansa için için kaynayan kendisine bakması, hatta kızması gerek..
Yani son olarak otel projesini de konuta çeviren, kentin yapılaşmasını adeta katleden, yolları olduğu gibi üst yapıyı halka bir türlü yapamayan iktidara muhalefet etmesi gereken CHP'nin zamanında aşılanmadıkları için telef olan, edilen kazları düşünüp, bu konuda görüş belirtmeyi düşünmesi gereken bir muhalefet partisi olduğunu hatırlatırken bize kızmamasını isterim..
Bu kentin vekilin vekili olan değişmez idarecilerle idare edilmesinin iktidarın suçu olduğunu halka anlatması gereken CHP'nin kendi iç kavgası dolaysıyla bu ülkede olduğu gibi iki gümrük kapısı olmasına karşın halen ithalatı ihracatın beklenen seviyede yapılmadığı bu kentte yaşananları görmeyip, bizim yazdıklarımıza kızma yoluna gitmesi bana göre kolaya kaçmaktan öte bir şey değildir..
Evet kısacası CHP'li dostlarım bana kızmaktansa beğenmedikleri DSP Ardahan gibi iktidara kızması onlara daha çok puan getirir derim.




Kaynak: ardahan haber

Editör: ARDAHAN ardahan

Bu haber 7736 defa okunmuştur.

YORUMLAR

duygu
06-05-2015 13:21:00

7 mayıs cuma değil perşembe.rnyada cuma 7 mayıs değil 8 mayıs.rnhangisi???

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI