Reklam
Bugun...


Ardahanlı Bu Ay Yeni Partiyi Kuruyor..
75 PLAKALI 85. PARTİYİ KURUYOR.. Meral Akşener'in MHP'den Ayrılıp, İYİ Partiyi, Erbakan'ın oğlu Fatih Erbakan'ın Saadet Partisinden ayrılıp Yeniden Refah Partiyi, eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu'nun AK Parti'den koparak Gelecek Partisini, yine AK Partiden ayrılan eski bakanlardan Ali Babacan'ın Deva Partisi'ni kurduğu ülkede yeni bir parti daha siyasi hayata merhaba demeye hazırlanıyor.

Ardahanlı Bu Ay Yeni Partiyi Kuruyor..

MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 

https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw

Musul Bankonsolusu iken IŞID tarafından kaçırılıp, ekibiyle birlikte 101 gün Irak'ta esir kalan ve kurtarıldıktan sonra Türkiye dönünce  Tacakistan Duşenbe'ye Büyükelçi olan ancak bu görevinden istifa ederek, CHP'den siyasete atılıp, iki dönem Ardahan Milletvekilliği yaptıktan sonra CHP'den ayrılıp, bağımsız kalan Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz'ın önderlik yaptığı yeni partinin önümüzdeki günlerde kurulacağı öğrenildi.
'Hepimiz Buradayız' sloganı ile aylardır parti kurma çalışmalarını sürdüren Ardahan Bağımsız Milletvekili Öztürk Yılmaz'ın katıldığı bir tv programında yaptığı açıklamada bu ayın sonuna kadar partiyi kuracaklarına dair İçişleri Bakanlığına resmi başvuruda bulunacaklarını belirtti.

**85 NCİ PARTİYİ KURACAK..

75 Plakalı Ardahan'lı Öztürk Yılmaz'ın kuracağı parti ile Türkiye'deki parti sayısı da 85 olacak.. Gözler Ardahan'lı Öztürk Yılmaz'ın kuracağı yeni partiye çevrilirken, Yargıtay'ın "Faaliyette olan siyasi partiler" listesine göre 2020 yılında 5 yeni parti daha kurulduğu öğrenildi. Ardahan'lı Yılmaz'ın bu ay sonunda kuracağı parti ile Türkiye'deki siyasi parti sayısı da  85 olacak.

Şüpheli Haberler...

Adına havuz, yandaş denen basın ve medyanın kendisinin üzerinde yarattığı güvensizliğin en açık ve bariz göstergesini tiraj ve reytinglerde görmek mümkün.

Kimilerinin adlarına merkez basın, kimilerinin ulusal, kiminin ise yerel, bölgesel basın ve medyada dediği gazetecilik, televizyon ve ajanscılığın hangi seviyede olduğuna baktığımızda da tiraj ve reytinglerin çokta yüksek olmadığı ve tam tersine yerlerde olduğunu görürken benim de aralarında olduğum gazetecilerin yaptığı her habere de şüpheyle bakan bir okur ve izleyici kitlesinin olduğu  diğer bir gerçek olarak karşımıza çıkmakta...
Gerçi araştıran, okuyan, yorumlayan değil de sanaldan bakıp, okumadan, yorumlamadan, görmeden bir tık ile sözüm ona beğenip, geçen ve ekmek alır gibi her sabah bir gazete bayisine gidip, günlük bir gazete almayan, yerel gazeteyi kimlik kaybı  ilanı vermek için aklına getiren, haber ve tartışma programlarından çok dizileri izleyen bir toplumun daha çok olduğu ülkede yapılan, çekilen onca haberin ne amaçla, niye, neden, niçin ve kim için yapıldığını da anlamasını beklemek anlamsız bir durum ya neyse..
Çünkü sık sık ele aldığım ama ele alıp, yazmaktan, bir gün anlarlar diyerek arşivlediğimiz onca yazımızın satır aralarında olan bir sorunu hepimiz konuşur, tartışırız.
Ama bu sorunun nasıl ortadan kalkacağını da düşünmez, düşünsek de 82 milyonluk ülkede 1 Milyonu Spor, 1 Milyonu Magazin, 1 Milyonu At yarışı ya da Bulmaca ve porno, seks, kalanı ise bir kaç tane ciddi, fikir gazetesi olmak üzere 4,5 milyon gazetenin sattığı ülkede her gün bir gazete bayisine gidip günlük bir gazete alarak, bir kitap okuyarak, anlayarak  bu yönde ciddi, samimi bir çabayı ortaya koymayız..


Evet, bunun nedenlerine baktığımızda ise bu nedenlerin arasında en etkili olanların başında haberlerin şüpheli, yandaş, özel çıkar, güçten yana olmasının etkisinin bir hayli büyük bir durum olduğunu da görürüz ..
Çünkü en son olarak okuduğum, izlediğim bir haber okumayan, ilgilenmeyen, araştırmayan hatta cahil toplum diyerek aşağılanan insanların hiç de öyle olmadığı ve aslında bu haberi yapanların şüpheli davranışları yüzünden basına güven duymadıkları, medyaya inanmadıklarını da görmüyor, anlamıyor değiliz..
Çünkü 15 Temmuz Darbesi öncesi ve sonrası ve aslında son 20 yılda basın ve medya üzerinde kurulmak istenen baskının daralttığı alandan çekilen gerçek gazetecilerin boş bıraktığı alanın birer ürünleri olan ve kamuoyunda 'Satılık Basın' denerek suçlanan ve adlarına havuz, yandaş basın, medya ve haber ajansı denenlerin her yaptığı haber Ardahan Üniversitesi Rektörü aleyhinde yapılan bir Ajans haberi gerçek anlamda şüpheli. 
Bu şüphenin nedeni de adı geçen ajansın ve çalışanlarının Kastelli, Uzanlardan daha ağır suçlara karışmış, Feto gibi cemaat kuranlar olmasına karşın patronlarının ustaca manevralarıyla her iktidara yaranmayı bilmiş olanların yönetiminde olmasıdır..
Evet, Ardahanlı olmama karşın hala bir çayını içmediğim Ardahan Üniversitesi Rektörünün yönetim anlayışı ile üniversiteyi kent merkezinden koparması, keyfi atama, uygulama hatta yardımcılarının eş ve çocuklarının adını başında bulunduğu üniversitedeki tabelalara astırması gibi onca onay almayan davranışları olsa da kendisi hakkında bir ajansın yaptığı haber çokta inandırıcı gelmedi ve kamuoyunca şüpheyle karşılandı..
Bunun nedeni de habere imza atan Ajansın bu tür haberi yapan, yapacak bir ajans olmadığını bir ben değil iktidar dahil tüm alem biliyor.
Peki bu şüpheye neden olan bu haber sizce niye yapıldı?..
Gerçekten habercilik için mi yoksa rektör abone olmadığı için mi? Belki de bu ajansın yerel muhabirinin özel bir ailece çıkarı için mi? 
Ya da Ardahan kamuoyunun istemeyen adam ilan ettiği rektör hakkında öne sürülen onca iddiaların yarattığı kamuoyu baskısı mı?
Bilmem ama umarım bu haber şüphe götürmeyen ve 'Yok ya samimice yapılmış bir haberdir' denebilseydi..
 Ve en önemlisi de okur, kamuoyu, YÖK, Ardahan, iktidar tarafından alkışlansaydı bu haber...

Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php

*

Öztürk Yılmaz CHP Ardahan'dan
Yeniden Aday Oldu!
arşiv haber 07/05/2018 tarihli haber/yorum
24 Haziran'da yapılacak olan Başkanlık ve Genel Seçimleri öncesi CHP Ardahan Milletvekili, CHP'nin Dıişişlleri Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz yeniden aday oldu. Yılmaz'la birlikte CHP'den Ardahan Milletvekili aday adaylığına başvuranların sayısının şimdilik 7 oldu.

*Ensar Öğüt Hem Ardahan, Hem de Kocaeli'nden Aday..

Göleli Metin Demir, Sabri Arpaç ve Engin Sarıkaya'nın yanı sıra Hanaklı Deniz Aydemir, Posoflu Metin Özyılmaz'ın Milletvekili olmak için CHP Ardahan'dan Milletvekili Aday Adayı olduğu Cumhuriyet Halk Partisi'nin mevcut Milletvekili, CHP MYK Üyesi Öztürk Yılmaz'da yeniden milletvekili olmak için Ardahan'dan aday olduğu öğrenildi.

Bugün başvuruda bulunduğu öğrenilen CHP'nin Dışişlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Büyükelçi Öztürk Yılmaz'ın yanı sıra Damallı Mutlu Kerimoğlu'nun da 24 Haziran'da Ardahan'da yapılacak olan Milletvekilliği seçimlerinde Ardahan'da Milletvekili Aday Adayı olduğu ve resmi başvurusunu yaptığı öğrenildi.

657’ye Tabi Seçmen ve Aydınlar Oldukça..
  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var
fakiryilmaz323@hotmail.com

Yeni bir seçime doğru gittiğimiz şu günlerde başta stk ve dernek başkanları olmak üzere toplum önderleri, aydınlarına seçimlerle ilgili ne düşündüklerini sorduğunuza da herkesin sus-pus olduğunu görmekteyiz.

Çünkü düşüncelerini almak için aradıklarımızın daha sohbet başlamadan, ‘Vallahi ben bilmem, o bilir’ veya ‘Ben değil onlar bilir, il, ilçe ve genel merkez bilir’ demeleri dikkatlerden kaçmıyor.

Yani Tayyip bilir..

Kılıçdaroğlu bilir..

Akşener bilir..

Bahçeli bilir..

HDP Bilir..

Saadet Bilir..

Yani sözüm ona toplumu yönlendirenler, ileri gelenleri her zaman ki gibi 24 Haziran seçimleri öncesi de, ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ veya üç maymunu oynandığına şahit olmaktayız.

Nasıl bir başkan, nasıl bir milletvekili istediklerini bile söyleme cesareti gösteremeyen bir seçmen kitlesi olduğu gibi toplumun aydını, önderi diye bildiklerimizin de, bugünlerde 657’ye tabi devlet memuru rolüne girip, seçimler konusun da kendilerine yöneltilen her soruya ‘Ben bilmem o, onlar bilir’ diyerek düşüncelerini açıklamaktan bile korkar olmaları, bu ülkede ki baskıyı olduğu gibi toplumun şark kurnazlığını da ortaya koymaktadır.

Peki, bizler böyle yaptıkça, yani ‘Ben bir seçmen olarak, toplum önderi olarak, stk ve dernek başkanı olarak şu kriterler de olan adayları istiyorum’ demesek genel merkezlerin hazırlayıp, önümüze getirip,  ‘Ben sizden daha iyi bilirim’ diyerek listeye koyduğu isimlerin seçildikten sonra size hizmet etmesini neden bekliyorsunuz?

Bilmem ama geçen seçimlerde olduğu gibi bu seçimlerde genel merkezlerin önümüze koyacağı isimleri seçmekten öteye bir şey yapmayacağa benzeyen seçmen böyle oldukça yani 675’ye tabi memur gibi davranıp, partilerin il, ilçe merkezlerine, genel başkan ve yönetimlerine baskı yapmazsa, ‘kamuoyu şunu, bunu, şu kıstas de birini istiyor’ dedirtmese bu ülke ve de gerçek anlamda bir demokrasi anlayışı yerleşir mi?

Ya da yarın ‘şu başkan, bu milletvekili benim hayal ettiğimiz bir ülkede başkanlık ve vekillik yapmamalı, yapamıyor’ deme hakkımız kalıyor mu?

Yok..

Siz ancak sadece önünüze gelen sandıkta oy kullanmaktan başka bir şey yapmasanız eğer öyle bir hak ta olmaz, söz hakkımızda olmaz..

Bunun en son örneği iktidar partisinin şu geçen hafta sonu yaptığı ve sandıklarını açmadığı sözde teammüllerin sonucunun ne olduğunu bile sorma cesaretinin otaya konulmaması değil mi?

Bu tutumu ile adete bir komedi oyunun oynandığı tiyatroya rol arkadaşı olan seçmen, hatta aday adayların ‘Ya kardeşim sandık diyorsunuz, ama sadıklara atılan oyları gözümüzün önünde açamıyorsanız, bu nasıl demokrasi anlayışı?’ diye soramadığı bir seçmen, aydın, stk, dernek oldukça atı alanın Üsküdar’ı geçmesine niye kızar ve niye sözde muhalefet eder ki..

**Teslim alınmalar daha sürüyor..

Bizim oralarda bir söz var ki birçok söze ve manaya bedel.

Ve o söz ki bugün hala geçerliliğini korur..

'Bu ne ki sen daha neler gördün, bu hele cicim ayları' şeklinde bu sözü bana bir kez daha hatırlatan şey sabah kalktığımda gördüğüm son dakika haberlerinden biriydi..

Çünkü hedeflerimize adım adım ulaşıyoruz diyenlerin ha ele ha bele teslim alması hedi hedi yani yavaş yavaş ve 'şimdilik çokta acıtmadan' devam ediyor..

Ve yerelde de durumun iç açıcı olmadığı ülkede ulusal medya ve basında bir elde toplanmaya ve havuza atılmaya devam ediyor..

Neyse sabah sabah yazımıza konu olan habere dönelim..

Haber aynen şöyle;

*Resmi Açıklama Geldi: Doğan Grubu, Demirören'e Satılıyor! İşte Satış Fiyatı

Doğan Medya Grubu, Hürriyet, Posta, Fanatik, DHA, Kanal D, CNN Türk, D-Smart, Yaysat gibi varlıklarını Demirören Grubu'na satıyor. KAP'a açıklama yapıldı, satış fiyatı 1 milyar 100 milyon dolar.

Resmi açıklama Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yapıldı. Doğan Medya Grubu'nun, Demirören'e satışı için görüşmeler başladı.

Anlaşmayla birlikte Doğan Medya Grubu çatısı altındaki Hürriyet, Posta, Fanatik gazeteleri ile Kanal D, CNN Türk, D-Smart, Doğan Haber Ajansı (DHA) markaları Demirören Grubu'na geçecek.

İŞTE RESMİ AÇIKLAMA

Doğan Holding, KAP'a gönderdiği açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Şirketimiz'in aralarında Doğan Dağıtım Satış Pazarlama Matbaacılık Ödeme Aracılık ve Tahsilat Sistemleri A.Ş. ("Yaysat"), Doğan Gazetecilik A.Ş. (Posta, Fanatik), Doğan Haber Ajansı A.Ş., Doğan TV Holding A.Ş., DTV Haber ve Görsel Yayıncılık A.Ş. ("Kanal D" TV), Doruk Televizyon ve Radyo Yayıncılık A.Ş. ("CNN Türk" TV), Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. ve Mozaik İletişim Hizmetleri A.Ş. ("D Smart")'nin de bulunduğu, yazılı ve görsel medya bölümünde faaliyet gösteren doğrudan ve dolaylı bağlı ortaklıklarımızdan önemli bir kısmının sermayelerinde sahip olduğumuz paylarımızın tamamının satışı ve devri konusunda, 1.100.000.000$ (Bir milyar yüz milyon Amerikan Doları) "işletme değeri"nden, ilgili finansal borçların indirim konusu yapılması suretiyle, 890.000.000$ (Sekiz yüz doksan milyon Amerikan Doları) "hisse değeri" üzerinden, Demirören Holding A.Ş. ile görüşmelere başlanmıştır. Konuya ilişkin gelişmeler oldukça, ilgili mevzuat kapsamında ayrıca kamuya açıklama yapılacaktır."

'Bu haberden ne çıkardınız?' diyeceğim ama 'vallahi bir şey anlamadım' diyenlerin çokluğundan dolayı bu sorumu sormayıp, haberin bize anlatmak istediğini kısaca özetlemek isterim..

Yani teslim almaya devam, bugünler hala cicim aylar siz asıl Haziran 24 seçim sonuçlarını bekleyin.

O zaman nasıl olup Mart ayında ananızın pardon kapınızın önüne kar yağdığını hep birlikte mi yoksa tek tek tek mi hep birlikte göreceğiz..

Ha hala; 'Yazında bir şey anlamadık' diyecekler varsa onlarda bir zahmet Sarı Öküz masalını yada 'Bana dokunmayan yılan bin yaşasın' deyip geleceğini öldürenlerle ilgili sözleri bulup, okusunlar..




Kaynak: Ardahan Haber

Editör: ardahan haberleri

Bu haber 7634 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER

ücretsiz iş ilanları

FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI