Reklam
Bugun...


AGC: MESAJ GÖNDERMEYİN, GAZETE ALIN, ABONE OLUN..
84 Milyonluk Ülke de; 1 Milyonu Spor, Magazin, Bulmaca Olmak Üzere 2 Miyon Gazete Satarsa GAZETECİ ALKIŞLANMAZ, ÖZGÜR OLMADIĞI İÇİN ALKIŞLAR!

AGC: MESAJ GÖNDERMEYİN, GAZETE ALIN, ABONE OLUN..

SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..

Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz'ın Birlikte Hazırlayıp, TEMPO TV'de Sundukları 'Gazetecilerle Gündem' Alı Program Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV'de 

Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..

MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw
AGC: MESAJ GÖNDERMEYİN, GAZETE ALIN, ABONE OLUN..
Bugün; Gazete bayisine gidip, günlük ulusal bir gazete almayan, kentinin sorunlarını yazan mahalli gazeteye abone olmayan ama sorunlarını yazmadığı gerekçesiyle ‘satılık, yandaş, paydaş basın’ diye suçlanan gazeteciler günü. 
84 Milyonluk ülkede günlük bir milyonu spor, bulmaca, magazin olmak üzere topu topu 2 milyon gazete satıyorsa, mahalli basına abone olunmuyorsa basın özgürlüğünden bahsetmenin anlamsız olduğunu belirten Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Gazeteci Fakir Yılmaz demokrasinin 4. kuvveti denen basın ve medya özgürlüğü sorununun sadece iktidarların baskısı olmadığını asıl sorunun günlük  ulusal gazete almayan, kentindeki mahalli basına sahip çıkıp, abone olmayan vatandaşta olduğuna dikkat çekti.
‘Gazete gibi kitap okumayan bir toplumun sesi, kulağı ve gözü olmasını beklediği aydınların asıl korkusu ve derdi yazdıklarının okunmamasıdır’ diyen Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Fakir Yılmaz bugün 10 Ocak ve onca kişi, kurum tarafından gazeteciler hatırlanacak, mesaj yollanacak biliyoruz. Ama diyoruz ki; mesaj yollamayın, bugün ulusal bir gazete alın, mahalli gazeteye abone olun..’ dedi.
20 yılda 848 gazeteci tutuklandı..
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü”ne dair hazırladığı raporu açıkladı. Rapora göre Türkiye 2022 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde 180 ülke içerisinde 149. sırada yer aldı. Raporda, gazeteci düşmanlığı ve gazetecilere yönelik fiziksel saldırıların iktidarın tutumu nedeniyle geçtiğimiz yıllarda artmaya başladığı belirtilerek 20 yılda 848 gazetecinin 
tutuklandığı kaydedildi.

Associated Press diyemeyen GAZETECİ!..

Ajans Press, Times, CNN gibi nice ajansların yanında Devletin haber kanalı olan Anadolu Ajansı misali ajanslar ve Rus devletinin desteklediği Sputink ya da çoğunun hoşuna gitmeyen hatta istenmeyen, sistem dışı haberler yaptığı gerekçesiyle yani bazı gerçeklerin okunması kısıtlanan gibi haber ajanslarının 'haberi önce verme' yarışı içinde aynı haberi bir saniye önce ya da iki saniye sonra abonelerine dağıtıp, haberi önce verme telaşını taşıyan gazeteci meslektaşlarımın da içinde olduğu Gazeteciler günü 10 Ocak bugün.
Aynı zamanda biz gazetecilerin çalışmaları, açıklamaları, yapmaları gerekenleri yapmadıklarını yazdığımız 'İdareciler Günü' de olan 10 Ocak Gazeteciler günü dolayısıyla bugün hem biz gazetecilere hem de idarecilere bolca 'gününüz kutlu olsun' mesajları gelecek. Ve 'Tüm engelleme ve yasaklamalara rağmen iyi ki varsınız sizi kutluyoruz...' diye Karadeniz'den olmaz da telefonda hazır kalıp jpg ya da video kliple gazlar verilecek.
Ama bu mesajları yazanlar başta olmak üzere başı sıkışınca "yaz gazeteci yaz bizim köyün olmayan yolunu da yaz" diyenler, gazetecinin yazdığı gazeteyi de almaz, 84 milyonluk ülkede bir milyonu magazin, spor, bulmaca 2 milyondan az gazete satıldığından bihaberdir..
Gelelim biz gazetecilerin hak etmediği güne..
Yukarıda saydığımız ajanslar başta olmak üzere, gelen haberleri oturduğu yerden al/yapıştırla gazetesine, internet sitesine hatta sanal sayfamızda paylaşarak gazetecilik yaparız.
Çünkü Kırşehir'de, Kars'ta, Konya'da, Ardahan'da, Ankara'da hatta basının merkezi diye bilinen İstanbul'da birileri 'gazeteciyim' der, ama Karaman'da, İzmir'de, Afyon'da, Diyarbakır'da hiç haber yokmuşçasına Asya'da adını sanını bilmediğimiz bir ülkeyle ilgili tarım haberini haber diye sunarız, bir mankenin yarı çıplak fotoğrafını paylaştığı mesajı derbi maçının önüne alır, adeta paparazzilik yapar, bu çok önemli (!) mesajı siyasetin hatta takımım Fenerbahçe'nin Aslan'a 3-0 yenildiği derbi maçının önüne alır çok önemliymiş gibi manşet yaparak gazetecilik hünerimizi ortaya koyarız...
Kısacası 657 ye tabii devlet memurları gibi resmi bilgiler dışında habercilik yapmayan kendileriyle birlikte aynı gün yani biz gazetecilerin de günü olan 10 Ocak'ta günlerini kutlayan iktidar temsilcisi siyasileri, kamu idarecilerini üzmeyen habercilik şeklinde gazetecilik yaparız.
Şimdi soruyorum ben Ardahan Habercisi iddiasıyla Ugan'da da yaşanan açlık haberini vererek mi gazetecilik yapacağım yoksa 'kar yağdı, hava dondu, karganın kırılan kanadını cendermeler iyileştirdi.' şeklinde haberler dışında haber göremediğimiz ve adını telaffuz edemediğimiz Associated Press Ajans haberleriyle geçiştirilen memleketim Ardahan'dan haber yaparken bu kentim gibi onca şehrin yoksulluk nedeniyle doymak için her yıl bin kişinin göç ettiğini yazmayarak mı gazetecilik yapacağım.


Yani Kocaeli haber sitelerine, bölge haberleri yaptıklarını iddia edip, iktidarın haberleri dışında haber vermeyen TRT gibi resmi ajanslardan gelen haberlerle habercilik yapmayan biz gazetecilerin günümü 10 Ocak?!..
Yoksa Ümit Kaftancıoğlu gibi başkentin ortasında vurularak öldürülen, Ülkücü Sinan Ateş misali haber için gittiği alandaki parkta ölü bulunan Metin Göktepe'nin neden, kim tarafından niye, niçin, nasıl, neden öldürüldüğünü soruşturmadığı gibi mi gazetecilik yapılacak ki günümüzü, İdareciler Günüde olan Gazeteciler Günü olarak ilan edilen 10 Ocak'ı hak edelim..
Bilmem ama kendi haberini bile yapmayan gazetecilerin gazeteci olarak kutlandığı her 10 Ocak'ta hatırlanıp, kuru bir mesajla kutlanan biz gazeteciler günü 10 Ocak..
Ha kuru dedikte cuma mesajları misali erken gelen bir mesaj beni ağlanası halimize güldürüp, gözlerimin yaşarmasına sebep oldu.
İşte stres içinde yazımı tamamlarken beni güldüren, halimizi anlatırken gerilen beni kendince iyi tanıyan, sorgulayan biraz değil, bugünlerde bir hayli adı konuşulup, tartışılan gazı tam veren günün ilk mesajı aynen şöyle;
'Benim mesleğine aşık, civa gibi hareketli, işini gerektiği gibi yapan sağcı, solcu ayırımı yapmadan gerektiği yerde gerektiği şekilde yazan, özünde çok iyi ve çok temiz kalpli olan ama bir o kadar da sinir küpü olan, doğrucu başı olduğu için gözünü budaktan esirgemeyip direk o kişinin yüzüne söyleyen ve bu nedenle bazı kişiler tarafından sevilmeyen değerli arkadaşımın, dostumun 10 Ocak Gazeteciler Günü Kutlu Olsun.' şeklindeydi
Bu içten ve samimi mesajıyla kendince beni derleyip, bana not veren ve sanki biz gazetecilerin haline üzüldüğümü hissedip, adeta kendince beni teselli edip, gülümseten bu içten ve samimi mesajı yazan ve günlük gazete aldığını bildiğim dostuma, arkadaşıma, sevdiğime teşekkür ederken ayıp olmazsa 10 Ocak'lar da gelen, gelecek olan mesajları atanlara da bir soru soracağım.


Evet, kuru bir mesaj ile gazetecilerin gününü kutlayan siz bugün bir gazete bayisine gidip, günlük bir gazete aldınız mı, Trump'un karşısında bacak bacak üstüne atan gazeteci gibi gazeteci bildiklerinizin daha güçlü, daha özgür olması için reklam vermeyi düşündünüz mü?
Cevap, 'evet' ise 85 milyonluk ülkede demokrasinin 4. kuvveti denen basının 2 milyon gazetesinin ancak satıldığı ve sizin, ülkemin, dünyanın sesi, soluğu, kulağı olan gazetecilerden biri olarak başta günün en güzel mesajını atana ve hepinize teşekkürler..

arşiv haber/yorumlar 11.01.2018 tarihli haber/yorum/reklamlar

Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Yazarlarimizi okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Yazarlarimizi okuyor musunuz?
YAZIYORSAM SEBEBİ VAR İçine kapanmak…

Fakir Yilmaz

12 Eylül cuntasinin darbesiyle yerle bir olan ve yillarca İMF denen faizciye çalisan Türkiye’nin ekonumisinin rahmetli Özal’ la birlikte dis dünyaya açildigi yillarin devamini getirmek isteyen ve bunu büyük ölçüde basarip, hem iktidarinin oyunu, hem de ülkenin bütçesini arttiran Baskan Recep Tayyip Erdogan’ a inat birileri de tam tersi içine kapanik, pisirik bir yönetim anlayisiyla kendilerini oldugu gibi basinda bulunduklari kurumlari da disa kapatmak istediklerini görmekteyiz. Hem de iki ülke, 3 gümrük kapisi olup, adeta dünyaya kendisini kapatmis olan Ardahan gibi.. Bu kentin bir taraftan Gürcistan üzerinden dünyaya, Sahara üstünden Karadeniz’e, dernekler, federasyonlar ve basin üzerinden İstanbul basta olmak üzere ülkenin her tarafina açilmasi gerektigi yönünde tezleri çürütüp, “dedigim dedik, çaldigim düdük” anlayisi bu sehrin önüne takoz koyup “benim olsun, küçük olsun” anlayisi ile büyümedigini tam aksine her geçen gün biraz daha küçüldügünü ortaya koymaktadir.. Dünya ülkelerinin yani sira diger 80 vilayetin disardan gelecek olan yatirmalari yapan isadamlari oldugunu kavrayip, o isadamlarinin nerede olursa olsun arayip buldugu ve bas taci ettigi bir süreçte yine disaridan gelen isadamlarinin olusturdugu is istihdami üzerinden “en çok is istihdami saglayan kent” diyerek övünenlerin bu isadamlari gibi yeni isadamlarina ulasilmasi gerektigi yönündeki öneri ve teklifleri de ret etmesi ilginç bir o kadar da düsündürücüdür. Halbuki bu kentli olup, bu kenti göremeyen ama ülkesinin en büyük sehri İstanbul basta olmak üzere diger bati kentlerinde is istihdami saglayan Ardahan’ li yada onlarin çevresini degerlendirmek gerekmez mi? Onlari alip getirip onure ederek kenti tanitmak, sehri gezdirmek burada yatirim yapmasalar da birlikte is yapabilecekleri ortaklasa sirketler olusturabilecekleri ve hiçbir sey olmasa dogduklarindan beri görmedikleri bu kenti koklayip, ata dede yurdunu hissedeceklerini düsünsek bile bu kent için kar degil mi? Yani bu kis günü kendi etrafimizda dolasip, durmaktansa ve içine kapanmaktansa disarida bulunan federasyon, dernek yada disaridaki isadamlarina ulasabilecek kaynaklari zorlayip, bu kente gönül köprüsü yaparak Ardahan’ a ulastirmak, İs İstihdami saglamak için yeni yollara basvurmak gerekmez mi? -Hayir, biz halimizden memnunuz diyecek olursaniz vallahi diyecegimiz olmaz.. Çünkü bir kentin nasil idare edilecegini, o kentin yöneticileri kara verir diye bir ilke, bir anlayis ve bir yönetim oldukça o kente katki sunmak isteyenler ancak bu tür önerilerde bulunmaktan öteye gidemez. Ama o kentin idarecileri oldugu gibi o kenti yönetiyorum diyenlerde bir yere gidemez. **Serhat’a sahip çikmaliyiz… Bir kentin gelisiminde büyük rolleri olan olmazsa olmazlar arasinda ilk sirada olanlari siralayacak olursak eger o kentin belediyeleri, STK’ lari, basini ve sportif kurumlardir. Barosu olmayan bir kentin ‘ilk gelir kaynagimiz hayvanciliktir’ deyip istenilen sekilde islemeyen, isletilemeyen ziraat odalari oldukça, siftah yapmadan isyeri kapatan esnafi temsilen kurulan kurumlar olan ama istenen performansi ortaya koyamadiklariyla elestirilen Ardahan Ticaret, Sanayi, Esnaf oda ve baskanliklari gibi oldukça bu sehrin yani Serhat Şehir denen bu kentin gelisimi ne kadar beklenir? Bunlarin yani sira belediyeciligin çöp toplamaktan öte baska ise yaramadigini sanan bir anlayisin hükmettigi bu kentin ve ilçelerinin göç ve diger sorunlarini nasil olup çözüm bulacagi da sorgulanan sorunlarin basinda gelmektedir. Kaldi ki çöpü bile dogru düzgün toplamayan bir anlayisin Serhat denen bu sinir kentin sporuna kendi cep harçliklariyla katki sunan gençlere, gelecege sahip çikabilecegini de düsünmek gerekmez mi?. Evet, serhat denen bu sehrin adini tasiyan Serhat Spor’ unda durumu yukari da anlattigimiz gibidir. Barosunu kurumayan avukatlarin, bagli bulunduklari kurumlarin temsilciklerini bir iki kisinin sirtinda götürmeye çalisan aydinlarin serhat denen bu kentin serhat sporuna sahip çikmasi ne kadar beklenir ki? Ve en önemlisi serhat ismini tasiyip, Serhat’ la birlikte hareket etmeyen bir kulüp anlayisini bu kente oldugu gibi kendisine nasil bir hayri olur? Bilemiyorum ama yine de umudumu kaybetmek istemiyorum. Çünkü valisiyle, belediye baskanlariyla, ticaret odasiyla, esnaf teskilatiyla, basiniyla ve bu serhat kentinin ileri gelenleriyle herkesin Serhat’a yani Serhat Ardahan Spor’a son bir kez de olsa sahip çikmali diyorum.. Çünkü bu serhat kentin 3. Lig de temsili için üçüncü sansi olan bu sansi kaçirmak demek dördüncü sansinin bir daha gelmeyeceginin isaretidir. Evet, ‘bu serhat benimdir diyenlerin Persembe günü yapilacak olan Serhat Ardahan Spor’a sahip çikma toplantisi ve yemegine katilmasi, katki sunmasi adi Serhat olan Ardahan sehrine, Serhat Ardahan Spor’a, gelecegimiz olan gençlere sahip çikmak demek oldugunu bilmeliyiz ve kit kanatta olsa ‘buda bende’ demeliyiz. Demeliyiz ki; Mevcut Serhat Ardahan Spor kadrosunun toplumla, tabanla birlesip bu kenti bir TIK üste tasimasini saglamaliyiz.




Kaynak: Ardaha Haberleri

Editör: e-gazete ardahan

Bu haber 298 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI